Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2025/9619 E. 2025/13336 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2025/9619
- Karar No
- 2025/13336
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2025/9619 Karar No : 2025/13336
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Valiliği / ... VEKİLİ : Av. ... 2- ... Başkanlığı / ... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının paylı maliki olduğu, Kırıkkale İli, Bahşılı İlçesi, ... ada, ... sayılı parsel üzerinde yer alan taşınmazın, 670 sayılı KHK ile kapatılan Kale Feza Eğitim Hizmetleri A.Ş.'den muvazaalı olarak alındığından bahisle devrine ilişkin işlemin ve taşınmazın daha sonra Toplu Konut İdaresi Başkanlığına devrine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline, ayrıca taşınmaz üzerinde bulunan ev, çevre teli ve ağaçların yıkılması ve sökülmesinden kaynaklı zarara karşılık şimdilik 5.000,00-TL maddi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacı tarafından Anayasa Mahkemesinin 13/10/2022 tarih ve E:2018/78, K:2022/114 sayılı kararı ile 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin ilgili hükümlerinin iptaline karar verildiğinden bahisle yapılan başvurunun reddi üzerine taşınmazın Milli Emlak Müdürlüğüne devrine ilişkin işlemin iptali istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmakta ise de; davacının, dava konusu işlemden en geç 20/02/2017 tarihi itibarıyla haberdar olduğu, Anayasa Mahkemesi kararının ilgili taşınmazın Milli Emlak Müdürlüğüne devrine dayanak teşkil eden Kanun Hükmünde Kararname'nin 12. maddesinin iptaline ilişkin olmadığı, bir başka deyişle dava tarihi olan 29/05/2023 tarihi itibarıyla ilgili hükümlerin yürürlükte olduğu, dolayısıyla işbu yeni davanın açıldığı tarih itibarıyla ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının üzerine yeniden dava açılmasına imkan tanıyabilecek nitelikte yeni bir hukuki gelişmenin de bulunmadığı görüldüğünden işbu davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğinden esasının incelenmesine olanak bulunmadığı; iddia edilen zararın dayanağı olan idari işlemin iptali isteminin süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı dikkate alındığında, bu işlemden doğduğu ileri sürülen zararın tazmini istemi açısından da süre aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği; uyuşmazlıkta, subjektif ve bireysel nitelikte bir işlem olan taşınmazın devrine ilişkin işleme karşı ancak mülkiyet hakkı olanların dava açabileceği, davacının mülkiyet hakkının ise taşınmazın Milli Emlak Müdürlüğüne devrine ilişkin işlemle sona erdiği, başka bir ifadeyle artık bu taşınmazla ilgili kişisel ve güncel menfaat bağının sona erdiği anlaşılmakla, taşınmazın Toplu Konut İdaresine devri işlemi açısından davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın; uyuşmazlığa konu taşınmazın satışının muvazaalı olduğu kabul edilerek Kırıkkale Valiliği Defterdarlık Milli Emlak Müdürlüğüne devrine ilişkin işlemin iptali ile bu işlemden kaynaklanan zarara karşılık 5.000,00-TL maddi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemleri yönünden süre aşımı yönünden reddine; taşınmazın Milli Emlak Müdürlüğünce Toplu Konut İdaresi Başkanlığına devrine ilişkin işlemin iptali istemi yönünden ise ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve dilekçede ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Taşınmazın 2008 yılında fiilen satın alındığı ancak tapu devir işlemlerinin zamanında yapılmadığı, 2015 yılı itibarıyla yapılan tapu devir işleminin muvazaalı kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğu, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliğinden hakkında yürütülen soruşturmada takipsizlik kararı verildiği, satışın muvazaalı kabulü ile hazineye devrine ilişkin işleme karşı açtığı davada 675 sayılı KHK'nin 12/3 maddesi uyarınca karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, taşınmazın daha sonradan TOKİ'ye devredildiğinin öğrenildiği, bu işleme karşı da güncel menfaatinin bulunduğu, Anayasa Mahkemesinin 2018/10997 başvuru numaralı ve 29/11/2023 tarihli kararının yeniden açtığı davada emsal nitelikte olduğu, İdare Mahkemesince verilen kararla mülkiyet hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KIRIKKALE VALİLİĞİNİN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
... İDARESİ BAŞKANLIĞININ SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Kırıkkale İli, Bahşılı İlçesi, 1392 ada, 2 sayılı parselde bulunan taşınmaz, davacı tarafından, dava dışı üçüncü şahıslarla birlikte Kale Feza Eğitim A.Ş.'den paylı mülkiyet yoluyla satın alınmış, sonrasında adı geçen şirket 670 sayılı KHK ile kapatılmıştır. Bunun üzerine, 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) "Muvazaalı devir işlemleri" başlığını taşıyan 12. maddesi uyarınca söz konusu satışın muvazaalı olduğundan bahisle taşınmaz Hazine adına tescil edilmiştir. Davacı ve diğer malikler tarafından, taşınmazın 675 sayılı KHK'nın 12. maddesi uyarınca Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesine dair işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle 20/02/2017 tarihinde açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla 675 sayılı KHK'nin 12/3 maddesi uyarınca davanın esası ve yargılama giderleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Anılan karar istinaf kanun yolu incelemesi neticesinde 05/06/2020 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı tarafından, Anayasa Mahkemesinin 13/10/2022 tarih ve E:2018/78, K:2022/114 sayılı kararı ile 675 sayılı KHK'nin ilgili hükümlerinin iptal edildiği, kararın 02/03/2023 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlandığı belirtilerek taşınmazın iadesi için Kırıkkale Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğüne başvuru üzerine tesis edilen ... tarih ve ... sayılı işlemle, taşınmazın Toplu Konut İdaresi Başkanlığına devredildiği belirtilerek, taleple ilgili yapılacak işlem bulunmadığı belirtilmiştir. Sonuçta, taşınmazın satışının muvazaalı olduğundan bahisle Hazineye devrine ilişkin işlemin ve taşınmazın daha sonra Toplu Konut İdaresi Başkanlığına devrine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali, ayrıca taşınmaz üzerinde bulunan ev, çevre teli ve ağaçların yıkılması ve sökülmesinden kaynaklı zarara karşılık şimdilik 5.000,00-TL maddi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle 29/05/2023 tarihinde bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde idare mahkemelerinde altmış gün olduğu, bu sürelerin, idari uyuşmazlıklarda, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağını düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 10. maddesinde; ilgililerin haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri, otuz gün içinde cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay'a, İdare ve Vergi Mahkemeleri'ne dava açabilecekleri, otuz günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgilinin bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebileceği, bu takdirde dava açma süresinin işlemeyeceği, ancak, bekleme süresinin başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemeyeceği kuralına yer verilmiştir. 7082 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaşan 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin "Muvazaalı devir işlemleri" başlığını taşıyan 12. maddesinin 1. fıkrasında, "1) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonlarının faaliyetlerinin sürdürüldüğü dönemde üzerlerinde bulundukları, mülkiyeti kapatılanların sahibi gerçek veya tüzel kişilere ait taşınmazlardan 1/1/2014 tarihi ila bahse konu yerlerin kapatılma tarihleri arasında üçüncü kişilere devri yapılmış olan ve üzerinde kapatılanlar tarafından aynı faaliyete kapatılma tarihi itibarıyla devam edilen taşınmazların devir işlemleri muvazaalı kabul edilir ve tapuda ilgisine göre Hazine veya Vakıflar Genel Müdürlüğü adına her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak resen tescil edilir." kuralı; anılan KHK'nın 12. maddesine 7088 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 2. fıkrasıyla eklenen 2. ve 3. fıkralarında ise, "2) Birinci fıkrada belirtilen taşınmazların devredildiği üçüncü kişilerin terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya irtibatı olması halinde, taşınmaz üzerinde aynı faaliyete devam edildiğine bakılmaksızın devir işlemleri muvazaalı kabul edilir ve tapuda ilgisine göre Hazine veya Vakıflar Genel Müdürlüğü adına her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak resen tescil edilir. (3) Bu madde kapsamında görülmekte olan davalarda konusuz kalma nedeniyle davanın esası ve yargılama giderleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir.” kuralı yer almakta idi. 7082 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 1. fıkrasının ve 7088 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 2. fıkrasıyla 675 sayılı KHK'nın (7082 sayılı Kanun ile kanunlaştı) 12. maddesine eklenen 2. ve 3. fıkralarının iptali istemiyle yapılan başvuru sonucunda, Anayasa Mahkemesinin, 22/11/2023 tarih ve 32377 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 31/05/2023 tarih ve E:2018/77, K:2023/105 sayılı kararıyla; dava konusu kurallar ile 7086 sayılı Kanun'un 4. maddesinin benzer nitelikte olduğu, Mahkemelerinin 24/06/2021 tarih ve E:2018/81, K:2021/45 sayılı kararıyla söz konusu maddenin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline hükmedildiği, anılan kararın gerekçesinde; kural kapsamındaki devir ve temliklerin (sözleşmeler) aksinin iddia ve ispat edilmesi mümkün olmayan kanuni bir karine oluşturulmak suretiyle geçersiz hale getirildiğinin, başka bir ifadeyle kayyım atanan şirketlerde ortaklık pay ve hakkını devralan iyi niyetli üçüncü kişilerin kuralla getirilen kanuni karinenin aksini, yani işlemin muvazaalı olmadığını iddia ve ispat etme imkânlarının bulunmadığının, bu yönüyle kuralın ihdas amacına uygun kullanılmasını sağlayacak ve bu konudaki keyfilikleri önleyecek yasal güvencelerin temin edilmediğinin, hukuki ilişkinin kurulduğu tarih itibarıyla yürürlükte olan kanun hükümlerine uygun olarak kazanılan şirket ortaklık pay ve hakkının aksinin iddia ve ispat edilmesi mümkün olmayan kanuni bir karineyle muvazaalı olduğu kabul edilerek ortadan kaldırılmasını öngören kuralın kişilere aşırı bir külfet yükleyerek mülkiyet hakkına ve sözleşme özgürlüğüne orantısız ve dolayısıyla ölçüsüz bir sınırlama getirdiğinin belirtildiği, dava konusu kurallar açısından söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığından 7086 sayılı Kanun'un 4. maddesinin Anayasa'ya uygunluk denetiminde belirtilen gerekçelerin bu kurallar yönünden de geçerli olduğu, bu nedenle anılan kuralların Anayasa’nın 13., 35. ve 48. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu işlemin dayanağını oluşturan (7082 sayılı Kanunla kanunlaşan) ve metnine yukarıda yer verilen 675 sayılı KHK kuralı, yine yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edildiğinden, Anayasa Mahkemesi kararının geriye yürümesi ve söz konusu karardan önce, yürürlükte olan Anayasa'ya aykırı kurala göre tesis edilen işlemlere karşı açılan ve halen görülmekte olan davaların Anayasa Mahkemesi kararından ne şekilde etkileneceği hususunun öncelikle açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Anayasa'nın, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez"; beşinci fıkrasında, "İptal kararları geriye yürümez"; altıncı fıkrasında ise, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." kuralları yer almaktadır. Anayasa Mahkemesince bir kanunun tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez. Aksine durum ise, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğu yönündeki hükme aykırılık oluşturur. Yukarıda açık metinlerine yer verilen ve Anayasa'da düzenlenmiş olan kurallar ile Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtilen hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin de, kendi hak ve menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olmasının hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerektiği açıktır. Uyuşmazlığa konu taşınmazın satışının muvazaalı kabul edilerek hazineye devrine ilişkin işleme karşı açılan ilk davada, Mahkemece 7082 sayılı Kanun'la yasalaşan 675 sayılı KHK'nin 12. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca işin esasına girmeden "karar verilmesine yer olmadığı"na karar verildiği, söz konusu yasa hükmünün Anayasa Mahkemesinin yukarıda aktarılan kararıyla iptal edildiği ve buna ilişkin kararın 22/11/2023 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, görülmekte olan davanın ise 29/05/2023 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm ile Danıştayın yerleşik içtihatlarıyla istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı hususu göz önünde bulundurulduğunda, davacının muvazaalı satış gerekçesiyle taşınmazının Hazineye devrine karşı açtığı işbu davanın esasının görülmesine engel niteliğinde olan kural, bakılmakta olan uyuşmazlık derdest iken iptal edildiğinden, Anayasa Mahkemesinin anılan kararının gerekçesi doğrultusunda değerlendirme yapılması gerektiği kanaatine varılmaktadır. Bu itibarla, Anayasa Mahkemesi kararı üzerine, uyuşmazlığa konu taşınmazın devir işlemi ilk defa idari yargı yerince hukuki denetime elverişli hale geldiğinden, davanın, temyize konu taşınmazın devri işlemi kısmı yönünden süresinde açılmadığı yolundaki kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Öte yandan, Mahkemece davanın, taşınmazın Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'na devrine ilişkin kısmı için ehliyet ret kararı verilmiş ise de, uyuşmazlıkta davacının güncel ve meşru bir menfaatinin bulunduğu görülmekle temyize konu kararda ehliyet yönünden de hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın kısmen süre aşımı nedeniyle reddine, kısmen ehliyet yönünden reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 03/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.