Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2023/6751 E. 2025/12385 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2023/6751
- Karar No
- 2025/12385
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/6751 Karar No : 2025/12385
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi...İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığının... tarih ve... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçu sebebiyle başlatılan ceza soruşturması neticesinde Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, "FETÖ/PDY'ye üye olmak suçundan dolayı haklarında soruşturma yürütülen şüphelilerle herhangi bir telefon irtibatının bulunmadığı, sosyal paylaşım sitelerinde FETÖ/PDY ile ilgili herhangi bir paylaşımda bulunmadığı, örgütün düzenlemiş olduğu sohbet toplantılarına katıldığına dair herhangi bir ihbar ya da beyanın bulunmadığı dolayısıyla şüphelinin FETÖ/PDY'ye üye olduğuna dair hakkında kamu davasının açılmasını haklı kılacak yeterlikte ve nitelikte delil ve emare elde edilemediğinden şüpheli hakkında kamu adına" gerekçesiyle... tarih ve ... sayılı kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, davacının suçu ve suçluyu övme suçundan yargılandığı ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile; "sanığın darbe teşebbüsünün ertesi günü sohbet esnasında "darbe olmadığına sevindim fakat bordo berelilerin 15 dakika geç kalmasına üzüldüm" şeklinde sözler söylediğini, yine sanığın darbe teşebbüsünden 10-12 gün sonra Emniyet Müdürlüğü bahçesinde bulunan çay ocağı önünde "Bordo bereliler 5 dakika önce inselerdi iyi olurdu ...ı Öldürürlerdi, keşke indirselerdi iyi olurdu” şeklinde sözler söylediğinin anlaşıldığı, tanıklar ...ve ... aşamalarda değişmeyen beyanda bulundukları, tanıklar ile sanık arasında herhangi bir husumetin varlığını gerektiren somut bir olgu da bulunmadığı, bu durumda tanıkların sanığa iftira etmesini gerektiren objektif bir sebebin de ortada olmadığı, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü tarafından 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsünde Muğla ili Marmaris İlçesinde Cumhurbaşkan'ın kalmış olduğu otele darbeciler tarafından yapılan saldırı neticesinde Cumhurbaşkanına Suikast, Anayasayı İhlal, Yasama Organına Karşı Suç, Hükûmete Karşı Suç, Silâhlı Terör Örgütü Yöneticisi Olma vb. Suçlardan ... Ağır Ceza Mahkemesi ... Esasında yargılama yapıldığı, ... Ağır Ceza Mahkemesi ...Esas ve... Karar sayılı ilamı ile dosyada karar verildiği, istinafı üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ...Ceza Dairesi'nin ... Esas ve... Karar sayılı ilamı karar verildiği, temyizi üzerine Yargıtay ...Ceza Dairesi'nin ... Esas ve... Karar sayılı ilamı ile yargılamasının yapıldığı anlaşıldığı, bu açıklamalar ışığında; sanığın söylemiş olduğu sözlerin ise işlenmiş olan bir suçu veya işlemiş olduğu suçtan dolayı bir kişiyi alenen övme niteliğinde olduğu, sözlerin söylenme zamanının darbe teşebbüsü sonrası olması değerlendirildiğinde kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkmış olduğu, dosya içerisinde bulunan tanıkların beyanı gözetildiğinde sanığın suçu inkara yöneldiği ancak bu hususun soyut bir inkardan öteye geçemeyen ve sorumluluktan kurtulmaya yönelik matuf bir savunma olduğu kanaatine varılmakla sanığın savunmalarına mahkememizce itibar edilmediği, sanığın suçu ve suçluyu övme suçunu işlediği sonuç ve kanaatine varılarak, olay tarihi itibariyle darbe teşebbüsünün meydana geldiği ve sanığın Cumhurbaşkanına Suikast, Anayasayı İhlal, Yasama Organına Karşı Suç, Hükûmete Karşı Suç, Silâhlı Terör Örgütü Yöneticisi Olma suçunu işleyen darbecileri övmesi de gözetilerek ve ayrıca atılı suçtan özellikle suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, meydana gelen zararın ve sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı da nazara alınarak 5237 Sayılı TCK 215/1. maddesinden yasada suç için öngörülen cezanın alt sınırından uzaklaşılarak temel cezanın belirlenmesi ile mahkumiyetine dair hüküm tesis edilmiştir." gerekçesiyle eylemine uyan 5237 sayılı TCK 215/1.maddesi gereğince 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından savunma eki olarak dosyaya ibraz edilen veri inceleme raporunun tetkiki sonucunda ise, davacının örgüt tarafından herhangi bir şekilde kodlanmadığı, bunun dışında hakkında bir tespit bulunmayan davacının durumunun üyelik, irtibat ya da iltisak tanımları kapsamında değerlendirilemeyeceği, dava konusu işlem tesis edilirken değerlendirmeye esas alınan bilgiler arasında davacının terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara mensubiyeti irtibat veya iltisakına dair başkaca bilgi ya da belge bulunmadığı, bu durumda kamu görevlisi olan davacının terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatına dair somut bilgi ya da belge elde edilmesi halinde her zaman işlem tesis edilebilecek ise de halihazırda silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş olması, terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatına dair somut bilgi ya da belge bulunmadığı anlaşılan davacının 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35/B maddesi kapsamında kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığının... tarih ve ... sayılı işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; kamu görevlisi olan davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş, hakkında herhangi bir kodlama yapılmamış ve aleyhine tespit edilen bir tanık beyanı bulunmamış olsa da, Emniyet teşkilatı bünyesinde görev yapan davacının 15/07/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe girişiminden sonra darbeyi övdüğüne dair beyanları üzerine suçu ve suçluyu övmek fiilinden hakkında açılan kamu davasında...Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile üzerine atılı fiilin sübut bulduğu gerekçesiyle 1 yıl, 6 ay hapis cezası ile tecziyesine karar verildiği, söz konusu mahkumiyete sebep olan davacının sözlerinin, suçu ve suçluyu övme yanında, FETÖ/PDY terör örgütünün yapmış olduğu filleri benimseme, söz konusu örgütün faaliyetlerine düşünsel olarak katılma, örgütle aynı yöne bakma veya olayları aynı bakış açısıyla değerlendirme anlamına da geldiği, bu haliyle, Emniyet Teşkilatı gibi kritik bir kurumda görev yapan davacının söz konusu fiilleriyle FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı olduğu anlaşıldığından davacının 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35/B maddesi kapsamında kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminde hukuka aykırılık, aksi yöndeki Mahkeme kararında da hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, davalı idarenin istinaf başvurusu kabul edilerek İdare Mahkemesi kararı kaldırılmış ve dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Birlikte çalıştığı kişilerin husumeti ile şikayet edildiği, hakkında verilen mahkumiyet kararının kesinleşmediği, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakına dair hiçbir delil bulunmadığı, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza soruşturması neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, dava konusu işlemin iptali gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY: Davacı, teknisyen yardımcısı olarak görev yapmakta iken, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 121. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından, 23/07/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinde yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlardan; 4. maddesinde ise bunlar dışındaki tüm kamu personelinden (işçiler dâhil) “terör örgütlerine veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara” üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu kanun da 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) ;...9) 657 sayılı Kanuna ve diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personel, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili olunan bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılır. '' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(f) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu Geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır. 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinde yer alan, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına karar verilir'' hükmü gereğince davacı hakkında dava konusu işlem tesis edilmiştir. Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde davalı idarece yapılan değerlendirmenin de kuşkusuz keyfilikten uzak olması gerekir. Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün hatta olayın niteliğine göre gereklidir. Temyize konu Dava Dairesi kararında suçu ve suçluyu övme suçunu oluşturan, 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen darbe teşebbüsü sonrasında davacının "darbe olmadığına sevindim fakat bordo berelilerin 15 dakika geç kalmasına üzüldüm", "bordo bereliler 5 dakika önce inselerdi iyi olurdu Tayyip Erdoğan'ı öldürürlerdi, keşke indirselerdi iyi olurdu" şeklindeki ifadelerinin değerlendirildiği, bu ifadelerin FETÖ/PDY terör örgütünün eylemlerinin benimsenmesi, örgüt faaliyetlerine düşünsel olarak katılması, olaylara örgütle aynı yönde bakılması niteliğinde olduğu kabul edilerek davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğuna karar verildiği görülmüştür. Suçu ve suçluyu övme suçunun, Devlete karşı suçlardan olmadığı, bu suçun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kamu barışına karşı suçlar başlığı altında düzenlendiği ve terör suçları kapsamında olmadığı, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza soruşturması neticesinde davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davacının siyasi muhalif ifadelerinin ideolojik karşıtlık, şahsi kin ve düşmanlıkla ilgili olduğu, darbeyi onaylamadığını ancak siyasi muhalefete ilişkin düşüncesini suçu övecek surette beyan ettiği, bu ifadelerin terör örgütü amacı ile örtüştüğü kanaatine varılabilmesi için terör örgütü ile irtibat ve iltisaka ilişkin başka delillerle desteklenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Ancak, İdare Mahkemesi ve Dava Dairesince davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığına ilişkin araştırma yapılmadığı, sadece davacının suçu ve suçluyu övme suçundan ceza almasına neden olan ifadelerin değerlendirildiği görülmüştür. Bu nedenle, öncelikle; davacı hakkında terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatı olduğu yönünde değerlendirme yapılmasına dayanak teşkil eden tespitlerin değerlendirilmesi, gerek görülmesi halinde yeniden sorulması, öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için; Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığına; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait örgüt içi iletişim programı (ByLock) kullandığına ya da ankesörlü telefon görüşme kaydı bulunduğuna ilişkin tespit olup olmadığının sorulmasına, var ise tespitlere ilişkin belge ve raporların, (mahiyetleri ve kullanım bilgileri yer alacak şekilde) FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında var ise davacının adının geçtiği ifade tutanaklarının istenilmesine, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna; davacının, müflis Asya Katılım Bankası AŞ’de katılım ya da cari hesabının bulunup bulunmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, hesap no, hesap açılma tarihi, işlem tarihleri, işlemlerin mahiyeti, tutarı yer alacak şekilde) istenilmesine, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğüne; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait özel öğretim kurum ve kuruluşlarına ilişkin eğitim kaydı ile özel öğrenci yurtları vb. ilişkin kayıt bilgileri (istihbari olanlar dâhil) olup olmadığının sorularak, var ise tespitine ilişkin belge ve raporların istenilmesine, Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kuruluna (MASAK); davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkili gerçek (sivil imamlar vb) veya tüzel (Kimse Yok Mu Derneği vb) kişilere bağış ya da para transferinin olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, dernek/vakıf, miktar ve tarih yer alacak şekilde) istenilmesine, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğüne; davacının, FETÖ/PDY terör örgütüne muzahir olduğu gerekçesiyle kapatılan dernek ya da sendika/federasyon/konfederasyonlarda yönetim/denetim/genel kurul üyelik/aidat bilgisi olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) istenilmesine, Vakıflar Genel Müdürlüğüne; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan vakıflarda üyeliği ya da mütevelli heyeti üyeliği olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) istenilmesine, ... İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon Anonim Şirketine; davacının Digitürk aboneliğinin bulunup bulunmadığı, aboneliği bulunuyorsa bu aboneliği iptal ettirip ettirmediğinin, iptal ettirmiş ise hangi tarihte iptal ettirdiğinin sorularak, var ise müşteri hizmetleri ile yapılan görüşmenin çözümünün ve diğer bilgi ve belgelerin birer örneğinin istenilmesine" yönelik yapılacak ara kararı neticesinde davalı idare ile yukarıda anılan kurum ve kuruluşlarca gönderilecek bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilerek karşı beyanlarının da alınmasından sonra, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, belirtilen hususlarda araştırma yapılmaksızın, eksik incelemeyle, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine ilişkin temyize konu kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, kararın kaldırılması, davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 13/11/2025 tarihinde, oyçokluğuyla, kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY :
Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, idare mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine dair Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararının, dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca bozulmasını gerektirecek bir neden bulunmadığından, davacının temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği oyuyla, kararın eksik inceleme nedeniyle bozulmasına ilişkin çoğunluk kararına katılmıyoruz.