Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2023/22538 E. 2025/14787 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2023/22538
- Karar No
- 2025/14787
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/22538 Karar No : 2025/14787
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının görevden uzaklaştırıldığı 22/06/2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle ve enflasyon farkıyla birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının ... tarih ve ... sayılı işlem ile kamu görevinden çıkarılmasına karar verilmiş ise de, davacının savunmasının istenilmesine ilişkin yazının davacıya 08/08/2022 tarihinde tebliğ edildiği ve aynı gün davacı tarafından savunma dilekçesinin davalı idareye teslim edildiğinin görüldüğü, bu haliyle davacının savunması alınmaksızın dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşıldığı, ilgili mevzuat hükmü uyarınca savunma hakkı tanınması zorunlu olduğu halde bu hak tanınmaksızın tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının görevden uzaklaştırıldığı 22/06/2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; "dava konusu işlemin iptali ile iptal edilen bu işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların yasal faizi ile birlikte ödenmesine" ilişkin kısmında usul ve hukuka aykırılık bulunmamakta olup, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulünü gerektiren başka bir neden bulunmadığı, kararın, yoksun kalınan parasal haklara işletilecek yasal faizin başlangıç tarihine gelince: davacı hakkında tesis edilen kamu görevinden çıkarma işlemine karşı açılan iş bu davada, dava konusu işlemin iptal edildiği dikkate alındığında, davacının yoksun kaldığı parasal haklarına yürütülecek yasal faizin başlangıç tarihinin, dava açma tarihi olan 05/08/2022 tarihi olması gerektiği belirtilerek, "dava konusu işlemin iptali ile iptal edilen bu işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların yasal faizi ile birlikte ödenmesine" ilişkin kısmına yönelik davalı idare istinaf başvurusunun reddine; "yoksun kalınan parasal haklara işletilecek yasal faizin başlangıç tarihine" yönelik davalı idare istinaf başvurusunun kabulüne, kararın yoksun kalınan parasal haklara uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmının kaldırılmasına, yasal faizin başlangıç tarihinin davanın açıldığı tarih olan "05/08/2022 tarihi" olarak belirlenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 375 sayılı KHK’nın Geçici 35/B maddesi kapsamında işlem tesis edilebilmesi için kişinin terör örgütü ile olan bağının mutlaka terör örgütüne üyelik veya mensubiyet seviyesinde olması gerekmeyip, iltisak veya irtibatının bulunmasının yeterli sayıldığı, davacı hakkında dava dosyasına yansıyan hususlar dikkate alındığında, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat, iltisak ve mensubiyet düzeyinde ilişkisinin olduğu şeklindeki değerlendirmesinin makul ve hakkaniyete uygun düştüğü, Anayasa'yla kurulmuş hür demokratik düzeni ortadan kaldırmayı amaçlayan terör örgütüyle bağı bulunduğu konusunda verilere ulaşılan davacının, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı, tesis edilen işlemin tüm yönleriyle hukuka uygun olduğu iddia edilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyize konu kararın kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
TEMYİZE KONU KARARIN, DAVA KONUSU İŞLEMİN İPTALİNE HÜKMEDİLMESİNE İLİŞKİN KISMI YÖNÜNDEN DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN İNCELENMESİ:
Hukuki Değerlendirme: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın uyuşmazlığın esasına ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, davacının dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın dava konusu işlemin iptaline yönelik kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
TEMYİZE KONU KARARIN, KAMU GÖREVİNDEN ÇIKARMA İŞLEM NEDENİYLE DAVACININ YOKSUN KALDIĞI PARASAL HAKLARININ DAVA AÇMA TARİHİNDEN İTİBAREN HESAPLANACAK YASAL FAİZİYLE BİRLİKTE ÖDENMESİNE, ÖZLÜK HAKLARININ İADESİNE HÜKMEDİLMESİNE İLİŞKİN KISMI YÖNÜNDEN;
Hukuki Değerlendirme: Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacının savunması alınmaması nedeniyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmı ile ilgili olarak Dairemizce onama kararı verilmiş olmasının, davacının doğrudan kamu görevine başlatılması sonucunu doğurmayacağı, usulüne uygun olarak savunması alındıktan sonra davacı hakkında yeni bir işlem tesis edilebileceği göz önüne alındığında, bu aşamada davacının parasal hak kaybının tazminine hükmedilemeyeceğinden, Bölge İdare Mahkemesi kararının "yoksun kalınan parasal haklara işletilecek yasal faizin başlangıç tarihine" yönelik davalı idare istinaf başvurusunun kabulüne, kararın yoksun kalınan parasal haklara uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmının kaldırılmasına, yasal faizin başlangıç tarihinin davanın açıldığı tarih olan "05/08/2022 tarihi" olarak belirlenmesi"ne ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, dava konusu işlemin iptaline yönelik kısmının ONANMASINA kesin olarak, 2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, davacının yoksun kaldığı parasal haklarının davanın açıldığı tarihten itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine hükmedilmesine ilişkin kısmının BOZULMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına, 4. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 16/12/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY : Bölge İdare Mahkemesi kararının işlemin iptaline yönelik vermiş olduğu karar yönünden Dairemiz kararı onama yönünde olmakla, işlem tesis edilmeden önce savunma talep edilmemiş olması veya verilen savunma süresi beklenilmeksizin işlemin tesis edilmiş olması, işlemin özelliğine ve yargılama safhalarına bakılmaksızın direkt iptal sebebi olarak değerlendirilmiştir. Oysa 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde temyiz incelemesinde Danıştay tarafından verilecek karar çeşitleri sınırlı olarak sayma suretiyle belirlenmiş olup, maddenin 2. fıkrası c) bendinde “usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksiklerinin bulunması” halinde bozma kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Bu değerlendirme yapılmaksızın verilen onama kararı iş bu açık düzenlemeye aykırılık teşkil etmektedir. Şöyle ki; Haklar toplumsal barış ve düzeni sağlama amacıyla bireysel haklar ile kamusal haklar arasındaki dengenin gözetilmesi ile var olup yasalarca korunmaktadır. Bu bağlamda somut olay düzleminde Savunma hakkı kavramı idare hukuku açısından değerlendirildiğinde tek yanlı işlem tesis etme yetkisine sahip idarelerin davacıdan kaynaklanan bir sebep ile aleyhe bir işlem tesis etmeden önce bilgisine başvurma(savunma) veya iddialara karşı haklı sebeplerin varlığının ileri sürülerek bu beyanların değerlendirilmesi ile idarenin işlem tesisinden vazgeçmesi ihtimalinin idarece değerlendirilmesinin sağlanması amacını taşımaktadır. Savunma hakkı geniş anlamda değerlendirildiğinde, kamu görevlisi aleyhine idare tarafından işlem tesis edilmesi halinde bu eylem ve işlemlere karşı kendisini korumak için yasal yollara başvurması veya yasal imkânlardan faydalanması da bu hak kapsamındadır. Diğer bir anlatımla idareye itirazda bulunma, yargı yoluna başvurmak, yargılama safhasında usul hükümleri doğrultusunda cevap verme açıklamalar yapma, duruşma talebi vs. işlemlerle gerçekleştirilmek suretiyle kullanılabilmektedir. Zaman bakımından işlemden önce alınması gerekli olan savunmanın yargılama safhasında giderilmek suretiyle beklenen hukuki koruma ve faydanın gerçekleşmesi de mümkün olmakla, sonradan giderilebilecek eksiklik niteliğindedir. Bu bağlamda, davacının işlem tesisinden önce savunmasının alınması gerekli ise de alınmaması bizatihi işlemi sakatlayan bir unsur olarak değerlendirilemeyecektir. Zira idare dava dilekçesinin kendisine tebliği ile işlemi geri alma, iptal etme hak ve yetkisine sahip olmakla dar anlamda savunmayı değerlendirmiş olacaktır. Diğer durumlarda yargılamanın usul hükümleri doğrultusunda gelişen sürecinde işleme yönelik hertürlü savunma yani maddi olayın gerçekliğine veya hukuka uygunluğuna dair iddia ve deliller taraflarca sunulabileceği gibi idari yargılama usulü kanunun resen araştırma ilkesi olarak tanımlanan 20. madde düzenlemesinde; “Danıştay, bölge idare mahkemeleri ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her türlü incelemeyi kendiliğinden yapar. Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili yerlerden isteyebilir“ hükümleri doğrultusunda yargı yerlerince işlemin hukuka uygunluğu denetleneceğinden savunma ile sınırlı olmayan inceleme sonucu karar verilecektir. Diğer yandan, kamu hizmetlerinin devamlı ve sağlıklı bir şekilde yürütülmek zorunluluğu karşısında kamu menfaati ile kişi haklarının dengelenmesi adaletin gereği olmakla savunma hakkının bizatihi belli bir zaman diliminde kullandırılmamış olması sebebiyle işlemin iptal edilmesi durumunda kamu hizmet ve güvenliğinin tehlikeye düşürülmesi sonucunu doğuracak bir karar ortaya çıkacak olması kamu hak ve güvenliğinin korunmaması sonucunu doğuracaktır. Zira her hak gibi Savunma hakkı da , başkalarının haklarının ve güvenliğinin korunmasıyla dengelenmesi tarafsız yargılamanın bir gereğidir. Taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerin uygulanmasında da işlemlerin tesisi ve yargı safhaları bütün olarak değerlendirilmek suretiyle usule aykırılıkların yargılamanın ileri aşamalarında giderilip giderilmediğinin gözetilmesi gerektiği yönündedir. (AİHM, bir aşamadaki kusurun sonraki bir aşamada telafi edilebileceğini belirtmektedir ) Dava konusu olayda da savunma hakkı “adil yargılanma hakkı” ilkesi doğrultusunda yargı safhasında kullanılmaya açık olmakla ve bu ilke “makul sürede yargılamanın sona erdirilmesini” de kapsamakla işlemin iptali yargılamayı zaman ve ekonomik açıdan zarara uğratacağı gibi hukuki bir yarar sağlamayacağından kararın bu yönü ile de esastan inceleme yapılarak esasa etkili bir usuli eksiklik olup olmadığının değerlendirilmek üzere kararın onanmaya yönelik kısmı yönünden bozulması gerektiği görüşüyle, çoğunluk kararına katılmıyorum.