Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2023/20330 E. 2025/14800 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2023/20330
- Karar No
- 2025/14800
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/20330 Karar No : 2025/14800
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı / ANKARA 2- ... Genel Müdürlüğü / ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, polis memuru olarak görev yapmakta iken, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile adli soruşturma/kovuşturma dosyalarının birlikte incelenmesinden; davacı hakkında "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçuna ilişkin olarak başlatılan soruşturmada Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, davacı hakkında yapılan idari soruşturma ve ceza yargılamasında, davacının ByLock kaydının olmadığı, FETÖ/PDY iltisaklı eğitim kurumlarında kaydının bulunmadığı, Bank Asya'da hesabının bulunduğu, ancak bu hesap üzerinden 17/25 Aralık 2013 yılı sonrası herhangi şüpheli bir işlem gerçekleştirmediği, SGK kaydına bakıldığında kanun hükmünde kararname ile kapatılan kurumlarda çalışmasının bulunmadığının tespit edildiği, Mahkemelerinin 13/09/2021 tarihli ara kararı ile davalılardan, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin hukuken kabul edilebilir bilgi ve belgelerin istenildiği, davalılar tarafından, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin hukuken kabul edilebilir bilgi ve belge sunulmadığı, 06/09/2022 tarihli ara kararı ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonundan; "davacının müflis Asya Katılım Bankası Anonim Şirketinde katılım ya da cari hesabının bulunup bulunmadığının sorularak var ise ilgili belge ve raporların, (şahıs, hesap no, hesap açılma tarihi, işlem tarihleri, işlemlerin mahiyeti, tutarı yer alacak şekilde)" istenildiği, Müflis Asya Katılım Bankası Anonim Şirketi İflas Dairesinin 22/09/2022 tarihli yazısında, davacı adına açılmış bir hesabın bulunduğunun belirtildiği, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı "Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar"ında ise bu hesap üzerinden 17/25 Aralık 2013 yılı sonrası herhangi şüpheli bir işlem gerçekleştirmediğinin belirtildiği, Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulundan (MASAK); "davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkili gerçek (sivil imamlar vb) veya tüzel (Kimse Yok Mu Derneği vb) kişilere bağış ya da para transferinin olup olmadığının sorularak var ise ilgili belge ve raporların, (şahıs, dernek/vakıf, miktar ve tarih yer alacak şekilde)" istenildiği, Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Başkanlığının 10/11/2022 tarihli yazısında, "Yukarıda bahsedilen mevzuat hükmü gereğince ilgi talebinize ilişkin Başkanlığımızca bir rapor tanzim edilememekle birlikte talebinize konu şahıs hakkında terörizmin finansmanı suçu kapsamında Başkanlığımızca tanzim olunan bir rapor/bilgi notu bulunup bulunmadığına ilişkin Başkanlığımız veri tabanında yapılan tetkiklerde, işbu yazımız tarih itibarıyla düzenlenmiş bir rapora/bilgi notuna rastlanmamıştır. Her ne kadar ilgide kayıtlı ara kararınızla söz konusu şahsın FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkili gerçek kişilerle para transferi bulunup bulunmadığı hakkında Başkanlığımızdan bilgi talep edilse de Başkanlığımız tarafından bir kişinin FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkili/irtibatlı/iltisaklı olduğuna dayanak teşkil edebilecek mahkümiyet kayıtları gibi kesin delil, bilgi veya bulgulara erişim sağlanamadığından talebinizin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı gerçek kişilerle transferlerine ilişkin bölümüne cevap verilememektedir." açıklamasına yer verildiği, Vakıflar Genel Müdürlüğünden, "davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan vakıflarda üyeliği ya da mütevelli heyeti üyeliği olup olmadığı sorularak var ise ilgili belge ve raporların, (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde)" istenildiği, Vakıflar Genel Müdürlüğünün 09/09/2022 tarihli yazısında, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun ile 689 ve 695 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamelerin kabul edilmesine dair 7088 ve 7092 sayılı Kanunlar kapsamında kapatılan vakıfların kurucu ve yönetim kurulu üye bilgileri üzerinde yapılan sorgulamada davacının ismine rastlanmadığının belirtildiği, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığından, "davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait örgüt içi iletişim programı (ByLock) kullandığına ya da ankesörlü telefon görüşme kaydı bulunduğuna ilişkin tespit olup olmadığının sorulmasına, var ise tespitlere ilişkin belge ve raporların, (mahiyetleri ve kullanım bilgileri yer alacak şekilde) FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında var ise davacının adının geçtiği ifade tutanaklarının" istenildiği, Kocaeli Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünün 20/09/2022 tarihli yazısı ekinde gönderilen "Ankesör/Büfe Sorgu Raporu İnceleme ve Tespit Tutanağı"nda, davacı adına kayıtlı olup fiili kullanıcısı tespiti yapılamayan gsm numaralı hatların birbirleriyle ardışık aranma bilgisi bulunduğunun, ayrıca her iki hattın da 27/05/2016 tarihinde Ankara ilinde bulunan aynı ankesörden tekil aranma kaydının olduğunun belirtildiği, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı "Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar"ında ise Ankesör/Büfe sorgu raporu inceleme ve tespit tutanağına göre kendisi gibi Emniyet Personeli olan şahıs ya da şahıslarla ardışık aranmadığının belirtildiği, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünden, "davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan dernek ya da sendika, federasyon, konfederasyonlarda yönetim/denetim/genel kurul üyelik/aidat bilgisi olup olmadığı sorularak var ise ilgili belge ve raporlar, (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde)" istenilmiş olup söz konusu kurum tarafından herhangi bir cevap, bilgi ve belge gönderilmediği, ... İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon Anonim Şirketinden, "davacının Digitürk aboneliğinin bulunup bulunmadığı, aboneliği bulunuyorsa bu aboneliği iptal ettirip ettirmediği, iptal ettirmiş ise hangi tarihte iptal ettirdiği, var ise müşteri hizmetleri ile yapılan görüşmenin çözümü ve diğer bilgi ve belgelerin birer örneği" istenildiği, -... İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon Anonim Şirketinin 19/09/2022 tarihli yazısında, davacı adına herhangi bir abonelik kaydının bulunmadığının belirtildiği, davacı hakkında başlatılan soruşturma kapsamında davacıya 23/07/2022 tarihinde tebliğ edilen soruşturmaya davet yazısı ile tebligatın yapıldığı tarihten itibaren 7 (yedi) gün içinde verilmek üzere davacının savunmasının istenildiği, davacının 28/07/2022 tarihinde yazılı savunmasını sunduğu, fakat 27/07/2022 tarihinde dava konusu işlemin tesis edildiğinin görüldüğü, bu durumda, davacının savunması her ne kadar 23/07/2022 tarihli savunma isteme yazısı ile istenmiş ve davacı tarafından 28/07/2022 tarihinde savunma verilmiş ise de, davacıya savunma yapması için verilen 7 günlük süre dolmadan ve savunmasını sunması beklenmeden dava konusu işlemin tesis edildiği görülmekte olup Anayasa ile teminat altına alınan savunma hakkının kısıtlanması suretiyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline, tazmin talebinin kabulüne, davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idareler tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usule ve hukuka uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığı belirtilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idareler tarafından; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca bir kamu personelinin kamu görevinden çıkarılabilmesi için, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devlet'in milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatının olduğunun değerlendirilmesinin yeterli olduğu, davacının terör örgütüyle irtibatının bulunduğu sonucuna varılarak tesis edilen dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından; hakkında başlatılan idari soruşturma kapsamında 23/07/2022 tarihinde tebliğ edilen soruşturmaya davet yazısı ile tebligatın yapıldığı tarihten itibaren 7 günlük süre verilerek savunmasının istenildiği, 28/07/2022 tarihinde yazılı savunmasını sunduğu, ancak savunma süresi dolmadan 27/07/2022 tarihinde dava konusu işlemin tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğu, hakkında yürütülen ceza soruşturması sonucunda kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını gösteren somut herhangi bir delil ortaya konulmadığı, temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyize konu kararın kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeyerek gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
TEMYİZE KONU KARARIN, DAVA KONUSU İŞLEMİN İPTALİNE HÜKMEDİLMESİNE İLİŞKİN KISMI YÖNÜNDEN;
Hukuki Değerlendirme: Bölge İdare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, davalı idarelerin dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu yönden bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
TEMYİZE KONU KARARIN, TAZMİN TALEBİNİN KABULÜ İLE DAVACININ YOKSUN KALDIĞI PARASAL HAKLARININ YASAL FAİZİYLE BİRLİKTE ÖDENMESİNE VE ÖZLÜK HAKLARININ İADESİNE HÜKMEDİLMESİNE İLİŞKİN KISMI YÖNÜNDEN;
Hukuki Değerlendirme: Temyize konu Mahkeme kararının, davacının savunması alınmaması nedeniyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmı ile ilgili olarak Dairemizce onama kararı verilmiş olmasının, davacının doğrudan kamu görevine başlatılması sonucunu doğurmayacağı, usulüne uygun olarak savunması alındıktan sonra davacı hakkında yeni bir işlem tesis edilebileceği göz önüne alındığında, bu aşamada davacının parasal hak kaybının tazminine ve özlük haklarının iadesine hükmedilemeyeceğinden, Mahkeme kararının "Tazmin talebinin kabulü ile davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faizi ile birlikte davalılar tarafından davacıya ödenmesi"ne ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, dava konusu işlemin iptaline yönelik kısmının ONANMASINA kesin olarak, 2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, tazmin talebinin kabulüne, davacının yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, özlük haklarının iadesine ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine,16/12/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY : Dairemiz kararı iptal hükmü kısmı yönünden "onama" olmakla, işlem tesis edilmeden önce savunma süresi beklenmeksizin işlem tesis edilmiş olması işlemin özelliğine yargılama safhalarına bakılmaksızın direk iptal sebebi olarak değerlendirilmiştir. Haklar, toplumsal barış ve düzeni sağlama amacıyla bireysel haklar ile kamusal haklar arasındaki dengenin gözetilmesi ile var olup yasalarca korunmaktadır. Bu bağlamda somut olay düzleminde Savunma hakkı kavramı idare hukuku açısından değerlendirildiğinde, tek yanlı işlem tesis etme yetkisine sahip idarelerin davacıdan kaynaklanan bir sebep ile aleyhe bir işlem tesis etmeden önce bilgisine başvurma (savunma) veya iddialara karşı haklı sebeplerin varlığının ileri sürülerek bu beyanların değerlendirilmesi ile idarenin işlem tesisinden vazgeçmesi ihtimalinin idarece değerlendirilmesinin sağlanması amacını taşımaktadır. Savunma hakkı geniş anlamda değerlendirildiğinde, kamu görevlisi aleyhine idare tarafından işlem tesis edilmesi halinde bu eylem ve işlemlere karşı kendisini korumak için yasal yollara başvurması veya yasal imkânlardan faydalanması da bu hak kapsamındadır. Diğer bir anlatımla idareye itirazda bulunma, yargı yoluna başvurmak, yargılama safhasında usul hükümleri doğrultusunda cevap verme açıklamalar yapma, duruşma taleb vs işlemlerle gerçekleştirilmek suretiyle kullanılabilmektedir. Zaman bakımından işlemden önce alınması gerekli olan savunmanın yargılama safhasında giderilmek suretiyle beklenen hukuki koruma ve faydanın gerçekleşmesi de mümkün olmakla, sonradan giderilebilecek eksiklik niteliğindedir. Bu bağlamda, davacının işlem tesisinden önce savunmasının alınması gerekli ise de alınmaması bizatihi işlemi sakatlayan bir unsur olarak değerlendirilemeyecektir. Zira idare dava dilekçesinin kendisine tebliği ile işlemi geri alma, iptal etme hak ve yetkisine sahip olmakla dar anlamda savunmayı değerlendirmiş olacaktır. Diğer durumlarda yargılamanın usul hükümleri doğrultusunda gelişen sürecinde işleme yönelik her türlü savunma, yani maddi olayın gerçekliğine veya hukuka uygunluğuna dair iddia ve deliller taraflarca sunulabileceği gibi, İdari Yargılama Usulü Kanununun re'sen araştırma ilkesi olarak tanımlanan 20. maddesinde; “Danıştay, bölge idare mahkemeleri ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her türlü incelemeyi kendiliğinden yapar. Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili yerlerden isteyebilir.“ hükümleri doğrultusunda yargı yerlerince işlemin hukuka uygunluğu denetleneceğinden savunma ile sınırlı olmayan inceleme sonucu karar verilecektir. Diğer yandan, kamu hizmetlerinin devamlı ve sağlıklı bir şekilde yürütülmek zorunluluğu karşısında kamu menfaati ile kişi haklarının dengelenmesi adaletin gereği olmakla savunma hakkının bizatihi belli bir zaman diliminde kullandırılmamış olması sebebiyle işlemin iptal edilmesi durumunda kamu hizmet ve güvenliğinin tehlikeye düşürülmesi sonucunu doğuracak bir karar ortaya çıkacak olması kamu hak ve güvenliğinin korunmaması sonucunu doğuracaktır. Zira her hak gibi savunma hakkı da, başkalarının haklarının ve güvenliğinin korunmasıyla dengelenmesi tarafsız yargılamanın bir gereğidir. Taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerin uygulanmasında da işlemlerin tesisi ve yargı safhaları bütün olarak değerlendirilmek suretiyle usule aykırılıkların yargılamanın ileri aşamalarında giderilip giderilmediği gözetilmesi gerektiği yönündedir. (AİHM, bir aşamadaki kusurun sonraki bir aşamada telafi edilebileceğini belirtmektedir.) Kaldı ki, işlem bir disiplin işlemi olmadığı gibi, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında davacının ifadesine başvurulduğu; Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulunca yapılan araştırma raporunda (... sayılı) ifadesinin/savunmasının alındığı, Emniyet Genel Müdürlüğünün ... sayılı savunma konulu yazısının, benzer ve aynı mahiyette soruları içerdiği ve bu yazının da davacının da kabul ettiği üzere tebliğ edildiği, ilgilinin iddialardan haberdar olduğu anlaşılmakla, dava öncesi ve sonrası savunma açısından bir hak ihlalinin yani işlemi sakatlayacak bir unsurun olmadığı görülmektedir. İdari yargılama sürecinde savunma hakkı “adil yargılanma hakkı” ilkesi doğrultusunda yargı safhasında kullanılmaya ve giderilmeye açık olmakla ve bu ilke aynı zamanda “makul sürede yargılamanın sona erdirilmesi” ilkesini de kapsamakla işlemin iptali yargılamayı zaman ve ekonomik açıdan zarara uğratacağı gibi hukuki bir yarar sağlamayacağından bu hakkın yargılama safhasında giderilmesi hususu ile birlikte esas incelemesinin yapılması gerektiği oyu ile onamaya yönelik kısmına katılmıyorum.