Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2022/16664 E. 2025/15590 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2022/16664
- Karar No
- 2025/15590
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/16664 Karar No : 2025/15590
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı - ANKARA VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalındığı iddia olunan özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; ilgili kurumlarca gönderilen bilgi ve belgelere göre, davacının ardışık arama kaydının, ByLock hesabının, Banka Asya hesabının, kapatılan kurumlarda SGK kaydının, örgüte bağlı vakıf ve derneklerde üyelik kaydının bulunmadığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyeliği, iltisakı veya irtibatı olduğunu gösteren (askeri okul/mesleğe kabul yazılı sınavı, mülakat ve sağlık muayene süreci, meslek safahatı ve meslek safahatındaki terfi, ilerleme, sicil, yurtdışı görev, sağlık raporu, lisansüstü eğitim ve tayinleri ile yabancı dil sınav notları vb.) hususlara ilişkin davalı tarafından hukuken kabul edilebilir bilgi ve belgenin gönderilmediği; bu durumda, dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamaların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davalı tarafından davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin delilin sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlemin iptaline, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte davalı tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:.. sayılı kararıyla; kamuya açık büfe/sabit/ankesör toplamı ... hattın verileri analiz edilerek davacı adına kayıtlı ve davacının kullanımında olan telefon numarasının baz verisinin incelenmesinden; 2012 ve 2013 yılında Sakarya ilinden 2 adet irtibat "baz" ve 1 adet "karşı baz" görüşme kaydının (ankesör) olduğu, görüşme kayıtlarının 31 sn ve 83 sn ve 1 grup ardışık "baz" olduğu; Deniz Kuvvetleri Komutanlığında görev yapan davacının erkek kardeşi Mot. Asb. Üçvş M.E.'nin FETÖ/PDY kapsamında 701 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı, kardeşinin 2013 yılının ağustos ve eylül aylarında Asya Katılım Bankasında açılmış 6 adet hesabının bulunduğu ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat/iltisakını kabul ederek etkin pişmanlıktan faydalandığı, bunun yanında kamu görevinden çıkarılmasına yönelik OHAL Komisyonuna yapmış olduğu başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istemiyle ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyası ile ikame edilen davada yapılan yargılama neticesinde ... tarih ve K:... sayılı karar ile davanın reddine karar verildiği ve kararın istinaf edilmeden kesinleştiği; 2012-2014 yıllarında davacının Gölcük'te KGÇ Dz.K.K.lığı bünyesinde astsubay olarak görev yapan ve haklarında FETÖ/PDY'den işlem yapılan iki personelle ev arkadaşlığı yaptığının somut olarak tespit edildiği; bu durumda, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35/B maddesi uyarınca bir kamu personelinin kamu görevinden çıkarılabilmesi için, terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilmesinin yeterli olduğu; davacı hakkında başlatılan idari inceleme/araştırma kapsamında düzenlenen işlem dosyası ve dosya kapsamındaki tespitlerin bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FÖTÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatı bulunduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle, dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık, aksi yöndeki ilk derece mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı, bu nedenle davalı idarenin istinaf isteminin kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, FETÖ/PDY terör örgütü ile herhangi bir bağının olmadığı, İdare Mahkemesince ilgili kurumlardan ara kararları istenilen belgelerde aleyhine herhangi bir verinin bulunmadığı, babası ve kardeşi ile ilgili tespitlerin aleyhine değerlendirilmesinin suç ve cezaların şahsiliği ilkesine aykırı olduğu, hakkında herhangi bir soruşturma veya kovuşturmanın bulunmadığı, temyize konu karara esas alınan arama kayıtlarındaki sivil kişilere dair örgütsel bir kayıt olmadığının belirtildiği ve bu arama kayıtlarının içeriğinin belli olmadığı, temyize konu kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu ileri sürülmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 19/07/2018 tarihinde sona ermiştir. Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, "...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya (Anayasa Mahkemesinin 12/01/2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 30/06/2022 tarih ve E:2018/137 K:2022/86 sayılı kararıyla, 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 26. maddesiyle 27/06/1989 tarih ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan...üyeliği, mensubiyeti veya" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen; ... 9) 657 sayılı Kanuna ve diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personel, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili olunan bakan kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili olunan bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılır. Bu maddenin (A) fıkrasında belirtilenlerin işlemleri ise söz konusu fıkradaki usule göre yapılır." hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(f) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. Deniz Kuvvetleri bünyesinde astsubay üstçavuş olarak görev yapan davacı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca ... tarih ve ... sayılı işlem ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalındığı iddia olunan özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır. Diğer yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden davacı hakkında herhangi bir ceza soruşturması veya kovuşturmasının bulunmadığı görülmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Dava dosyasının incelenmesinden; davalı idarece, davacının 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin gerekçesi olarak, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönündeki değerlendirmenin gösterildiği; bu değerlendirmenin dayanağı olarak, davacının FETÖ/PDY'ye müzahir şahıslar tarafından kullanılan iletişim araçları ile mahrem hizmetler yapılanması içerisinde faaliyet gösteren şahıslarla irtibatının bulunduğu; FETÖ/PDY ile iltisaklı kişilerle ev arkadaşlığı yaptığı; davacının erkek kardeşinin Bank Asya'da hesabının olduğu ve bu hesabın 01/01/2014 tarihinden sonra aktif olduğu, FETÖ/PDY kapsamında KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı ve anılan örgütle bağını kabul ederek etkin pişmanlıktan faydalandığı yönündeki tespitler gösterilmiştir. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında; davacı adına kayıtlı ve davacının kullanımında olan telefon numarasının baz verisinin incelenmesinden, 2012 ve 2013 yılında Sakarya ilinden 2 adet irtibat "baz" ve 1 adet "karşı baz" görüşme kaydının (ankesör) olduğu, görüşme kayıtlarının 31 sn ve 83 sn ve 1 grup ardışık "baz" olduğu; 2012-2014 yıllarında davacının Gölcük'te KGÇ Dz.K.K.lığı bünyesinde astsubay olarak görev yapan ve haklarında FETÖ/PDY'den işlem yapılan iki personelle ev arkadaşlığı yaptığının somut olarak tespit edildiği; Deniz Kuvvetleri Komutanlığında görev yapan davacının erkek kardeşinin FETÖ/PDY kapsamında 701 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı, kardeşinin 2013 yılının ağustos ve eylül aylarında Asya Katılım Bankasında açılmış 6 adet hesabının bulunduğu ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat/iltisakını kabul ederek etkin pişmanlıktan faydalandığı, ayrıca kamu görevinden çıkarılmasına yönelik OHAL Komisyonuna yapmış olduğu başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği; davacı hakkında başlatılan idari inceleme/araştırma kapsamında düzenlenen işlem dosyası ve dosya kapsamındaki tespitlerin bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucu davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatının bulunduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık, aksi yöndeki ilk derece mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı, bu nedenle davalı idarenin istinaf isteminin kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında yer alan davacı hakkındaki tespit ve değerlendirmeler incelendiğinde; Dava Dairesi kararında; davacı adına kayıtlı ve davacının kullanımında olan telefon numarasının baz verisinin incelenmesinden, 2012 ve 2013 yılında Sakarya ilinden 2 adet irtibat "baz" ve 1 adet "karşı baz" görüşme kaydının (ankesör) olduğu, görüşme kayıtlarının 31 sn ve 83 sn ve 1 grup ardışık "baz" olduğu yönündeki tespitlerin davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesiyle ilgili olarak; Dosya içerisinde ardışık aramaya ilişkin iki adet belge bulunmakta olup, bunlardan ilki -yukarıda gerekçesine yer verilen- İdare Mahkemesi kararına esas alınan ve Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğünün 14/04/2022 tarihli yazısı ekinde sunulan Ankesör/Büfe Sorgu Raporudur. Raporda, "davacı tarafından beyan edilen ... no lu numaranın ardışık/irtibat baz bilgisinin bulunduğu ancak aramanın örgütsel olmadığı değerlendirilmiş; davacının 2012 ve 2013 yılında Sakarya ilinde bulunan ankesör/büfe hatlarından 2 adet ( 09/07/2012 tarihinde 31 sn ve 17/10/2013 tarihinde 83 sn) arama kaydının bulunduğu tespit edilmiştir” şeklinde tespite yer verilmiş olup, bu rapordaki bilgilere göre, davacı ile ardışık arandığı belirtilen T.S hakkında “YÖK personeli, öğretim üyesi, örgütsel bağ tespiti yapılamadı” notunun; K.K hakkında ise "örgütsel bağ tespiti yapılamadı” notunun bulunduğu görülmektedir. Dosyadaki ardışık aramaya ilişkin ikinci veri ise; -temyize konu İdare Dava Dairesi kararına esas alınan ve- davalı idarece 07/06/2022 tarihli dilekçe ekinde sunulan Ardışık İrtibat Baz Görüşme Kayıtları olup, bu kayıtlarda 2 adet ardışık arama (09/07/2012 tarihinde 31 sn ve 17/10/2013 tarihinde 83 sn) olduğu yönünde tespitin bulunduğu görülmüştür. Gelinen noktada; ardışık aramaya ilişkin -yukarıda belirtildiği üzere ve İdare Mahkemesi ve İdare Dava Dairesince esas alınan- iki farklı belge bulunmakta olup, bu belgelerdeki verilerin, Yargıtay ... Ceza Dairesi’nin ... tarih ve E:... E ve ... K sayılı kararında belirtilen ardışık arama kriterlerine (arama sayısı, aramanın gerçekleştiği zaman, konuşma süresi, aranan kişilerle mesleki uyum gibi) uyup uymadığı yönünden incelenerek değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Dava Dairesi kararında; davacının 2012-2014 yıllarında Gölcük'te KGÇ Dz.K.K.lığı bünyesinde astsubay olarak görev yapan ve haklarında FETÖ/PDY'den işlem yapılan iki personelle ev arkadaşlığı yaptığına ilişkin tespitin davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesiyle ilgili olarak; Dosyanın incelenmesinden; davacının sözü edilen dönemde, haklarında FETÖ/PDY'den işlem yapılan iki personelle ev arkadaşlığı yaptığına dair somut bilgi ve belgenin bulunmadığı görülmekte olup, bu hususta -UYAP Örgütlü Suçlar Bilgi Bankası da dahil olmak üzere- gerekli araştırma ve incelemenin yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu nedenlerle, yukarıda belirtilen hususlarda yapılacak araştırma sonucuna göre davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Öte yandan, temyize konu İdare Dava Dairesi kararının gerekçesinde; "...Deniz Kuvvetleri Komutanlığında görev yapan erkek kardeşi Mot. Asb. Üçvş M.E.'nin FETÖ/PDY kapsamında 701 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı, anılan kardeşin 2013 yılının ağustos ve eylül aylarında Asya Katılım Bankasında açılmış 6 adet hesabının bulunduğu ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat/iltisakını kabul ederek etkin pişmanlıktan faydalandığı, kamu görevinden çıkarılmasına yönelik OHAL Komisyonuna yapmış olduğu başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istemiyle ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyası ile ikame edilen davada yapılan yargılama neticesinde ... tarih ve K:... sayılı ilam ile davanın reddine karar verildiği, mezkur kararın istinaf edilmemesi üzerine kesinleştiği..." değerlendirilmesinde bulunulmuşsa da, davacının FETÖ/PDY ile bağlantısını ortaya koyabilecek herhangi bir tespit içermeyen ve doğrudan davacıya isnat edilemeyecek nitelikte olan bu tespitin davacının anılan örgütle irtibatı ve iltisakı noktasında aleyhe bir durum olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu itibarla, belirtilen hususlarda araştırma yapılmaksızın, eksik incelemeyle dava konusu işlemin iptaline, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte davalı tarafından davacıya ödenmesi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Dava konusu işlemin iptaline, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte davalı tarafından davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, Mahkeme kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 25/12/2025 tarihinde oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.