Danıştay · 5. Daire

Danıştay 5. Daire 2022/15209 E. 2025/15827 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
5. Daire
Esas No
2022/15209
Karar No
2025/15827
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/15209 Karar No : 2025/15827

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; dava konusu işlemin sebep unsurunu, davacının polis memuru olan eşinin 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca kamu görevinden çıkarılmasının oluşturduğu, davacının FETÖ/PDY ile iltisakının bulunduğuna ilişkin olarak bizzat şahsına yöneltilen herhangi bir isnadın bulunmadığı gibi 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan darbe teşebbüsü sırasında FETÖ mensubu olan ve Orgeneral ...'in kaçırılması eyleminin planlayıcıları arasında yer alan M.A. isimli şahsı beylik tabancasıyla ateş ederek öldürdüğü, hakkında "Kasten Öldürme" suçu kapsamında yürütülen ceza soruşturmasında ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Sor.No:..., K:... sayılı "Kovuşturmaya Yer Olmadığına" karar verildiği ve bu kararın içeriğinde davacının darbe teşebbüsüne karşı direnişinin açıkça ortaya konulduğu, yaşanan hadiseye ulusal basında da yer verilerek davacının verdiği mücadelenin takdir edildiği, davacının Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği, irtibatı veya iltisakı bulunduğuna ilişkin herhangi bir bilgi veya belgenin bulunmadığı da görülerek, ceza sorumluluğunun şahsiliği ve kimsenin başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamayacağı yönündeki evrensel hukuk ilkeleri doğrultusunda, eşinin FETÖ/PDY terör örgütü ile mevcut bulunan irtibatının davacının doğrudan terör örgütü ile iltisaklı olduğu sonucunu doğurmayacağı eşiyle yapılan evliliğin katalog evlilik olarak tabir edilen anılan örgütün mensuplarına yönelik faaliyetleri kapsamında yapıldığınında ortaya konulmadığı anlaşıldığından, darbe teşebbüsü sırasında verdiği mücadeleyle takdir toplayan davacı hakkında kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin olarak tesis edilen dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacıya ait HTS kayıtları üzerinde yaptırılan incelemeler sonucunda FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün mahrem subay/astsubay sorumlularının, sorumlu oldukları askeri personeller ile irtibat kurmak için kullanmış oldukları sabit/ankesörlü hatlardan; 02/08/2011, 16/11/2011, 17/12/2011, 26/11/2011, 15/02/2012, 07/03/2012, 23/03/2012, 28/03/2012, 08/04/2012, 14/04/2012, 19/04/2012, 25/04/2012, 23/05/2012, 04/08/2012, 10/10/2012, 04/11/2012, 08/12/2012, 25/02/2013, 10/03/2013, 08/04/2013, tarihlerinde subay M.K. ile 19/11/2011 tarihinde subay M.E. ile 25/01/2012 tarihinde A.O.G. ile 14/12/2011, 13/08/2012, 20/08/2012 tarihlerinde subay İ.K. ile 10/10/2012 tarihinde O.B. ile 04/08/2012, 02/11/2012 tarihinde subay S.İ. ile 17/12/2012 tarihinde subay O.Ö. ile 19/04/2012, 04/11/2012, 17/12/2012, 13/08/2011 tarihlerinde subay B.T. ile 05/09/2012 tarihinde subay S.F. ile 29/09/2012 tarihinde subay M.Y. ile 06/10/2012 tarihinde subay B.G. ile 10/08/2014 tarihli subay C.A. ile 10/08/2014 tarihli subay C.A. ile 13/12/2014 tarihli subay L.S. ile 05/09/2015 tarihli öğretmen E.Ç. ile 20/04/2013 tarihinde subay R.A. ile 07/06/2013 tarihinde subay Ö.T.G. ile ardışık aranma kaydının olduğunun anlaşıldığı, akabinde toplanan delilerin değerlendirilmesi sonucunda davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ... tarih ve E:..., İddianame No:... sayılı iddianame ile kamu davası açıldığı, halihazırda davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılamasının ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyası kapsamında devam ettiği, ayrıca davacının polis memuru olarak görev yapan eşi A.B.'nin Fetö/Pdy terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu gerekçesiyle 701 sayılı Kanun hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarıldığı, bu işleme karşı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapmış olduğu başvurunun Komisyonun ... tarih ve ... sayılı kararı ile reddedildiği, bu karara karşı açılan davanın ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddine karar verildiği ve buna karşı ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin E:... sayılı dosyası kapsamında yapılan istinaf başvurusu hakkında henüz karar verilmediği, bu durumda, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar ile ceza soruşturması kapsamında elde edilen deliller ve diğer tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu, bu kapsamda görevinin önem ve niteliği gereği davacıdan istifade edilemeyeceği anlaşıldığından, terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen diğer yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmaya yönelik olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi kapsamında tanınan geniş takdir yetkisi çerçevesi içerisinde idarece yapılan değerlendirme sonucu davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin ... onay tarihli ve ... karar numaralı dava konusu işlemde hukuka aykırılık, aksi yöndeki idare mahkemesi kararında ise hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, istinaf başvurusu kabul edilerek İdare Mahkemesi kararı kaldırılmış ve dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; eşi hakkındaki tespitlerin şahsının kamu görevinden çıkarılmasına gerekçe olarak gösterilmesiyle suçta ve cezada şahsilik ilkesine aykırılık teşkil ettiği, tarafına isnat edilen sabit hatlardan arandığı iddiasına ilişkin olarak arayan kişilerin kim olduğu ve ne konuşulduğunun ortaya konulmadığı, hakkındaki ceza yargılamasının devam ettiği, aramaların örgütsel amaçla yapıldığını gösteren hiçbir delilin mevcut olmadığı, ardışık ve periyodik olmayan 2011 yılına ait aramaların delil olarak kullanılamayacağı, şüpheden sanık yararlanır ilkesine riayet edilmesi gerektiği, irtibat ve iltisak kavramlarının öngörülebilir nitelikte olmadığı, FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakına dair kriterlerin şahsında mevcut olmadığı, 15 Temmuz 2016 gecesi Orgeneral ...’in darbeciler tarafından alıkonulmasını engellediği ve buna ilişkin olarak hakkında yürütülen soruşturma neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, her idari işlemin amacının kamu yararını gerçekleştirmek olduğu, somut gerekçe gösterilmeden ve adil yargılanma hakkı ile savunma hakkının ihlali niteliğinde işlem tesis edilemeyeceği, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından; Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan ''adli yardım hükmün kesinleşmesine kadar devam eder'' düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 121. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından, 23/07/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinde yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlardan; 4. maddesinde ise bunlar dışındaki tüm kamu personelinden (işçiler dâhil) “terör örgütlerine veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara” üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu kanun da 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye Geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile) Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ;... 1) 27/07/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'na tabi personel Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır" hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(a) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. Davacı, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan yargılandığı davada; ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile beraatine karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir uygulanmakta iken, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. AİHM, "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarihli ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır. Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün hatta olayın niteliğine göre gereklidir. Dosyasının incelenmesinden; Bölge İdare Mahkemesince, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün mahrem subay/astsubay sorumlularının, sorumlu oldukları askeri personeller ile irtibat kurmak için kullanmış oldukları sabit/ankesörlü hatlardan subay kişilerle ardışık arandığı, polis memuru olarak görev yapan eşi A.B.'nin FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu gerekçesiyle 701 sayılı Kanun hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarıldığına ilişkin tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisakı veya irtibatı olduğu yönünden hükme esas alındığı anlaşılmıştır. Temyize konu kararda yer alan davacı hakkındaki tespit ve değerlendirmeler incelendiğinde; a) FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün mahrem subay/astsubay sorumlularının, sorumlu oldukları askeri personeller ile irtibat kurmak için kullanmış oldukları sabit/ankesörlü hatlardan ardışık arandığı tespiti yönünden; UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza kovuşturması neticesinde ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunun yasal unsurları oluşmaması nedeniyle Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 223/2-(a) maddesi uyarınca beraat kararı verildiği ve kesinleşen bu kararda; "...sanığın, örgütün diğer haberleşme araçları olan Bylock kullandığına dair herhangi bir kayda rastlanılmadığı, sanık hakıknda yapılan araştırmalarda herhangi bir derneğe üye olmadığının tespit edildiği, sanık ile ardışık arandığı iddia edilen ve mahkeme huzurunda dinlenen tanıklar M. E., Ö.T.G., E.Ç., S.F., A.O.G., S.İ., R.A., B.G., O.Ö.'in alınan yeminli beyanlarında sanığı tanımadıklarını beyan ettikleri, tanık beyanlarında sanık aleyhine delil teşkil edecek bir husus bulunmadığı, mahkeme huzurunda dinlenen diğer tanıklar M.K., C.A., B.T., L.S.'nın alınan beyanlarında sanığı tanıdıklarını beyan ettikleri, tanıkların sanık ile örgütsel arandıklarına ilişkin beyanlarının bulunmadığı, tanıkların mahkememizce temin edilen teşhis/sorgu/savunma tutanaklarının incelenmesi ile de sanık ile örgütsel arandıklarına ilişkin beyanlarının bulunmadığının anlaşıldığı, sanığın, mahrem şekilde yapılan sohbet adı altındaki toplantılara katıldığına dair dosyada herhangi bir teşhis beyanı yahut maddi delil bulunmadığı, yapılan kolluk araştırmasında sanık hakkında herhangi bir teşhis beyanı elde edilemediği, sanık hakkında örgüt tarafından mahrem/gizli şekilde iletişim kurmak için ardışık arama olduğu iddia edilse de; yukarıda belirtilen ardışık arama kriterleri ve sanık hakkındaki aramalara ilişkin yukarıda belirtilen tespitler dikkate alındığında söz konusu aramaların örgüt sistematiğine uymadığı, söz konusu aramalar incelendiğinde periyodik aranma durumunun bulunmadığı..." tespitine yer verildiği görüldüğünden, Dairemizce söz konusu tespitler de dikkate alınmak suretiyle yapılan inceleme neticesinde Bölge İdare Mahkemesi kararında gerekçe olarak gösterilen ardışık aramalar davacı aleyhine bir husus olarak değerlendirilmemiştir. b) Bölge İdare Mahkemesi kararında polis memuru olarak görev yapan davacının eşinin 701 sayılı KHK ile ile kamu görevinden çıkarıldığı, bu işleme karşı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapmış olduğu başvurunun Komisyonun ... tarih ve ... sayılı kararı ile reddedildiği, bu karara karşı açılan davanın ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddine karar verildiği ve buna karşı ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin E:... sayılı dosyası kapsamında yapılan istinaf başvurusu hakkında henüz karar verilmediği tespiti yönünden; Davacı tarafından, bu tespite ilişkin olarak dava dosyasındaki beyanlarında özetle; suç ve cezaların şahsiliği ilkesi gereğince eşi hakkındaki tespitlerin şahsının kamu görevinden çıkarılmasında gerekçe olarak gösterilemeyeceği ileri sürülmüştür. 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacının eşi A.B. tarafından, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Ohal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, Dairemizin 29/05/2025 tarih ve E:2025/3819, K:2025/6456 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği görülmektedir. Ayrıca, Davacının eşi hakkında terör örgütüne üye olma suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 223/2-(e) maddesi uyarınca beraat kararı verildiği, kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Dairemizce yapılan incelemede, davacının eşi hakkındaki tespitlerde, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği görülmüştür. Netice itibarıyla, davacı ile ilgili tespitler bulunmaması karşısında sadece davacının eşine yönelik olan söz konusu iddia ve tespitlerin, davacının FETÖ/PDY ile bağlantısını ortaya koyabilecek nitelikte olmadığı ve doğrudan davacıya isnat edilemeyecek nitelikte olan bu tespitin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Yukarıda belirtilen hususlar dışında, davalı idarece dava dosyasına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair başkaca bir bilgi ve belgenin sunulmadığı görülmüştür. Bu nedenlerle, öncelikle; davalı idareye, davacı hakkında terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatı olduğu yönünde değerlendirme yapılmasına dayanak teşkil eden tespitlerin sorulması, öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için; Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığına; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait örgüt içi iletişim programı (ByLock) kullandığına ya da ankesörlü telefon görüşme kaydı bulunduğuna ilişkin tespit olup olmadığının sorulmasına, var ise tespitlere ilişkin belge ve raporların, (mahiyetleri ve kullanım bilgileri yer alacak şekilde) FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında var ise davacının adının geçtiği ifade tutanaklarının istenilmesine, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna; davacının, müflis Asya Katılım Bankası AŞ’de katılım ya da cari hesabının bulunup bulunmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, hesap no, hesap açılma tarihi, işlem tarihleri, işlemlerin mahiyeti, tutarı yer alacak şekilde) istenilmesine, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğüne; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait özel öğretim kurum ve kuruluşlarına ilişkin eğitim kaydı ile özel öğrenci yurtları vb. ilişkin kayıt bilgileri (istihbari olanlar dâhil) olup olmadığının sorularak, var ise tespitine ilişkin belge ve raporların istenilmesine, Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kuruluna (MASAK); davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkili gerçek (sivil imamlar vb) veya tüzel (Kimse Yok Mu Derneği, Cihan Medya Dağıtım A.Ş vb.) kişilere bağış ya da para transferinin olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, dernek/vakıf, miktar ve tarih yer alacak şekilde) istenilmesine, Vakıflar Genel Müdürlüğüne; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan vakıflarda üyeliği ya da mütevelli heyeti üyeliği olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) istenilmesine, Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon Anonim Şirketine; davacının Digitürk aboneliğinin bulunup bulunmadığı, aboneliği bulunuyorsa bu aboneliği iptal ettirip ettirmediğinin, iptal ettirmiş ise hangi tarihte iptal ettirdiğinin sorularak, var ise müşteri hizmetleri ile yapılan görüşmenin çözümünün ve diğer bilgi ve belgelerin birer örneğinin istenilmesine" yönelik yapılacak ara kararı neticesinde davalı idare ile yukarıda anılan kurum ve kuruluşlarca gönderilecek bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilerek karşı beyanlarının da alınmasından sonra davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Kuşkusuz yukarıda anılan değerlendirme yapılırken davacı hakkındaki ceza soruşturmasındaki veya kovuşturmadaki (kesinleşmiş takipsizlik kararı veya beraat kararı ile sonuçlanmış olsa dahi) tespitlerin de irtibat ve iltisak noktasında göz önüne alınması gerekmektedir. Bu itibarla, belirtilen hususlarda araştırma yapılmaksızın, eksik incelemeyle dava konusu işlemin iptali yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması, davanın reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, kararın kaldırılması, davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 30/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Danıştay 5. Daire, E. 2022/15209, K. 2025/15827, T. 30.12.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-5-daire-2022-15209-e-2025-15827-k-c38268d586cb