Danıştay · 5. Daire

Danıştay 5. Daire 2022/11996 E. 2025/14162 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
5. Daire
Esas No
2022/11996
Karar No
2025/14162
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/11996 Karar No : 2025/14162

TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ... VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:... K... sayılı kararında; davacı hakkında kamu görevinden çıkarılmasına yönelik başvurunun reddine dair Komisyon kararında, davacının Bank Asya'da bulunan hesabındaki mevduatını FETÖ/PDY lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden sonra olağan bankacılık işlemleri dışında talimata uyumlu bir şekilde artırdığı tespitine yer verilmiş ise de, davacının hesap hareketlerinin incelenmesi neticesinde 18/01/2012 açılış tarihli Bank Asya hesabının bulunduğu, 2013 yılı Aralık ayında 36.190,05-TL, 2014 yılı Ocak ayında 36.359,77-TL, 2014 yılı Şubat ayında 36.563,27-TL, 2014 yılı Mart ayında 36.728,28-TL, 2014 yılı Nisan ayında 42.490,26-TL, 2014 yılı Haziran ayında 42.880,88-TL, 2014 yılı Temmuz ayında 43.091,31-TL, 2014 yılı Ağustos ayında 43.297,19-TL, 2014 yılı Eylül ayında 43.485,85-TL, 2014 yılı Ekim ayında 43.664,63-TL, 2014 Kasım ayında 46.814,07-TL, 2014 Aralık ayında 41.936,31-TL, 2015 Mart ayında 74.870,41-TL, 2015 yılı Haziran ayında 75.826,82-TL, 2015 yılı Eylül ayında 76.843,47-TL, 2015 yılı Aralık ayında 77.896,21-TL, 2016 yılı Temmuz ayında 0,00 TL bakiyenin olduğu, örgüt liderinin talimatı ile hesaplarda olağan dışı bir artışın meydana gelmediği, bankanın TMSF'ye devrinden sonra ise terör örgütü liderinin hesaplardaki paraların çekilmesi talimatına tezat oluşturacak şekilde bakiye miktarında artış meydana geldiği ayrıca, ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı dosyasından yapılan yargılama neticesinde davacının yatırmış olduğu meblağların örgütsel saiklerle yatırıldığına ilişkin her türlü şüpheden uzak kanaat oluşmadığı değerlendirmelerine yer verilerek davacının beraatine karar verildiği, verilen beraat kararının ise istinaf edilmeden kesinleştiği anlaşıldığından davacının Bank Asya hesap hareketlerinin FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakı gösterir nitelikte bir delil olarak kabulüne olanak bulunmadığı, dava konusu işlemde davacının FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Ufuk Sağlık Sendikası'na Mart 2015-Temmuz 2015 tarihleri arasında 8 ay süreyle üyeliğinin bulunduğunun tespitine yer verilmiş ise de adı geçen sendikanın tüm memurların üyeliğine açık olduğu, örgütle irtibatlı olmayan memurların da bu sendikaya üye yapılmaya çalışıldığı, ayrıca ülkemizde memurlar açısından sendika üyeliği saikleri, sendikanın hukuki desteğinden, sosyal imkanlarından v.s yararlanma, yönetici baskısı, arkadaş/meslektaş ısrarı gibi memurlar açısından FETÖ/PDY örgütü ile ilgisi olmayan sebeplerle de olabildiği, davacının üyeliğinin Temmuz 2015 gibi 15 Temmuz 2016'dan oldukça erken bir tarihte sonlandırılmış olduğu, üyeliğin 8 ay gibi kısa süreli olması hususlarının diğer tüm tespitlerle birlikte değerlendirilmesi neticesinde tek başına örgüt ile irtibatı kuracak yeterlikte olmadığı, dava konusu işlemde yer alan, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye yapılan ödemeye ilişkin tespit yönünden de, söz konusu ödemelerin genellikle yapılan abonelik ödemeleri kapsamında olduğu, dava konusu işlemde son ödeme tarihi olarak 01/04/2014 tarihinin yer alması, söz konusu tarihin 17/25 Aralık 2013 sürecinin hemen sonrasında olduğu, bu tarihten sonra ise yeni bir abonelik ya da ödeme kaydına rastlanılmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde söz konusu ödeme kaydının tek başına örgüt ile irtibatı kuracak yeterlikte olmadığı, başka deliller olmaksızın anılan tespitlerin davacı ile FETÖ/PDY terör örgütü arasında irtibat sağladığı yönünde bir kabulün somut olay bakımından ölçüsüz ve hakkaniyete aykırı olacağı kanaatine varılarak mezkur tespitlerin, davacının FETÖ/PDY ile iltisakını veya irtibatını ortaya koymadığı belirtilmiş ve FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibata gerekçe yapılabilecek delillere yönelik açıklamalar ve dosyadaki mevcut bilgi ve belgeler ile UYAP kayıtlarının birlikte incelenmesi neticesinde davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile en az iltisak veya irtibat derecesinde bağının bulunmadığı, davacının başvurusunun reddine dair Komisyon kararında hukuka uygunluk olmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idare tarafından esasa yönelik ve davacı tarafından vekalet ücreti yönünden istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davalı idarenin istinaf istemi yönünden; davacının Bank Asya'da açılmış hesabının bulunduğu, hesap bakiyesi 31/12/2013 tarihinde 36.190,05 TL iken; hesaba 21/04/2014 tarihinde 4.700,00 TL, 08/12/2014 tarihinde 10.000,00 TL, 05/02/2015 tarihinde 4.500,00 TL para yatırdığı, ayrıca Bank Asya'da 05/02/2015 tarihinde 6.500,00 TL tutarlı, 09/02/2015 tarihinde 20.000,00 TL tutarlı 31'er günlük katılım hesapları açtığı, davacının FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Ufuk Sağlık ve Sosyal Hizmet Görevlileri Sendikası'na Aralık 2014 - Temmuz 2015 tarihleri arasında toplam 8 ay üyelik kesintisi bulunduğu, TMSF'ye devredilen Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye 01/01/2014 - 01/04/2014 tarihleri arasında ödeme bilgisinin bulunduğu, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacının en yakın çevresini oluşturan eşi (H.T)'nin kamu görevinden çıkarıldığı, bu işleme karşı yaptığı başvurunun OHAL Komisyonu tarafından reddi üzerine açılan davanın reddine karar verildiği, anılan kararda davacının eşinin Bylock kullanıcısı olduğu gerekçesine yer verildiği belirtilmiş ve uyuşmazlıkta, yukarıda açıklanan delil ve tespitler ile davacının savunma ve beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğuna kanaat getirilmesine yeterli düzeyde verinin dosyada mevcut olduğu anlaşıldığından davacının başvurusunun reddine ilişkin OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kararında hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Davacının istinaf istemi yönünden ise dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan, davacının, lehine hükmedilmeyen vekalet ücreti yönünden istinaf isteminin kabulüne olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, davalı idarenin istinaf isteminin kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, davacının vekalet ücretine ilişkin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından; eski eşi hakkındaki iddiaların Bölge İdare Mahkemesince hükme esas alınmasının suç ve cezaların şahsiliği ilkesine aykırılık teşkil ettiği, Bank Asya nezdindeki hesabını 18/01/2012 tarihinde açtığı, anılan bankadaki işlemlerinin olağan bankacılık faaliyetlerinden ibaret olduğu, örgüt talimatıyla hareket etmediği, bankanın TMSF'ye devrinden sonra da kullanmaya devam etmesinin örgütsel saikle hareket etmediğini ortaya koyduğu, Ufuk Sağlık ve Sosyal Hizmet Görevlileri Sendikasının hiçbir faaliyetine katılmadığı, 2015 yılının Temmuz ayında sendika üyeliğinden istifa ettiği, kaldı ki yasal faaliyet olan sendika üyeliğinin FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat ve iltisakını ortaya koyacak nitelikte olmadığı, hakkındaki ceza yargılaması neticesinde üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği, Devlete karşı sadakat yükümlülüğüne aykırılık teşkil edecek bir davranışının bulunmadığı, Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından; Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve Anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. 22/11/2016 tarih ve 29896 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 677 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin ''Kamu Personellerine İlişkin Tedbirler'' başlıklı 1. maddesinde, ''(1)Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya (Anayasa Mahkemesinin 13/10/2022 tarih ve E:2018/78, K:2022/114 sayılı kararıyla, 7083 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "... üyeliği, mensubiyeti veya ..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; ... ç) Ekli (4) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden, başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir." hükmüne yer verilmiştir. Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacının, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvuru, anılan Komisyonun ... tarih ve... sayılı işlemi ile reddedilmiştir. Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Diğer yandan, davacı hakkında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması sonucunda; ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile davacının üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verildiği ve söz konusu kararın istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği görülmüştür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında; davacının, FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya isimli banka hesabına para yatırmak suretiyle örgüte mali destekte bulunduğu tespitine yer verilmiştir. Bu tespit ile ilgili olarak davacı, tüm dosya kapsamındaki beyanlarında özetle; Bank Asya nezdindeki hesabını 18/01/2012 tarihinde açtığını, anılan bankadaki işlemlerinin olağan bankacılıkabında 36.190,00-TL bulunduğunu, 2012 yılı Ocak ayından itibaren düzenli şekilde maaşından arta kalan paraları anılan hesaba yatırdığını, talimat döneminde hesap bakiyesinde talimat öncesi döneme göre belirgin bir artış meydana gelmediğini, bankanın TMSF'ye devrinden sonra da kullanmaya devam etmesinin örgütsel saikle hareket etmediğini ortaya koyduğunu ileri sürmüştür. FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar, örgüt liderinin emri doğrultusunda mali olarak zor duruma düşen bankanın parasal yönden iyi durumda olduğunu göstermek amacıyla örgüt mensuplarınca, gerek birkısım malvarlıkları elden çıkarılarak, gerekse başka finans kuruluşlarından kredi çekilerek tasarruf ve kar amacı gözetilmeksizin, kendileri, eşleri, reşit olmayan çocukları ve bazen de anne-babaları adına para yatırılmış, katılım hesapları açılmış, döviz ve altın alım-satımı gibi işlemler yapılmıştır. Bu kapsamda, davacı adına açılmış olan hesaptaki FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, bankanın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar olan dönemdeki hesap hareketlerinin örgüt liderinin talimatıyla uyumluluk arz edip etmediğine yönelik bir inceleme yapılması gerekmektedir. Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması sonucunda verilen ve istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında, "... Somut olayımızda ise sanığın halen Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu bünyesinde bulunan ve FETÖ/PDY terör örgütünün finans ayağını oluşturan Bank Asya'nın ... nolu müşterisi olduğu, hesap açılış tarihinin 18/01/2012 olduğu, sanığın hesaplarının incelenmesi sonucunda, hesabında 2013 Aralık ayında 36.190,05 TL, 2014 Ocak ayında 36.359,77 TL, 2014 Şubat ayında 36.563,27 TL, 2014 Mart ayında 36.728,28 TL, 2014 Nisan ayında 42.490,26 TL, 2014 Mayıs ayında 42.676,29 TL, 2014 Haziran ayında 42.880,88 TL, 2014 Temmuz ayında 43.091,31 TL, 2014 Ağustos ayında 43.297,19 TL, 2014 Eylül ayında 43.485,85 TL, 2014 Ekim ayında 43.664,63 TL, 2014 Kasım ayında 46.814,07 TL, 2014 Aralık ayında 41.936,31 TL, 2015 Mart ayında 74.870,41 TL, 2015 Haziran ayında 75.826,82 TL, 2015 Eylül ayında 76.843,47 TL, 2015 Aralık ayında 77.896,21 TL, 2016 Temmuz ayında ise 0 TL bulunduğunun tespit edildiği görülmektedir. Yine sanığın 24/06/2016 tarihinde sanığın Finanskatılım bankası hesabına EFT havale gönderildiği, 30/05/2016 tarihinde 4.900 TL, 31/05/2016 tarihinde 4.900 TL, 01/06/2016 tarihinde 4.900 TL 03/06/2016 tarihinde 900 TL sanığın Yapı Kredi Bankasına EFT havale gönderdiği anlaşılmıştır. Sanığın söz konusu bankayı 15 Temmuza 2016 tarihine kadar kullandığı görülmektedir. Sanığın yatırmış olduğu miktarların örgütsel saiklerle yatırıldığına ilişkin her türlü şüpheden uzak kanaat oluşmamıştır. Bu durum sanık aleyhine değerlendirilmemiştir ..." yönünde tespitlerde bulunulmuştur. Ceza Mahkemesi kararındaki tespitler ile davacının yukarıda aktarılan beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; örgüt liderinin talimatı ile davacının hesaplarında olağan dışı bir bakiye artışının meydana gelmediği, bankanın TMSF'ye devrinden sonra ise terör örgütü liderinin hesaplardaki paraların çekilmesi talimatına tezat oluşturacak şekilde bakiye miktarında artış meydana geldiği bu nedenle de hesap hareketlerinin örgüt liderinin talimatıyla uyumluluk arz etmediği anlaşıldığından, anılan hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında; davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olan Ufuk Sağlık ve Sosyal Hizmet Görevlileri Sendikasına üyeliği de anılan örgütle irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmiştir. Bu tespit ile ilgili olarak davacı, tüm dosya kapsamındaki beyanlarında özetle; Ufuk Sağlık ve Sosyal Hizmet Görevlileri Sendikasının herhangi bir faaliyetine katılmadığını, 2015 yılının Temmuz ayında sendika üyeliğinden istifa ettiğini, önceki sendikasının yönetimiyle yaşadığı sıkıntılar nedeniyle istifa ederek bahse konu sendikaya üye olduğunu, kimsenin emir ve talimatıyla hareket etmediğini, örgütsel bir tutum içerisinde bulunduğunun kabul edilemeyeceğini ileri sürmüştür. FETÖ/PDY'nin faaliyetleri içinde çok önemli bir yer tutan dershanelerin kapatılmasıyla ilgili olarak kamuoyunda yaşanan tartışmaların yoğunlaştığı süreçte ilk olarak 01/03/2012 tarihinde Aktif Eğitimciler Sendikasının kurulduğu, daha sonra 14/01/2014 tarihinde Ufuk Tarım-Orman Sen, Ufuk Enerji Sen, Ufuk Sağlık Sen, Ufuk Büro Sen ve Ufuk Yerel Sen, Ufuk Ulaştırma Sen, Ufuk Haber Sen, Ufuk Kültür Sen ve Ufuk Bayındır Sen isimli sendikaların kurulduğu, ayrıca konfederasyon yapılanmasına gidilerek bünyesinde anılan sendikaların ve Aktif Eğitimciler Sendikasının bulunduğu Cihan Sendikalar Konfederasyonu'nun (Cihan-Sen) 21/02/2014 tarihinde kurulduğu, ancak her ne kadar aynı Konfederasyon bünyesinde yer alsalar da Aktif Eğitimciler Sendikasının kurulduğu tarihten itibaren yaklaşık dokuz ay içerisinde üye sayısını otuz beş bine kadar çıkardığı ve FETÖ/PDY terör örgütüne destek olmak amacıyla sendikal faaliyet kapsamını aşan faaliyetlerde bulunduğu dikkate alındığında, yukarıda bahsedilen diğer sendikalarla eşdeğer olarak nitelendirilmesine imkan bulunmadığı ve ayrı bir değerlendirmeye tabi tutulması gerektiği açıktır. Dava dosyasının ve davacı hakkındaki beraat kararının incelenmesinden; davacının 2015 yılının Temmuz ayında Ufuk Sağlık ve Sosyal Hizmet Görevlileri Sendika üyeliğinden istifa etmesi ve davalı idare tarafından, davacının anılan sendikaya üyelik dışında yöneticilik, temsilcilik gibi idari bir görevde bulunduğuna ve sendikanın protesto vb. etkinliklerine katıldığına ilişkin bir bilgi veya belgenin sunulmamış olması karşısında, sendika üyeliğinin davacı aleyhine örgütle iltisakına veya irtibatına delil olarak alınmasının mümkün olmayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte, Bölge İdare Mahkemesi kararında, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yayın organı olan Cihan Medya Dağıtım A.Ş. ile FETÖ/PDY'ye ödeme bilgisinin bulunduğu tespitine yer verilmiş ise de; dava dosyasında anılan ödemenin örgüte yardım amacıyla yapıldığına yönelik somut bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından söz konusu ödemenin davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat ve iltisakının tespiti açısından yeterli delil niteliğinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca, Bölge İdare Mahkemesi kararında, davacının en yakın çevresini oluşturan eşi (H.T.)'nin kamu görevinden çıkarıldığı, bu işleme karşı yaptığı başvurunun OHAL Komisyonu tarafından reddi üzerine açılan davanın reddine karar verildiği, anılan kararda davacının eşinin Bylock kullanıcı olduğu gerekçesine yer verildiği belirtilmiş ise de, dosyanın ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden,... Aile Mahkemesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davacı ile H.T.'nin boşanmalarına karar verildiği ve anılan kararın 05/04/2023 tarihinde kesinleştiği görüldüğünden anılan hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan, dosyanın incelenmesinden, yukarıda belirtilen hususlar dışında, davalı idarece dava dosyasına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair başkaca bir bilgi ve belgenin sunulmadığı görülmüştür. Bu durumda, yukarıdaki tüm tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak davacı tarafından vekalet ücreti yönünden yapılan istinaf başvurusunun reddine, davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2.Dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak davacı tarafından vekalet ücreti yönünden yapılan istinaf başvurusunun reddine, davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 10/12/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X) KARŞI OY : Dava dosyasındaki tüm bilgi ve belgeler ile davacının eşine ait ... İdare Mahkemesinin ... sayılı esasına kayıtlı dosyasının birlikte değerlendirilmesinden, davacının örgüt ile irtibatlı veya iltisaklı olmasına dair yeterli delil bulunduğu ayrıca, eşinin Emniyet Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile ByLock kullanıcısı olduğunun bildirildiği, ByLock programının örgütün gizli haberleşme yöntemi olarak kullanıldığının tartışmasız kabul edildiği, aile birlikteliği içinde eşinin (boşanma kararının 2022 tarihinde gerçekleştiği) örgüt ile bağlantısı olduğu Dairemizin 05/11/2025 tarih ve E:2022/1737, K:2025/11958 sayılı kararı ile de kesinleşmiş olmakla tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyuyla, çoğunluk kararına katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 5. Daire, E. 2022/11996, K. 2025/14162, T. 10.12.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-5-daire-2022-11996-e-2025-14162-k-233ecdcd2580