Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2023/14873 E. 2025/14493 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2023/14873
- Karar No
- 2025/14493
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/14873 Karar No : 2025/14493
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı - ... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Adalet Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K... sayılı kararında; davacının 07/02/2017 tarihinde sözleşmeli zabıt katibi olarak ... Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığı emrinde göreve başladığı, hakkında 12/08/2016 tarihli e-müracaat ile Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığına ihbarda bulunulduğu, söz konusu müracaatta özetle; ...'ü ihbar ediyorum terör çetesinin elebaşı Gülen'in şakşakçılığını yapması yetmezmiş gibi yüzlerce şehit verdiğimiz darbe girişimi hakkında alay edercesine konuşuyor, ayrıca Cumhurbaşkanımıza 'darbeci' sıfatını yükleyecek cümleler kurmaktadır..." ifadelerine yer verilerek davacının kullanımında olan @... kullanıcı adlı twitter sosyal medya ağına ilişkin ekran görüntülerine ihbar müracaatının ekinde yer verildiği, söz konusu görüntülerde; "Fethullah'a bayılmıyorum ama şu söyledikleri de kulak ardı edilemez!" ve @... ... kullanıcısı tarafından oluşturulan "Narsist, legal görünümlü illegal orduyu devreye soktuğunda başkan olacağını, ölene kadar başkan kalacağını düşünüyor" şeklinde 24/06/2016 tarihinde paylaşımlarda bulunulduğu, yine darbe teşebbüsü gecesinin akabinde 16/07/2016 tarihinde, "TBMM'nin bombalanması çok manidar değil mi başkanlığı saraya çekmeye çalışıyor birileri!!! Bunların hepsi oyunun ta kendisi", "Böyle darbe mi olur aq" ve "Böyle bir gece olamaz ya Allah sonumuzu hayır etsin" şeklinde paylaşımlarda bulunduğunun tespit edilmesi üzerine dava konusu işlemin tesis edildiği; davacı hakkında yapılan söz konusu ihbar sonrasında, emniyet birimlerince yapılan araştırmalar sonucunda; davacının ismine ilişkin olarak FETÖ/PDY soruşturmalarında adı geçen şahıslar arasında kayda rastlanmadığı, FETÖ/PDY kapsamında tedbir uygulanan şirketler ve ortaklık bilgisi tablosunda kayda rastlanmadığı, Bank Asya hesabından bakiye artışı yapanlar ile yeni hesap açanlara dair listede kayda rastlanmadığı, işlem yapılan şahıslar listesinde kayda rastlanmadığı, Bylock kullanıcı listesinde kayda rastlanmadığı, FETÖ ile iltisaklı şirketlerde SGK kaydı bulunanlar listesinde kayda rastlanmadığı, pasaportlarına şerh konulanlar listesinde kayda rastlanmadığı tespitlerine yer verildiği; davacı hakkında; "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan yürütülen ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturması sonucunda ... tarih ve K:... sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, "Cumhurbaşkanına Hakaret" suçundan yürütülen aynı Başsavcılığın .../... sayılı soruşturması sonucunda, ... tarih ve K:.../... sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği; disiplin yönünden her iki suçlamayla ilgili olarak ... Asliye Ticaret Mahkemesinin...ve ... Muh. sayıları ile yürütülen iki soruşturmada da disiplin cezası verilmesine yer olmadığına karar verildiği; davacıyla ilgili olarak UYAP Entegrasyon ekranı üzerinden yapılan sorgulamada, hakkında hali hazırda yürütülen ceza soruşturması ve/veya ceza kovuşturması bilgisine rastlanmadığı; ara kararı ile EGM'den, TMSF'den, Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü'nden, Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü'nden, MASAK'tan, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nden, ... İçerik...A.Ş.'den, davacıya isnat edilen hususların araştırıldığı, gelen cevabi yazılarda, davacı hakkında davalı idarece yapılan değerlendirmeyi destekleyebilecek nitelikte somut bir bilgi ve belgenin bulunmadığı ve dava konusu işleme esas değerlendirmenin somut bir veriye dayandırılamadığının anlaşıldığı; dolayısıyla, davacıya yönelik olarak kolluk kuvvetlerince yapılan araştırmalar sonucu düzenlenen bilgi ve belgeler ile ceza ve disiplin soruşturmaları sonucunda davacı hakkında verilen kararlar göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu işlem tesis edilirken davacının henüz kamu görevine başlamadığı bir tarihte, salt twitter adlı sosyal medya sitesi üzerinden yaptığı paylaşımlarına dayanıldığı ve davalı idarece bu paylaşımlar haricinde somut herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı; sonuç itibarıyla davacının terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönündeki değerlendirmenin ve bu değerlendirmeye bağlı olarak kamu görevinden çıkartılmasına dair dava konu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacı hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı ile sonuçlanan .../... sayılı soruşturmasında davacıya atfedilen suçun "silahlı terör örgütüne üyelik" olduğu, dava konusu edilen işlemin konusunun ise 375 sayılı KHK'nın Geçici 35/B maddesi kapsamında tesis edilen kamu görevinden çıkarma işlemi olduğu, bu maddeye göre anılan işlemin tesis edilebilmesi için, kişinin terör örgütü ile olan bağının mutlaka terör örgütüne üyelik veya mensubiyet seviyesinde olmasının gerekmediği, iltisak veya irtibatının bulunmasının yeterli olduğu, söz konusu suçlama ile ilgili olarak "terör örgütü üyesi olmak" suçundan açılan ceza yargılamasındaki nihai amacın, kişinin hürrriyeti kısıtlayıcı ceza ile cezalandırıp cezalandırılmayacağı olduğu; dolayısıyla dava konusu edilen davacının görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin idare hukuku ilkeleri kapsamında tesis edilen bir idari işlem olduğu, işlemin tesis edilebilmesi bakımından madde kapsamındaki yapı, grup veya oluşumlarla iltisak ve irtibatının yeterli olmasının arandığı; bu nedenle, dava konusu işlemin hukuki denetiminin de bu kapsamda yapılmasının gerektiği; dava dosyasında mevcut tüm delillerin birlikte incelenmesinden, davacının FETÖ/PDY ile irtibatı veya iltisakı konusunda davacının sosyal paylaşım sitesinde yaptığı paylaşımları ile verdiği ifade ve savunmasının incelenmesi sonucunda, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak veya irtibatının açık bir şekilde ortaya konulduğu gerekçesiyle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı, bu nedenle dava konusu işlemin iptaline dair İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı belirtilerek davalı idarenin istinaf isteminin kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, kamu görevine başlamadan önce yaptığı paylaşımların aleyhine delil olarak kullanılamayacağı, hakkında yapılan ceza soruşturmaları sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, disiplin soruşturmalarında da ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, hakkında yapılan araştırmalar sonucunda gelen belgelerde FETÖ/PDY terör örgütü ile hiçbir bağının olmadığının açık ve net olarak ortaya konulduğu, İdare Mahkemesince yapılan tespit ve değerlendirmelerin yerinde ve doğru olduğu, temyize konu kararın usul ve yasaya aykırı olduğu ve bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 19/07/2018 tarihinde sona ermiştir. 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(f) maddesinde; 14/07/1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesinde belirtilenler hariç diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personelin, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgisine göre ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) ;...9) 657 sayılı Kanuna ve diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personel, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili olunan bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılır. '' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(f) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu Geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. Davacı, ... Adliyesinde zabıt katibi olarak görev yapmakta iken, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35/B maddesi uyarınca ... tarih ve ... sayılı işlem ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır. Diğer yandan, davacı hakkında, "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan yapılan soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No: ..., Karar No:... sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği; "Cumhurbaşkanına Hakaret" suçundan yürütülen aynı Başsavcılığın .../... sayılı soruşturması sonucunda, ... tarih ve K:... sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır. 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesinde yer alan, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına karar verilir'' hükmü gereğince davacı hakkında dava konusu işlem tesis edilmiştir. Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde davalı idarece yapılan değerlendirmenin de kuşkusuz keyfilikten uzak olması gerekir. Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün hatta olayın niteliğine göre gereklidir. Dava dosyasının incelenmesinden; davalı idarece, davacının 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin gerekçesi olarak, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönündeki değerlendirmenin gösterildiği, bu değerlendirmenin dayanağı olarak; davacının kullanımında olan @... kullanıcı adlı twitter sosyal medya ağına ilişkin ekran görüntülerinde; "Fethullah'a bayılmıyorum ama şu söyledikleri de kulak ardı edilemez!" ve @... kullanıcısı tarafından oluşturulan "Narsist, legal görünümlü illegal orduyu devreye soktuğunda başkan olacağını, ölene kadar başkan kalacağını düşünüyor" şeklinde 24/06/2016 tarihinde paylaşımlarda bulunulduğu ve darbe teşebbüsü gecesinin akabinde 16/07/2016 tarihinde, "TBMM'nin bombalanması çok manidar değil mi başkanlığı saraya çekmeye çalışıyor birileri!!! Bunların hepsi oyunun ta kendisi", "Böyle darbe mi olur aq" ve "Böyle bir gece olamaz ya Allah sonumuzu hayır etsin" şeklinde paylaşımlarda bulunduğu yolundaki tespitler gösterilmiştir. İdare Mahkemesince; sözü edilen paylaşımların davacının kamu görevine başladığı 07/02/2017 tarihinden öncesine ilişkin olduğu, davacı hakkında yürütülen ceza soruşturmaları sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, disiplin soruşturmaları sonucunda da ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, yapılan ara kararlar üzerine gelen belgelerde davacının irtibatı ve/veya iltisakına ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, ayrıca davalı idarece yukarıda sözü edilen paylaşımlar haricinde somut herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı gerekçesiyle davalı idarece yapılan değerlendirmenin ve bu değerlendirmeye bağlı olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmış ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Temyize konu İdare Dava Dairesince; İdare Mahkemesince davacı hakkında yapılan araştırma ve tespitlere yer verildikten sonra, dava dosyasında mevcut tüm delillerin birlikte incelenmesinden, davacının FETÖ/PDY ile irtibatı veya iltisakı konusunda davacının sosyal paylaşım sitesinde yaptığı paylaşımları ile verdiği ifade ve savunmasının incelenmesi sonucunda, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak veya irtibatının açık bir şekilde ortaya konulduğu gerekçesiyle Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. Bu nedenle, öncelikle, davalı idarece dava dosyasına sunulan davacı hakkında terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatı olduğu yönünde değerlendirme yapılmasına dayanak teşkil eden tespitlerin değerlendirilmesi gerekmektedir. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında yer alan davacı hakkındaki tespit ve değerlendirmeler incelendiğinde; İdare Dava Dairesi kararında; davacının sosyal paylaşım sitesinde yaptığı paylaşımların FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesiyle ilgili olarak; Dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelere göre, davacının 07/02/2017 tarihinde ...Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığı emrinde göreve başladığı, yukarıda ayrıntısına yer verilen sosyal paylaşım sitesindeki paylaşımlarının kamu görevine başlamadan önce, 24/06/2016 ve 16/07/2016 tarihlerine ilişkin olduğu; ayrıca söz konusu paylaşımlarla ilgili olarak davacı hakkında, "silahlı terör örgütüne üye olma" ve "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı yürütülen ceza soruşturmaları sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği; yine her iki suçlamayla ilgili olarak yürütülen iki soruşturmada da disiplin cezası verilmesine yer olmadığına karar verildiği, paylaşımlarında terör örgütü ile ilişkilendirilmesine imkan veren bir ifadenin bulunmadığı hususları göz önüne alındığında, sözü edilen paylaşımların davacının anılan örgütle irtibatı ve iltisakı noktasında aleyhe bir durum olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. İdare Dava Dairesi kararında; davacının ifade ve savunmasının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesiyle ilgili olarak; Dosya içerisinde bulunan davacının 01/09/2020 tarihli savunması incelendiğinde, davacının, hakkında terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatı olduğu yönünde değerlendirme yapılması sonucunu doğuracak herhangi bir beyanının ya da olgunun bulunmadığı görülmektedir. Dolayısıyla, yukarıda belirtilen tespit ve değerlendirmeler ile tüm dosya kapsamı ve davalı idarece davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat veya iltisakını ortaya koyacak nitelikte başkaca bilgi veya belgenin sunulmadığı hususu da dikkate alındığında, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatının bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 11/12/2025 tarihinde oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.