Danıştay · 4. Daire

Danıştay 4. Daire 2025/5494 E. 2025/7108 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
4. Daire
Esas No
2025/5494
Karar No
2025/7108
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2025/5494 Karar No : 2025/7108

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, Malatya ili, Battalgazi ilçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, No:... adresinde (... ada, ... parsel) yer alan taşınmazın, 06/02/2023 tarihinde meydana gelen depremler nedeniyle "..." askı kodu ile "ağır hasarlı" olarak tespitine ilişkin işlem ile işbu tespite istinaden yapının tahliyesi ve yıkımına ilişkin işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu işlemlere esas taşınmazın bilirkişi raporunda B ile gösterilen kısmının 7269 sayılı Kanun kapsamında "ağır hasarlı" olduğunun ortaya konulduğu, bu kısım bakımından taşınmazın "ağır hasarlı" olarak belirlenmesine ilişkin işlem ile bu işleme istinaden tahliye ve yıkılmasına dair işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı; dava konusu işleme esas taşınmazın anılan bilirkişi raporunda A ile gösterilen az hasarlı olarak tespit edilen kısmının ise, 7269 sayılı Kanun kapsamında "ağır hasarlı" olarak nitelendirilemeyeceği, bu kısmı bakımından taşınmazın "ağır hasarlı" olarak belirlenmesine ilişkin işlemde ve bu işleme istinaden tahliyesi ve yıkımına dair işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemlerin, taşınmazın bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen kısmı bakımından iptaline, (B) ile gösterilen kısım yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; davalı Malatya Valiliği tarafından, bitişik nizamda bulunan iki adet yapı için aynı askı kodunun kullanıldığı, ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda (yapıların farklı taşıyıcı sistemlere sahip olduğu ve hasar durumunun da farklılık içerdiği) belirtildiği üzere, ortak taşıyıcı sisteme sahip olmayan yapılar için ayrı askı kodu verilmek suretiyle inceleme yapılması ve hasar tespit raporu düzenlenmesi gerekirken iki ayrı yapı için tek bir hasar tespit raporu düzenlenmesinde ve dava konusu "FR8HF" kodlu ağır hasar tespitine dayalı olarak her iki yapı için verilen tahliye ve yıkım işleminin bu haliyle hukuka aykırı olduğu ve iptalinin gerektiği, istinafa konu İdare Mahkemesi kararının dava konusu işlemlerin; bilirkişi raporunda taşınmazın (A) ile gösterilen kısmı bakımından iptaline yönelik kısmında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmediği; taşınmazın (B) ile gösterilen kısmı bakımından davanın reddine ilişkin kısmında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçe ile istinafa konu karara karşı davalı idare tarafından kararın iptale ilişkin kısmı yönünden yapılan istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine, davacı tarafından kararın davanın reddine yönelik kısmı yönünden yapılan istinaf başvurusu kabul edilerek, kaldırılmasına ve bu kısım yönünden de dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu tespit işleminin 7269 sayılı Kanun ve AFAD Yönetimi Başkanlığının 14/04/2014 tarihli 7663 sayılı Genelgesi uyarınca yapıldığı, çok katlı yapılarda kat ya da konut ayrımı yapılmaksızın tek bir hasar hükmü gereği fen kurullarınca gerekli değerlendirilmeler yapıldıktan sonra hasar tespit derecesi verildiği, bilirkişi raporunun hatalı ve yetersiz olduğu, ağır hasar tespitine ilişkin işlemin ve buna dayanılarak tesis edilen tahliye ve yıkım işleminin de hukuka uygun olduğu belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz" başlıklı 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği belirtildikten sonra anılan fıkranın (c) bendinde ; (Ek:28/7/2024-7524/53 md.) Konusu iki yüz yetmiş bin Türk lirasını aşıp dokuz yüz yirmi bin Türk lirasını aşmayan; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan ve istinaf kanun yolu incelemesinde kaldırma kararı üzerine yeniden karar verilen davalar da temyiz edilebilecek kararlar arasında sayılmıştır. Aynı Kanunun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklık 49. maddesinde ise; "(1). Temyiz incelemesi sonunda Danıştay; a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar. b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar. (2). Temyiz incelemesi sonunda Danıştay; a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması, sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozar." hükmüne yer verilmiştir. İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının 14/04/2014 tarih ve 7663 sayılı Hasar Tespit Genelgesinde, Ortak taşıyıcı sisteme sahip binaların tek bir hasar derecelendirmesi ile değerlendirileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden; Malatya İli, Battalgazi İlçesi, Kemerköprü Mahallesi, Kemerköprü Sokak, No:17 adresinde yer alan taşınmazın, 06/02/2023 tarihinde meydana gelen merkez üssü Kahramanmaraş İli, Pazarcık ve Elbistan İlçeleri olan depremler nedeniyle 7269 sayılı Kanun kapsamında yapılan hasar tespit çalışmaları neticesinde "..." askı kodu ile "ağır hasarlı" olarak belirlendiği, anılan tespite istinaden Malatya Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işlemiyle taşınmazın boşalttırılması ve yıktırılmasına karar verildiği, işbu işlemlerin iptali istemiyle açılan davada ilk derece Mahkemesince yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi üzerine düzenlenen bilirkişi raporunda, özetle; "... dava konusu taşınmazın tek katlı yığma yapı vasfında olduğu, yapıda kısmen ya da tamamen bir göçme gözlemlenmediği, yapının herhangi bir katında kalıcı yatay yer değiştirme meydana gelmediği, yapının temelinde oturma ya da rijit dönme meydana gelmediği; yapının A ve B yapısı şeklinde iki bölümden oluştuğu, iki yapının taşıyıcı sistemlerinin ayrı olduğu, A yapısında herhangi bir deprem hasarı bulunmadığı, B yapısında ise kısmen ayrılmalar oluştuğu, A yapısında deprem nedeniyle yapıda sıva, boya dökülmeleri ve sıva çatlakları oluştuğu, B yapısında ise geniş kesme hasarları ve A yapısından ayrılmalar tespit edildiği, sonuç olarak, A yapısının "ağır hasarlı" olarak nitelendirilmesinin teknik açıdan hatalı olduğu, 7269 sayılı Kanun ve bu kanunun uygulanmasına dair ilgili mevzuat hükümleri kapsamında keşif tarihi itibari ile 06/02/2023 tarihinde meydana gelen depremden kaynaklı hasar durumunun "az hasarlı” olduğu; B yapısının ise 06/02/2023 tarihinde meydana gelen depremden kaynaklı hasar durumunun ağır hasarlı olduğu" belirtilmiş; ağır hasarlı tespiti yapılan "B yapısı" şeklinde gösterilen kısmın, az hasarlı tespit edilen "A yapısına" zarar verilmeksizin yıkımının mümkün olup olmadığının açıklığa kavuşturulması amacıyla Mahkemelerin 13/03/2024 tarihli ara kararı uyarınca alınan ve dava dosyasına sunulan ek bilirkişi raporunda ise özetle "... A yapısının taşıyıcı sisteminin etkilenmemesi için çatısının sökülmesi ve akabinde B yapısının büyük iş makineleri yerine el marifetiyle veya yüksek titreşim meydana getirmeyen alet ve cihazlarla yıkım işleminin yapılması gerektiği, bu şekilde B yapısının yıkılması durumunda yıkım işleminin az hasarlı A yapısına zarar vermeyeceği" yönünde tespit ve değerlendirmelere yer verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda; uyuşmazlığa konu işlemde belirtilen taşınmazın (A) ve (B) olmak olmak üzere iki kısımda incelendiği, bu taşınmazın birbirine bitişik iki kısımdan oluştuğu, bu kısımlardan birisi hakkında yapılacak uygulamanın (yıkım/tahliye) diğerini etkilemeyeceği hususunun dosyada mevcut bilirkişi raporlarıyla tespit edildiği anlaşıldığından, davacıya ait yapının kendine özgü hali dikkate alındığında, İdare Dava Dairesince iki ayrı yapı olduğundan bahisle iki ayrı askı kodu verilmesi gerektiği yönünde yapılan değerlendirmede isabet bulunmadığından, temyize konu kararın, dava konusu işlemin (A) yapısına ilişkin kısmı yönünden yapılan incelemede; taşınmazdaki "FR8HF" askı kodlu yapının ağır hasarlı olarak tespit edilmesine ilişkin dava konusu işlemin (A) yapısı olarak belirtilen kısmı yönünden yapının az hasarlı olması nedeni ile iptal edilmesi gerekmekte iken yukarıda belirtilen farklı gerekçe ile iptaline ilişkin İdare Dava Dairesi kararında sonucu itibari ile hukuki isabetsizlik bulunmamakta olup temyize konu kararın, (A) yapısına ilişkin kısımı yönünden belirtilen gerekçe ile onanmasının gerektiği, dava konusu işlemin (B) yapısına ilişkin kısmı yönünden yapılan incelemede ise; yapının (B) olarak belirtilen kısmının hasar durumunun ağır hasarlı olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle, dava konusu işlemin (B) kısımlı yapı yönünden davanın reddi gerekmekte iken bu kısım yönünden de dava konusu işlemin iptaline karar verilmesine ilişkin İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kabulüne, 2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Üye Mehmet ...'ın usule ilişkin karşı oyu ile usul yönünden oyçokluğu ve esas yönünden oybirliğiyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 30/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

(X) KARŞI OY : Dosyanın incelenmesinden; temyize konu karar davanın konusu itibarıyla İdari Yargılama Usulü Kanununun 46. maddesinde sayılan temyiz edilebilecek kararlardan olmamakla birlikte, Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi tarafından, İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 6. fıkrasının 1. cümlesini "istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hali" yönünden iptal eden Anayasa Mahkemesi kararı gerekçe gösterilerek, istinaf incelemesi sonucunda verilen karara karşı temyiz yasa yolu açık olmak üzere karar verildiği dikkate alındığında, uyuşmazlığın incelenmesinde, öncelikli olarak temyiz yasa yolunun açık olup olmadığının belirlenmesi, bunun için de yukarıda bahsi geçen hükmü iptal eden Anayasa Mahkemesi kararındaki gerekçeler ve bu gerekçelerin mevcut yargılamalarda ve temyiz yasa yolu uygulamalarında ne şekilde yorumlanması gerektiği hususunun tartışılıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Ayrıntıları Dairemizin 18/11/2025 tarihli ve E:2025/4774, K:2025/6001 sayılı dosyasında mevcut azlık oyunda belirtildiği üzere, iş bu davaya konu edilen işlemlerde olduğu gibi, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrudan uygulanarak temyiz yasa yolunun bu tür kararlara açık hale getirilmesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A maddesinde düzenlenen ivedi yargılama usulüne göre verilen kararları da hükmün denetlenmesi hakkı yönünden tartışmaya açacağı gibi hasar tespit işlemleri ve bu işlemlere dayalı tesis edilen yıkım vb. işlemler yönünden incelendiğinde de; anılan kanunun Geçici 11. maddesinde deprem bölgelerinde hasar tespit raporlarına dayalı olarak tesis edilen işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında yapılan ayrık düzenleme ile, bu konudaki yargılamaların ivedi biçimde sonuçlandırılması amacıyla getirilen özel yargılama usulünün işlemesine de engel olacağı açıktır. Zira, 09/11/2023 tarih ve 32364 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7471 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununa eklenen Geçici 11. maddesinin gerekçesinde, "6/2/2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin meydana geldiği bölgede hayatın bir an önce normale döndürülmesi ve olağan hayat şartlarının sağlanmasının büyük önem arzetmesi, özellikle ağır hasarlı binaların her an yıkılması ihtimalinin bölgedeki insanların can ve mal emniyeti bakımından büyük tehlike oluşturması, hasarlı olduğu tespit edilen yapıların akıbetinin bir an önce belirlenmesi gerekliliği dikkate alınarak, Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle genel hayata etkili afet bölgesi olarak kabul edilen yerlerde, bu depremlerin ve sonrasında meydana gelen depremlerin etkisiyle oluşan hasarlarla bağlantılı olan ve hak sahipliğine ilişkin işlemler hariç olmak üzere, hasar tespit raporları esas alınarak tesis edilen idari işlemlere karşı açılan iptal davaları bakımından, yargılama süreçlerinin hızlandırılmasına yönelik düzenleme yapılmış, hasar tespit raporlarına dayanılarak tesis edilen güçlendirme, abonelik iptali ve tahliye gibi işlemler ile yıkım kararlarının iptali istemiyle açılan davaların seri bir şekilde sonuçlandırılması için genel usulden farklı hükümler öngörülmüştür. Bu çerçevede; ilk inceleme ve savunma verme süreleri, genel usulden daha kısa belirlenmiş, dosyanın daha çabuk tekemmül etmesi için “savunmaya cevap” ve “cevaba cevap” aşamaları kaldırılarak ve savunma verilmekle dosyanın tekemmül etmesi öngörülmüş, verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği düzenlenmiştir." ifadelerine yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının bu tür kararlar yönünden de temyiz kanun yolunu açacak şekilde uygulanması halinde, 2577 sayılı Kanunun Geçici 11. maddesi kapsamında olan ancak aynı Kanunun Temyiz başlıklı 46. maddesinde sayılmadığı için temyiz kanun yolu öngörülmeyen bu tür uyuşmazlıkların da temyiz kanun yoluna tabi hale geleceği dolayısıyla kanun koyucu tarafından Geçici 11. madde düzenlenirken hedeflenen amacın gerçekleşmesi zorlaşacağı gibi, kanun koyucu tarafından öngörülmeyen bir sonucun doğmasına yol açılacaktır. Bu durumda, Anayasa Mahkemesinin 27/03/2025 tarih ve E:2024/189, K:2025/83 sayılı kararında belirtilen ve yasa koyucu tarafından ölçülülük ilkesi çerçevesinde, hükmün denetlenmesini talep etme hakkına daha az zarar verici müdahaleye sebep olacak bir yasal düzenleme yapılması gerekliliğine vurgu yapan iptal kararının, yasal düzenleme şeklinde, bir temyiz kriteri olarak doğrudan uygulanması suretiyle, istinaf dava daireleri tarafından verilen her kısmen veya tamamen kaldırma sonrası yeniden verilen kararların temyiz incelemesine açılması yoluna gidilemeyeceği, mevcut durumda, yasa koyucu tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 6. fıkrasında, Anayasa Mahkemesi kararında belirtilen, gerekçeler çerçevesinde, hükmün denetlenmesini talep etme hakkına daha az zarar verici müdahaleye sebep olacak bir yasal düzenleme yapılıncaya kadar, istinaf mercilerince verilen kararların hangilerinin temyize açık olduğunun, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 46. maddesinde mevcut düzenleme çerçevesinde incelenmesi gerektiği sonucuna varıldığından iş bu davada, mevcut hukuki duruma göre temyiz yolunun kapalı olması nedeniyle usul yönünden temyiz isteminin incelenmeksizin reddine, esas yönünden ise kararın bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyu ile çoğunluk kararına usul hükümleri yönünden katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 4. Daire, E. 2025/5494, K. 2025/7108, T. 30.12.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-4-daire-2025-5494-e-2025-7108-k-112df6a38b89