Danıştay · 4. Daire

Danıştay 4. Daire 2025/3166 E. 2025/6961 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
4. Daire
Esas No
2025/3166
Karar No
2025/6961
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2025/3166 Karar No : 2025/6961

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Genel Müdürlügü VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 04/05/2012 tarih ve 28282 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 16/03/2012 tarih ve 2012/2976 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, Bahçelik 3. Kısım Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında, Kayseri İli, Develi İlçesi, ... mahallesinde yer alan davacıya ait ... ada ... parsel, ... ada ... parsel, ... ada ... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırmasının anılan parsele ilişkin kısmının iptali istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu taşınmazların bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırma işlemi ile davacıya eşdeğer yerlerden tahsis yapıldığı, konusu kadastro parsellerinden uygulamayla yaklaşık % 1.85 oranında kesinti yapıldığı, yönetmelik hükümlerine göre bu kesinti miktarının yasal sınırlar içinde kaldığı, dönüşüm tablolarında toprak derecelendirmelerinin dikkate alındığı, dava konusu toplulaştırma işleminde toplulaştırma ilke ve kurallarına, hukuka ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı, toplulaştırma yapılırken Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünden izin alınarak açılan kuyuların korunmasının gerektiği, ancak ruhsatsız/izinsiz kuyuların dikkate alınması gerektiğinden bahsedilemeyeceği, her ruhsatsız kuyunun sabit tesis olarak yeni parsellerin içine alınacağının kabulü durumunda, oluşacak yeni arazi dokusunun eski arazi dokusundan farklı olmayacağı, işlemlerin parsel sınır düzeltmesinden ibaret kalacağı sonucuna varıldığından, davacının su kuyusunun korunmadığına dair iddiasının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacıya tahsis edilen parsellerin verim yönünden daha düşük olduğu, ruhsatsız da olsa su kuyusunun yeni tahsis edilen parselde planlanmamasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE : 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan haliyle 1. maddesinde, bu Kanunun, sulama alanları ile Bakanlar Kurulunca gerekli görülen alanlarda; toprağın verimli şekilde işletilmesi, işletilmesinin korunması, birim alandan azami ekonomik verimin alınması, tarım üretiminin sürekli olarak artırılması, değerlendirilmesi ve buralarda istihdam imkanlarının artırılması, ekonomik üretime imkan vermeyecek şekilde parçalanan tarım topraklarının gerektiğinde ve imkanlar ölçüsünde genişletilmesi suretiyle de toplulaştırılması, tarım arazisinin ailenin geçimini sağlamaya ve aile iş gücünü değerlendirmeye yeterli olmayacak derecede parçalanması ve küçülmesinin önlenmesi amacına hizmet ettiği belirtilmektedir. Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından Haziran 2010'da çıkarılan "Arazi Toplulaştırması Teknik Talimatı"nın "Yeni Parselasyon Planlarının Hazırlanması" başlıklı 19. maddesinde yer alan "Yeni Parselasyon Planlanmasında Dikkat Edilecek Hususlar" başlıklı bölümde, maliklere mümkün olduğu ölçüde eski arazisine eşdeğer ve tek parselde arazi verilmeye çalışılması, maliklerin istekleri dikkate alınarak arazisinin yoğun olduğu bölgede veya en büyük parselinin etrafında toplanarak arazi verilmeye çalışılması, umumi yola (asfalt, şose) bitişik olan parsellerin yine imkanlar ölçüsünde aynı yerde verilmesi, toplulaştırma alanındaki işletme yapı ve tesisleri ile bağ, bahçe vb. sabit tesislerin imkan ölçüsünde maliklerine verilmesi, birden fazla sabit tesisi bulunan maliklerin bu arazi parçalarından mümkün olduğu kadar birinin etrafında tercih vermek zorunda olması, her parselin yol ve sudan faydalanacak şekilde planlanması, küçük işletmelere ait parsellerin, yol ve sudan faydalanabilmesi için, gerektiğinde hisselendirilmesi, parsel şeklinin zorunlu durumlar dışında dikdörtgen olmasına ve en/boy oranının 1/3 1/7 arasında bulunmasına dikkat edilmesi, toplulaştırma yapılan köyler arasında sınır düzeltmesinin 3083 sayılı Kanunun 14. maddesine göre ve değer eşitliği sağlanarak yapılması, değişiklik yapıldığında köy sınırlarının yol, kanal gibi sabit sınırlara dayandırılmasına çalışılması, ancak zorunlu hallerde parsel sınırının köy sınırı olarak değerlendirilmesi, işletmeyi oluşturan maliklere ait arazinin bir arada değerlendirilebilmesi, maliklerin istekleri halinde tek parselde payları oranında adlarına hisseli olarak tescil edilmesi, parsel yerleştirilmesinde hısım ve hasım ilişkilerine dikkat edilmesi, arazi maliklerinden birden fazla ve komşu köylerde arazisi bulunanların arazilerinin ikamet ettikleri köyün sınırına yakın olacak şekilde planlanmaya çalışılması, blokların düzgün şekilli olmayan kısımlarına büyük parsellerin yerleştirilmeye çalışılması, düşük dereceli arazinin mümkün olduğu ölçüde eski sahiplerine bırakılması veya kendi aralarında toplulaştırılması, verasete iştiraklerden aynı maliklere ait olan arazinin bir işletme olarak değerlendirilmesi, davalı arazinin her birinin ayrı bir işletme olarak değerlendirilmesi, hisse uyuşmazlıkları giderilemeyen parsellerin her birinin ayrı bir işletme olarak değerlendirilerek eski maliklerine aynı hisselerle tescil ettirilmesi, bu araziden malik ve hisse oranları aynı olanların bir arada toplulaştırılabilmesi, Talimatın 9. maddesi kapsamında yer alan tesislerin bulunduğu parsellerin, planlamada öncelikle bulunduğu yerde bırakılmaya çalışılması hususlarının yerine getirilmesi gerektiği kuralına yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden; davacıya ait Kayseri İli, Develi İlçesi, ... Mahallesi'nde bulunan ... ada ... parsel, ... ada ... parsel, ... ada ... parsel numaralı kadastro parsellerine karşılık, arazi toplulaştırma projesi kapsamında ... ada ... parsel, ... ada ... parsel, ... ada ... parsel ve ... ada ... numaralı parselin tahsis edildiği, dava konusu taşınmazların bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırma işlemi ile davacıya eşdeğer bir yerden, eşdeğer özellikli bir alandan ve çok yakındaki bir yerden tahsis yapıldığı anlaşılmaktadır. Bozulması istenen İdare Dava Dairesi kararı ile, dava konusu taşınmazların bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırma işlemi ile davacıya eşdeğer bir yerden ve eşdeğer özellikli bir alandan tahsis yapıldığı, dönüşüm tablolarında toprak derecelendirmelerinin dikkate alındığı ve bununla ilgili dönüşüm hesaplarının doğru yapıldığı anlaşıldığından dava konusu toplulaştırma işleminde toplulaştırma ilke ve kurallarına, hukuka ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı, davacının kök parselinde bulunduğunu iddia ettiği kuyuya ilişkin ruhsat sunmadığı, ruhsatsız kuyunun korunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle verilen davanın reddine ilişkin karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Davacı dava dilekçesinde kök parseli içerisinde kuyu olduğunu, sabit tesis niteliğindeki kuyunun korunmadığını iddia etmekle birlikte kuyunun hangi parselde olduğunu belirtmemiş, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda da davacının parsellerinden birinde veya birkaçında kuyu olup olmadığına dair bir tespit yapılmamıştır. Kuyuya yönelik olarak yeraltı suyu kullanma belgesi alınması gerekip gerekmediği ve alınması gerekli olduğu halde alınmaması halinde gereken yaptırımlar hususunda yetkili idarelerce işlem yapılabileceği açık ise de, sabit tesis olduğu tartışmasız olan kuyunun toplulaştırma işleminde davacı adına korunması gerekmektedir. Bu durumda, gerekirse yeni bir bilirkişi raporu düzenlenmek suretiyle davacının parsellerinde kuyu bulunup bulunmadığı, kuyu mevcut ise kuyunun toplulaştırma ilanından sonra yapılıp yapılmadığı veya kuyunun başka parsel sınırı içerisinde bırakılmasının teknik yönden zorunlu olup olmadığı araştırıldıktan sonra karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kabulüne, 2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi...İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 25/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Danıştay 4. Daire, E. 2025/3166, K. 2025/6961, T. 25.12.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-4-daire-2025-3166-e-2025-6961-k-d41a92e03496