Danıştay · 4. Daire
Danıştay 4. Daire 2025/271 E. 2025/3661 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 4. Daire
- Esas No
- 2025/271
- Karar No
- 2025/3661
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2025/271 Karar No : 2025/3661
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Enerji Elektrik Üretim Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ...
MÜDAHİLLER (DAVALI YANINDA): 1- ... Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...
2- ...- ... - ... Adi Ortaklığı VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesini...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Darıca II Hidroelektrik Santralinde elektrik üretim faaliyetinde bulunan davacı şirket tarafından, Ordu İli, Mesudiye İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde Karayolları 7. Bölge Müdürlüğü tarafından yapılması planlanan "ER:... Nolu II-(A) Grubu Patlatmalı Taş (Bazalt) Ocağı Kapasite Artışı" projesi ile ilgili olarak Ordu Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce verilen ...tarih ve E... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; davanın reddi yolundaki kararın Danıştay Dördüncü Dairesinin 12/10/2023 tarih ve E:2023/12027, K:2023/5417 sayılı kararıyla ''...dava konusu işlemin hukuki denetimi yapılırken, dayanak proje tanıtım dosyasının Danıştay Altıncı Dairesi'nin onadığı iptal kararı gerekçesi çerçevesinde revize edilip edilmediğinin incelenerek karar verilmesi gerekirken, temyize konu Mahkeme Kararına dayanak bilirkişi raporunda, bu doğrultuda bir inceleme yapılmadığı, kararda kronolojisine yer verilen ve Mahkeme kararları ile yenilenen sürecin bir bütün olarak değerlendirilmediği görülmektedir. Yukarıda verilen bilgiler ışığında, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, tarafların tüm iddia ve savunmaları ile birlikte Danıştay Altıncı Dairesi kararında yer alan gerekçeler doğrultusunda, davaya konu projenin çevreye ve HES yapısına olan etkilerinin, teknik raporlarda da önerilemesine rağmen kullanılması planlanan ateşleme sisteminin revize edilip edilmediği hususlarının daha kapsamlı teknik ve bilimsel veriler içerir şekilde üniversitelerin ilgili bölümlerinden seçilecek yeni bir bilirkişi heyetiyle mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bunun sonucunda düzenlenecek raporun incelenmesi suretiyle karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.'' gerekçeleriyle bozulması üzerine, bozma kararına uyularak, ''...Proje tanıtım dosyasının geneli yönünden yapılan değerlendirme: Bilirkişi raporlarında yer alan tespitler ile dosya kapsamında yer alan tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden; proje alanının Ordu-Mesudiye karayolu üzerinde olup Ordu iline yaklaşık 29 km mesafede ve Mesudiye ilçesine ise 29,5 km mesafede olduğu, proje alanına en yakın mesafede bulunan bir konutun mesafesinin yaklaşık 750 metre olduğu, diğer konutun ise yaklaşık 700 metre mesafede olduğu, dava konusu olan HES'in santral binası ise 200 metre, şalt sahasının 350 metre mesafede olduğu, şalt sahasının yaklaşık 75 metre, santral binası ise yaklaşık 100 metre taş ocağından aşağıdaki bir seviyede olduğu, ölçüm alınan delik sayıları değişse bir anlık şarj değeri 30,00 kg ANFO + 0,50 kg dinamit olarak uygulandığı, bazalt ocağında 30,50 kg anlık şarj değeri ile gerçekleştirilen patlatmaların oluşturduğu titreşimlerin Darıca 2 HES binasının üzerinde yer aldığı kaya kütlesinde binaya zarar verecek şiddete ulaşmadığı, ÇGKY tarafından "Endüstriyel Binalar" kategorisi için tanımlanan hasar sınır değerini aşmayacağı, yapılan limit denge analizlerinde, yaklaşık 12 metre yüksekliğinde ve 85 derece eğime sahip kazı şevinde hakim süreksizlikler için bir düzlemsel kayma riskinin söz konu olmayacağı, patla sırasında meydana gelecek titreşimlerin etkisinde kazı şevleri için hesaplanan güvenlik sayısı değerinin 1.76'ya düştüğünün belirlendiği, her ne kadar titreşimlerin güvenlik sayısı değerinin düştüğü görülse de hesaplanan 1.76 değerinin güvenli tasarım için kabul edilen 1.5 değerinden büyük olduğu için patlatma kaynaklı titreşimlerin kütlesel yenilmeye neden olmayacağı, ÇED Yönetmeliği'nin 27. maddesinde belirtildiği üzere kırma-eleme tesisi yıllık üretim kapasitesi 400.000 tok/yıl'ın altında kaldığından faaliyet ile ilgili PTD hazırlanmasının yeterli olduğu, PTD'de projeden kaynaklanabilecek muhtemel çevresel etkilerin öngörüldüğü ve bu etkileri asgari düzeye indirilebilecek veya sınırlandırabilecek önlemlerin alınacağının ve nasıl alınacağının taahhüt edildiği, faaliyet ile ilgili muhtemel çevresel etkilerin öngörüldüğü ve alınacak tedbirlerin yeterli olduğu, trafik yükü artış değerinin %0,31 olduğu, yapılan hesaplamalara göre de ocak işletmesinde çalışacak kamyonun trafik hacmine önemli bir yük getirmeyeceği, önlem ve taahhütlere uyulmasının ulaşım-trafik yönünden yeterli olacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde; proje tanıtım dosyasının bilimsel ve teknik açıdan yeterli olarak hazırlandığı ve bu yönüyle davaya konu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Patlatma tasarımları yönünden proje tanıtım dosyası ile teknik raporun değerlendirilmesi: Danıştay Altıncı Dairesinin kararına konu PTD'de patlatma tekniğinin nonel (elektriksiz ateşleme sistemi) olduğu, teknik raporda ise hem elektronik hem de elektriksiz grup patlatmaların değerlendirildiği, ancak elektronik ateşleme sisteminin önerildiği, yani PTD'nin teknik rapor esas alınarak düzenlenmediği, PTD ile teknik raporun patlatma tasarımlarının farklı olduğu görülmektedir. İşbu davaya konu PTD ve ek olarak taahhüt şeklinde sunulan teknik raporda her iki ateşleme sistemi karşılaştırılmış, sahada kontrollü patlatmalarla etkileri araştırılmış ve 85 delikli, 31 kg dinamit ve 1 kg anfo ve bir adet elektronik kapsül kullanılarak yapılacak elektronik ateşleme sisteminin projeye uygun olacağı öngörülmüş; dolayısıyla davaya konu PTD ile teknik rapor arasında ateşleme sistemi, delik sayısı, kullanılan patlayıcı miktarı yönünden herhangi bir fark bulunmadığından, proje tanıtım dosyasının Danıştay Altıncı Dairesinin onadığı iptal kararı gerekçesi çerçevesinde revize edildiği ve bu yönüyle davaya konu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Basamak genişliği, görünür rezervde üretim kaybı miktarı ve patlatma tasarımlarındaki delik sayıları yönünden proje tanıtım dosyası ile teknik raporun değerlendirilmesi: Danıştay Altıncı Dairesinin kararına konu PTD'ye göre basamak genişliğinin 10 metre (ancak 10. sayfada 15-20 metre olarak belirtildiği), üretim aşamasında ise %20 üretim kaybı olduğu belirtildiği ve bir patlamadaki delik sayısı 85 adet olarak belirtilmiş olduğu (ancak 13. sayfada 66 delik olarak bahsi geçmektedir), yani PTD'de verilen bilgilerin tamamıyla birbiriyle örtüşmediği görülmektedir. İşbu davaya konu PTD'de her noktada basamak genişliği 10 metre, delik sayısı 85 ve üretim kaybı oranı %20 olarak belirlenmiş olup, önceki PTD'deki çelişkili açıklamaların düzeltildiği, çelişkilerin giderildiği ve proje tanıtım dosyasının Danıştay Altıncı Dairesinin onadığı iptal kararı gerekçesi çerçevesinde revize edildiği ve bu yönüyle davaya konu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu durumda, yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere, proje tanıtım dosyasının geneli yönünden yapılan değerlendirme sonucu ilgili mevzuata uygun olduğu, davaya konu PTD ile teknik rapor arasında ateşleme sistemi, delik sayısı, kullanılan patlayıcı miktarı yönünden herhangi bir fark bulunmadığı, ayrıca davaya konu PTD'de her noktada basamak genişliği 10 metre, delik sayısı 85 ve üretim kaybı oranı %20 olarak belirlenmiş olup, önceki PTD'deki çelişkili açıklamaların düzeltildiği, çelişkilerin giderildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu proje tanıtım dosyası Danıştay Altıncı Dairesinin onadığı iptal kararı gerekçesi çerçevesinde revize edildiğinden bilimsel ve teknik açıdan yeterli olarak hazırlanan proje tanıtım dosyası kapsamında verilen dava konusu "ÇED Gerekli Değildir" kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.'' gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; Mahkeme gerekçesinde bozma kararının ruhundan ayrılarak, sadece bu PTD'nin mevzuata uygunluğunu belirten bilirkişi raporunun yeterli görüldüğü, bozma gerekçesi anlaşılmadan rapor verildiği, Mahkemenin de bu hatalı ve eksik rapora göre karar verdiği, Danıştay bozma kararında, jeolojik, jeomekanik ve sismik açılardan değerlendirme ile patlatmaların HES yapısına verebileceği zarar tehdidi, sürprizleri ve riskleri değerlendirin denildiği, Danıştay bozma kararının yok sayıldığı, raporun Danıştay denetimine uygun olmadığı, bilirkişi raporunda Danıştay kararı doğrultusunda hiçbir inceleme olmadığı, taş ocağında gerçekleştirilecek patlatmaların çevresel etkilerinin özellikle Darıca-2 Hidroelektrik Santraline yönelik jeolojik, jeomekanik ve sismik açılardan oluşacak etkisi konusunda bir değerlendirme yapılmadığı, bu tip hassas yapıların olduğu alanda sürprize yer verilemeyeceği, patlamanın yaratacağı vibrasyonun, özellikle hava şoku bakımından HES Projesi cebri boru ve santral enerji tribünlerinde sorun, tehdit oluşturduğu, oluşturabileceği, taş savrulması bakımından ise en yakın mesafede yer alan Darıca-2 HES'e yönelik jeolojik, jeomekanik ve sismik açılardan asla onay verilemeyeceğinin Danıştay kararı ile sabit hale geldiği, santralde normal çalışma durumunda 1mm/s ile 1,5mm/s arasında çalışma vibrasyonu bulunduğu, taş ocağında yapılan patlatmaların santrale vibrasyon etkisinin 1,2mm/s ile 2mm/s arasında olduğu, üniteler devrede iken çalışma vibrasyonuna ilave olarak patlatma etkisi geldiğinde standarda göre çalışılmaması gereken koşullar oluştuğu için ünitelerin alarm ve trip alacağı ve bu durumun devasa türbin ve jeneratörlerde mekanik yorulma ve arızalara sebebiyet vereceği, üretim kayıpları ile ekonomik açıdan zarar vereceği, bilirkişi raporlarında, taş ocağında gerçekleştirilecek patlatmaların çevresel etkilerinin, münhasıran ve özellikle Darıca-2 HES Santraline ve müştemilatına yönelik jeolojik, jeomekanik ve sismik açılardan oluşturacağı tehlikelerin boyutu ve Danıştay tanımı ile sürpriz sonuçları konusunda detaylı arge çalışması yapılmadan kesin, bilimsel hiçbir değerlendirme yapamayacaklarının açıkça belirtildiği, ancak yine de ÇED Gerekli Değildir kararı uygundur denildiği, arge çalışması yapılması gerektiği, nitelikli işçi olması gerektiği, hatta HES tesisinin cebri borusunun sürekli kontrol edilmesi gerektiği bildirilerek, sorumluluğu kendi üzerilerinden atarak rapor oluşturulduğu, tüm sorumluluğu mahkemeye yükledikleri, 104 bar basıncın üzerinde, 1300m den %85 eğimle düşen cebri borunun her an patlamaya hazır basınçlı yapısı, enerji türbinleri, jeneratörler için en küçük bir patlama veya titreşimin tetikleyeceği sonuçları, sürprizleri görmek için uzman olmaya gerek olmadığı, Darıca -2 HES tesisinin cebri borularında yaklaşık 110 bar basınçlı su taşındığı, patlatmanın yarattığı vibrasyon ve/veya patlatma sırasında ortaya çıkacak sair nedenlerle oluşabilecek 110 bar basınçlı su taşıyan cebri boru hasarının, bölgede yer alan yerleşim yerleri için tehlikeli sonuçlar doğuracağı, taş ocağı işletmesinde patlatmalı üretim planlamasında üstün kamu yararı bulunmadığının açık olduğu, tesisin kurulu olduğu sahanın, cebri borunun durumu gereği riskli yapı olduğu, bu nedenle bu basınçta boruların patlamasını tetikleyecek hiçbir titreşim oluşturacak patlamanın burada olmaması gerektiği, bu taş ocağında patlatmalı üretim olamayacağı, kırıcı ile taş ocağı faaliyeti olabileceği, tesisin 1064 m su düşüşü ile Türkiye'nin en yüksek 2. düşülü, bölgenin tek santrali olduğu, %80 eğimli araziden 1064 m'lik cebri boru ile 108 bar basınçla çalışmakla olduğu, patlatmaların bu tesiste yol açacağı risklerden raporda bahsedilmediği, raporun Danıştay denetimine uygun olmadığı belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : 1-Davalı tarafından; savunma verilmemiştir. 2-Davalı yanında müdahillerden... Adi Ortaklığı tarafından; hukuki denetimin 28.06.2022 tarihli onama ilamı kapsamında yapılabileceği, onama ilamı öncesi ileri sürülen sebeplerin eldeki davada artık dinlenme olanağının bulunmadığı, bozma kararının gereğinin yerine getirildiği, davacının iddialarının somut ve bilimsel kanıtlara tümüyle aykırı olduğu, dosyada mübrez Hacettepe Üniversitesi Maden Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği Bölümü tarafından hazırlanan Nisan-Mayıs-Temmuz 2023 ayı teknik raporunda, üretim faaliyetlerine devam edilen sahada, 24.04.2023, 24.05.2023 ve 24.07.2023 tarihlerinde grup patlatması yapıldığı, teknik bilirkişiler tarafından sahaya gidilerek tekrar yerinde gözlemi inceleme ve değerlendirmelerde bulunulduğu, elektronik patlatmadan kaynaklı sismik dalgaların Darıca-2 HES yerleşim yerine verebileceği olası etkilerin araştırılması amacıyla yerleşke çevresine iki adet sismograf yerleştirildiği, patlatmalarda ölçümlenen değerlerin Türk Standartlarına göre izin verilen üst değerlerin çok altında olduğunun görüldüğü hususlarının tespit edildiği, bu öz denetimin periyodik olarak tekrarlandığı, 24.10.2023 ve 08.02.2024 tarihlerinde grup patlatması ve sahada tekrar inceleme yapıldığı, 08.03.2024 tarihli rapor ile patlatmalarda ölçümlenen değerlerin Türk Standartlarına göre izin verilen üst değerlerin çok altında olduğunun görüldüğü hususlarının tespit edildiği, PTD'de, taş ocağında gerçekleştirilecek patlatmaların çevresel etkilerinin, özellikle Darıca-2 HES'e yönelik Jeolojik, Jeomekanik ve sismik açılardan geniş şekilde incelendiği belirtilerek, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. 3-Davalı yanında müdahillerden ... Genel Müdürlüğü tarafından; savunma verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ :... DÜŞÜNCESİ :Temyiz isteminin kabulü ile davaya konu projenin, yüksek eğimli bir alanda ve faaliyette olan bir HES Projesinin çok yakınında planlanmış olması ile söz konusu HES Projesinin de kendi çalışma şartları çerçevesinde belli bir titreşim meydana getiren bir tesis olması hususları dikkate alındığında, davaya konu patlatmalı taş ocağı projesinin inşaat ve işletme aşamalarından kaynaklanacak titreşim yanında, HES'ten kaynaklanacak titreşimin ve varsa etki alanındaki diğer titreşim kaynaklarının da göz önüne alınması ve ortaya çıkan toplam titreşim esas alınmak suretiyle, oluşacak titreşim değerinin ilgili mevzuatta belirtilen sınır değerleri aşıp aşmadığının, daha hassas teknik tespitler yapılarak belirlenmesi, meydana gelecek toplam titreşimin, projenin yapılacağı alanın stabilitesi üzerinde ne şekilde bir etki meydana getirebileceği, heyelan tehlikesinin boyutları ve bu hususta PTD'de taahhüt edilen önlemlerin uygulanabilir ve yeterli olup olmadığı hususlarının belirlenmesi için, sanayi kaynaklı gürültü sebebiyle ortaya çıkan titreşimin tespiti ve çevresel etkileri hususunda uzman bir bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi heyeti ile yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle karar verilmek üzere Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin reddine, 2.Temyize konu ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E..., K:... sayılı kararının, üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla, ONANMASINA, 3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4.Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 11/06/2025 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY : Darıca II Hidroelektrik Santralinde elektrik üretim faaliyetinde bulunan davacı şirket tarafından, Ordu İli, Mesudiye İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde Karayolları 7. Bölge Müdürlüğü tarafından yapılması planlanan "ER:... Nolu II-(A) Grubu Patlatmalı Taş (Bazalt) Ocağı Kapasite Artışı" projesi ile ilgili olarak Ordu Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce verilen ... tarih ve E... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Dosyadaki bilgi ve belgeler ile PDT ve bilirkişi heyeti raporunun incelenmesinden; davaya konu patlatmalı taş ocağı projesinin, eğimin yüksek olduğu bir alanda ve davacı tarafından işletilmekte olan HES Projesinin yanında olduğu, HES'in santral binasının 200m, şalt sahasının ise 350m mesafede bulunduğu, şalt sahasının yaklaşık 75m, santral binasının ise 100m taş ocağından aşağı seviyede bulunduğu, taş ocağının HES'e bu kadar yakın konumda yapılmasının çevresel etkiler yönünden kabul edilebilir bir durum olmadığı, patlatmalı taş ocağı faaliyetinin çok yakınında bulunan ve büyük bir enerji yükü oluşturan HES tesisi ile etkileşiminin, alanın yüksek eğimi de göz önüne alınırsa, öngörülemez tehlikeli durumlara neden olabileceği, patlatmalı taş ocağı projesinin, yüksek eğimli bir alanda ve faal bir HES Projesinin çok yakınında planlandığı böylesi bir durumda, faaliyetlerden kaynaklanacak titreşimin etkilerinin çok hassas hesaplamalar ile yapılması gerektiği halde, Proje Tanıtım Dosyasında ve bilirkişi raporunda, HES'ten kaynaklanacak titreşimin dikkate alınmamış olması sebebiyle, taş ocağı faaliyeti esnasında oluşacak titreşim ile birlikte jeolojik yapıda stabilite ve heyelan yönünden ortaya çıkabilecek çevresel etkinin net olarak belirlenmediği, projenin uygulanması esnasında, titreşime ilişkin hesaplamalarda oluşabilecek ufak sapmaların dahi büyük çapta çevresel felaketlere yol açma tehlikesi olduğu gözönüne alındığında, HES'ten kaynaklı titreşim dikkate alınmaksızın yapılan hesaplamalara dayalı olan projenin can güvenliği ve çevre emniyetini tehlikeye atacak nitelikte olduğu, Proje Tanıtım Dosyasında oluşması muhtemel tehlikelerin ve bunların ne şekilde bertaraf edileceğine yönelik yeterli değerlendirmeye yer verilmediği anlaşılmakla birlikte; gerek arazinin yüksek eğimli yapısı ve titreşim düzeyleri sebebiyle meydana gelebilecek olası heyelan tehlikesi, gerekse de taş ocağından elde edilecek Bazalt kayacının Karadeniz Bölgesi'nin bir çok yerinde mevcut olması hususları dikkate alındığında, kapasite artışına ilişkin projenin söz konusu alanda yapılmasını gerekli kılan kabul edilebilir bir gerekçenin bulunmadığı, kapasite artışının bu alanda tercih edilmesinin kamu yararına uygun olmadığı sonucuna varıldığından, temyize konu Mahkeme kararının bozulması ve dava konusu işlemin iptali gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.