Danıştay · 4. Daire
Danıştay 4. Daire 2025/2541 E. 2025/3754 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 4. Daire
- Esas No
- 2025/2541
- Karar No
- 2025/3754
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2025/2541 Karar No : 2025/3754
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının aleyhe olan kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Çatalca ilçesi, ... Mahallesi ... ... Caddesi üzerinde yoğun miktarda hafriyat nitelikli malzeme kaçak olarak dökülüp, iş makinesi ile tesviye edildiğinden bahisle 2872 sayılı Çevre Kanununun 8. maddesi ve Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğinin 13. maddesinin ihlal edildiği gerekçesiyle, aynı Kanunun 20. maddesinin (r) bendi ile 23. maddesi uyarınca davacı şirkete 735.480,00-TL para cezası verilmesine dair ... tarih ve ... karar defteri sıra numaralı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı işleminin iptali istenilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı üzerine İdare Dava Dairesince; bozma kararına uyularak verilen ara kararı ile İGDAŞ ve Çatalca Belediye Başkanlığına; dava konusu harfiyat toprağı dökümünün belediyelerinin emir ve talimatları doğrultusunda bir hizmetin yerine getirilmesi amacıyla olup olmadığının ve davacı şirket adına kayıtlı ... plakalı aracın 22/06/2022 tarihinde idarelerinin sorumluluğunda kiralık araç olup olmadığının sorulması üzerine; İGDAŞ tarafından, aracın kullanımına dair ellerinde bilgi- belge bulunmadığı, Çatalca Belediye Başkanlığı tarafından ise hafriyat dökümünün belediyelerinin hizmetleri doğrultusunda yapılmadığı, bu yönde emir ve talimatları bulunmadığı, aracın bünyelerinde çalışmadığının bildirildiği; istinaf istemine konu edilen mahkeme kararının dava konusu para cezasının temel para cezası olan 367.740,00 TL kısmına yönelik davanın reddi yolundaki kararın bu kısmının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı; öte yandan, davacı şirkete verilen dava konusu idari para cezası miktarı belirlenirken tekerrüre esas alınan, ilk cezanın 22/06/2022 tarihli denetim tutanağına istinaden davalı idarece davacı şirkete ... tarihli ve ... sıra numaralı idari yaptırım kararı ile 367.740, 00-TL idari para cezası verildiği, bu cezanın 12/08/2022 tarihinde davacı şirkete tebliğ edildiği; 22/06/2022 tarihli ikinci tespit üzerine 735.480,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemin tesis edildiği, dolayısıyla dava konusu para cezasına esas teşkil eden fiilin işlendiği 22/06/2022 tarihinde tekerrüre esas alınan ilk idari yaptırım kararının tebliğ edilmediği anlaşıldığından tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı, hukuka aykırı olduğu sonucuna varılan dava konusu para cezasının 367.740,00 TL'lik kısmına yönelik davacı istinaf talebinin kabulü ve dava konusu işlemin bu kısmının iptali gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davacının istinaf talebinin kısmen reddine, kısmen kabulüne, mahkeme kararının kısmen kaldırılmasına, dava konusu işlemin 367.740,00-TL'lik kısmının iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Tekerrür hükümlerinin uygulanmasının koşullarının mevcut olduğu, fiilin işlendiği tarihin değil idari yaptırım kararının tebliğ edildiği tarihin esas alınması gerektiği, dava konusu idari para cezasının tamamı bakımından davanın reddine karar verilmesi, kararın tekerrüre ilişkin kısmı yönünden bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin reddine, 2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının temyiz edilen kısmının Üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla ONANMASINA, 3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 16/06/2025 tarihinde kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY : İdari işlemin maddi ve hukuki gerekçesinin işlemde belirtilmesi, ilgilisine itiraz ya da dava yoluna başvurma hususunda yol göstermekte iken, idareyi de hukuka uygun işlem tesis etmeye zorlamaktadır. Bu kapsamda, gerekçenin gösterilmesi dava hakkı ile de yakından ilgilidir. Başka deyişle, dava açma hakkının tam olarak kullanılabilmesi için işlemin bilinmesi yeterli olmayıp, işlemin tesis edilmesinin maddi ve hukuki sebeplerinin yani gerekçesinin de bilinmesi zorunludur. Bir başka ifade ile, idarenin işlemlerinin belirli, açık, kesin ve anlaşılır olması gerekmektedir. Bu nedenle bir idari işlem hangi maddi ve hukuki nedene dayalı olarak tesis edilmiş ise, işleme dayanak oluşturan bu sebebin açık ve kesin bir şekilde işlemde belirtilmesi zorunludur. Aksi takdirde, bu konudaki bir belirsizlik kişinin idari işlemin maddi ve hukuki sebebi konusunda duraksamaya düşmesine, bunun akabinde bu işleme karşı yetkili mercilere itiraz hakkını ya da yargı mercileri önünde dava açma hakkını gereği gibi kullanamamasına neden olabilecektir. Böyle bir durumun hukuk devleti ilkesini, kişinin hak arama özgürlüğünü zedeleyeceği açıktır. Yargı organı bakımından ise, dava konusu işlemde işlemin gerekçesinin belirtilmiş olması, işlemin sebep unsuru yönünden yapılacak denetim yönünden önemli ve gereklidir. Dava aşamasında, idari yargı yerinin talebi üzerine idari işlemin gerekçesinin idarece bildirilebileceği düşünülse de, bu durum ilgilinin işlemde yer alan somut gerekçeyi görerek yargı yoluna başvurma konusunda iradesini netleştirmesi yönünden önemli olduğu gibi ilgilisinin işlemin hukuka uygun olup olmadığını değerlendirmesi, yargı yoluna başvurması halinde de dava hakkının etkin bir şekilde kullanılabilmesi yönünden de önemlidir. Hukuk devletinde idarenin davranışlarının belli ölçüde belirli ve öngörülebilir olması, hukuk devletinin bir gereği olan idarenin kanuniliği ilkesi uyarınca da, idarece tesis edilen işlemlerin gerekçelendirilmesi, yasal ve maddi/fiili dayanağının işlemde gösterilmesi gerekmektedir. İdarenin kanuniliği ilkesi gereğince her idari işlemin yasal dayanağının bulunması gereklidir. İşlemin yasal dayanağının olması, uygulanan mevzuat hükmünün yanısıra işlemin tesisine dayanak maddi olayın, fiili sebebin de işlemde gösterilmesini gerekli kılar. İdari işlemler hakkında açılan iptal davalarında, idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka uygunluğu denetlenmektedir. Farklı kanunlarda, birbirinden farklı olaylar ve bu olaylara uygulanacak farklı usuller öngörülmüştür. Dolayısıyla idarelerce bir işlem tesis edilirken, bu işlemin dayanağı yasal düzenlemenin belirtilmesinin yanısıra işlemin tesisine sebep maddi ve fiili nedenin gösterilmesi, yargı yerince de bu husus dikkate alınarak bir inceleme yapılması gerekmektedir. 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 20. maddesinde, işlenmesi halinde ilgilisine idari para cezası uygulanması öngörülen fiiller düzenlenmiştir. Söz konusu fiillerden birinin gerçekleştirilmesi halinde idareye bu sebeplere dayanarak fiili gerçekleştirene idari para cezası uygulama yetki ve sorumluluğu verilmiş, anılan Kanunun 23. maddesinde ise, bu Kanunda belirtilen idarî para cezalarının bu cezaların verilmesini gerektiren fiillerin işlenmesinden itibaren üç yıl içinde birinci tekrarında bir kat, ikinci ve müteakip tekrarında iki kat artırılarak verillmesi öngörülmüştür. İdarece yukarıda belirtilen mevzuat uyarınca para cezası verilebilmesi için öncelikle idari yaptırım öngörülen fiilin yani maddi olayın usulüne uygun olarak ve şüpheye mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmesi, daha sonra yasada çizilen çerçeve içinde, hukuka uygun olarak para cezasının tesis edilmesi ayrıca işlemin dayanağı ve gerekçesi olan maddi ve hukuki sebeplerin de tesis edilen idari yaptırım kararında gösterilmesi hukuk güvenliği, belirlilik ve yasal yönetim ilkelerinin gereğidir. Çevre Kanunu ve ilgili Yönetmeliklerinde tanımlanan ve gerçekleştirilmesi halinde para cezası yaptırımı öngörülen fiiller nedeniyle para cezası tesis edilebilmesi için idarenin öncelikle anılan mevzuatta tanımlanan fiilin gerçekleştiğini usulüne uygun şekilde tespit etmesi, bu tespite dayanarak tesis edeceği idari yaptırım kararında da, işlemin dayanağı tespit tutanağını, tespit edilen fiili (maddi olay), bu fiilin karşılığı olarak idari para cezası verilmesini öngören hukuki sebepleri, verilecek para cezasının miktarının belirlenmesinde dikkate alınan varsa önceki fiil ve hukuki sebepleri göstermesi gerektiği gibi, anılan Kanunun 23. maddesi uygulanmış ise, bu maddenin uygulanmasına dayanak alınan önceki fiil (tespit) ve para cezalarının da idari yaptırım kararında gösterilmesi gerekmektedir. Diğer taraftan anılan Kanunun 23. maddesinde düzenlenen, aynı fiilin tekrarı halinde verilecek cezanın artırılması, daha önce verilen cezanın ıslah edici olmadığı ve failin suç işleme konusundaki ısrarının daha ağır bir cezayı gerektirdiği düşüncesine dayandığı göz önünde bulundurulduğunda, idari yaptırım gerektiren bir fiile yönelik yaptırım kararı alınıp ilgilisine tebliğ edilmediği sürece bu fiilin tekerrüre esas alınması mümkün olmadığından para cezasına ilişkin yaptırım kararında gösterilen ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına dayanak alınan önceki fiil ve cezaların da idari yaptırım kararında açık ve somut olarak gösterilmesi, yargılama aşamasında ise, tekerrüre dayanak idari (ve varsa yargısal) süreçlerin Mahkemesince işlemde gösterilen fiili ve hukuki sebepler bağlamında incelenerek bunların tekerrür hükmünün uygulanmasına elverişli olup olmadıklarının belirlenmesi gerekmektedir. Uyuşmazlıkta; davalı idare tarafından tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle temel para cezası bir kat arttırılarak para cezası verildiği, ancak dava konusu idari yaptırım kararında tekerrüre esas alınan idari yaptırım kararlarının gösterilmediği, davalı idarece, savunma dilekçesinde, daha önce davacı şirket hakkında uygulanan idari yaptırım kararının bildirildiği, Mahkemece, belirtilen işlem dikkate alınarak davanın reddine karar verildiği, söz konusu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun dava konusu para cezasının tekerrür nedeniyle artırılan kısmı yönünden dava konusu para cezasına esas teşkil eden fiilin işlendiği 22/06/2022 tarihinde tekerrüre esas alınan ilk idari yaptırım kararının tebliğ edilmediği; başka bir ifade ile tekerrür uygulanmasına ilişkin şartlar oluşmadığından kabul edildiği anlaşılmakta ise de; tekerrür hükümlerinin uygulanmasına dayanak tespit ve yaptırımların işlemde gösterilmemesi nedeniyle dava konusu işlemin tekerrüre ilişkin kısmının bu gerekçe ile iptali gerektiği sonucuna varıldığından, İdare Dava Dairesi kararının, tekerrüre ilişkin hüküm fıkrasının açıklanan gerekçe ile onanması gerektiği görüşüyle, Dairemiz kararına katılmıyorum.