Danıştay · 4. Daire
Danıştay 4. Daire 2025/2289 E. 2025/3743 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 4. Daire
- Esas No
- 2025/2289
- Karar No
- 2025/3743
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2025/2289 Karar No : 2025/3743
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
MÜDAHİL(DAVALI YANINDA): ... Ticaret İthalat İhracat Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Afyonkarahisar İli, Emirdağ İlçesi, ... Köyü, ... ... mevkiinde müdahil tarafından yapılması planlanan "İR:... Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi Alan Genişletilmesi" projesi ile ilgili olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu Kararı"nın iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; dosyada bulunan bilgi ve belgeler, bilirkişi raporu ve ilgili mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu ÇED sürecinin, mevcut tesisin genişletilmesi hakkındaki projeye ilişkin olduğu, meşcere haritasına göre proje ÇED sahasının büyük bölümünün (%75’lik kısmı) boşluklu kapalı (kapalılık derecesi %10 ve daha az) ardıç ormanı içinde kaldığı, kalan bölümde de bitki örtüsünün seyrek yayılış gösterdiği; proje alanının tohum meşcereleri, gen koruma alanları, muhafaza ormanları ve orman içi dinlenme yerlerine isabet etmediği; alanın floristik ve faunistik açıdan ayrıcalıklı herhangi bir özelliğinin bulunmadığı; bitki ve hayvan türleri arasında korunması gereken herhangi bir türün yer almadığı, baskın bitki örtüsünün boz ardıç ve kokar ardıç olduğu, bu haliyle ÇED raporunun projenin flora ve fauna açısından çevresel etkilerine yönelik yeterli değerlendirmeleri ihtiva ettiği; ÇED alanı ve civarının jeomorfolojik özellikleri (eğim, eğim yönü, yükseklik özellikleri) dikkate alındığında drenaj ağlarının yapılacak mühendislik çalışmalarından olumsuz etkilenmeyeceği, proje alanı içinde herhangi bir akar ya da mevsimsel akışlı dere olmadığı gibi alanda ve yakın çevresinde yeraltı su kaynağı, göl, sulak alanın da bulunmadığı; yapılacak çalışmalardan mevsimsel akan derelerin ve kaynakların etkilenme olasılığının oldukça düşük olduğu, proje alanı çevresinde 400-450 metre mesafede tarım arazileri bulunduğu, ancak tozun kontrolü için nihai ÇED raporunda belirtilen taahhütlerin, toz kaynaklı olumsuz etkilerin kabul edilebilir sınırlarda tutulmasını mümkün kılacağı; patlatmadan kaynaklı gürültü, titreşim, hava şoku gibi risklerin izin verilen seviyelerin altında kalacağı, taş fırlamalarının yerleşim yerlerine ulaşmasının beklenmediği; risk oluşması halinde patlatılan delik sayısını azaltmak, kullanılan patlayıcı madde miktarını düşürmek, sıkılama mesafesini artırmak gibi ateşleme parametreleri değiştirilmek suretiyle bu risklerin önlenebileceği; kaldı ki, yeni ocak alanının halihazırda faal olan eski ocak alanına nazaran köyden daha da uzaklaşacağı, bir başka anlatımla proje alanına ait yeni sınırların köyden uzaklaşacak şekilde planlandığı; bu durumda, müdahil tarafından işletilecek kalker ocağı kırma eleme tesisi ve alan genişletme projesi için hazırlanan ve dava konusu kararın dayanağı olan ÇED raporunun yeterli olduğu, bölgedeki mevcut bitki, hayvan, insan yaşamı açısından kalker ocağı işletilmesinin ciddi olumsuz etkileri olmayacağı, ÇED raporunda öngörülen önlemlerin çevreye olan etkilerin makul ve asgari seviyede tutulması açısından yeterli olduğu, dolayısıyla yapılması planlanan proje ile ilgili olarak verilen dava konusu "ÇED Olumlu" kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, köy muhtarı olarak dava açmakta güncel, meşru ve geçerli menfaatinin bulunduğu; davaya konu projenin bölgenin yapısını bozma ihtimalinin yüksek olduğu, ocağın işletilmesinde yapılacak patlatmaların su kaynaklarına ve çevreye zarar vereceği, taş ocağından çıkan tozun bitki yapraklarını kaplayarak solunumu ve fotosentezi engelleyeceği, faaliyet sonrası ağaçlandırma yapılamadığı için ocak sahalarının atık maddelerin doldurulduğu çöp sahasına dönüştürüldüğü, taş ocaklarının yakınında yaşayan kişilerde sağlık sorununa sebebiyet verdiği, köy sakinlerinin itirazına rağmen bu kararın verildiği, kalker ocağına 275 metre mesafede evlerin bulunduğu, ÇED Olumlu kararı verilmesinde toplum yararının gözetilmediği, ÇED raporunda yöre halkından 20 kişiye istihdam sağlanacağından bahsedilmekte ise de köy nüfusundan sadece 1 kişinin işletmede istihdam edildiği, kalker ocağının endemik scorzonera cinsi bitki türüne zarar vereceği iddialarıyla açılan davada; bilirkişilerce yapılan eksik ve hatalı değerlendirmeye dayanarak verilen Mahkeme kararında isabet bulunmadığı, temyiz isteminin kabulü ile söz konusu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin reddine, 2.Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4.Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 16/06/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.