Danıştay · 13. Daire
Danıştay 13. Daire 2023/2085 E. 2025/1338 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 13. Daire
- Esas No
- 2023/2085
- Karar No
- 2025/1338
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2023/2085 Karar No:2025/1338
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Danışmanlığı ve Dış Ticaret Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Çevrim içi alışveriş karşılaştırma hizmetleri pazarında akakce.com alan adlı e-ticaret platformuyla faaliyet gösteren ... Bilgi Teknolojileri Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin (...) ayrımcı nitelikte faaliyetlerle hakim durumunu kötüye kullanmak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesini ihlal ettiğinden bahisle yapılan başvuruya yönelik 2012/2 sayılı Rekabet İhlallerine İlişkin Başvuru Usulüne Dair Tebliğ'in 5. maddesinin 4. fıkrası uyarınca 4054 sayılı Kanun çerçevesinde herhangi bir işlem yapılmasına gerek olmadığına ilişkin 01/04/2021 tarih ve 21-18/228-M sayılı Rekabet Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı şirket tarafından, "..." markası adı altında çeşitli e-ticaret sitelerinde elektronik cihaz ve yedek parçaların perakende satışı alanında faaliyet gösterildiği, alışveriş karşılaştırma sitesi olan ... hizmet bedeli ödenerek kayıt olunduğu, anılan sitede listeleme yapılırken teşebbüsün logosuna yer verilmediği gibi ... alan adının (domain) çok silik bit font ve puntoyla yer aldığı, bu durumun müşterinin güven duygusunu zedelediği, konuya ilişkin olarak ... e-posta gönderilip bilgi istendiği, ancak ...nin karşılaştırma listelerinde logo gösteriminin sadece ulusal zincir mağazalar ve büyük pazar yeri platformları için yapıldığını belirttiği, davalı idareye başvurulacağı belirtildikten sonra ...'nin tek taraflı olarak davacının yayınına ara verdiği, ... alan adlı e-ticaret platformuyla faaliyet gösteren ... Bilgi Teknolojileri ve Sistemleri A.Ş. (...) ile birlikte sektörde hakim durumda olan ... büyük şirketleri ve pazar yerlerini kayırıp ayrımcılık yaparak hakim durumunu kötüye kullandığı ifade edilerek davalı idareye yapılan başvuru üzerine dava konusu Kurul kararının tesis edildiği; davalı idarenin müdahale alanının mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren ya da bu piyasaları etkileyen her türlü teşebbüsün aralarında yaptığı rekabeti engelleyici, bozucu ve kısıtlayıcı "anlaşma", "uygulama" ve "kararlar" ile piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmaları ve "rekabeti önemli ölçüde azaltacak birleşme ve devralma" niteliğindeki her türlü hukuki işlem ve davranışlar, rekabetin korunmasına yönelik tedbir, tespit, düzenleme ve denetlemeye ilişkin işlemler olarak sınırlandırıldığı, davacının "... listeleme yapılırken teşebbüsün logosuna yer verilmediği gibi roborge.com alan adının çok silik bit font ve puntoyla yer aldığı" iddiasının davacı ile ... arasında imzalanan özel hukuk sözleşmesinden kaynaklanan bir ihtilaf olduğu ve çözüm yerinin adli mahkemeler olduğu, diğer yandan davacının ...'nin hakim durumun kötüye kullanıldığı yönündeki rekabet ihlaline ilişkin iddiasının da 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesindeki düzenlemeye uyum göstermediği, zira Kanun'un 6. maddesine göre, "hakim durum" un oluşabilmesi için bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar ile kötüye kullanması gerektiği, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerden ... ekonomik bütünlüğünün yaklaşık %50 seviyesindeki pazar payı ile rakiplerine kıyasla yüksek pazar payına sahip olduğu, ... ve ... gibi diğer rakip alışveriş karşılaştırma sitelerinin elde ettikleri trafiğin ise önemli ölçüde ... ... hizmetinin altında seyrettiğinden ...'nin piyasadaki hakim firma haline getirmediği gibi, 6. madde kapsamında sayılan fiiller (rakibi dışlama, pazara girişi engelleme, başka firmalar ile bir firmanın mahvına sebep olacak sözleşmeler yapma vb.) ile de örtüşmediği ve somut delillere dayanmadığı bu nedenle 4054 sayılı Kanun kapsamında bir ihlal kapsamına girmediği anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi.... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, Mahkemelerce yapılan değerlendirmenin sektörde Google mevcutken ...'nin hiçbir suretle hakim durumda olamayacağı anlamına geldiği, ... ... tarafından verilen hizmetin ... tarafından verilen hizmet ile eşdeğer olmadığı, ...'nin hakim durumda olduğu ve hakim durumunu kötüye kullandığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, davacının başvurusunda rekabet ihlaline ilişkin somut delillerin bulunmadığı, davacının ...'den aldığı hizmete ilişkin sözleşmesine, hizmetin şartlarına, kapsamına, sınırlarına ve sona erme hallerinin ne olduğuna ilişkin bilgi ve belge sunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Kurul kararında atıfta bulunulan başvurulara dair listede davalı idare raportörlerince belirtilen gerekçe gözetildiğinde, davacının başvurusu hakkında herhangi bir işlem yapılmasına gerek olmadığına ilişkin işlemin dayandığı iki temel gerekçenin ilgili pazarda yakın tarihli yapılan analizden hareketle pazarda ...'nin hakim duruma geleceği şeklinde bir değişimin meydan gelmemesinin olası olduğu ve davacı hakim durumda kabul edilse dahi davacının başvurusunda ayrımcılık iddiasını somut bilgi ve/veya belgelerle ciddi ve yeterli olarak ortaya koymadığı olduğu anlaşılmaktadır. ...'nin hakim durumda olup olmadığına ilişkin inceleme, 2012/2 sayılı Tebliğ'in 5. maddesinin 4. fıkrası uyarınca davalı idarenin ilk inceleme kapsamında yapabileceği bir değerlendirme olmayıp yakın tarihli pazar analizinin şikayet edilen pazarla aynı olup olmadığı, pazarda hakim durumu etkileyen değişikliklerin gerçekleşip gerçekleşmediği gibi hususların davalı idarece yapılacak bir önaraştırma sonucunda ortaya koyulması 4054 sayılı Kanun hükümlerine uygun bir yaklaşım olacaktır. Ayrıca, davacı tarafından, ayrımcılık iddiasına ilişkin iddiası ... ile yaptığı yazışmalarda ...'nin karşılaştırma listelerinde logo gösteriminin sadece ulusal zincir mağazalar ve büyük pazar yeri platformları niteliğindeki firmalar için yapıldığına ilişkin cevaba dayanmaktadır. Davacı şirket tarafından başvuru dilekçesi ekine bu yazışmalar eklenmiştir. Davalı idarece ayrımcılığın bulunup bulunmadığına ilişkin olarak yapılacak olan incelemede değerlendirilecek unsurlardan olan ve ayrımcılık yapıldığı ileri sürülen teşebbüslerin eşit koşullarda olup olmadığını anlayabilmek açısından araştırılması gereken komisyon ücretleri ve paketleri arasında farklılık olup olmadığı hususuna ilişkin davacı tarafından bilgi ve/veya belge sunulmaması nedeniyle ayrımcılık iddiasını somut bilgi ve/veya belgelerle ciddi ve yeterli olarak ortaya koyulmadığı değerlendirilmiştir. Davalı idarenin bu yaklaşımı, önaraştırma aşamasında yapılması gereken bir araştırmaya ilişkin bilgi ve/veya belgelerin sunulması yükümlüğünü davacı üzerinde bırakarak davacının yazışmalar yoluyla somut olarak ortaya koyduğu iddialarının ciddi ve yeterli olarak ortaya koyulmadığı gerekçesiyle reddedilmesi sonucunu doğurmuştur. Bu itibarla, davacının somut bilgi ve/veya belgelerle ciddi ve yeterli olarak ortaya koyduğu iddiaları kapsamında 4054 sayılı Kanun'un 6/2-b maddesi uyarınca önaraştırma yapılması gerekirken aksi yönde tesis edilen dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yönündeki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...3 sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi.... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın .... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 24/03/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.