Danıştay · 12. Daire

Danıştay 12. Daire 2025/1348 E. 2025/2349 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
12. Daire
Esas No
2025/1348
Karar No
2025/2349
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2025/1348 Karar No : 2025/2349

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- ... VEKİLİ : Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürü ...

2- ... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...

3- ... Komutanlığı VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:...K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Antalya İl Sahil Güvenlik Komutanlığında albay olarak görev yapan davacının; 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu'nun 7. maddesinin ikinci fıkrasındaki esaslara göre kadrosuzluk tazminatı ödenmek suretiyle re'sen emekliye sevk edilmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığının .../.../... tarih ve .../... sayılı işleminin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının enflasyon farkı veya yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla; 2692 sayılı Kanun'un 7. maddesinin ikinci fıkrasına göre; rütbelerindeki bekleme süresinin dolması ya da kadrosuzluk nedenleri ile emekliliğe sevk edilme durumunda olan ancak hizmetlerine ihtiyaç duyulan albayların 60 yaşına, amirallerin ise 65 yaşına kadar İçişleri Bakanının onayıyla görevde bırakılabileceği; ayrıca, personel kaynağı planlaması, iç güvenlik politikaları ve gelişen güvenlik ihtiyaçlarına göre albay ve üstü rütbelerde bekleme süreleri dolmadan kadrosuzluk tazminatı ödenmek suretiyle Cumhurbaşkanı onayı ile emekliye sevk edilebilmesi hususunda idareye takdir yetkisinin tanındığı, ancak bu yetkinin kullanımı mutlak ve sınırsız olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu; bakılan uyuşmazlıkta, idarenin re'sen emekliye sevk edilecek personelin belirlenmesinde kamu yararı amacına aykırı olarak ve hizmet gerekleri dışında, subjektif sebeplerle hareket ettiğine ilişkin bir bilgi veya belgenin bulunmadığı, hangi personelin emekliye sevk edileceğinin belirlenmesi konusunda idarenin yargı kararı ile zorlanmasının hukuken mümkün olmadığı da dikkate alındığında; anılan Kanun hükmü uyarınca tanınan takdir yetkisi doğrultusunda tesis edilen dava konusu işlemde mevzuata ve hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 2692 sayılı Kanun'un 7. maddesine göre tesis edilecek emekliye sevk işlemlerinde, ihtiyaç duyulan kadro sayılarının belirlenmesi ve belirlenen bu kadrolara liyakat ilkesi çerçevesinde bir değerlendirme yapılarak atama gerektiği; albay rütbesine ait kadroların mevcut albay rütbesinde bulunan personel sayısından fazla olduğu; sicil not ortalamasının mesleğe başladığı tarihten emekliye sevk edildiği tarihe kadar 96,30, albay rütbesinde de 99,30 olduğu; dolayısıyla emekliye sevk edilmesini gerektirecek haklı ve hukuken geçerli bir nedenin bulunmadığı; geçmişte hakkında açılan ve beraatle sonuçlanan bir kovuşturma nedeniyle emekliye sevk işleminin tesis edilmiş olabileceği; dava konusu işlemin kamu yararına, hizmet gereklerine ve hukuka aykırı olduğu belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Cumhurbaşkanlığı tarafından; temyize konu kararın usule ve hukuka uygun olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. İçişleri Bakanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından; dava konusu işlemin boş albay kadrosu bulunup bulunmamasından ziyade, davacının daha üst görevlerin gerektirdiği liyakati, mesleki ve kişisel özellikleri haiz olup olmadığıyla ilgili olduğu; 2692 sayılı Kanun'un 7. maddesinde verilen takdir yetkisi çerçevesinde tesis edilen re'sen emekliye sevk işleminde mevzuata ve hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ: Benzer nitelikteki bir uyuşmazlıkta, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/03/2020 tarih ve YD İtiraz:2020/58 sayılı kararında da belirtildiği üzere, re'sen emekliye sevk edilecek personelin belirlenmesinde; ihtiyaç, mevcut kadro durumu, sicil not ortalaması, ödül ve takdirnameler, eğitim ve öğrenimle kazanılan bilgi ve beceri, personelin geçirdiği soruşturmalar ve aldığı cezalar gibi kriterlerin tüm personel yönünden eşit ve objektif bir biçimde uygulanıp uygulanmadığı hususu araştırılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararda hukuki isabet bulunmadığından, temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın .... İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak, 08/05/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY: Dava; Antalya İl Sahil Güvenlik Komutanlığında albay olarak görev yapan davacının, 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu'nun 7. maddesinin ikinci fıkrasındaki esaslara göre kadrosuzluk tazminatı ödenmek suretiyle re'sen emekliye sevk edilmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığının .../.../... tarih ve .../... sayılı onayının iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının enflasyon farkı veya yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu'nun 7. maddesinin ikinci fıkrasında, "Subaylığa ve astsubaylığa nasıp işlemleri, İçişleri Bakanlığının onayıyla yapılır. Rütbelerindeki bekleme süresinin dolması ya da kadrosuzluk nedenleri ile emekliliğe sevk edilme durumunda olan, ancak hizmetlerine ihtiyaç duyulan albaylar 60 yaşına, amiraller ise 65 yaşına kadar İçişleri Bakanının onayıyla görevde bırakılabilirler. İlgili personel, personel kaynağı planlaması, iç güvenlik politikaları ve gelişen güvenlik ihtiyaçlarına göre albay ve üstü rütbelerde bekleme süreleri dolmadan kadrosuzluk tazminatı ödenmek suretiyle Cumhurbaşkanı onayı ile emekliye sevk edilebilir..." kuralına yer verilmiştir. Yukarıda yer verilen Kanun hükmü değerlendirildiğinde, Kanun'un amacının, personel kaynağı planlaması, iç güvenlik politikaları ve gelişen güvenlik ihtiyaçlarının gerekli kıldığı hallerde ilgili personelin bekleme süreleri dolmadan re'sen emekli edilmelerine olanak sağlayarak, bu sayede emniyet ve asayiş hizmetlerinin hizmet gereklerine uygun olarak yürütülebilmesi için her bir rütbede ihtiyaç duyulan kadro sayılarının belirlenmesi ve belirlenen bu kadrolara atamalarda liyakat ilkesi çerçevesinde bir değerlendirmeye ve seçmeye imkan sağlanması olduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, re'sen emekliye sevk edilenler hakkında kadrosuzluk tazminatının ödenmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Anılan Kanun hükmü ile idareye, re'sen emekliye sevk edeceği personeli belirleme konusunda takdir yetkisi tanındığı açık olmakla birlikte, idareye tanınan takdir yetkisinin kullanımının mutlak ve sınırsız olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu ve bu açıdan yargı denetimine tabi bulunduğu idare hukukunun bilinen ilkelerindendir. Öte yandan, dava konusu işlemin dayanağı olan 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu'nun 7. maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenlemeye benzer bir kurala, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun Geçici 27. maddesinde de yer verilerek, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf emniyet müdürü rütbesini haiz olan personelin re'sen emekliye sevk edilebileceği düzenlemesine yer verildiği, bahsedilen Kanun hükmünün iptali istemiyle açılan davada verilen Anayasa Mahkemesinin 04/05/2017 tarih ve E:2015/41, K:2017/98 sayılı kararında da; idareye tanınan takdir yetkisinin, keyfîlik anlamına gelmeyip kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla ve objektif kriterlere uygun olarak kullanılabileceği, idarenin bu yetkisini kullanırken kamu hizmetinin daha iyi işlemesi veya kamu yararı amacıyla işlem yapabileceği, bunun için ise söz konusu kadrolarda çalışanlar yönünden birtakım ayırt edici objektif kriterlerin kullanılmasının gerektiği hususlarına vurgu yapılmış ve anılan Kanun hükmünün Anayasa'ya aykırılık taşımadığı sonucuna varılarak iptal isteminin reddine karar verilmiştir. Bu bağlamda, İdare Hukukunun genel ilkeleri uyarınca, idarenin bu yetkisini kullanırken kamu hizmetinin daha iyi işlemesi veya kamu yararının gerçekleşmesi için işlem tesis etmek zorunda olduğu açıktır. Kamu hizmetinin daha iyi işlemesi veya kamu yararı amacıyla işlem yapılabilmesi için ise, söz konusu kadrolarda görev yapanlar yönünden bir takım ayırt edici objektif kriterlerin belirlenmesi gerekmektedir. Bunun yanında, söz konusu kriterlerin uygulanması sırasında eşit, objektif ve istikrarlı bir uygulamanın sağlanması da hukuk devleti ilkesinin zorunlu bir sonucudur. Dava dosyasının incelenmesinden; davalı idarece emekliye sevk edilen personelin belirlenmesi aşamasında yapılan değerlendirmelerde, hangi kriterlerin esas alındığına dair dosyaya herhangi bir bilgi ve/veya belge sunulmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, re'sen emekliye sevk edilmesine karar verilen personel belirlenirken; ihtiyaç, mevcut kadro durumu, sicil not ortalaması, ödül ve takdirnameler, eğitim ve öğrenimle kazanılan bilgi ve beceri, personelin geçirdiği soruşturmalar ve aldığı cezalar gibi kriterlerin tüm personel yönünden eşit ve objektif bir biçimde uygulanıp uygulanmadığını ortaya koyan bilgi ve belgelerin davalı idarelerden istenilmeksizin eksik inceleme ile verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. Nitekim, benzer nitelikteki bir uyuşmazlıkta, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 25/12/2019 tarih ve YD İtiraz No:2019/1194 sayılı karar da bu yöndedir. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşü ile karara katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 12. Daire, E. 2025/1348, K. 2025/2349, T. 08.05.2024, www.arakarar.com/karar/danistay-12-daire-2025-1348-e-2025-2349-k-27290268bec8