Danıştay · 12. Daire
Danıştay 12. Daire 2024/3277 E. 2024/5024 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 12. Daire
- Esas No
- 2024/3277
- Karar No
- 2024/5024
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2024/3277 Karar No : 2024/5024
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- ... VEKİLİ : Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürü ...
2- ... Bakanlığı VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri Yrd. ...
3- ... Genel Komutanlığı VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Jandarma Genel Komutanlığı Denetleme ve Değerlendirme Başkanlığında jandarma kıdemli albay olarak görev yapan davacının, 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca 15/09/2022 tarihinden geçerli olmak üzere re'sen emekliye sevk edilmesine ilişkin 12/08/2022 tarih ve 2022/412 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının iptali ile yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; uyuşmazlıkta, davalı idarelerce re'sen emekliye sevk edilen personelin belirlenmesinde ihtiyaç, mevcut kadro durumu, sicil not ortalaması, ödül ve takdirnameler, eğitim ve öğrenimle kazanılan bilgi ve beceri, personelin geçirdiği soruşturmalar ve aldığı cezalar gibi kriterlerin tüm personel yönünden eşit ve objektif bir biçimde uygulandığının somut verilerle ortaya konulamadığı anlaşıldığından, davacının re'sen emekliye sevk edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, ayrıca, davalı idarelerce personel planlamasına göre albay rütbesinde bulunan personelin azami %10 olmasının amaçlandığı, halihazırda bu oranın %13,92 olduğu ve mahrut yapının temini için bu rütbedeki personelin emekliye sevk edilmesinin zorunluluk arz ettiği ileri sürülmüş ise de; 2022 yılı değerlendirmeye alınan kıdemli albaylardan rütbe bekleme süresi dolan 294 personelden 263'ünün görev süresinin uzatıldığı görüldüğünden söz konusu savunmaya itibar edilmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, yoksun kaldığı özlük haklarının dava açma tarihi olan 11/10/2022 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; davalı idare savunması, Jandarma Genel Komutanlığınca verilen ara kararı cevabı ile tüm dosya kapsamının birlikte incelenmesinden; re'sen emekliye sevk edilecek personelin belirlenmesinde, idarenin takdir yetkisinin bulunduğu açık olup, idarenin re'sen emekliye sevk edilecek personelin belirlenmesinde kamu yararı amacına aykırı ve hizmet gerekleri dışında subjektif sebeplerle hareket ettiğine ilişkin bir verinin bulunmadığı, hangi personelin emekliye sevk edileceğinin belirlenmesi konusunda idarenin yargı kararı ile zorlanmasının da hukuken olanaklı olmadığı anlaşıldığından, davalı idarelere tanınan takdir yetkisi doğrultusunda, Jandarma Genel Komutanlığı emrinde albay olarak görev yapan davacının, personel kaynağı planlaması, iç güvenlik politikaları ve gelişen güvenlik ihtiyaçlarına göre Cumhurbaşkanı onayı ile emekliye sevk edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı idarelerin istinaf istemlerinin kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlem tesisinde objektif bir değerlendirme yapılmadığı, kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda takdir hakkının hukuka uygun bir şekilde kullanılmadığı, kariyer ve liyakat ilkelerinin sağlıklı bir biçimde işleyebilmesi için idarenin nesnel ölçütlerle tespit edilen ölçme ve değerlendirme uygulaması yapmasının gerektiği, işlemin yapılmasına sebep olan meşru sebeplerin ortaya konulmadığı, temyize konu kararda, ispat yükü tersine çevrilerek tatmin edici hiçbir somut gerekçe ileri süremeyen idarenin haklı görüldüğü, özlük dosyası incelendiğinde; yüksek sicil not ortalamasına sahip olduğunun, çok sayıda başarı ve takdir belgelerinin bulunduğunun, yabancı dil bilgisi ve yüksek lisans gibi niteliklere sahip olduğunun görüleceği, takdir hakkının hakkaniyete uygun kullanılmadığı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : ... ve ... Bakanlığı tarafından; savunma verilmemiştir. ... Genel Komutanlığı tarafından; davacının 30/08/2018 tarihinde albay rütbesine terfi ederek, 5 yıllık rütbe bekleme süresini doldurmadan emekliye sevk edildiği, Jandarma Genel Komutanlığının İçişleri Bakanlığına bağlanması sonrasında, teşkilatın görev çeşitleri, hiyerarşik yapısı, kadro düzenlemesi ve personel yönetiminde güncel ihtiyaçlara göre değişiklik yapılması zaruretinin oluştuğu, mevcut veriler incelendiğinde, orta ve üst yönetici kademesi mevcudunun kadroya karşı oranında en yüksek sayının albay rütbesindeki personelde olduğu, bu nedenle mahrut yapının temini için albay kadrosunda boşluk olmasına rağmen bu rütbedeki personelin emekliye sevkinin zaruret arz ettiği, emekliye sevk edilecek personel seçiminde tek veya belirli kriterlere göre bir değerlendirme yapılmadığı, albay ve üstü rütbede bir personelin atanacağı kadroların nitellik ve sayı olarak zaten sınırlı olduğu, davacı yönünden de, 2022 yılında değerlendirmeye giren kıdemli albay listesinde sicilen 332. sırada olduğu, (3) disiplin soruşturması ve (3) adli soruşturma bilgisinin bulunduğu, iç güvenlik hizmeti sunan ve başta terörle mücadele olmak üzere suç önleme ve suçluyu yakalama maksatlı teşkil ve teçhiz edilen Jandarma Genel Komutanlığının icra etmekte olduğu hizmetlerin yerine getirilmesinde Devletin üst kademe yöneticileri ile daha koordineli ve uyumlu çalışacağı komuta kademesini atamak ve gerektiğinde değişikliğe gitmenin bu hususta idareye tanınmış bir yetki ve hak olduğu, hizmetin en iyi şekilde yürütülmesi maksadıyla kamu yararı doğrultusunda tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Dava konusu işlemin iptaline, yoksun kaldığı özlük haklarının dava tarihi olan 11/10/2022 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurularının yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması, davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak, 20/11/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY : Dava; Jandarma Genel Komutanlığı Denetleme ve Değerlendirme Başkanlığında jandarma kıdemli albay olarak görev yapan davacının, 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca 15/09/2022 tarihinden geçerli olmak üzere re'sen emekliye sevk edilmesine ilişkin 12/08/2022 tarih ve 2022/412 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının iptali ile yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununun 13. maddesinde "...Subaylığa ve astsubaylığa nasıp işlemleri, İçişleri Bakanlığının onayıyla yapılır. Rütbelerindeki bekleme süresinin dolması ya da kadrosuzluk nedenleri ile emekliliğe sevk edilme durumunda olan, ancak hizmetlerine ihtiyaç duyulan albaylar 60 yaşına, generaller ise 65 yaşına kadar İçişleri Bakanının onayıyla görevde bırakılabilirler. İlgili personel, personel kaynağı planlaması, iç güvenlik politikaları ve gelişen güvenlik ihtiyaçlarına göre albay ve üstü rütbelerde bekleme süreleri dolmadan kadrosuzluk tazminatı ödenmek suretiyle Cumhurbaşkanı onayı ile emekliye sevk edilebilir..." kuralına yer verilmiştir. Yukarıda yer verilen Kanun hükmü değerlendirildiğinde, Kanun'un amacının, personel kaynağı planlaması, iç güvenlik politikaları ve gelişen güvenlik ihtiyaçlarının gerekli kıldığı hallerde ilgili personelin bekleme süreleri dolmadan re'sen emekli edilmelerine olanak sağlayarak, bu sayede emniyet ve asayiş hizmetlerinin hizmet gereklerine uygun olarak yürütülebilmesi için her bir rütbede ihtiyaç duyulan kadro sayılarının belirlenmesi ve belirlenen bu kadrolara atamalarda liyakat ilkesi çerçevesinde bir değerlendirmeye ve seçmeye imkan sağlanması olduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, re'sen emekliye sevk edilenler hakkında kadrosuzluk tazminatının ödenmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Anılan Kanun hükmü ile idareye, re'sen emekliye sevk edeceği personeli belirleme konusunda takdir yetkisi tanındığı açık olmakla birlikte, idareye tanınan takdir yetkisinin kullanımının mutlak ve sınırsız olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu ve bu açıdan yargı denetimine tabi bulunduğu idare hukukunun bilinen ilkelerindendir. Öte yandan, dava konusu işlemin dayanağı olan 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu'nun 13. maddesindeki düzenlemeye benzer bir kurala, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununun geçici 27. maddesinde de yer verilerek, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf emniyet müdürü rütbesini haiz olan personelin re'sen emekliye sevk edilebileceği düzenlemesine yer verildiği, bahsedilen Kanun hükmünün iptali istemiyle açılan davada verilen Anayasa Mahkemesinin 04/05/2017 tarih ve E:2015/41, K:2017/98 sayılı kararında da; idareye tanınan takdir yetkisinin, keyfîlik anlamına gelmeyip kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla ve objektif kriterlere uygun olarak kullanılabileceği, idarenin bu yetkisini kullanırken kamu hizmetinin daha iyi işlemesi veya kamu yararı amacıyla işlem yapabileceği, bunun için ise söz konusu kadrolarda çalışanlar yönünden birtakım ayırt edici objektif kriterlerin kullanılmasının gerektiği hususlarına vurgu yapılmış ve anılan Kanun hükmünün Anayasa'ya aykırılık taşımadığı sonucuna varılarak iptal isteminin reddine karar verilmiştir. Bu bağlamda, İdare Hukukunun genel ilkeleri uyarınca, idarenin bu yetkisini kullanırken kamu hizmetinin daha iyi işlemesi veya kamu yararının gerçekleşmesi için işlem tesis etmek zorunda olduğu açıktır. Kamu hizmetinin daha iyi işlemesi veya kamu yararı amacıyla işlem yapılabilmesi için ise, söz konusu kadrolarda görev yapanlar yönünden bir takım ayırt edici objektif kriterlerin belirlenmesi gerekmektedir. Bunun yanında, söz konusu kriterlerin uygulanması sırasında eşit, objektif ve istikrarlı bir uygulamanın sağlanması da hukuk devleti ilkesinin zorunlu bir sonucudur. Dava dosyasının incelenmesinden; davalı idarece emekliye sevk edilen personelin belirlenmesi aşamasında yapılan değerlendirmelerde, hangi kriterlerin esas alındığına dair dosyaya herhangi bir bilgi ve/veya belge sunulmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, re'sen emekliye sevk edilmesine karar verilen personel belirlenirken; ihtiyaç, mevcut kadro durumu, sicil not ortalaması, ödül ve takdirnameler, eğitim ve öğrenimle kazanılan bilgi ve beceri, personelin geçirdiği soruşturmalar ve aldığı cezalar gibi kriterlerin, aynı durumda olan tüm personel yönünden eşit ve objektif bir biçimde uygulanıp uygulanmadığını ortaya koyan bilgi ve belgelerin davalı idarelerden istenilmeksizin eksik inceleme ile verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. Nitekim, benzer nitelikteki bir uyuşmazlıkta, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 25/12/2019 tarih ve YD İtiraz No:2019/1194 sayılı karar da bu yöndedir. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile dava konusu işlemin iptaline, yoksun kaldığı özlük haklarının dava tarihi olan 11/10/2022 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurularının kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle, karara katılmıyorum.