Danıştay · 12. Daire
Danıştay 12. Daire 2024/2796 E. 2024/5025 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 12. Daire
- Esas No
- 2024/2796
- Karar No
- 2024/5025
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2024/2796 Karar No : 2024/5025
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- ... VEKİLİ : Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürü...
2- ... Bakanlığı VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri Yrd. V. ...
3- ... Genel Komutanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Jandarma Genel Komutanlığına bağlı olarak tuğgeneral rütbesiyle Erzurum Jandarma Bölge Komutanı olarak görev yapan davacının, 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca 30/08/2022 tarihinden geçerli olmak üzere re'sen emekliye sevk edilmesine ilişkin 12/08/2022 tarih ve 2022/407 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; uyuşmazlıkta, dava dosyasında bulunan belge ve bilgilerin incelenmesinden, 2020 nasıplı (5) jandarma tuğgeneral arasında sicil not ortalamasının en düşük olanın ve general rütbesinden en az ödül alanın davacı olduğu, re'sen emekliye sevk edilecek personelin belirlenmesinde idarenin takdir yetkisinin bulunduğu, re'sen emekliye sevk edilecek personelin belirlenmesinde kamu yararı amacına aykırı ve hizmet gerekleri dışında subjektif sebeplerle hareket edildiğine ilişkin bir verinin bulunmadığı, hangi personelin emekliye sevk edileceğinin belirlenmesi konusunda idarenin yargı kararı ile zorlanmasının da hukuken olanaklı olmadığı anlaşıldığından, davalı idarelere tanınan takdir yetkisi doğrultusunda, Erzurum Jandarma Bölge Komutanlığında tuğgeneral rütbesiyle bölge komutanı olarak görev yapan davacının; personel kaynağı planlaması, iç güvenlik politikaları ve gelişen güvenlik ihtiyaçlarına göre bekleme süresi dolmadan kadrosuzluk tazminatı ödenmek suretiyle Cumhurbaşkanı onayı ile emekliye sevk edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Başarılı bir mesleki hayatının olduğu, kritik ve aktif görevlerde bulunduğu, herhangi bir olumsuz durumu yok iken henüz rütbe bekleme süresini doldurmadan gerekçesiz bir şekilde emekliye sevk edildiği, 2020 yılı sicil döneminde emsalleri arasında birinci sıradan tuğgeneralliğe terfi ettiği, aynı nasıplı olduğu dört tuğgeneralin sicil ve takdir/ceza durumuna ilişkin çizelge incelendiğinde, sicil not ortalamasının (99) diğerlerinin ise (100) olduğunun görüldüğü, Jandarma Genel Komutanlığının personel politikasında tuğgeneral ihtiyacının bulunduğu ve kadrosuzluk sorununun olmadığı, Kanun hükmü ile idareye, emekliye sevk edeceği personeli belirleme konusunda takdir yetkisinin tanındığı açık olmakla birlikte, bu yetkinin kullanımının mutlak ve sınırsız olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu, kamu hizmetinin daha iyi işlemesi ve kamu yararı amacıyla işlem yapılabilmesi için ise, söz konusu kadrolarda görev yapanlar yönünden bir takım ayırt edici objektif kriterlerin belirlenerek, söz konusu kriterlerin uygulanması sırasında eşit, objektif ve istikrarlı bir uygulamanın sağlanması ve somut bilgi belgelerle değerlendirmenin ortaya konulmasının önem arz ettiği, terfi ve emeklilik değerlendirme kriterlerinin en azından çerçevesinin kanunla çizildikten sonra ayrıntılarının yönetmelikle belirlenmesi ve bu hükümlerin de Resmi Gazete'de yayımlanmasının gerektiği belirtilerek, temyize konu kararın bozulması, ayrıca; 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu'nun 13. maddesinin üçüncü fıkrasındaki ''personel kaynağı planlaması, iç güvenlik politikaları ve gelişen güvenlik ihtiyaçlarına göre'' ibarelerinin Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle, somut norm denetimi için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : ... tarafından; davacı tarafın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun talebinin reddinin gerektiği belirtilerek, temyize konu kararın onanması gerektiği savunulmaktadır. ... Bakanlığı tarafından; savunma verilmemiştir. ... Genel Komutanlığı tarafından; üst düzey yönetici kadrosu olarak diğer görevlere göre kritik addedilen kadroların teşkilinin albay ve üstü rütbe olduğu, tuğgeneralin; tugay ve eşidi birliklere emir komuta ettiği, dolayısıyla; stratejik öneme haiz tugay seviyesindeki birliklerin emir komutasında görev alacak personelin, iç güvenlik politikaları ve gelişen güvenlik ihtiyaçlarının temininde mühim sorumluluklara haiz olduğu, iç güvenlik hizmeti sunan ve başta terörle mücadele olmak üzere suç önleme ve suçluyu yakalama maksatlı teşkil ve teçhiz edilen Jandarma Genel Komutanlığının icra etmekte olduğu hizmetlerin yerine getirilmesinde Devletin üst kademe yöneticileri ile daha koordineli ve uyumlu çalışacağı komuta kademesini atamak ve gerektiğinde değişikliğe gitmenin bu hususta idareye tanınmış bir yetki ve hak olduğu, davacı yönünden tuğgeneral rütbesinde emsali olan personel içinde en düşük sicil not ortalamasına ve en az ödül sayısına sahip olduğu, hizmetin en iyi şekilde yürütülmesi maksadıyla kamu yararı doğrultusunda tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi bulunmayarak, işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın .... İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak, 20/11/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY : Dava; Jandarma Genel Komutanlığına bağlı olarak tuğgeneral rütbesiyle Erzurum Jandarma Bölge Komutanı olarak görev yapan davacının, 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca 30/08/2022 tarihinden geçerli olmak üzere re'sen emekliye sevk edilmesine ilişkin 12/08/2022 tarih ve 2022/407 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının iptali istemiyle açılmıştır. 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununun 13. maddesinde "...Subaylığa ve astsubaylığa nasıp işlemleri, İçişleri Bakanlığının onayıyla yapılır. Rütbelerindeki bekleme süresinin dolması ya da kadrosuzluk nedenleri ile emekliliğe sevk edilme durumunda olan, ancak hizmetlerine ihtiyaç duyulan albaylar 60 yaşına, generaller ise 65 yaşına kadar İçişleri Bakanının onayıyla görevde bırakılabilirler. İlgili personel, personel kaynağı planlaması, iç güvenlik politikaları ve gelişen güvenlik ihtiyaçlarına göre albay ve üstü rütbelerde bekleme süreleri dolmadan kadrosuzluk tazminatı ödenmek suretiyle Cumhurbaşkanı onayı ile emekliye sevk edilebilir..." kuralına yer verilmiştir. Yukarıda yer verilen Kanun hükmü değerlendirildiğinde, Kanun'un amacının, personel kaynağı planlaması, iç güvenlik politikaları ve gelişen güvenlik ihtiyaçlarının gerekli kıldığı hallerde ilgili personelin bekleme süreleri dolmadan re'sen emekli edilmelerine olanak sağlayarak, bu sayede emniyet ve asayiş hizmetlerinin hizmet gereklerine uygun olarak yürütülebilmesi için her bir rütbede ihtiyaç duyulan kadro sayılarının belirlenmesi ve belirlenen bu kadrolara atamalarda liyakat ilkesi çerçevesinde bir değerlendirmeye ve seçmeye imkan sağlanması olduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, re'sen emekliye sevk edilenler hakkında kadrosuzluk tazminatının ödenmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Anılan Kanun hükmü ile idareye, re'sen emekliye sevk edeceği personeli belirleme konusunda takdir yetkisi tanındığı açık olmakla birlikte, idareye tanınan takdir yetkisinin kullanımının mutlak ve sınırsız olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu ve bu açıdan yargı denetimine tabi bulunduğu idare hukukunun bilinen ilkelerindendir. Öte yandan, dava konusu işlemin dayanağı olan 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu'nun 13. maddesindeki düzenlemeye benzer bir kurala, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununun geçici 27. maddesinde de yer verilerek, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf emniyet müdürü rütbesini haiz olan personelin re'sen emekliye sevk edilebileceği düzenlemesine yer verildiği, bahsedilen Kanun hükmünün iptali istemiyle açılan davada verilen Anayasa Mahkemesinin 04/05/2017 tarih ve E:2015/41, K:2017/98 sayılı kararında da; idareye tanınan takdir yetkisinin, keyfîlik anlamına gelmeyip kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla ve objektif kriterlere uygun olarak kullanılabileceği, idarenin bu yetkisini kullanırken kamu hizmetinin daha iyi işlemesi veya kamu yararı amacıyla işlem yapabileceği, bunun için ise söz konusu kadrolarda çalışanlar yönünden birtakım ayırt edici objektif kriterlerin kullanılmasının gerektiği hususlarına vurgu yapılmış ve anılan Kanun hükmünün Anayasa'ya aykırılık taşımadığı sonucuna varılarak iptal isteminin reddine karar verilmiştir. Bu bağlamda, İdare Hukukunun genel ilkeleri uyarınca, idarenin bu yetkisini kullanırken kamu hizmetinin daha iyi işlemesi veya kamu yararının gerçekleşmesi için işlem tesis etmek zorunda olduğu açıktır. Kamu hizmetinin daha iyi işlemesi veya kamu yararı amacıyla işlem yapılabilmesi için ise, söz konusu kadrolarda görev yapanlar yönünden bir takım ayırt edici objektif kriterlerin belirlenmesi gerekmektedir. Bunun yanında, söz konusu kriterlerin uygulanması sırasında eşit, objektif ve istikrarlı bir uygulamanın sağlanması da hukuk devleti ilkesinin zorunlu bir sonucudur. Dava dosyasının incelenmesinden; davalı idarece emekliye sevk edilen personelin belirlenmesi aşamasında yapılan değerlendirmelerde, hangi kriterlerin esas alındığına dair dosyaya herhangi bir bilgi ve/veya belge sunulmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, re'sen emekliye sevk edilmesine karar verilen personel belirlenirken; ihtiyaç, mevcut kadro durumu, sicil not ortalaması, ödül ve takdirnameler, eğitim ve öğrenimle kazanılan bilgi ve beceri, personelin geçirdiği soruşturmalar ve aldığı cezalar gibi kriterlerin, aynı durumda olan tüm personel yönünden eşit ve objektif bir biçimde uygulanıp uygulanmadığını ortaya koyan bilgi ve belgelerin davalı idarelerden istenilmeksizin eksik inceleme ile verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. Nitekim, benzer nitelikteki bir uyuşmazlıkta, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 25/12/2019 tarih ve YD İtiraz No:2019/1194 sayılı karar da bu yöndedir. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle, karara katılmıyorum.