Danıştay · 12. Daire
Danıştay 12. Daire 2023/7126 E. 2024/5103 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 12. Daire
- Esas No
- 2023/7126
- Karar No
- 2024/5103
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2023/7126 Karar No : 2024/5103
TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ...
2- DAVALI : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca, aleyhe olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Kırklareli ili, Merkez ilçe ... Ortaokulunda ... olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların her ay ayrı ayrı işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının, henüz reşit olmayan kız öğrencisi ile takma ad kullanarak facebook üzerinden yazıştığı, yakınlık kurduğu, çıplak fotoğraflarının kendi mailine gönderilmesine vardıracak şekilde ilişkisini sürdürdüğü, mayolu ve çıplak erkek resmini öğrencisinin mailine gönderdiği, yine öğrencisinin çıplak resmini öğrencisinin arkadaşına gönderdiğinin, davacının ceza mahkemesindeki ifadesi, tanıkların beyanı ve ceza mahkemesi kararın değerlendirilmesinden anlaşıldığından, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde düzenlenen "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareket" kapsamında Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; Danıştay Onikinci Dairesinin 07/03/2023 tarih ve E:2018/2454, K:2023/885 sayılı bozma kararına uyularak, hakkında Devlet memurluğundan çıkarma cezası teklif edilen davacının, 657 sayılı Kanun'un 129. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak son savunması alınmadığından, tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği, idari işlemlerin idari yargı yerlerince iptal edilmesi durumunda kişilerin parasal ve özlük haklarının ödenmesi gerektiği noktasında bir duraksama bulunmadığı, ancak; idari işlemin usuli bir gerekçeye dayanmak suretiyle iptali halinde, idari yargı yerlerince işin esası yönünde herhangi bir değerlendirme yapılmadan karar verilmiş olması sebebiyle söz konusu iptal kararı kişiler açısından doğrudan parasal ve özlük haklarının iadesine hükmedilmesini gerektirmediğinden ve verilen karar üzerine davacının durumu davalı idarece yeniden değerlendirileceğinden, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi ve özlük haklarının iadesi istemi hakkında bu aşamada karar verilmesine yer olmadığı gerekçesiyle; istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemi hakkında ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından; Temyize konu kararın özlük ve parasal hak istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına yönelik kısmının; iptal edilen işlemin tesis edilen tarih itibarıyla ortadan kalkması sebebiyle, yoksun kalınan parasal hakların ödenmesi ile özlük haklarının iadesine karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulması istenilmektedir. Davalı idare tarafından; Bölge İdare Mahkemesi kararının dava konusu işlemin iptaline yönelik kısmının, usul ve yasaya aykırı olduğu ve bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından; davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. Davalı idare tarafından; davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine, 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması, dava konusu işlemin iptali, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemi hakkında ise karar verilmesine yer olmadığı yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak, 21/11/2024 tarihinde davalı idarenin temyiz istemi yönünden oybirliğiyle, davacının temyiz istemi yönünden oyçokluğuyla karar verildi.
(X)KARŞI OY : 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. Bir idari işlemin yargısal bir kararla iptali halinde, bu iptal kararının, işlemin yapılması sırasında unsurlarında bulunan sakatlıkları saptadığı, işlemi yapıldığı andan başlayarak ortadan kaldırdığı, bu özelliği nedeniyle geriye yürüyen sonuçlar doğurduğu; başka bir anlatımla, işlemin tesis edildiği tarihten önceki hukuki durumun geçerliliğini sağladığı idare hukukunun bilinen ilkelerindendir. Yargı mercileri tarafından idari bir işlemle ilgili olarak verilen iptal kararının doğurduğu bu sonucun, verilen iptal kararı ister usul yönünden, isterse esas noktasından verilmiş olsun değişmeyeceği açıktır. Diğer bir ifadeyle, işlemin hukuka aykırılığının usule ya da esasa ilişkin olması, iptal kararının sonuçlarını ve uygulama kabiliyetini farklı kılmamaktadır. Zira, anılan idare hukuku ilkesinden dolayı idare, iptal kararının amaç ve kapsamına göre yeni bir işlem ya da işlemler yapmak, iptal edilen işlemden doğan sonuçları ortadan kaldırmak, işlemin hiç yapılmamış sayılmasının bir gereği olarak önceki hukuki durumun geçerliliğini sağlamakla yükümlü bulunmaktadır. Dolayısıyla, hakkında Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilen bir kamu görevlisi ile ilgili olarak, yargısal yoldan bu işlemin iptalinin sağlanması halinde, ister usul yönünden, ister esas noktasından verilmiş olsun, idarenin, bu yargı kararına uygun işlem tesis etmesi ve (işlemden kaynaklanan parasal hak kayıpları da dahil olmak üzere) işlemin davacı yönünden doğurduğu hukuki ve fiili bütün sonuçları ortadan kaldırması gerekmektedir. Belirtilen hususlar karşısında, Bölge İdare Mahkemesince istinaf incelemesi aşamasında iptal edilmesi suretiyle hukuka aykırı olduğu saptanan dava konusu işlem, tesis edildiği tarih itibariyle hukuk aleminden kalkacağından ve idarece davacı hakkında sonradan tesis edilen ya da edilebilecek olan Devlet memurluğundan çıkarma işleminin "yeni bir işlem" olması nedeniyle geçmişe yürütülmesi hukuken mümkün bulunmadığından; anılan Mahkemece, davacının, dava konusu işlem sebebiyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesi ile özlük haklarının iadesine karar verilmesi isteminin kabulü gerekirken, bu istem hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ve Bölge İdare Mahkemesi kararının anılan kısmının bozulması gerektiği görüşüyle, Daire kararının bu kısmına katılmıyorum.