Danıştay · 12. Daire

Danıştay 12. Daire 2023/5365 E. 2025/2436 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
12. Daire
Esas No
2023/5365
Karar No
2025/2436
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2023/5365 Karar No : 2025/2436

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Komutanlığı [35704-34075-28851] UETS VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... [16718-17284-35939] UETS

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Şırnak İl Jandarma Komutanlığında uzman çavuş olarak görev yapan davacının, kendisinden istifade edilemeyeceğinin anlaşılması sebebiyle 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun 12. maddesi ve Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 13. maddesi uyarınca sözleşmesinin yenilenmemek suretiyle feshedilmesine ilişkin Jandarma Bölge Komutanlığının 31/12/2021 tarihli işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla; davaya konu olaya ilişkin olarak 12/03/2013 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan denetimde davacının da aralarında bulunduğu araç içerisinde uyuşturucu madde bulunduğu, hakkında "kullanmak amacıyla uyuşturucu madde satın almak" suçundan kamu davası açıldığı,.... Sulh Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E...., K.... sayılı kararıyla kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçu sabit görülerek hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, anılan kararın 06/11/2015 tarihinde temyiz edilmeden kesinleştiği, davacının 07/09/2017 tarihine uzman erbaş eğitimine katıldığı, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği'nde aranan nitelikler ile asker kişi olan davacının yargılandığı dosyadaki suçun niteliği ve denetim süresi ve suçu ikrarı gibi hususların birlikte değerlendirilmesinden, davacının niteliği itibarıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinin manevi şahsiyetine gölge düşüren veya askerliğin şeref ve haysiyeti ile bağdaşmayacak eylemde bulunduğu açık olduğu gibi idarenin kamu hizmetinin gerekleri doğrultusunda kanunen sahip olduğu takdir yetkisini Türk Silahlı Kuvvetleri hizmetlerinin önem ve özelliğine uygun olarak kullandığı, bu takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gerekleri dışında subjektif (öznel) nedenlerle kullandığına dair herhangi bir bilgi ve belge de bulunmadığı anlaşıldığından, kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; dava konusu işlemin yasal dayanağını oluşturan kanuni düzenlemenin Anayasa Mahkemesinin 01/06/2022 tarih ve E:2022/4,K:2022/64 sayılı kararıyla iptal edildiği ve bu kararın Resmi Gazete'de yayımlandığı 10/06/2022 tarihinden 9 ay sonra, 10/03/2023 tarihinde yürürlüğe girdiği anlaşıldığından; Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm ile Danıştayın yerleşmiş içtihatlarıyla istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin, Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı hususu göz önünde bulundurulduğunda, Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmiş olan Kanun hükmü dayanak alınarak hazırlanan Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 13. maddesi hükümlerine göre davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte henüz yürürlüğe girmeyen Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının uygulanmasının mümkün olmadığı, kullanmak için uyuşturucu madde satın alma suçundan yargılanan davacının, kamu düzeninin sağlanması yönünde kamu hizmeti gören mevcut görevinde kalmasının beklenemeyeceği belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de .. Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın .... İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak, 14/05/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :

Dava, Şırnak İl Jandarma Komutanlığında uzman çavuş olarak görev yapan davacının, kendisinden istifade edilemeyeceğinin anlaşılması sebebiyle 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun 12. maddesi ve Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 13. maddesi uyarınca sözleşmesinin yenilenmemek suretiyle feshedilmesine ilişkin Jandarma Bölge Komutanlığının 31/12/2021 tarihli işleminin iptali istemiyle açılmıştır. 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun "Başarı gösteremeyenler ve ceza alanlar" başlıklı 12. maddesinde; "Sözleşmenin imzalanmasından sonra ilk beş aylık intibak dönemi içerisinde göreve intibak edemeyenler ile ayrılmak isteyenlerin sözleşmeleri feshedilerek, Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Peşin olarak ödenen aylık ve aylık ile birlikte ödenen diğer tüm özlük haklarının çalışılmayan günlere ait kısmı geri alınır. Görevde başarısız olanlarla, atandıkları kadro görev yerleri ile ilgili olarak üç ay ve daha uzun süreli bir kurs veya eğitime gönderilenlerden kurs veya eğitimde başarısız olan veya kendilerinden istifade edilemeyeceği anlaşılan uzman erbaşların, barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Bunlar, yedekte er kaynağına alınırlar. Görevde başarısız olma, intibak edememe ve kendilerinden istifade edilememe hâlleri ve bunlara yapılacak işlemler, çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir." hükmü öngörülmüş; aynı Kanun’un 19. maddesi dayanak alınarak hazırlanan Uzman Erbaş Yönetmeliği 20/09/2005 tarih ve 25942 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin “Görevde başarısız olma, kendilerinden istifade edilmeme halleri ve sözleşmenin feshedilmesi sebepleri” başlıklı 13. maddesinin 2. fıkrasında; “Görevde başarısız olanlar ile kendisinden istifade edilemeyeceği (atış, spor, eğitim, operasyon ve istihdam edildikleri kadro görev yerlerinde ve davranışlarında askerlik mesleği değerlerini sergilemede, ikazlara rağmen istenen düzeye ulaşamayan ve aşırı derecede borçlananlardan bu durumu rapor, tutanak ve her türlü belge ile kanıtlananlar, mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içerisinde yedi gün ve daha uzun süre ile göreve gelmeyenler) anlaşılan, atandıkları kadro görev yerleri ile ilgili olarak üç ay ve daha uzun süreli bir kurs veya eğitime gönderilenlerden kurs veya eğitimde başarısız olan uzman erbaşların, barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Bunlar yedekte er kaynağına alınır.” hükmüne yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 10/06/2022 tarihli ve 31862 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 01/06/2022 tarih ve E:2022/4, K:2022/64 sayılı kararı ile 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun 12. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “…kendilerinden istifade edilememe…” ibaresi ile 19. maddesinde yer alan “…kendilerinden istifade edilememe…” ibaresinin iptallerine karar verilmiş ve anılan iptal nedeniyle doğacak hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince anılan kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, Anayasa Mahkemesi kararı ile bir kanun hükmünün iptal edilmesinden sonra, söz konusu kanun hükmünün yürürlükte olduğu dönemde tesis edilen işlemlerin yargısal denetiminin Anayasa Mahkemesinin iptal kararından ne şekilde etkileneceği hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Anayasa'nın 152. maddesinde; bir davaya bakmakta olan mahkemenin, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükmünü Anayasa'ya aykırı görmesi veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması halinde, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakacağı hükmü yer almakta olup; Anayasa Mahkemesinin, işin gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını vereceği ve açıklayacağı, bu süre içinde karar verilmezse mahkemenin davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandıracağı; ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkemenin bu kararı dikkate almak zorunda olduğu; ayrıca Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca da Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı, gereken hallerde Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün yürürlüğe gireceği ileri bir tarihi ayrıca kararlaştırabileceği, iptal kararlarının geri yürüyemeyeceği ve Resmi Gazete'de yayımlanması ile geleceğe yönelik etki doğuracağı anlaşılmaktadır. Bu noktada, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümemesi ilkesi ele alındığında; öğretide, bu ilkenin temelinde hukuki güvenlik ilkesi etkin kılınarak hukuk düzeninde güven ve istikrarın sağlanmasının amaçlandığı kabul edilmektedir. Bu ilkenin idare hukuku açısından önemi ise, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı öncesinde tesis edilen işlemlerin doğrudan hukuka aykırı hale gelmediği ve bu kapsamda tesis edilen işlemlerin "kanunilik ilkesi" yönünden dayanaksız kalmadığı noktasında toplanmaktadır. Aksi yaklaşımın kabulü halinde, iptal edilen kanunun yürürlükte olduğu dönemde, bu kanuna dayanılarak tesis edilmiş olan bütün işlemlerin geçersiz hale gelmesi gibi bir durum ortaya çıkacaktır. Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasına ve doğuracağı sonuçlara ilişkin yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve açıklamalar, Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkeleri çerçevesinde bir bütün olarak değerlendirildiğinde; itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulan bir davada Anayasa Mahkemesi kararı uygulanacağı emsali durumda olan davalarda da, yani daha açık bir ifade ile dayanak kanun hükmünün, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce yürürlükte olduğu dönemde tesis edilen idari işlemlerin yargısal denetiminde de dikkate alınması gerekecek, Anayasa Mahkemesi kararı uygulanırken Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dayanak yasa hükmü ortadan kaldırılmak suretiyle oluşan ileriye yönelik hukuki durumun -Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezlik ilkesi gözetilmek suretiyle- kararın gerekçesi dikkate alınarak idari işlem üzerinde etkisi belirlenecektir. Bakılan uyuşmazlıkla ilgili olarak, Anayasa Mahkemesinin 01/06/2022 tarih ve E:2022/4, K:2022/64 sayılı kararı incelendiğinde; Uzman Erbaş Kanunu’nun 12. ve 19. maddelerinde uzman erbaşların sözleşmelerinin feshi noktasında, kendilerinden istifade edilememe halinin aranması yönündeki iradenin hukuka aykırı olduğuna ilişkin bir gerekçeye yer verilmediği gibi kendilerinden istifade edilememe halinin sözleşme feshine neden olması yönünden bir değerlendirme de yapılmadığı, uzman erbaşların kendilerinden istifade edilememe hâllerinin ve yapılacak işlemlerin çıkarılacak yönetmelikte düzenlenmesi hususuna vurgu yapıldığı; kamu hizmetlerinde kalma hakkına ilişkin bir konuda herhangi bir yasal çerçeve çizilmeden ve temel ilkeler belirlenmeden düzenlemenin yönetmeliğe bırakılmasının keyfi, ölçüsüz ve öngörülemez uygulamalara neden olabileceği ve temel hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması gerekliliğiyle bağdaşmadığına dikkat çekilerek şekil unsuru yönünden iptal hükmü kurulduğu görülmektedir. Bu kapsamda, Uzman Erbaş Yönetmeliği'nde yer verilen kendisinden istifade edilememe sebeplerinin kanunda yer alması halinde, "kanunilik" koşulu yönünden Anayasaya aykırı bir durum oluşmayacağı yorumu yapılabileceği açıktır. Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararı ile Uzman Erbaş Kanunu’nun 12. ve 19. maddelerindeki "kendilerinden istifade edilememe halleri" ibarelerinin iptaline karar verilmiş ve yürürlük (10/03/2023) tarihinden itibaren bu hükümler hukuk düzeninden kaldırılmış ise de; Anayasa Mahkemesinin şekle ilişkin iptal kararı sonrasında, 12/06/2024 tarih ve 7517 sayılı Kanun'la, iptal gerekçesine uygun olarak 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nda değişiklikler yapılmış ve anılan Kanun'un 12/C maddesinde sözleşme feshini gerektiren "kendilerinden istifade edilememe halleri" sayma yoluyla tek tek belirlenmiştir. Bu durumda; Anayasa Mahkemesinin iptal kararında, dava konusu işlemin dayanağı olan yasal düzenlemede yer alan "kendilerinden istifade edilememe" halinin sözleşmenin feshi nedeni olarak kabul edilemeyeceği yönünde bir gerekçeye yer verilmediği; söz konusu kararda, kanunda eksik düzenleme yapıldığı ve sözleşmenin feshine neden olabilecek "kendilerinden istifade edilememe" hallerinin neler olduğu, çerçevesi ve ilkelerinin kanunla belirlenmemesi nedeniyle keyfi uygulamalara sebebiyet verebileceği yönünde şekil unsuru açısından ortaya konulan gerekçe dikkate alındığında; dayanak kural yönünden Anayasa'ya aykırılık gerekçesinin dava konusu bireysel işlemi doğrudan hukuka aykırı kılmayacağı, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının uyuşmazlık yönünden oluşturduğu hukuki durum çerçevesinde, 7517 sayılı Kanun ile yapılan yeni düzenlemenin de yürürlüğe girmesi sebebi ile dava konusu işlem yönünden, şekil şartı olarak "kanunilik" koşulunun sağlandığı sonucuna ulaşılmıştır.

Nitekim, benzer nitelikteki uyuşmazlıklarda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 17/01/2024 tarih ve E:2023/167, K:2024/25 sayılı; 29/01/2024 tarih ve E:2023/3079, K:2024/124 sayılı kararlar da bu yöndedir. Bu itibarla; davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının işin esasının incelenmesi üzere bozulması gerektiği görüşü ile Daire kararına katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 12. Daire, E. 2023/5365, K. 2025/2436, T. 14.05.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-12-daire-2023-5365-e-2025-2436-k-7f2ed48df13d