Danıştay · 12. Daire

Danıştay 12. Daire 2022/4749 E. 2025/1132 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
12. Daire
Esas No
2022/4749
Karar No
2025/1132

T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2022/4749 Karar No : 2025/1132 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Endüstrisi A.Ş. VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E: ..., K: ...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu İdari Hizmetler Şube Müdürlüğünde ... olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin, MKE Kurumu Yönetim Kurulunun ...tarih ve ... sayılı kararıyla onaylanan Yüksek Disiplin Kurulunun ...tarih ve ... sayılı kararının iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararıyla; davacıya isnat edilen fiillerin usulüne uygun olarak yürütülen disiplin soruşturması neticesinde sübut bulduğu, söz konusu fiillerin, devlet memurluğu sıfatını sona erdirecek derece ve ağırlıkta olduğu gibi memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareket kapsamında değerlendirilebileceği hususunda tereddüt bulunmadığı dikkate alındığında, davacının eylemine uyan devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı; öte yandan, dava konusu işlemin hukuka uygun bulunması nedeniyle idarenin tazmin sorumluluğu doğmadığından, davacının yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle ödenmesine ilişkin isteminin de reddi gerektiği; her ne kadar davacı tarafından, kendi sorumluluk alanında olmayan işler nedeniyle hakkında soruşturma açılarak ceza verildiği belirtilmiş ise de, dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucu kendisine teşkilat şeması ile görev tanımının bulunduğu yazıların e-posta yolu ile bildirildiği ve belirtilen "Görev Tanımı"nda da " ... Misafirhane kayıtlarının tutulmasını sağlamak, misafirhane ücretlerinin tahsilini yapmak, tesisin faaliyetleri ile ilgili olarak tutulması gereken hesapların kayıtlara alınmasını ve verilen talimatlar doğrultusunda yazılmasını ve muhafazasını temin etmek ... " yükümlülüklerinin bulunduğu görüldüğünden, davacının bu iddiasının kararı kusurlandıracak nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davacının Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırmasına ilişkin işlemin dayanağı fiiller olan ve "Zimmet ve Görevi Kötüye Kullanma" fiilinden dolayı ...Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davada; Mahkemenin ...tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararıyla, "Antalya Dinlenme ve Spor Tesislerinde ... olarak görev yapan davacının görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan 8.831,50-TL tutarındaki kamu parasını bir süre tuttuktan sonra iade ettiği, misafirhanede kalan bir kişiden tahsil etmesi gereken 924,00-TL'yi tahsil etmediği sabit ise de, 5018 sayılı Kamu Maliye Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamında kamu malının sorumluluğunu yüklenecek görevlilere parasal görevi gereği olarak mali açıdan belli eğitimlerin verilmesi gerektiği, Makine Kimya Endüstri Genel Müdürlüğünün bila tarihli yazısı ile sanığa parasal görevi gereği olarak herhangi bir eğitim verilmediği gibi yine Kurumun bila tarihli yazısı ile ... kadrosunda yer alan sanığın görev yaptığı yıllar arasında yanında herhangi bir idari personel görevlendirilmediği, bu durum karşısında sanıktan tesisle ilgili tüm idari işleri, kendisine parasal konularda mali açıdan herhangi bir eğitim verilmeden tek başına sağlıklı bir şekilde yapmasının beklenemeyeceği, aksi durumun hayatın olağan akışına aykırı olacağı, dolayısıyla sanığın kasta dair herhangi bir kusurunun bulunmadığı, yüklenen suçlar açısından sanığın kastı bulunmadığından yüklenen suçlar yönünden ayrı ayrı beraatine" karar verildiği, bu durumda; soruşturma raporu, alınan ifadeler, davacının savunması ve beraat kararının gerekçesi dikkate alındığında, davacının "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiilini işlediğinden bahisle devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Yerleşmiş yargı içtihatlarına göre suçun unsurları ile disiplin cezasını gerektiren eylemin unsurlarının birbirinden farklı olduğu, idari yaptırım niteliğindeki disiplin cezasının hukuki denetimi yapılırken idare hukuk ilkeleri çerçevesinde değerlendirme yapılması gerektiği, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 131. maddesi uyarınca memurun ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması hallerinin, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı, ayrıca ceza davasında verilen beraat kararına ilişkin istinaf incelemesinin devam ettiği, davacının eylemlerinin memuriyetten çıkarma cezasını gerektirecek nitelikte ve ağırlıkta olduğu belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu İdari Hizmetler Şube Müdürlüğünde ... olarak görev yapan davacı hakkında, yeni kurulmuş olan Antalya Dinlenme ve Spor Tesisleri Şefliğinde ... olarak görev yaptığı 30/10/2017-20/02/2020 tarihleri arasındaki döneme ilişkin olarak başlatılan inceleme ve soruşturma sonucunda; 2018 yılı Ocak - 2019 yılı Eylül ayları arasındaki 215 adet perakende satış fişi bedeli olan 35.887,00-TL parayı 25/12/2019 tarihinde önce kendi hesabına havale ettiği, daha sonra kurumun hesabına gönderdiği, muhakkikler tarafından 17/01/2020 tarihinde yapılan kasa sayımına göre, 1.246,50-TL paranın eksik olduğunun anlaşıldığı, davacının eksik parayı 28/01/2020 tarihinde tamamladığı, 2019 yılı Eylül-2020 yılı Ocak aylarında perakende satış fişlerine göre tahsil edilen 6.805,00-TL paranın ise kasaya hiç girişinin yapılmadığı, ayrıca misafirhanede konaklayan kişilerden toplam 924,00-TL konaklama ücretini almadığına ilişkin tespitlerine yer verilerek, eylemlerinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde yer alan "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiilini oluşturduğundan bahisle, Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin, MKE Kurumu Yönetim Kurulunun ...tarih ve ... sayılı kararıyla onaylanan Yüksek Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının tesis edilmesi üzerine temyizen incelenmekte olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde; “Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” fiili, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında belirtilmiş; 131. maddesinde ise; "Aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması disiplin kovuşturmasını geciktiremez. Memurun ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamaz." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 657 sayılı Kanun'un yukarıda metnine yer verilen hükmü kapsamında Ceza Mahkemesi kararlarının, disiplin cezalarına etkisinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Disiplin cezasının sebebini oluşturan eylem ve davranışlar, aynı zamanda Ceza Kanununda da suç sayılabilir. Bu durumda, disiplin cezası yaptırımı ile birlikte ceza yaptırımı da uygulanabilir. Bu iki yaptırım türünün hukuki dayanağı, amaç ve sonuçları birbirlerinden farklıdır. Ceza yargılamasında suçun niteliği ve delillerin takdirinde uygulanan ilke ve kurallar ile disiplin hukuku açısından uygulanan ilke ve kurallar birbirinden farklı olduğundan, idarenin, kamu görevlisi hakkında disiplin cezası vermemesi, ceza mahkemelerince ceza verilmesine hukuki engel oluşturmayacağı gibi, aynı şekilde, ceza yargılaması sonucu beraat kararı verilmiş olmasının da, kuramsal olarak, disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmeyeceği, ceza yargılaması neticesinde suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle hakkında beraat kararı verilen memurun eylem, tutum ve davranışlarının bir başka disiplin suçu kapsamına girmesi halinde, disiplin hukuku yönünden başka bir disiplin cezası ile cezalandırılmasına, delil yetersizliğinden dolayı beraat eden memurun eyleminin de disiplin yönünden değerlendirilmesine hukuki bir engel bulunmadığı açıktır. Ancak; ceza yargılaması neticesinde suçun unsurlarının oluşmadığı ya da suçun o kişi tarafından işlenmediği gerekçesiyle verilen beraat kararının, disiplin cezası bakımından da sadece aynı suç nev'i kapsamında bağlayıcı olacağı kuşkusuzdur. Bakılan uyuşmazlıkta, davacıya isnat edilen ve disiplin soruşturmasına konu fiillerin aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil etmesi nedeniyle, davacının yargılandığı, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararıyla, "Zimmet ve Görevi Kötüye Kullanma" suçlarından dolayı hakkında kamu davası açılmış ise de; yüklenen suç açısından sanığın kastı bulunmadığı gerekçesiyle ayrı ayrı beraatine karar verildiği; bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E: ..., K: ...sayılı kararıyla, sanık hakkında zimmet ve görevi kötüye kullanma suçlarından hakkında açılan davada ise, sanığın, tahsil ettiği parayı havale etmeyerek kasada tutmak, satış fişi düzenlediği halde bir kısım paranın kasaya girişini yapmamak, bazı kişilerden konaklama ücreti tahsil etmemek, kasa hesabını düzgün tutmamak şeklindeki eylemlerde mal edinme kastı ile hareket etmediği sonucuna varıldığından TCK'da tanımlanan zimmet suçunun oluşmadığı; ancak, eylemlerinin bir bütün halinde zincirleme olarak görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle kamu zararına neden olması nedeniyle görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gerekçesiyle sanık hakkında görevi kötüye kullanma ve zimmet suçlarından verilen beraat kararının kaldırılarak, "Görevi Kötüye Kullanma" suçu yönünden neticeten 6 ay, 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği görülmüştür. Bu durumda; davacının disiplin cezasına konu eylemlerinin karşılığında verilen disiplin cezası irdelenirken, ceza hukuku yönüyle suç tipinin hukuki nitelendirmesini yapacak olan Ağır Ceza Mahkemesinin kararının göz önünde bulundurulması önem arz ettiğinden, ceza yargılaması sonucu beklenilmeksizin karara bağlanmış olan uyuşmazlık hakkında, sözü edilen ... Bölge Adliye Mahkemesi ...Ceza Dairesinin kararı değerlendirilmek suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E: ..., K: ...sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak, 04/03/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Dava, Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu İdari Hizmetler Şube Müdürlüğünde ... olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde; "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır. Uyuşmazlıkta, davacıya isnat edilen ve disiplin soruşturmasına konu fiillerin aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil etmesi nedeniyle, davacının yargılandığı, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E: ..., K: ...sayılı kararıyla, "Zimmet ve Görevi Kötüye Kullanma" suçlarından ötürü cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; yüklenen suç açısından sanığın kastı bulunmadığından, 5271 sayılı CMK'nin 223/2-c maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatine karar verildiği, karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi ...Ceza Dairesinin ... tarih ve E: ..., K: ...sayılı kararıyla, sanık hakkında görevi kötüye kullanma ve zimmet suçlarından verilen beraat kararı kaldırılarak, "Görevi Kötüye Kullanma" suçu yönünden neticeten 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği; disiplin cezasına da konu olan fiilin yüz kızartıcı suç kapsamında olmadığı, görevi kötüye kullanma suçuna karşılık geldiği ceza mahkemesi kararıyla ortaya çıktığına göre, disiplin soruşturmasının içeriği bilgi ve belgeler yeniden değerlendirildiğinde; fiilin disiplin hukuku açısından, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde öngörülen memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak yüz kızartıcı ve utanç verici hareket olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında güvence altına alınan masumiyet karinesinin iki boyutu bulunmaktadır. Buna göre ilk boyut, bir suç isnadında bulunulmasından ceza yargılamasının sonuçlanmasına kadar geçen süreci güvence altına almaktadır. İkinci unsur ise mahkûmiyet hükmüyle sonuçlanmayan ceza yargılamalarıyla bağlantılı müteakip yargılamalar bağlamında kişinin masumiyetine saygı gösterilmesini sağlamayı amaçlamaktadır. Ceza yargılamasının devam ettiği sürece ilişkin ilk unsurun kapsamı sadece ceza yargılamalarının adilliğini temin etmek adına usule ilişkin bir güvence olmakla sınırlı değildir. Bu ilke daha geniş kapsamlı olup, hiçbir devlet temsilcisinin kişinin suçluluğu bir mahkeme tarafından tespit edilmeden o kişinin suçlu olduğuna ilişkin bir ifadede bulunmamasını gerektirir. Masumiyet karinesi yalnızca ceza yargılamaları bağlamında değil ceza yargılamaları ile eş zamanlı olarak yürütülen diğer davalarda ya da disiplin incelemelerinde de ihlal edilebilecek niteliktedir. Bu bağlamda, masumiyet karinesinin korunmasına ilişkin ikinci boyut ceza yargılamaları mahkumiyetten başka bir şekilde sonlandığı zaman devreye girer ve daha sonraki yargılamalarda suç ile ilgili olarak kişinin masumiyetine ilişkin şüphe duyulmamasını gerektirir ((Kemal Coşkun/Türkiye, B. No: 45028/07, 28/3/2017, §§ 41, 43; Seven/Türkiye, § 43). Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasının disiplin yetkisini haiz makamların ceza yargılaması kapsamında kendisine suç isnat edilen ve eylemi usule uygun bir şekilde tespit edilen bir kamu görevlisine yaptırım uygulamasını engellemek gibi bir amacı veya etkisi bulunmadığını belirtmektedir. Sözleşme'nin herhangi bir eylem nedeniyle hem ceza hem de disiplin yargılamalarının başlatılmasına veya söz konusu iki yargılama türünün eş zamanlı olarak yürütülmesine halel getirmediğine vurgu yapan AİHM ayrıca, cezai sorumluluğun kaldırılması hâlinde bile daha hafif bir ispat külfeti temelinde aynı olaylardan doğan hukuki veya diğer sorumlulukların tesis edilmesine bir engel bulunmadığına işaret etmektedir (Seven/Türkiye, B. No: 60392/08, 23/1/2018, § 51). 2709 sayılı TC Anayasa'sının "Hak arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında; "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." kuralına, 38. maddesinin dördüncü fıkrasında; "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz" kuralına yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin Emre cenik Başvurusu (Başvuru No:2015/19678) kararında; "Masumiyet karinesi, Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz." şeklinde düzenlenmiştir. Anayasa’nın 36. maddesinde ise herkesin iddia ve savunma ile "adil yargılanma" hakkına sahip olduğu belirtilmektedir. Anılan maddeye "adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, kendisine bir suç isnat edilen herkesin suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılacağı düzenlenmiştir. Bu itibarla masumiyet karinesi, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olmakla beraber suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağına dair Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında ayrıca düzenlenmiştir (Fameka İnş. Plastik San ve Tic. Ltd. Şirketi, B. No: 2014/3905, 19/4/2017, § 27) Masumiyet karinesi, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına alır. Bunun sonucu olarak hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26). Bu çerçevede, masumiyet karinesi kural olarak, hakkında bir suç isnadı bulunan ve henüz mahkûmiyet kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir ilkedir. Suç isnadı kesin hükümle mahkûmiyete dönüşen kişiler açısından ise, artık “hakkında suç isnadı olan kişi” statüsünde olmadıkları için masumiyet karinesi iddiasının geçerli bir dayanağı kalmamaktadır. Ancak ceza davası sonucunda kendisine isnat edilen suçu işlemediğinin sabit olduğu veya suçu işlediğine kesin olarak kanaat getirilemediği ve bu nedenle sanık hakkında beraat kararı verilen durumlarda ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi hâlinde kişi hakkında masumiyet karinesinin devam ettiğinin kabulü gerekir. Çünkü böyle durumlarda Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü ve Sözleşme’nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkraları anlamında kişinin suçluluğu sabit olmamıştır ve bu nedenle suçlu sayılamaz.(Ramazan Tosun, B. No: 2012/998, 7/11/2013, § 61). Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, mahkûmiyet konusunda vicdani kanaate ulaşmış mahkemenin, buna ilişkin hükmü açıklamayı belirli bir süre ertelemesini, bu süre zarfında hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ve bu süre sonunda kişinin başka suç işlememesi hâlinde açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilmesini ifade eder. Bu çerçevede, ceza davası dışında fakat ceza davasına konu olan eylemler nedeniyle devam eden idari uyuşmazlıklarda, açıklanması geri bırakılan mahkûmiyet kararına dayanılması masumiyet karinesi ile çelişebilir. (Kürşat Eyol, §§ 28, 29) Masumiyet karinesi, suç isnadının karara bağlandığı yargılamalarda geçerli olduğu için, Sözleşme’nin 6. maddesinde ifade edilen “medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar” çerçevesinde değerlendirilen idari davalar, kural olarak masumiyet karinesinin uygulama alanı dışında kalmaktadır. Ancak idari davada uyuşmazlık konusu olan maddi olayın tespitinde idari yargı mercii, aynı maddi olayı ele alan ceza mahkemesinin daha önce verdiği beraat kararına uygun hareket etmelidir (Hüseyin Şahin [GK], B. No: 2013/1728, 12/11/2014, § 39). Buna göre kamu otoritelerince suçluluğu hükmen sabit olmamış (hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmayan) kişiye "suçlu" muamelesi yapılamaz. Diğer bir ifadeyle suç isnadına bağlı yargılamalarda mahkumiyet dışındaki diğer tüm sonuçlarda masumiyet karinesi varlığını sürdürür ve kamu otoritelerinin buna saygı duyulmadığını gösteren bir tutum takınmaktan uzak durmaları beklenir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının bir mahkumiyet kararı olmadığı tartışmasızdır. Dolayısıyla ceza davası dışında fakat ceza davasına konu olan eylemler nedeniyle devam eden idari uyuşmazlıklarda, açıklanması geri bırakılan mahkûmiyet kararına dayanılmak suretiyle kişinin masumiyetine gölge düşürecek, onun masumiyetinden kuşku duyulmasına neden olacak şekilde özensiz davranışlardan kaçınılmalıdır. Bununla birlikte idari uyuşmazlığın çözümüne esas teşkil etmesi bakımından salt kişinin yargılanmış olmasından ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karardan söz edilmesi, masumiyet karinesinin ihlal edildiğinden söz edebilmek bakımından yeterli değildir. Bunun için kararın gerekçesinin bütün hâlinde dikkate alınması ve nihai kararın münhasıran hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen fiillere dayanıp dayanmadığının incelenmesi gerekir. (Ramazan Tosun, § 63; Hüseyin Şahin, § 40). Bu kapsamda karar vericilerin kullandıkları dil kritik önem taşır (Mustafa Kıvrak, B. No: 2013/3175, 20/2/2014, § 36). Öte yandan, ceza muhakemesi sonucunda isnat edilen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması dışında ceza mahkemesi hükmü, idare makamları açısından doğrudan bağlayıcı değildir. Ancak cezai sorumluluğu ortadan kalkmış olsa dahi, aynı olaylar nedeniyle -daha hafif bir ispat külfeti temelinde- kişi hakkında başka tür bir sorumluluğun tesis edilmesinin önünde bir engel bulunmamaktadır (benzer yönde değerlendirmeler için bkz. Kürşat Eyol, § 30)." Başvuruya konu ... fiiler, 5237 sayılı Kanun'da suç olarak düzenlenmiş fiillerdir. Somut olayda derece mahkemesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına atıfla başvurucuya ... suçlanmasının yöneltildiğini ve yargılama sonucunda başvurucunun ... suçunu işlediğinin sabit bulunduğunu belirtmiş. Derece mahkemesinin, başvurucunun ...eylemini gerçekleştirdiğinin sabit olduğunu ifade etmiş olması, disiplin alanının sınırlarını aşarak ceza hukuku alanına taşan bir değerlendirme mahiyetindedir. Mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına atıfla yapılan bu değerlendirme, başvurucunun mahkumiyetle neticelenmemiş fiili yönünden ona "suçlu" muamelesi yapılması sonucunu doğurmuştur. Bu kapsamda derece mahkemesinin kullandığı dil başvurucunun masumiyetine gölge düşürücü nitelikte olup hakkindaki yargılamanın, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile neticelenmiş olmasını anlamsız hale getirmiştir. Gerekçeli kararda yapılan değerlendirme ve kullanılan ifadelerin masumiyet karinesini ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle "Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir" gerekçesiyle Anaya'sanın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında hüküm altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar verilmiştir. Bakılan davada, davacı hakkında ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararıyla, sanık hakkında görevi kötüye kullanma ve zimmet suçlarından verilen beraat kararı kaldırılarak, "Görevi Kötüye Kullanma" suçu yönünden neticeten 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği; bu kararın 06/07/2023 tarihinde itirazın reddedilmesi suretiyle kesinleştiği görülmüştür. Disiplin yönünden ise ceza davasına konu olan aynı eyleminden dolayı yapılan idari soruşturma soncunda 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca "Devlet Memurluğundan Çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Yukarıda sözü edilen Anayasa Mahkemesi kararı dikkat alındığında; disiplin cezasına konu olan eylemin, aynı zamanda Türk Ceza Kanununa göre de suç olması halinde ceza davasında verilecek kararın disiplin cezasını etkileyeceği açık olup, ceza yargılaması sonucunda verilen; "hükmün açıklanmasının geri bırakılması" kararının masumiyet karinesi kapsamında olmasına karşın disiplin hukukuna göre fiilin sabit olduğu sonucuna ulaşılarak disiplin cezası ile cezalandırılmasının, masumiyet karinesinin ihlali sonucunu doğurduğu açıktır. Belirtilen nedenlerle, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği görüşüyle, Daire kararına katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 12. Daire, E. 2022/4749, K. 2025/1132, www.arakarar.com/karar/danistay-12-daire-2022-4749-e-2025-1132-k-9884ccc13d6d