Danıştay · 10. Daire

Danıştay 10. Daire 2023/6670 E. 2024/2978 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2023/6670
Karar No
2024/2978

T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2023/6670 Karar No : 2024/2978 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi adlarına asaleten, ... ve ...'e velayeten ... ve ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : .. Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : Davacılar tarafından, yakınları ...'in davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle vefat ettiğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen 100.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan dava sonucunda; davanın reddi yolunda verilen ilk kararın Danıştay Onuncu Dairesinin 05/11/2019 tarih ve E:2019/6147, K:2019/7376 sayılı kararı ile bozulması üzerine ... İdare Mahkemesince bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama neticesinde davanın reddi yolunda verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın davacılar tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, olayla ilgili yeni bir bilirkişi raporu düzenlenmesi gerektiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz isteminin REDDİNE, 2. ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının ONANMASINA, 3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/09/2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (X) - KARŞI OY : Davacılardan ... ve ...'in çocukları, diğer davacıların kardeşi olan 2001 doğumlu..., 18/09/2011 tarihinde karın ağrısı şikayeti ile ... Kadın ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'ne götürülmüş, muayenesi ve tetkikleri yapılmış; tetkik sonuçlarının 20/09/2011 tarihinde getirilmesi istenilmiştir. 20/09/2011 tarihinde hastanın annesi tarafından idrar kültürü sonucu alınarak acil serviste görevli olan doktora gösterilmiş; çocuğun rahatsızlığının devam etmesi üzerine 22/09/2011 tarihinde karın ağrısı, bulantı ve kusma şikayetleri ile babası tarafından adı geçen hastanenin acil servisine ikinci kez götürülmüş ve burada görevli doktor tarafından muayene edilerek daha önce yapılan tetkik ve tahlil sonuçları değerlendirilmiş, ayrıca hastadan ek tetkikler istenilmiş, 23/09/2011 tarihinde söz konusu tetkik ve tahlil sonuçları hastanın annesi tarafından görevli doktora gösterilmiş ve hastanın durumu hakkında bilgi verilmiş, doktor tarafından yapılan değerlendirmede sonuçların temiz olduğu, daha önce yazılan ilacın kullanılması gerektiği bilgisi verilmiş, 24/09/2011 tarihinde rahatsızlığının iyice artması üzerine 112 acil servisi aranılarak ambulans istenmiş, ambulans olay yerine geldiğinde saat 23:50 sıralarında...'in vefat ettiği anlaşılmıştır. İdare Mahkemesince, Danıştay Onuncu Dairesinin 05/11/2019 tarih ve E:2019/6147, K:2019/7376 sayılı bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılamada alınan Adli Tıp 3. Üst Kurulunun ... tarih ve ... sayılı raporunda oyçokluğu ile dava konusu olayda görevli doktorların kusurlu olmadığı sonucuna varılmıştır. Ancak, Üst Kurula katılan genel cerrahi uzmanı ve çocuk cerrahi uzmanının muhalefet şerhinde "18/09/2011 tarihinde müracaatında karın ağrısı şikayeti ile ... Kadın ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi Acil Servisinde ... tarafından muayene sonrası yapılan tetkik ve konsültasyonların tıp kurallarına uygun olduğu, Aynı gün konsülte edilen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı ... tarafından muayene edildiği, üriner enfeksiyon tanısı ile antibiyotik başlandığı ve idrar kültürü alınarak kontrole çağrıldığı, üriner enfeksiyon düşünülen hastada uygulamanın güncel olduğu ancak karın ağrısı yakınması ile başvuran hastada idrar tahlilinde sınırda lökositüri (5-6 lökosit), bakteriüri olmaması nedeni ile üriner enfeksiyon tanı kriterlerinin yetersiz olduğu, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı hekimin cerrahi patolojiler yönünden daha dikkatli olmasının bekleneceği ancak apandisit bulgularının erken dönemde silik olabileceğinden tanı güçlüğünün olabileceği, dolayısı ile bu tutumun bir tıbbi hata olarak değerlendirilmediği, Dosya incelemesinden, hekimin hastayı bir gün sonra poliklinik takibine çağırdığının ancak çocuğun polikliniğe başvurmadığının anlaşıldığı, bu durumun adli tahkikatla aydınlatılarak doğruluğu belirlenirse bunun bir ihmal olarak değerlendirilmesi gerektiği, Hastanın 22/09/2011 tarihinde aynı hastaneye tekrar müracaat ettiği, yakınmalarına kusma ve kaka yapamamanın eklendiği (tenezm?), acil serviste ... tarafından muayenesinin yapıldığı, batında defans, rebound, şişlik, hassasiyet saptanmadığı, önceki tetkiklerine ek olarak gaita makroskopisi ve direkt batın grafisi tetkiklerinin istendiği, ...'nin idrar kültüründe üreme olmayan ve yakınmaları devam eden, yakınmalarına kusma ve kaka yapamama (tenezm) eklenen hastada peritonit ve cerrahi patolojileri dışlaması gerektiği, bu amaçla ileri tetkik ve ilgili branş konsültasyonlarının istenmesi veya yatırılarak tetkik edilmesi gerektiği, bu süreçte ayakta direkt batın grafisi (ADBG) istemesinin uygun olduğu, ancak ilgili branş konsültasyonu ve/veya yatırılarak tedavi planlamamasının eksiklik olarak değerlendirildiği, 22/09/2011 tarihinde gaita tetkikinin verilemediği için hastanın hastaneden götürüldüğünün anlaşıldığı, bu durumda hastaneden izinsiz ayrılmanın tanı ve tedavi sürecini aksatması nedeni ile ihmal olarak kabul edilmesi gerektiği yönünde görüşe yer verilmiştir. Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile olayla ilgili olarak düzenlenen bilirkişi raporlarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, karın ağrısı, bulantı ve kusma, gaita yapamama şikayetleri ile birden çok kez hastaneye müracaat etmiş olan ve çeşitli tahlil ve tetkikler yapılmak suretiyle birden çok doktor tarafından durumu değerlendirilmiş olan davacılar yakını...'de apandisit iltihaplanması rahatsızlığı bulunduğunun tespit edilememesi ve sonucunda ilgilinin apandisit patlaması (apandisit perforasyonu) sonucu vefat etmesi olayında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu anlaşıldığından davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, davacıların temyiz isteminin kabulü ile temyize konu İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 10. Daire, E. 2023/6670, K. 2024/2978, www.arakarar.com/karar/danistay-10-daire-2023-6670-e-2024-2978-k-d9e1805c5f3a