Danıştay · 10. Daire
Danıştay 10. Daire 2022/4238 E. 2026/316 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 10. Daire
- Esas No
- 2022/4238
- Karar No
- 2026/316
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/4238 Karar No : 2026/316
DAVACI : ... Derneği VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Bakanlığı ANKARA (Mülga ...Bakanlığı) VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : 30/04/2015 tarih ve 29342 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özel Kreş ve Gündüz Bakımevleri ile Özel Çocuk Kulüplerinin Kuruluş ve İşleyiş Esasları Hakkında Yönetmeliğin; 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde yer alan "37-66" ibaresi ile (h) ve (k) bentlerinde yer alan "0-36" ibaresinin; 6. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendinde yer alan "bir yıllık" ibaresi ile (d) bendinin ve 6. fıkrasının; 15. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (d) bentlerinin; 16. maddesinin; 17. maddesinin 1. fıkrasının (c), (n) ve (o) bentlerinin; 18. maddesinde yer alan "ve İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından onaylanan" ibaresinin; 29. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "kuruluşun temizlik ve diğer işlerinde çalıştırılamaz" ibaresinin; 32. maddesinin; 47. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin; 49. maddesinin; 51. maddesinin ve Geçici 2. maddesinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde yer alan "37-66", (h) bendinde yer alan “0-36” ve (k) bendinde yer alan “0-36” ibareleri yönünden, gündüz bakım evi (37-66 ay) ve kreşlerin (0-36 ay) hizmet vereceği yaş aralığının düzenlendiği ancak bilimsel veriler dikkate alındığında kreşlerin 0-24 ay arası, gündüz bakım evlerinin 25-71 ay arasında hizmet vermesinin daha uygun olacağı, 25-36 ay çocukların kreş çocuğu olarak görülmesinin çocuğun gelişimi açısından olumsuz durum teşkil edeceği; 6. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendinde yer alan "bir yıllık" ibaresi yönünden, bir yıllık bir süre sınırlaması konulmasının hukuki yararının bulunmadığı, Borçlar Kanunu'na göre kira sözleşmelerinin şekle bağlı olmadığı, kanunda herhangi bir şekil şartı öngörülmezken yazılı şekil ve bir yıllık süre konulmasının kanuna da aykırılık teşkil ettiği; 3. fıkrasının (d) bendi yönünden, fıkrada belirtilen yükümlülüğün kuruma değil, akollü içki satılan yerlere ve genel ahlaka uygun olmayan yerlere verilmesi gerektiği; 6. fıkrası yönünden, bina stoğu ve imar durumu dikkate alındığında halen işletilen kurumlar için gerçekleştirilmesinin çok ağır ve zor olduğu; 15. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (d) bentleri yönünden, şartların sağlanmasının ekonomik olarak zor olduğu, çocukların tüm odalarının aydınlık olmasının gerekmediği, uyku odaları ve bazı odaların penceresiz ve aydınlık olmasalar da gerekli işlevi yerine getireceği; 16. maddesi yönünden, düzenlenmenin kazanılmış haklara aykırı olduğu; 17. maddesinin 1. fıkrasının (c), (n) ve (o) bentleri yönünden, 0-6 yaş arası çocukların daima grup sorumlusu gözetiminde olduğu ve direktifleri doğrultusunda hareket edileceği panik durumlarında kapı arkasına yığılmanın söz konusu olmayacağı, 0-24 ay bebekler için alt değiştirme bölümünün istenmesi, 24-36 ay arası çocuklar için böyle bir koşulun aranmaması gerektiği, 24-36 ay arası bebekler masaya oturup kendi kendine yeme alışkanlığı kazandığından, bu yaş grubu için mama sandalyesi gerekmediği; 18. maddesinde yer alan "ve İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından onaylanan" ibaresi yönünden, her personel değişikliğinin İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından onaylanmasının zaman ve iş kaybına yol açacağı; 29. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "kuruluşun temizlik ve diğer işlerinde çalıştırılamaz" ibaresi yönünden, sözleşme ve çalışma serbestisine aykırı olduğu; 32. maddesi yönünden, çocuk bakımında tecrübeli, enerjisi olan insanların serbest bir kuruluşta çalışmasının yasaklanmasının hukuka aykırı olduğu, Anayasa ile güvence altına alınmış çalışma hürriyetine aykırılık teşkil ettiği; 47. maddesinin (ç) bendi yönünden, faaliyetlerin bedellerinin başlangıçta belirlenen ücrette dikkate alınması durumunda ailelere büyük bir külfet getireceğinden bu husuta bağlayıcı kural getirilmesinin hukuka aykırı olduğu; 49. maddesi yönünden, uzun vadeli plan ve yatırımlar yapan kurumun anlık iadeye zorlanmasının hakkaniyetli olmadığı, her iki taraf içinde daha hakkaniyetli bir çözüm bulunması gerektiği; 51. maddesi yönünden, kamu otoritesine sınırsız bir yetki alanının tanındığı, denetimin sınırlarının belirlenmediği ve düzenlemenin hukuka aykırı olduğu; geçici 2. maddesi yönünden, bu yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce faaliyette bulunan ve ruhsat almış kurumların 1 yıl içinde yönetmeliğe uygun hale getirilmesinin istendiği, bu düzenlemenin yerine getirilmesinin fiilen imkansız olduğu, ülke koşullarında mümkün olmadığı, eski düzenlemeler doğrultusunda kiralama yapıldığı, sözleşmeler imzalandığı, 1 yıl gibi bir sürede yeniden düzenleme yapılmasının beklenemeyeceği ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Usule ilişkin olarak davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, esasa ilişkin olarak ise dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin (f) bendinde yer alan "37-66", (h) bendinde yer alan “0-36” ve (k) bendinde yer alan “0-36” ibareleri yönünden, yapılan düzenlemenin MEB mevzuatıyla uyumlu olduğu; 6. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendinde yer alan "bir yıllık" ibaresi yönünden, diğer düzenlemelere paralellik arz ettiği; 3. fıkrasının (d) bendi yönünden, Bakanlığın sosyal hizmet kuruluşlarına yükümlülük getirebileceği, çocuğun yararının ve kamu yararının gözetildiği, düzenlemenin hukuka uygun olduğu; 6. fıkrası yönünden, çocukların yüksek yararı gözetilerek belirlendiği, mülga kanunla aynı şekilde düzenlendiği; 15. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (d) bentleri yönünden, düzenlemelerin amacının çocukların güvenlik, sağlık ve ahlaklarını korumayı amaçladığı, mülga yönetmelikte de bu düzenlemenin yer aldığı; 16. maddesi yönünden, çocukların yararı gözetilerek yapıldığı, mülga yönetmelikte de aynı şekilde düzenlendiği; 17. maddesinin 1. fıkrasının (c), (n) ve (o) bentleri yönünden, çocukların güvenliğinin dikkate alındığı, acil bir durumda kapıların içeri doğru açılmasının, dışarı çıkışı engelleyebildiği, risk oluşturduğu; 18. maddesinde yer alan "ve İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından onaylanan" ibaresi yönünden, düzenlemenin çocukların ve kuruluş personelinin güvenliği için getirildiği, 29. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "kuruluşun temizlik ve diğer işlerinde çalıştırılamaz" ibaresi yönünden, çocuk bakıcılarının çocukların öz bakımlarından sorumlu olduğu, yemek ve temizlik işlerinden yardımcı personelin sorumlu olduğu, başka işte çalıştırılmalarının uygun olmadığı; 32. maddesi yönünden, kurucu müdür bakımından sınır getirilmediği, kuruculuk misyonu dışında görev alıyorsa maddenin bu kişiler için uygulanmasının söz konusu olacağı; 47. maddesinin (ç) bendi yönünden, belirtilen ücretin dışında ücret talep edilmeyeceği ancak sosyal faaliyet giderleri ile madde arasında ilişki bulunmadığı; 49. maddesi yönünden, verilmeyen bir hizmetin bedelinin talep edilemeyeceği; 51. maddesi yönünden, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu'nun 35/A ve 35/B maddelerine dayanılarak hazırlandığı, hukuka aykırılık bulunmadığı; geçici 2. maddesi yönünden, gerekli düzenlemeler için 1 yıllık bir süre verildiği, gerekli değişikliklerin yapılması için sürenin yeterli olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ :30/04/2015 tarih ve 29342 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özel Kreş ve Gündüz Bakımevleri ile Özel Çocuk Kulüplerinin Kuruluş ve İşleyiş Esasları Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendinde yer alan "bir yıllık" ibaresi ile (d) bendi ve 6. fıkrasının; 15. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (d) bentlerinin; 16. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan "0-36" ibaresi ve (2) numaralı alt bendinde yer alan "37-66" ibaresi dışında kalan kısımlarının; 17. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "uyku, çalışma" ibaresi dışında kalan kısımlarının, (n) ve (o) bentlerinin “0-36” ve "37-66" ibaresi dışında kalan kısımlarının; 18. maddesinde yer alan "ve İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından onaylanan" ibaresinin; 29. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "kuruluşun temizlik ve diğer işlerinde çalıştırılamaz" ibaresinin; 32. maddesinin; 47. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin; 49. maddesinin; 51. maddesinin iptali istemi yönünden davanın reddine, 16. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan "0-36" ibaresi ile 16. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendinde yer alan "37-66" ibaresi ve 17. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendin yer alan "uyku, çalışma" ibaresi yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava; 30.4.2015 tarih ve 29342 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özel Kreş ve Gündüz Bakımevleri ile Özel Çocuk Kulüplerinin Kuruluş ve İşleyiş Esasları Hakkında Yönetmeliğin; 4. maddesinin (f) bendinde yer alan "37-66" ibaresi ile (h) ve (k) bentlerinde yer alan "0-36" ibaresinin; 6. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendinde yer alan "bir yıllık" ibaresinin, 3. fıkrasının (d) bendinin ve 6. fıkrasının; 15. maddesinin (a), (b), (c), (ç) ve (d) bentlerinin; 16. maddesinin; 17. maddesinin (c), (n) ve (o) bentlerinin; 18. maddesinde yer alan "ve İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından onaylanan" ibaresinin; 29. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "kuruluşun temizlik ve diğer işlerinde çalıştırılamaz" ibaresinin; 32. maddesinin; 47. maddesinin (ç) bendinin; 49. maddesinin; 51. maddesinin ve Geçici 2. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır. Dava konusu edilen Yönetmeliğin 4. Maddesi 08/09/2016 gün ve 29825 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan değişiklikle " 30/4/2015 tarihli ve 29342 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Kreş ve Gündüz Bakımevleri Özel Çocuk Kulüplerinin Kuruluş ve İşleyiş Esasları Hakkında Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b), (ç), (i) ve (m) bendlerinde yer alan “6-12 yaş grubu” ibaresi “ilkokul ve ortaokul eğitimine devam eden” olarak değiştirilmiş, (f) ve (l) bendlerinde yer alan “37-66” ibaresi “25-66” olarak değiştirilmiş ve (h), (k) ve (p) bendlerinde yer alan “0-36” ibaresi “0-24” olarak" değiştirildiğinden bu madde yönünden karar verilmesine yer bulunmamaktadır.. Dava konusu Yönetmeliğin 49. maddesinde, "(1) Kuruluşlar, aşağıda belirtilen durumlarda ücret iadesi yaparlar: a) Hastalık nedeniyle on beş iş günü ve daha uzun süreli rapora dayalı devamsızlıklarda, çocuğun raporlu olduğu süreci kapsayan ücretleri, b) Çocuğun herhangi bir nedenle kuruluştan ayrılması, ilişiğinin kesilmesi veya kuruluşun kapanması durumunda, ayrılış ve kapanma tarihinden sonraki günlere ve saatlere isabet eden ödenmiş ücretleri." hükmüne yer verilmiştir. Dava konusu Yönetmeliğin 49. maddesinde kuruluşların ücret iadesi yapacağı durumlar belirtilmiş, hastalık nedeniyle çocuğun raporlu olduğu süreci kapsayan ücretler ile çocuğun herhangi bir nedenle kuruluştan ayrılması, ilişiğinin kesilmesi veya kuruluşun kapanması durumunda, ayrılış ve kapanma tarihinden sonraki günlere ve saatlere isabet eden ödenmiş ücretler de bu durumlar arasında sayılmıştır. Dava konusu Yönetmeliğin 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan "herhangi bir nedenle kuruluştan ayrılması" ibaresi, bir düzenleyici işlemde olması gereken "açık ve belirgin olma" niteliğini taşımadığından, hukuka aykırı olup; anılan ibarenin iptali gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Dava konusu Yönetmeliğin Geçici 2. maddesinde, "(1) Bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden önce açılmış veya açılma işlemleri başlatılmış olan kuruluşlar, binalarının fiziki koşullarını bir yıl içinde bu Yönetmelik hükümlerine uygun hale getirir. (2) Bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden önce açılmış veya açılma işlemleri başlatılmış olan kuruluşlar, 6 ncı maddenin üçüncü fıkrasında istenen belgelerden eksik olanları bir yıl içinde temin eder." hükmüne yer verilmiştir.
Dava konusu yönetmeliğin Geçici 2. maddesi, yönetmeliğin yayımından önce açılmış veya açılma işlemleri başlatılmış olan kuruluşların binalarını yeni duruma uygun hale getirilebilmeleri için binalarda önemli fiziki değişikliklerin yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu değişikliklerin gerçekleştirilmesi bazen fiilen mümkün olamayacak, bu durum da verilmiş olan izinlerin iptali sonucunu doğuracaktır. Yönetmeliğin 6. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendinde istenilen rapor ile 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde belirtilen fiziki koşul dışında tamamlanması istenen belge ve fiziki koşullar, geçiş hükmünde öngörülen süre içerisinde tamamlanabilecek nitelikte olduğundan, bu kısımlarda hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Geçici 2. maddenin; 6. maddenin 3. fıkrasının (d) bendinde istenilen rapor ile 15. maddenin 1. fıkrasının (d) bendinde belirtilen fiziki koşula ilişkin kısımlarına gelince; Kamu hukukunda kazanılmış hak, bir hak sağlamaya elverişli düzenleyici kuralların bireylere uygulanması ile onlar için doğan subjektif hakkın korunması anlamında kabul edilmektedir. Başka bir deyişle, bir hakkın yeni düzenlemeden önce yürürlükte olan kurallara göre bütün sonuçlarıyla fiilen elde edilmiş olması halinde, kişilerin kazanılmış hakkı bulunduğundan söz edilir. Dava konusu yönetmeliğin yayımından önceki mevzuat uyarınca, fiziki koşulları sağlamış, usulüne uygun olarak faaliyet ruhsatı almış ve halen faaliyete devam eden kuruluşların, dava konusu yönetmelikte yer alan "kuruluş ile meyhane, kahvehane, kıraathane, bar, elektronik oyun merkezleri ve benzeri umuma açık yerler, alkollü içki satılan yerler ile genel ahlak kurallarına uygun olmayan mekânların varsa bahçe kapıları, yoksa bina kapıları arasında en az 100 metre mesafe bulunması" şartını sağlamalarının istenmesine ilişkin Geçici 2. maddede, kuruluşların kazanılmış haklarının korunmaması nedeniyle hukuka uyarlık bulunmadığından Geçici 2. maddenin anılan kısımlarının iptali gerekmektedir. Yönetmeliğin; 6. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendinde yer alan "bir yıllık" ibaresi, 3. fıkrasının (d) bendi ve 6. fıkrasında; 15. maddesinin (a), (b), (c), (ç) ve (d) bentlerinde; 16. maddesinde; 17. maddesinin (c), (n) ve (o) bentlerinde; 18. maddesinde yer alan "ve İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından onaylanan" ibaresinde; 29. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "kuruluşun temizlik ve diğer işlerinde çalıştırılamaz" ibaresinde; 32. maddesinde; 47. maddesinin (ç) bendinde ve 51. maddesinde Yönetmeliğin dayanağı Kanuna ve hukuka aykırılık bulunmadığından anılan maddeler davanın reddi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, 30.4.2015 tarih ve 29342 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özel Kreş ve Gündüz Bakımevleri ile Özel Çocuk Kulüplerinin Kuruluş ve İşleyiş Esasları Hakkında Yönetmeliğin 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan "herhangi bir nedenle kuruluştan ayrılması" ibaresinin ve Geçici 2. maddesinin; 6. maddenin 3. fıkrasının (d) bendinde istenilen rapor ile 15. maddenin 1. fıkrasının (d) bendinde belirtilen fiziki koşula ilişkin kısımların iptaline, belirtilen maddedeki ibareler yönünden karar verilmesine yer olmadığına, diğer maddeler yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince; Dairemizin 05/10/2020 tarih ve E:2015/4216, K:2020/3450 sayılı kısmen iptal, kısmen ret ve kısmen karar verilmesine yer olmadığı yolundaki kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/02/2022 tarih ve E:2021/1417, K:2022/637 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozulan kısım hakkında Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Dava; 30/04/2015 tarih ve 29342 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özel Kreş ve Gündüz Bakımevleri ile Özel Çocuk Kulüplerinin Kuruluş ve İşleyiş Esasları Hakkında Yönetmeliğin; 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde yer alan "37-66" ibaresi ile (h) ve (k) bentlerinde yer alan "0-36" ibaresinin; 6. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendinde yer alan "bir yıllık" ibaresi ile (d) bendinin ve 6. fıkrasının; 15. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (d) bentlerinin; 16. maddesinin; 17. maddesinin 1. fıkrasının (c), (n) ve (o) bentlerinin; 18. maddesinde yer alan "ve İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından onaylanan" ibaresinin; 29. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "kuruluşun temizlik ve diğer işlerinde çalıştırılamaz" ibaresinin; 32. maddesinin; 47. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin; 49. maddesinin; 51. maddesinin ve Geçici 2. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır. Danıştay Onuncu Dairesinin 05/10/2020 tarih ve E:2015/4216, K:2020/3450 sayılı kararı ile 30/04/2015 tarih ve 29342 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özel Kreş ve Gündüz Bakımevleri ile Özel Çocuk Kulüplerinin Kuruluş ve İşleyiş Esasları Hakkında Yönetmeliğin, Geçici 2. maddesinin; Yönetmeliğin 6. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendinde istenilen rapor ve 15. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde belirtilen fiziki koşulların sağlanması yönünden iptaline; 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde yer alan "37-66" ibaresi, (h) ve (k) bentleri ve 17. maddesinin (n) ve (o) bentlerinde yer alan “0-36” ibaresi yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına; Yönetmeliğin dava konusu diğer kısımları yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. Daire kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının karşılıklı temyizi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/02/2022 tarih ve E:2021/1417, K:2022/637 sayılı kararıyla,dava konusu Geçici 2. maddenin; Yönetmeliğin 6. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendinde istenilen rapor ve 15. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde belirtilen fiziki koşulların sağlanması yönünden iptaline, diğer kısımları yönünden davanın reddine ilişkin kısmının onanmasına, Yönetmeliğin; dava konusu 6. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendinde yer alan "bir yıllık" ibaresi ile (d) bendi ve 6. fıkrası; 15. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (d) bentleri; 16. maddesi; 17. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi, (n) ve (o) bentlerinin “0-36” ibaresi dışında kalan kısımları; 18. maddesinde yer alan "ve İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından onaylanan" ibaresi; 29. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "kuruluşun temizlik ve diğer işlerinde çalıştırılamaz" ibaresi; 32. maddesi; 47. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi; 49. maddesi; 51. maddesi yönünden, davanın reddine ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava daireleri kararlarına karşı Danıştay'da temyiz yoluna başvurulabileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların İdari Dava Daireleri Kurulunca temyizen inceleneceği hükme bağlanmış; 2577 sayılı Kanunun 49. maddesinin 4. fıkrasında ise Danıştay dava dairelerine, ilk derece mahkemesi olarak verdikleri kararların temyizen bozulması halinde ısrar olanağı tanınmamıştır. Buna göre, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyularak bozulan kısımla sınırlı olmak üzere yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
İNCELEME VE GEREKÇE: ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: Anayasanın 124. maddesi uyarınca, idareler, kendi görev alanlarını ilgilendiren yasa ve diğer üst normların uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, her zaman yönetmelik çıkarabilme ve bu düzenlemelerle, mevzuat ve değişen koşullar dikkate alınarak, daha önceki düzenlemeler ile doğmuş bulunan objektif hukuki durumları, ileriye yönelik olarak yürürlükten kaldırma yetkisine sahip bulunmaktadırlar. Ancak idareler, bu konudaki yetkilerini kullanırken önceki düzenlemeler kapsamında kişilerin kazanılmış haklarını ve haklı beklentilerini korumak zorundadırlar. Bu durum, hukuk güvenliğinin ve hukuki istikrarın sağlanması açısından vazgeçilmez niteliktedir. Anayasanın "Ailenin korunması ve çocuk hakları" başlıklı 41. maddesinde, " Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar. (Ek fıkra: 7/5/2010-5982/4 md.) Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir. (Ek fıkra: 7/5/2010-5982/4 md.) Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır." düzenlemesine yer verilmiştir. 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu 'nun 34. maddesinin 1. fıkrasında; "Kurum dışındaki kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek kişiler ve özel hukuk tüzelkişilerince bu Kanun kapsamına giren sosyal hizmet kuruluşlarının kurulmasına, teşvik edilmesine ve açılış izinlerinin verilmesine, varsa ücret tarifelerinin tespitine ilişkin usul ve esaslar ile bu kuruluşların hizmet ve personel standartları bir yönetmelikle düzenlenir." hükmü yer almaktadır. Özel Kreş ve Gündüz Bakımevleri ile Özel Çocuk Kulüplerinin Kuruluş ve işleyiş Esasları Hakkında Yönetmelik; gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişilerine ait özel kreş ve gündüz bakımevleri ile özel çocuk kulüplerinin kuruluş ve işleyişlerine ilişkin esasları, izin, açılış, çalışma ve personel şartlarını, ücret tarifelerini, denetimlerini, faaliyetlerini durdurma işlem ve usulleri belirlemek ve temel çocuk hakları felsefesine uygun hizmet vermelerini sağlamak amacıyla hazırlanmış bir Yönetmelik olup kamu kurum ve kuruluşları ile İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında yer alan iş yerlerin de açılacak olan emzirme odaları ve yurt - çocuk bakım yurdu/kreşler dışında, gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerine ait kreş gündüz bakımevleri ile çocuk kulüplerinin işleyişine ilişkin hususları kapsamaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendinde yer alan "bir yıllık" ibaresi ile (d) bendi ve 6 .fıkrasının incelenmesi: 30/04/2015 tarih ve 29342 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özel Kreş ve Gündüz Bakımevleri ile Özel Çocuk Kulüplerinin Kuruluş ve İşleyiş Esasları Hakkında Yönetmeliğin "Başvuru ve istenecek belgeler" başlıklı 6. maddesinde, "(1) Kuruluş açmak isteyen kişiler tarafından, açılması planlanan kuruluş binasının adresini belirten bir dilekçe ve binaya ait yapı kullanım izin belgesi ile il müdürlüğüne başvurulur. Bina, en az iki sosyal çalışma görevlisi tarafından 15 inci maddeye uygunluk açısından on beş gün içerisinde yerinde incelenir ve binanın uygun şartları taşıyıp taşımadığına karar verilir. (2) Binanın uygun görülmesi halinde başvuru sahibinden aşağıdaki belgeler istenir: a) T.C. kimlik numarasının bulunduğu nüfus cüzdanı veya pasaport veya sürücü belgesi, b) Adli sicil belgesi, c) Öğrenim durumunu gösterir belge, yurtdışında öğrenim görüldüğü takdirde yetkili kurumlardan alınacak denklik belgesi, ç) Kurucu tüzel kişi ise kuruluş amaçları içinde özel kreş ve gündüz bakımevi veya çocuk kulübü işletmeciliği yapılabileceğine ilişkin ifadenin de yer aldığı ve tüzel kişinin niteliğine göre Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanmış ana sözleşme, tüzük ya da vakıf senedinin aslı veya il müdürlüğünce onaylı örneği, d) Kurucu temsilcisinin kuruluşu açma, kapatma, devir ve benzeri işlemleri yürütme yetkisine sahip olduğunun belirtildiği yönetim kurulu kararının il müdürlüğünce onaylı örneği. (3) Kuruluşun açılacağı bina ile ilgili olarak aşağıdaki belgeler istenir: a) Binanın kapasitesinin hesaplanabilmesi için belediyelerin imar ve şehircilik müdürlüklerinden (Ek ibare:RG-8/9/2016-29825) veyahut yetkili serbest proje bürolarından ya da çevre ve şehircilik müdürlüklerinden alınacak odaların büyüklüğü ve ölçümünü gösterir belge ve tasdikli mimari proje, b) Bina kurucuya ait ise tapu senedinin il müdürlüğünce onaylı örneği; bina kiralık ise en az bir yıllık kira sözleşmesinin aslı veya il müdürlüğünce onaylı örneği, c) Bina ve ortak bahçesinin kullanılacak olması halinde, kat maliklerinin oy birliği ile verdiği karar örneği, ç) Binanın, 27/11/2007 tarihli ve 2007/12937 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulan Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olduğunu gösteren itfaiye raporu, d) Binanın trafik emniyetinin olduğuna ve alkollü içki tüketilen ve satılan yerler ve genel ahlâk kurallarına uygun olmayan mekânların varsa bahçe kapıları, yoksa bina kapıları ile arasında, en az 100 metre mesafe bulunduğuna dair, il veya ilçe emniyet müdürlüğünden alınacak rapor, e) Binanın ve çevresinin sağlık yönünden uygun olduğuna ilişkin, il veya ilçe toplum sağlığı merkezlerince düzenlenen rapor, f) Binanın kat veya katları, odaları, bahçesi için ayrı ayrı üç nüsha 35x50 cm veya A3 ebadında kâğıtlara çizilmiş yerleşim plânı örneği, g) Binanın sağlam ve dayanıklı olduğuna ilişkin; çevre ve şehircilik il müdürlükleri, yapının proje müellifleri ya da yetkili serbest proje büroları veya üniversitelerin ilgili bölümlerince düzenlenen teknik rapor ğ) Numarataj belgesi. (4) 6/3/2007 tarihinden sonra yapı ruhsatı ve yapımı tamamlanarak yapı kullanım izin belgesi alınmış binalardan binanın sağlam ve dayanıklı olduğuna ilişkin teknik rapor istenmez. (5) Kurucunun bina ile ilgili belgeleri teslim etmesinden sonra, tüm belgelerin uygun olup olmadığı il müdürlüğünde görevli sosyal çalışma görevlileri tarafından on iş günü içerisinde değerlendirilir. Belgelerin uygun olduğunun tespit edilmesi halinde, kurucudan en geç bir ay içerisinde kuruluşun 17 nci maddeye uygun olarak tefrişinin yapılarak, ek-1’deki Güvenlik Bilgilendirme Formunda belirlenen esaslar çerçevesinde güvenlik önlemlerinin alınması resmi yazı ile istenir. (6) Tefriş yapıldıktan sonra il müdürlüğü tarafından yerinde inceleme yapılır ve inceleme sonucunda binanın fiziki şartları ile bulunması gereken araç ve gereçlerin kuruluşa uygunluğunu gösterir ek-2’deki Açılış İnceleme Raporu Formu ile kuruluşun oda ve bölümlerinin bina içindeki yerleri ve kapasite hesaplamasının belirtildiği bina durum değerlendirme raporu düzenlenir." düzenlemesine yer verilmiştir. Davacı tarafından, Yönetmeliğin 6. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendinde yer alan "bir yıllık" ibaresi ile kuruluş izni için yapılacak başvuruda kuruluşun faaliyet gösterdiği binanın kiralık olması halinde en az bir yıllık kira sözleşmesinin aslının veya İl Müdürlüğünce onaylı örneğinin başvuruda istenecek belgeler arasında sayılmasının gerekli ve yararlı olmadığı, Borçlar Kanunu'na göre kira sözleşmelerinin şekle ve süreye bağlı olmadığı , sözlü olarak da yapılabileceği kira sözleşmelerinin taraflarının koşullarına göre kısa süreli kiralama sözleşmeleri de yapılabileceği, Yönetmelik ile yazılı şekil şartı getirilmesi ve süre sınırı konulmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. Özel kreş ve gündüz bakımevlerinin, sadece ticari birer işletme değil aynı zamanda çocukların bakımlarını gerçekleştirmek, bedensel ve ruhsal sağlıklarını korumak ve geliştirmek ve bu çocuklara temel değer ve alışkanlıkları kazandırmak amacıyla kurulan sosyal hizmet kuruluşları olduğu, en az bir yıllık kira sözleşmesi şartının kuruluşun en az bir yıl süreyle düzenli ve istikrarlı bir şekilde hizmet verebilmesini sağlamak amacıyla getirildiği, bir yıldan az bir süreli bir kira sözleşmesinin çocukların eğitim ve bakımının kesinsiz olarak devamını olumsuz yönde etkileyebileceği, bir yıldan az süreli kira sözleşmeleri ile sürekli adres değiştiren bir kuruluşun idarece en az altı ayda bir denetlenmesini imkansız hale getirebileceği gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde, eğitim ve bakım hizmetinin sürekliliğini koruma amacıyla başvuru aşamasında kuruluştan en az bir yıllık kira sözleşmesinin aslının veya onaylı örneğinin davalı idareye sunulması şartını içeren düzenlemedeki bir yıllık sürenin makul olduğu ve mülkiyet hakkını veya sözleşme hürriyetini ölçüsüz şekilde kısıtlamadığı sonucuna varılmıştır. Davacı tarafından, Yönetmeliğin 6. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendinde yer alan alkollü içki tüketilen ve satılan yerler ile genel ahlak kurallarına uygun olmayan mekanların bulunması halinde dava konusu yönetmelik kapsamındaki kuruluşların değil, düzenlemede sayılan işletmelerin uzaklaştırılması gerektiği, dava konusu Yönetmelik kapsamındaki kuruluşların bu yerlere uzaklığını denetlemek yerine, bu mekanların kuruluşlara mesafesinin denetlenmesi gerektiği, bu yönü ile dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendinin iptali gerektiği ileri sürülmektedir. Çocukların, alkollü içki tüketilen ve satılan yerlerden ve genel ahlak kurallarına uygun olmayan mekanların yarattığı sosyal çevreden ve bu mekanların gürültü, kötü örnek teşkil eden davranışlar gibi olumsuz dış etkenlerden korunması Devletin anayasal görevi olduğundan, anılan maddede yer alan alkollü içki tüketilen ve satılan yerler ve genel ahlâk kurallarına uygun olmayan mekânların varsa bahçe kapıları, yoksa bina kapıları ile arasında en az 100 metre mesafe bulunduğuna dair rapor alınması yükümlülüğü getirilmesinde çocukların kuruma giriş çıkışında fiziksel ve psikolojik olarak bu tür mekanlarla temasını engelleyecek makul bir tampon bölge oluşturulmasının hedeflendiği, ayrıca düzenlemede yer alan binanın trafik emniyetinin olduğuna dair il veya ilçe emniyet müdürlüğünden rapor alınması şartı aranmasında da, küçük yaştaki çocukların servis araçlarına binip inmesi ve kuruma giriş çıkışları sırasında yaşanabilecek trafik kazalarının önüne geçebilmek amacıyla binanın trafik emniyeti/güvenliği bakımından uygun olduğuna ilişkin rapor istenilmesinde çocukların üstün yararının bulunduğu, düzenlemenin kamu yararı ile hizmetin gereklerine ve hukuka uygun olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Davacı tarafından, Yönetmeliğin 6. maddesinin 6. fıkrasının Yönetmeliğin Ek-2 bölümüne atıf yaptığı, Ek-2 de ise çocuklar için oyun, etkinlik ve uyku odasının 20 metrekareden en az olamayacağının düzenlendiği, ülkemizdeki bina stoğu ve imar durumu dikkate alındığında halen işletilen kurumlar için ağır ve gerçekleştirilmesi zor bir koşul olduğu, sadece 20 metrekere ibaresi iptal edildiğinde fıkranın tamamı işlevsiz hale geleceği için fıkranın tümünün iptaline karar verilmesinin istendiği ileri sürülmektedir. Kreş ve gündüz bakımevlerinde verilecek hizmetinin niteliği gereği fiziki mekanın sadece boş bir bina olarak değil, içindeki donanımla birlikte tefriş edilmiş halde bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, bunun da ancak yerinde inceleme yapılarak tespit edilecek kapasite ile ortaya konulacağı, standart bir binanın içine yerleştirilen eşyaların hareket alanını kısıtlayabileceği, net kullanım alanının ve çocuk başına düşen metrekarenin ancak tefrişat sonrası doğru ölçülebileceği, yine tefriş sonrası yerinde yapılacak inceleme ile binanın fiziki şartları ile bulunması gereken araç ve gereçlerin kuruluşa uygunluğunun tespit edilebileceği, anılan düzenlemenin amacının çocukların güvenli, sağlıklı ve standartlara uygun bir ortamda hizmet almasını sağlamak olduğu, projel üzerinden verilecek bir iznin fiili durumu tam olarak yansıtmayacağı dikkate alındığında düzenlemede hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Dava konusu Yönetmeliğin "Kuruluş binası ve yeri" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (d) bentlerinin incelenmesi: Dava konusu yönetmeliğin 15. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (d) bentleri şöyledir:
" (1) Kuruluş olarak kullanılacak binanın ve yerinin seçiminde aşağıdaki hususlara uyulur: a) Kuruluşun kapasitesine uygun yeterli büyüklükte bahçesi bulunur. Bahçenin alanı her çocuk için en az 1,5 m2 alan düşecek şekilde olur. Binaların teras katları bahçe olarak kullanılamaz. b) Kuruluş müstakil veya çok katlı bir binanın zemin katında veya zeminle bağlantılı üst katlarda açılabilir. Çocuklar için kullanılacak tüm odalar aydınlık, ferah, gün ışığı alacak şekilde pencereli olur ve doğal aydınlanması sağlanır. Odalar çocukların sağlığının olumsuz etkilenmemesi için nemsiz olur. Bodrum kat, yol seviyesinin altında bulunan kat veya çatı katı kapasiteye dâhil edilmez. c) Kuruluş binası veya bitişiğinde çocuklar için tehlike yaratabilecek, fırın veya patlayıcı ve yanıcı madde satan veya depolayan bir işletme bulunamaz. Kuruluş çevresinde fırın veya patlayıcı ve yanıcı madde satan veya depolayan bir işletmenin bulunması halinde, ilgili mevzuat hükümlerine ve Türk Standardları Enstitüsünün belirlediği standartlara uygun mesafelerin korunup korunmadığına dair rapor bu konuda yetkili kurumlardan alınır. ç) Kuruluş binası veya bitişiğinde baz istasyonu bulunamaz. Kuruluş çevresinde baz istasyonunun olması halinde, sağlık ve güvenlik yönünden uygun mesafelerin alınıp alınmadığına dair rapor bu konuda yetkili kurumdan alınır. d) Kuruluş ile meyhane, kahvehane, kıraathane, bar, elektronik oyun merkezleri ve benzeri umuma açık yerler, alkollü içki satılan yerler ile genel ahlak kurallarına uygun olmayan mekânların varsa bahçe kapıları, yoksa bina kapıları arasında en az 100 metre mesafe bulunması zorunludur. Binaların birden fazla kapısı varsa en yakın kapı esas alınır." Davacı tarafından, bu düzenlemelerin işletilmeye devam eden kuruluşların kazanılmış haklarına aykırı olduğu, şehirleşmenin beraberinde getirdiği zorunlulukla teras alanlarının da bahçe gibi değerlendirilmesi gerçeğini göz ardı ettiği, baz istasyonu, meyhane, kahvehane, kıraathane, bar, elektronik oyun merkezleri gibi umuma açık yerler, alkollü içki satılan yerler ve genel ahlak kurallarına uygun olmayan mekanları çocukların eğitim ve öğretimine özgü kurumlardan uzak tutmak yerine, kurumlara bu tür mekanlardan uzak olma yönünnde yükümlülük getirdiği, bodrum katlarının kapasiteye dahil edilmediği için Yönetmeliğin 15. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (c), (ç), (d) bentlerinin iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Yönetmeliğin 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin çocukların açık havada birbirlerine zarar vermeyecek şekilde güvenli bir şekilde oynama ve hareket edebilmelerini sağlamak amacına yönelik olduğu, her çocuk için en az 1,5 m2 alan düşmesi gerekliliğinin ise çocukların bedensel ve ruhsal gelişimi için gerekli olduğu, şehirleşme ve imar yoğunluğu gibi sebeplerle kapasitesine uygun olmayacak bir bahçede kuruluşun faaliyet gösteremeyeceği, bir başka ifadeyle bahçe büyüklüğünün makul seviyede belirlendiği, aksi yönde bilimsel bir bilgi ve belgenin de bulunmadığı, çocukların can güvenliği gözetildiğinde teras katların yüksekliği nedeniyle bahçe olarak kabul kullanılmamasında da kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Yönetmeliğin 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan düzenlemede, çocukların bakımlarını güvenli ve sağlık bir binada gerçekleştirmek, bedensel ve ruhsal sağlıklarını korumak ve geliştirmekle yükümlü olan kuruluşların müstakil veya çok katlı bir binanın zemin katında veya zeminle bağlantılı üst katlarda açılmasını, çocuklar için kullanılacak tüm odaların aydınlık, ferah, gün ışığı alacak şekilde pencereli olmasını, odaların çocukların sağlığının olumsuz etkilenmemesi için nemsiz olmasını, yol seviyesinin altında bulunan kat veya çatı katının kapasiteye dâhil edilmemesini düzenleyen kuralda kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmamaktadır. Yönetmeliğin 15. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan düzenlemede, Yönetmelik kapsamında faaliyet gösteren kuruluşların binasında veya bitişiğinde fırın veya patlayıcı ve yanıcı madde satan veya depolayan bir işletme bulunamayacağının düzenlendiği, fırınların veya yanıcı madde depolarının yüksek ısı ve patlama riski barındırması nedeniyle dava konusu yönetmelik kapsamındaki kuruluşlar için doğrudan yaşamsal risk oluşturduğu, kuruluşun çocuklar bakımından yakın ve açık tehlike arz eden işletmelerden uygun mesafede olması yönünde yapılan düzenlemenin hukuka, kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Yönetmeliğin 15. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde yer alan düzenlemede, kuruluş binası veya bitişiğinde baz istasyonunun bulunamayacağı, kuruluş çevresinde baz istasyonunun olması halinde, sağlık ve güvenlik yönünden uygun mesafelerin alınıp alınmadığına dair raporun yetkili kurumdan alınacağı düzenlenmiş olup, baz istasyonlarının yaydığı radyasyon ve elektromanyetik dalgaların olumsuz etkilerinden büyüme ve gelişme çağındaki korunması amacıyla kuruluş ile bu gibi yerler arasında uygun mesafe bulunmasını kurala bağlayan düzenlemenin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu anlaşılmaktadır. Yönetmeliğin 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde yer alan, kuruluş ile meyhane, kahvehane, kıraathane, bar, elektronik oyun merkezleri ve benzeri umuma açık yerler, alkollü içki satılan yerler ile genel ahlak kurallarına uygun olmayan mekânların varsa bahçe kapıları, yoksa bina kapıları arasında en az 100 metre mesafe bulunacağının ve binaların birden fazla kapısı varsa en yakın kapının esas alınacağına yönelik düzenlenmeyle büyüme ve gelişme çağındaki çocukların bentte sayılan yerlerin olumsuz etkilerinden korunmasının amaçlandığı, kuruluşun değil, çocuğun üstün yararı gözetilerek yapılan düzenlemede kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırı bir yön bulunmamaktadır. Dava Konusu Yönetmeliğin 16. maddesinin incelenmesi: 30/04/2015 tarih ve 29342 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özel Kreş ve Gündüz Bakımevleri ile Özel Çocuk Kulüplerinin Kuruluş ve İşleyiş Esasları Hakkında Yönetmeliğin "Kapasite tespiti" başlıklı 16. maddesinde, "(1) Kuruluşların kapasite tespiti aşağıdaki şekilde yapılır: a) Kreş ve Gündüz Bakımevlerinde; 1) 0-36 aylık çocuklar için sabit karyola kullanılır. Kapasite çocuklar için ayrılan uyku odalarının büyüklüğüne göre hesaplanır. Uyku odalarında her bir çocuğa en az 2 m2 alan ve 6 m3 hava düşecek şekilde hesaplama yapılarak, kuruluşun toplam kapasitesi bulunur. Ancak kuruluşta uyku odalarına denk, yaklaşık büyüklükte oyun ve emekleme odaları bulunur. Oyun ve emekleme odaları kapasiteye dahil edilemez. 2) 37-66 aylık çocuklar için portatif karyola kullanılır. Kapasite, uyku, oyun, etkinlik ve uyku odası için gösterilen odanın büyüklüğüne göre hesaplanır. Oyun, etkinlik ve uyku odalarında, her bir çocuğa en az 2 m2 alan ve 6 m3 hava düşecek şekilde hesaplama yapılarak, kuruluşun toplam kapasitesi bulunur. Oyun, etkinlik ve uyku odası 15 m2 den az olamaz. b) Çocuk Kulüplerinde; 1)Kapasite, çocuklar için ayrılan çalışma odalarının büyüklüğüne göre tespit edilir.Çalışma odalarında her bir çocuğa 2 m2 alan 6 m3 hava düşecek şekilde hesaplama yapılarak, kuruluşun toplam kapasitesi bulunur. Çalışma odası 15 m2 den az olamaz. Ayrıca çocukların dinlenebileceği ve oyun oynayabileceği çalışma odasına denk büyüklükte bir oyun ve dinlenme odası bulunur. Oyun ve dinlenme odaları kapasiteye dahil edilemez. 2)Kuruluşta, çocukların tam gün bulunabileceği ara tatil ve yaz tatiline rastlayan dönemlerde, yukarıda belirtilen şekilde tespit edilen kapasitenin üzerinde çocuk kabulü yapılamaz." düzenlemesine yer verilmiştir. 27/12/2025 tarihli ve 33120 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Özel Kreş ve Gündüz Bakımevleri ile Özel Çocuk Kulüplerinin Kuruluş ve İşleyişleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 7. maddesi ile, "Aynı Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan "0-36" ibaresi "0-24" şeklinde değiştirilmiş, "37-66" ibaresi "25-66" şeklinde değiştirilmiş ve aynı fıkranın (b) bendi yürürlükten kaldırılmıştır." şeklinde değişiklik yapılmıştır. Davacı tarafından, 0-24 ay aralığında olan çocuklar için sabit karyola aranabileceği, 24-36 ay içinde olan çocuğun karyoladan atlama riskine bağlı olarak kazaların oluşabileceği ileri sürülmekteyse de, 27/12/2025 tarihli ve 33120 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Özel Kreş ve Gündüz Bakımevleri ile Özel Çocuk Kulüplerinin Kuruluş ve İşleyişleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 7. maddesi ile 30/04/2015 tarih ve 29342 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özel Kreş ve Gündüz Bakımevleri ile Özel Çocuk Kulüplerinin Kuruluş ve İşleyiş Esasları Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan "0-36" ibaresi “0-24” olarak değiştirildiğinden düzenlemenin bu kısmı yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer bulunmamaktadır. Davacı tarafından 24-36 aylık çocukların ihtiyaçlarının ve gelişim özelliklerinin 36 ay üzerindeki çocuklarla benzerlik gösterdiği, 24-36 ay arasındaki çocuklar için sabit karyola aranmaması, portatif karyolanın yeterli olacağı ileri sürülmekteyse de, 27/12/2025 tarihli ve 33120 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Özel Kreş ve Gündüz Bakımevleri ile Özel Çocuk Kulüplerinin Kuruluş ve İşleyişleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 7. maddesi ile 30/04/2015 tarih ve 29342 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özel Kreş ve Gündüz Bakımevleri ile Özel Çocuk Kulüplerinin Kuruluş ve İşleyiş Esasları Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendinde yer alan "37-66" ibaresi “25-66” olarak değiştirildiğinden ve anılan düzenleme ile 16. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi yürürlükten kaldırıldığından düzenlemenin bu kısımları yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer bulunmamaktadır. Davacı tarafından, çocukların 0-12 aylık sürecin çok kısa bir döneminde emeklediği ve 12 aydan sonra emekleme odasına ihtiyaç olmadığı, 0-24 ay grubu çocukların uykuya daha fazla ihtiyacı olduğu, 24-36 ay grubu çocukların uyku ihtiyacının azalması nedeniyle bazı kurumların uyku saati uygulamasının olmadığı, ruhsatlandırma işlemlerinin mülga yönetmelikte düzenlendiği gibi 0-24 ay kreş, 24-72 ay gündüz bakımevi olarak planlanması gerektiği, 24-36 ay grubu çocuklar için oyun ve emekleme odası aranmaması gerektiği, mülga yönetmelikte 1,5 m2 olarak düzenlenmiş olan oyun, etkinlik ve uyku odalarında her bir çocuğa 2 m2 alan ve 6 m3 hava düşecek şekilde zorunluluk getirilmesinin kazanılmış hak ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir. Dava konusu düzenleme ile çocukların toplu bulunduğu mekanlarda bulaşıcı hastalıkların yayılma riski ve oluşacak karbondioksit birikimi dikkate alınarak bir çocuğun sağlıklı nefes alabilmesi için gereken asgari yaşam alanı belirlendiği, idarenin kamu sağlığı gereği bu teknik standartı belirleme yetkisinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bebeklerin uyku ile oyun ve emekleme alanlarının birbirinden ayrılmasının hijyen ve güvenlik gereği olduğu, emekleyen bir bebeğin, uyuyan bir diğerine zarar vermemesi veya uyku alanındaki hijyen koşullarının oyun alanına taşınmaması için bu ayrımın zorunlu olduğu, oyun ve emekleme odasının kapasiteye dahil edilmemesinde bir alanın iki farklı fonksiyon için (hem uyku hem emekleme ve oyun) aynı anda sayılamayacağının gözetildiği, 27/12/2025 tarihli ve 33120 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Özel Kreş ve Gündüz Bakımevleri ile Özel Çocuk Kulüplerinin Kuruluş ve İşleyişleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 7. maddesi ile değişik dava konusu Yönetmeliğin 16. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (2) no'lu alt bendinde yer alan 25-66 ay çocuklar için portatif karyola kullanılması düzenlemesinin aynı odanın hem oyun hem uyku için kullanılabilmesi esnekliği sağlayabilmesi için getirildiği, hareketliliği artan bu yaş grubunda, odanın genişliğinin sadece tefrişat için değil acil bir durumda tahliye güvenliğini sağlayabilmek için de olduğu, kuruluş açısından ekonomik külfet yaratsa da, çocukların fizyolojik ihtiyaçları ve can güvenliğinin ekonomik beklentilerin üstünde olacağı anlaşılmaktadır. Dava konusu Yönetmelik maddesinin dayandığı üst hukuk normu olan 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu'nu çocuğun korunması amacına hizmet ettiğinden mülkiyet ve teşebbüs hürriyetinin kamu yararı amacıyla ölçülü bir şekilde sınırlandırılabileceği, kapasiteyi kısıtlayan bu teknik sınırlamaların "hukuk devleti" ilkesindeki "belirlilik" ve "kamu yararı" ilkeleri gereği olduğu, dolayısıyla düzenlemenin bu yönüyle hukuka aykırı olmadığı sonucuna varılmaktadır. Dava Konusu Yönetmeliğin 17. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi ve (n) ve (o) bentlerinin "0-36" ibaresi dışında kalan kısımları yönünden incelenmesi: 30/04/2015 tarih ve 29342 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özel Kreş ve Gündüz Bakımevleri ile Özel Çocuk Kulüplerinin Kuruluş ve İşleyiş Esasları Hakkında Yönetmeliğin "Kuruluş binasında aranacak özellikler" başlıklı 17. maddesinde, "(1) Kuruluş binasında olması gereken özellikler şunlardır: a) Kuruluşta, bir idare odası veya bölümü oluşturulmalıdır. b) Oyun, etkinlik, uyku, çalışma ve dinlenme odaları bol ışık almalıdır. c) Çocukların kullandığı, oyun, uyku ve çalışma odalarının kapıları içerden dışarıya açılır şekilde olmalıdır. ç) Çocukların oyun oynadığı ve etkinlik yaptığı odaların zemini mutlaka yumuşak malzemeden yapılmış olmalıdır. d) Çocukların bulunduğu oda ve salonlarda, taban çocukların sağlığına zarar vermeyecek, kolaylıkla silinip temizlenebilen bir madde ile döşenmeli ve zemin anti bakteriyel malzemeyle kaplanmalıdır. Çocukların oturarak oynamaları ve etkinlikler için, bazı bölümlere minder veya antialerjik halı konulabilir. e) Çocukların bulunduğu oda ve salonların duvarları kolaylıkla silinip temizlenebilen bir madde ile boyanmalı veya kaplanmalıdır. f) Grup odaları çocukların yaş gruplarına uygun ve psikolojik ve sosyal gelişimlerine yardımcı nitelikteki, Milli Eğitim Bakanlığı eğitim programlarında belirtilen eşyalar ve eğitim araç ve gereçleri ile donatılmalıdır. g) Gruplarda okul öncesi eğitim programına uygun olarak blok, dramatik oyun, kitap, müzik, sanat, fen öğrenme merkezleri, kum ve su masası bölümü oluşturulmalıdır. ğ) Malzemelerin ve oyuncakların konulduğu dolap ve raflar, çocukların rahatça ulaşabileceği bir seviyede olmalıdır. h) Çocukların günlük etkinliklerini yaptıkları masalar ve sandalyeler, plastik veya ahşap malzemeden yapılmalı ve çocuk boyuna uygun olmalıdır. ı) Günlük faaliyetlerin sergilenebileceği bir faaliyet panosu bulunmalıdır. i) Kuruluşta ısıtma çocuklar için tehlike oluşturmayacak şekilde, kaloriferle, merkezi sistem ile veya iklim koşullarına göre klima ile yapılabilir. Isıtma elektrikli cihaz, odun ve kömürlü soba ile yapılamaz. Odalarda ısıölçer bulunur ve 20-28 derece ortalama bir sıcaklık sağlanır. j) Çocuk karyolaları en az bir kişinin rahatlıkla geçebileceği aralıkla düzenlenir ve emniyet altına alınır. Zeminin ahşap olması ve yalıtımın iyi yapılması halinde, 25-30 cm yüksekliğinde kampet kullanılabilir. Ranza kullanılmaz. Yatak takımları değiştirilerek hijyen sağlanır. k) Kuruluşta, her 20 çocuğa bir tuvalet ile lavabo bulunur ve bunlar çocukların rahatlıkla kullanabilecekleri büyüklük ve yükseklikte olur. 36 aya kadar olan çocuklar için klozet adaptörü kullanılır ancak portatif tuvalet kullanılmaz. (Mülga cümle:RG-27/12/2025-33120) Tuvalet zemini kaymaz seramikten döşenir veya kaymayan paspas serilir. Kuruluşlarda personelin tuvaleti çocuklardan ayrı olmak zorundadır. l) Kuruluşun yeterli büyüklükte bir mutfağı ve ayrı bir yemek odası olmalı, çocukların yiyeceklerinin saklanması, hazırlanması, dağıtımı, malzemelerin temizlenmesi için uygun yerler ile gerekli araç ve gereçler bulunmalıdır. Mutfak zemini kaymaz seramikten döşenir veya kaymayan paspas serilir. Mutfakta kullanılacak olan tencere, tabak, bardak gibi gereçlerin çelik, porselen veya cam türü malzemelerden oluşması şarttır. m) Binanın tümünün havalandırılması için gerekli önlemler alınır ve mutfakta aspiratör bulundurulur. n) (Değişik ibare:RG-8/9/2016-29825) 0-24 aylık çocuklar için ayrı bir alt değiştirme bölümü bulunur. Bu bölümde alt değiştirme masası ile kirli, temiz bez ve çamaşırlar için ayrı dolaplar bulundurulur. Her bebeğin özel eşyası ayrılır, başka bebekler için kullanılmaz. Bebeklerin düzenli olarak altları değiştirilir, gerekli hijyen ve temizlik kurallarına dikkat edilir. o) (Değişik ibare:RG-8/9/2016-29825) 0-24 aylık çocukların mamalarının ve yemeklerinin hazırlanması için gerekli her türlü araç ve gereç bulundurulur. Kullanılan araç ve gereçler sağlığa zarar vermeyecek maddelerden seçilir. Bu araç ve gereçler, düzenli bir biçimde sterilize edilir. Bu yaş grubu için yeterince mama sandalyesi bulundurulur. ö) Çocukların kullandıkları merdivenlerin (Mülga ibare:RG-8/9/2016-29825) (...) tutma yerleri çocuk boylarına göre yapılmalıdır. Merdivenlerin eğimi çocukların kullanımına uygun olmalıdır. p) Her çocuğun özel eşyalarının konulacağı dolaplar, çocukların rahatça ulaşabileceği seviyede olmalıdır. r) Kuruluşta, kapasiteye göre ayakkabılık ve portmanto olmalıdır. Ayakkabılık ve portmanto çocukların rahatça ulaşabileceği seviyede olmalıdır. s) Kuruluşta, gerekli ilaç ve ilk yardım malzemelerini içeren bir ecza dolabı bulundurulur. ş) Kuruluşun bahçesinde çocukların dinlenme ve oyunları için gerekli araç ve gereçler bulunur. Bahçenin zemininin yumuşak malzemeden olması sağlanır, yeterli toprak ve çim alanın bulundurulmasına özen gösterilir. Bahçede çocukların mevsimlerin ve bitkilerin değişimlerini izlemeleri, sebze yetiştirmelerini sağlayacak uygulama bahçesi veya alanı oluşturulabilir. Bahçede, çocukların kuruluş dışına kontrolsüz çıkmalarını önleyecek tedbirler alınmalıdır. t) Kuruluşun her türlü tesisatı, temiz ve düzenli olmalıdır. Kuruluşta çocukların bulaşıcı hastalıklardan korunmasına yönelik yapılacak çalışmalara ilişkin bir talimat veya yönerge bulunmalıdır. u) Kuruluşta hafif bedensel engelli olan çocukların olması halinde, bina girişlerinden en az biri, düz veya eğimi 1/12 den fazla olmayan rampa ile bağlanır ve özel tuvalet bulunur. ü) Kuruluşun kurumsal kimlik kılavuzunda belirtilen standartlara uygun bir tabelası bulunur." düzenlemesine yer verilmiştir. 27/12/2025 tarihli ve 33120 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Özel Kreş ve Gündüz Bakımevleri ile Özel Çocuk Kulüplerinin Kuruluş ve İşleyişleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 8. maddesi ile, "Aynı Yönetmeliğin 17 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan "etkinlik, uyku, çalışma ve dinlenme" ibaresi "etkinlik ve uyku" şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkranın (c) bendinde yer alan "uyku, çalışma" ibaresi "uyku ve etkinlik" şeklinde değiştirilmiş ve aynı fıkranın (k) bendinde yer alan "Çocuk kulüplerinde, kız ve erkek çocuklar için ayrı tuvaletler kullanılır." cümlesi yürürlükten kaldırılmıştır." şeklinde değişiklik yapılmıştır. 27/12/2025 tarihli ve 33120 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Özel Kreş ve Gündüz Bakımevleri ile Özel Çocuk Kulüplerinin Kuruluş ve İşleyişleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 8. maddesi ile 30/04/2015 tarih ve 29342 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özel Kreş ve Gündüz Bakımevleri ile Özel Çocuk Kulüplerinin Kuruluş ve İşleyiş Esasları Hakkında Yönetmeliğin 17. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendin yer alan "uyku, çalışma" ibaresi “uyku ve etkinlik” olarak değiştirildiğinden düzenlemenin bu kısmı yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer bulunmamaktadır. Davacı tarafından, günlük yaşantı içerisinde dışarı açılan kapıların koridorlarda bulunacak çocuklar için tehlike yaratabileceği, 0-6 yaş grubu çocukların her an grup sorumlusu gözetimi altında olduğu ve bu kişinin yönlendirmesi ile hareket ettiği, panik durumlarında kapı arkasında yığılma olması ihtimalinin bulunmadığı, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Standartlar Yönergesinde okul öncesi eğitim kurumlarının derslik kapılarının içeriye doğru açılabileceğinin düzenlendiği ileri sürülmektedir. Dava konusu Yönetmeliğin 17. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, çocukların kullandığı, etkinlik ve uyku odalarının kapıları içerden dışarıya açılır şekilde olacağının düzenlendiği, okul öncesi eğitim ve bakım hizmeti sunan kurumların fiziksel güvenlik standartlarının en üst düzeyde tutulması gereken alanlar olduğu, olası bir yangın, deprem veya acil tahliye durumunda çocukların panik anındaki hareket refleksleri göz önünde bulundurularak yapılan bu düzenlemede içe açılan kapıların içerideki yoğunluk veya panik anında kapının önünde biriken çocuklar nedeniyle açılmayı imkansız hale getirebileceği, dışa açılan kapıların ise itme kuvvetiyle kolayca açıldığından tahliyeyi hızlandıracağı hususları birlikte değerlendirildiğinde, çocukların korunmasına yönelik mevzuata ve güvenlik tedbirlerine aykırı olmadığı anlaşılmıştır. Davacının "kapıların dışa açılmasının koridorlardaki geçişi engelleyebileceği" yönündeki iddiaları, çocuğun hayat hakkı ve vücut bütünlüğünün korunması karşısında ikincil önemde olduğundan, dava konusu Yönetmeliğin 17. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine yönelik iddialarının kabulüne olanak bulunmamaktadır. Davacı tarafından, 24 aydan sonra çocuklara tuvalet alışkanlığı kazandırılmaya başlanması sebebiyle 0-24 aylık çocuklar için alt değiştirme bölümünün istenmesi, 24-36 ay aralığından kalan çocuklar yönünden böyle bir koşul aranmaması gerektiği, 24-36 ayın altında öğrenci alınmayacağını taahhüt eden kurumlarda 24-36 ay dönemindeki çocuklar için alt değiştirme bölümü aranmaması gerektiği, bu ayrım yapılmadan düzenlenen dava konusu Yönetmeliğin 17. maddesinin 1. fıkrasının (n) bendinin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. Dava konusu Yönetmeliğin 17. maddesinin 1. fıkrasının (n) bendinin, 0-24 aylık çocukların bakım süreçlerinde hijyen, çocuk sağlığı ve mahremiyet standartlarını belirlemeyi amaçladığı, toplu bakım hizmeti sunulan alanlarda bulaşıcı hastalıkların önlenmesinin idarenin gözetim ve denetim sorumluluğunda olduğu, 0-24 ay grubundaki çocukların bağışıklık sistemlerinin zayıf olmasının "ayrı bir alt değiştirme bölümü" ve "kişiselleştirilmiş eşya kullanımı" zorunluluğunu tıbbi bir gereklilik haline getirdiği, kirli ve temiz eşyaların ayrı dolaplarda tutulmasının enfeksiyon riskini en aza indirmeye yönelik teknik bir standart olduğu, eşyaların karışmamasının ve her çocuğa özel alan ayrılmasının, sadece hijyen açısından değil, aynı zamanda çocuğun bireysel haklarının korunması açısından da yerinde olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde dava konusu Yönetmeliğin 17. maddesinin 1. fıkrasının (n) bendinin bu yönüyle hukuka aykırı olmadığı sonucuna varılmaktadır. Davacı tarafından, 24-36 ay grubu çocukların kreş standartlarında masaya oturup arkadaşları ile birlikte yemek yeme alışkanlığı kazandığı, bu yaş grubu çocuklar için mama sandalyesi aranmaması gerektiği, özel durumu olan çocuklar için kurumlarca gerekli hassasiyetin gösterildiği, bunun yasal zorunluluk olarak dayatılmasının çocukların öz güvenini sarsacağı, gelişimini geciktireceği, kurumları ve aileleri gereksiz külfete sokacağı ileri sürülerek dava konusu Yönetmeliğin 17. maddesinin 1. fıkrasının (o) bendinin iptaline karar verilmesi istenilmektedir. Dava konusu Yönetmeliğin 17. maddesinin 1. fıkrasının (o) bendinde, özellikle 0-24 aylık çocukların beslenme süreçlerindeki hijyen ve güvenlik standartlarının belirlendiği, davalı idarenin de küçük yaştaki çocukların korunması ve sağlıklı gelişimine yönelik standartlar getirme konusunda kanunen yetkilendirildiği anlaşılmaktadır. 0-24 aylık dönemin bağışıklık sisteminin en hassas olduğu ve gelişimin en hızlı seyrettiği evre olduğu, bu dönemdeki çocukların beslenme araçlarının sterilize edilmesinin ve sağlığa uygun materyalden seçilmesinin devletin bireyin yaşam hakkını ve sağlığını koruma yükümlülüğünün de bir gereği olduğu, dava konusu düzenleme ile hangi yaş grubuna (0-24 ay) hangi ekipmanların (mama sandalyesi, hazırlık araçları) sağlanması gerektiğinin net bir şekilde ortaya koyulduğu, anılan düzenleme ile getirilen yükümlülüğün hedeflenen "hijyenik bakım" amacı ile orantılı olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu Yönetmeliğin 17. maddesinin 1. fıkrasının (o) bendinin bu yönüyle hukuka aykırı olmadığı sonucuna varılmaktadır. Dava konusu Yönetmeliğin 18. maddesinde yer alan "ve İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından onaylanan" ibaresinin incelenmesi: 30/04/2015 tarih ve 29342 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özel Kreş ve Gündüz Bakımevleri ile Özel Çocuk Kulüplerinin Kuruluş ve İşleyiş Esasları Hakkında Yönetmeliğin "Sivil savunma planı" başlıklı 18. maddesinde, "(1) Açılış izin belgesinin düzenlenmesinden sonra en geç bir ay içinde, yangın, sabotaj ve depremde uygulanmak üzere hazırlanan ve İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından onaylanan sivil savunma planı, kuruluşun kolay görülebilen bir iç mekânına asılır. Personel ve çocuklara yönelik yıllık tatbikat yapılır ve yapılan tatbikat çalışmaları sivil savunma dosyasında bulundurulur. Kuruluşun hazırlayacağı dosyada, ek-7’deki belgeler bulunur." düzenlemesi yer almıştır. Davacı tarafından, yıl içinde gerçekleşecek her personel değişikliğinde planın yenilenmesi ve her seferinde İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından onaylanmasının zaman ve iş gücü kaybına sebep olacağı ileri sürülerek dava konusu Yönetmeliğin 18. maddesinde yer alan "ve İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından onaylanan" ibaresinin iptaline karar verilmesi istenilmektedir. Anayasa’nın 41. maddesi uyarınca, Devletin çocukların korunmasını sağlamakla yükümlü olduğu dikkate alındığında, kreş ve gündüz bakımevleri gibi hassas yaş grubuna hizmet veren kuruluşlarda can güvenliğinin sağlanmasının idarenin en temel görevlerinden biri olduğu, sivil savunma planlarının sadece hazırlanmasının yeterli görülmeyerek bu planların uzman bir kamu kuruluşu (AFAD) tarafından onaylanması şartının getirilmesinde idarenin önleyici denetim ilkesi uyarınca hizmetin kusursuz işleyişini sağlama amacının gözetildiği, sivil savunmanın teknik uzmanlık gerektiren bir alan olduğu, özel bir kuruluşun kendi hazırladığı planın, olası bir afet anında uygulanabilir ve teknik açıdan yeterli olup olmadığının tespitinin ancak bu konuda uzmanlaşmış kurum olan AFAD tarafından yapılabileceği, AFAD onayının tüm kuruluşlarda sivil savunma tedbirlerinin belirli bir standart ve profesyonellik çerçevesinde yürütülmesini sağlayarak güvenliği standardize edeceğinden, küçük yaştaki çocukların bulunduğu bir ortamda hazırlanacak sivil savunma planlarına uzman kuruluş onayı aranmasının çocukların yaşam hakkını korumaya yönelik en üst düzeyde tedbir alınması anlamına geldiği, davacı tarafından iptali istenen ibarenin idarenin düzenleme yetkisini aşan veya hakkın özüne dokunan bir kısıtlama olmadığı anlaşıldığından dava konusu Yönetmeliğin 18. maddesinde yer alan "ve İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından onaylanan" ibaresinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Dava Konusu Yönetmeliğin 29. maddesinin 2.fıkrasında yer alan "kuruluşun temizlik ve diğer işlerinde çalıştırılamaz" ibaresinin incelenmesi: 30/04/2015 tarih ve 29342 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özel Kreş ve Gündüz Bakımevleri ile Özel Çocuk Kulüplerinin Kuruluş ve İşleyiş Esasları Hakkında Yönetmeliğin "Çocuk bakıcısının görev ve sorumlulukları" başlıklı 29. maddesinde, "(1) Çocuk bakıcısının görev ve sorumlulukları şunlardır: a) Sorumlu bulunduğu gruptaki çocukların öz bakımlarının karşılanmasına yardımcı olur. b) Çocuklarla birlikte olduğu süre içinde, karşılaştığı önemli olayları ve hasta çocukları grup sorumlusuna bildirir. c) Kuruluş bünyesinde, çocuklara yönelik hazırlanan plan ve programlar doğrultusunda kendisine verilen diğer görev ve hizmetleri yerine getirir. ç) Sorumlu bulunduğu gruptaki grup sorumlusunun verdiği görevleri yapar. (2) Çocuk bakıcısı kuruluşun temizlik ve diğer işlerinde çalıştırılamaz, yaptığı iş ve işlemlerden kuruluş müdürüne karşı sorumludur." düzenlemesi yer almıştır. Davacı tarafından, hayatın olağan akışına, sözleşme ve çalışma serbestliğine aykırı olduğu ileri sürülerek dava konusu Yönetmeliğin 29. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "kuruluşun temizlik ve diğer işlerinde çalıştırılamaz" ibaresinin iptaline karar verilmesi istenilmektedir. Bir personelin istihdam edildiği kadronun asli görevlerini yerine getirmesi esas olup çocuk bakıcısının temel görevinin, çocukların öz bakımı, güvenliği ve gelişim sürecine destek olmak olduğu, bakıcının kuruluşun genel temizliği veya "diğer işler" (mutfak, idari işler vb.) gibi görevlerde çalıştırılmasının mesaisini ve enerjisini temizlik gibi ağır fiziksel işlere harcamasına sebebiyet vereceği, bakıcının asli görevi olan "çocuk gözetimi" ve "bakımı" görevlerinin yerine getirilmesinde aksamalara yol açabileceği, "temizlik ve diğer işlerde çalıştırılamaz" ibaresinin işverenin (kuruluş yönetiminin) bakıcı personel üzerindeki yönetim yetkisini suistimal etmesini engelleyici, çocuk bakıcısını "çok amaçlı personel" gibi kullanılmasını önleyici olduğu değerlendirildiğinde, dava konusu Yönetmeliğin 29. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "kuruluşun temizlik ve diğer işlerinde çalıştırılamaz" ibaresinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Dava Konusu Yönetmeliğin 32. maddesinin incelenmesi: 30/04/2015 tarih ve 29342 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özel Kreş ve Gündüz Bakımevleri ile Özel Çocuk Kulüplerinin Kuruluş ve İşleyiş Esasları Hakkında Yönetmeliğin "Personel yaş durumu" başlıklı 32. maddesinde, "(1) Kuruluşlarda görev alacak personel evrakının onaya sunulduğu tarihte, tüm personelde altmış beş yaşından gün almamış olma şartı aranır." düzenlemesi yer almaktadır. Davacı tarafından, çocuk bakımında tecrübeli olan insanların çalışma ve sözleşme hürriyetinin kısıtlandığı, kurum sahibi ve kurucu müdürler yönünden de çalışma serbestisini kısıtlayan maddenin iptali gerektiği ileri sürülmektedir. Anayasa ve ilgili kanunlar çerçevesinde davalı idare, kamu hizmetinin etkin işleyişini sağlamak amacıyla personel istihdamına ilişkin şartları (hizmetin niteliği ve yürütümü için gerekli olmak şartıyla yaş, eğitim vb. şartları) belirleme konusunda takdir yetkisine sahiptir. Kreş ve gündüz bakımevleri, bedensel ve zihinsel gelişimlerini henüz tamamlamamış, her türlü dış müdahaleye açık ve sürekli gözetime ihtiyaç duyan çocuklara hizmet verdiğinden, çocuk bakımı ve eğitiminin yüksek enerji, hızlı refleks, sürekli hareketlilik ve ani gelişebilecek acil durumlara anında müdahale kabiliyeti gerektirdiğinden, davalı idarenin hizmetin özelliği gereği belirli yaş sınırlamaları getirmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Davacı tarafından anılan düzenlemenin çalışma ve sözleşme hürriyetine aykırı olduğu ileri sürülmekteyse de, anılan düzenleme bakım altındaki çocukların "yaşam ve sağlık hakkını" koruma amacı taşıdığından, öncelikli olan çocuğun üstün yararı, korunması ve güvenliği gereğince dava konusu Yönetmeliğin 32. maddesinin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Dava Konusu Yönetmeliğin 47. maddesinin (1). fıkrasının (ç) bendinin incelenmesi: 30/04/2015 tarih ve 29342 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özel Kreş ve Gündüz Bakımevleri ile Özel Çocuk Kulüplerinin Kuruluş ve İşleyiş Esasları Hakkında Yönetmeliğin "Ücret tespiti" başlıklı 47. maddesinde, "(1) Ücretlere ilişkin uygulama aşağıda belirtilen esaslara uygun olarak yerine getirilir; a) Kuruluşlar, velilerden alınacak aylık ücret miktarlarını çocukların bakım, eğitim ve gelişimlerine imkân verecek hizmetler ile çevrenin sosyo-ekonomik şartlarını dikkate alarak; kuruluşun personel iaşe, kira, ısıtma ve diğer cari giderler ile amortismanlarını hesaplayarak tespit ederler. b) Kuruluşlar ücret tespitlerini istenildiğinde yetkili makamlara belgelendirirler. c) Kuruluşlarca her yıl tespit edilen ücretler ocak ayından itibaren mayıs ayının sonuna kadar ilan edilir. Bu ilanlarda tatil, gece, yarım gün ve saatlik bakım ücretleri ile peşin veya süreli ödemeler ve diğer indirimler belirtilir. ç) Velilerden bu Yönetmelikte belirtilenlerin dışında, bağış ve yardım da dâhil olmak üzere, hiçbir ad altında ücret alınamaz. d) Kuruluşlar, ücretlerini ilan etmeden önce velilerden ücret tahsil edemez. e) Kuruluşlar ücret ilanlarını il müdürlüğüne bildirir ve kuruluşta velilerin görebilecekleri bir yere asar. Mayıs ayından sonra açılan kuruluşlar ise bu işlemi kuruluş açma izni aldıkları tarihten itibaren bir ay içinde yaparlar. f) Kuruluşlar ilan ettikleri ücretlerin altında bir ücretle de kayıt yapabilirler. Ancak, ilan edilen ücretin üzerinde ücret talep edemezler. g) Süresi içinde ücret ilanı yapmayan kuruluşlar bir önceki yılın ücretini alır." düzenlemesine yer verilmiştir. Davacı tarafından, çocukların sosyal gelişimleri gereği sinema, tiyatro, sosyal etkinlik, gezi, gösteri gibi faaliyetlere katılması gerektiği, bu faaliyetlerin bedelleri olduğu ve bunun kurumlarca üstlenilmesinin imkansız olduğu, bu faaliyetlerin bedellerinin kayıtta belirlenecek ücrete dahil edilmesinin de aileler açısında yük teşkil edeceği, bu hususta bağlayıcı bir kural konulmaması gerektiği ileri sürülmektedir. Özel kreş ve gündüz bakımevleri, her ne kadar özel teşebbüs olsalar da, "sosyal hizmet" kapsamında bir kamu hizmeti sunduklarından, bu hizmetin sunumunda devletin denetim ve gözetim görevi gereğince, davalı idarenin, bu kurumların mali yapılarını ve velilerden talep edilecek ücretleri düzenleme yetkisinin yasal yetki sınırları içerisinde olduğu anlaşılmıştır. Hukuk devleti ilkesinin gereği olan "belirlilik ilkesi", bireylerin ve işletmelerin hangi yükümlülüklerle karşı karşıya kalacağını önceden bilmesini gerektirir. Dava konusu düzenleme ile velilerin ödeyeceği ücretlerin kapsamı netleştirilerek fazladan veya gizli maliyetlerin oluşmasının engellenmesi ve anılan Yönetmelikte sayılan kalemler dışındaki her türlü ödemenin (bağış veya yardım adı altında dahi olsa) yasaklanması, hizmet alan velinin mali açıdan korunması ve hizmet sunan kurumlar arasında haksız rekabetin önlenmesi amaçlamaktadır. Eğitim ve bakım hizmetlerine erişimin zorlaştırılmaması ve bu hizmetlerin öngörülebilir bir maliyetle sunulması sosyal devlet ilkesinin bir gereği olduğundan "Bağış" adı altında zorunlu tutulabilecek ödemelerin, hizmetin alınmasını fiilen imkansız hale getirebileceği veya fırsat eşitliğini bozabileceği değerlendirildiğinden, dava konusu Yönetmeliğin 47. maddesinin (1) fıkrasının (ç) bendinin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Dava Konusu Yönetmeliğin 49. maddesinin incelenmesi: 30/04/2015 tarih ve 29342 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özel Kreş ve Gündüz Bakımevleri ile Özel Çocuk Kulüplerinin Kuruluş ve İşleyiş Esasları Hakkında Yönetmeliğin "Ücret iadesi" başlıklı 49. maddesinde, " (1) Kuruluşlar, aşağıda belirtilen durumlarda ücret iadesi yaparlar: a) Hastalık nedeniyle on beş iş günü ve daha uzun süreli rapora dayalı devamsızlıklarda, çocuğun raporlu olduğu süreci kapsayan ücretleri, b) Çocuğun herhangi bir nedenle kuruluştan ayrılması, ilişiğinin kesilmesi veya kuruluşun kapanması durumunda, ayrılış ve kapanma tarihinden sonraki günlere ve saatlere isabet eden ödenmiş ücretleri." düzenlemesine yer verilmiştir. Davacı tarafından, uzun vadede planlama yapan ve malzeme, kırtasiye, gıda ve benzeri harcamalar yapan kurumların bu tür durumlarda anlık iadeye zorlanmasının hakkaniyetli olmadığı, bu düzenleme ile kurumların işleyişinin bozulacağı ve maliyetlerin gereksiz artmasına sebep olacağı ileri sürülmektedir. Ücret iadesine ilişkin usul ve esasların belirlenmesinde hizmetin sürekliliği ve taraflar arasındaki ekonomik dengenin makul seviyede korunması gözetilmelidir. Özel kreş ve gündüz bakımevleri, belirli bir kapasite, personel istihdamı ve fiziki planlama ile hizmet sunan kuruluşlar olduğundan, bir çocuğun kaydının yapılmasıyla birlikte ona kontenjan ayrıldığı ve buna bağlı maliyetler (personel maaşı, kira, genel giderler) doğduğundan, kuruluşun ekonomik olarak zarara uğramasını engellemek ve hizmetin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla kısıtlı veya şartlı iade düzenlemesi yapılmıştır. Anılan maddede yer alan ücret iade şartları (ayrılma bildirim süresi, kesilecek miktar vb.), hem velinin hizmetten vazgeçme hakkını tamamen ortadan kaldırmayacak hem de kurumu ani kontenjan boşalmalarına karşı koruyacak şekilde düzenlendiğinden, dava konusu Yönetmeliğin 49. maddesinin üst hukuk normlarına, hizmetin gereklerine, hakkaniyete ve kamu yararına uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Dava Konusu Yönetmeliğin 51. maddesinin incelenmesi: 30/04/2015 tarih ve 29342 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özel Kreş ve Gündüz Bakımevleri ile Özel Çocuk Kulüplerinin Kuruluş ve İşleyiş Esasları Hakkında Yönetmeliğin "Denetim" başlıklı 51. maddesinde, "(1) Kuruluşlar vali onayı ile il müdürlükleri tarafından (Mülga ibare:RG-8/9/2016-29825) (...) denetlenir; gerekli görüldüğünde Bakanlık denetçileri tarafından da denetim yapılabilir. Eğitim programlarının uygulanması ise Millî Eğitim Bakanlığı tarafından denetlenir ve tespit edilen eksiklikler il müdürlüğüne bildirilir. Kuruluş yetkilileri denetim esnasında istenilen her türlü belgeyi sunmak ve kolaylık göstermekle yükümlüdür. (2) Komisyon, kuruluşların denetlenmeleri, değerlendirilmeleri, idari para cezası uygulaması ve kapatılmaları ile ilgili kararları almak üzere valilik onayı ile kurulur. Komisyon, valinin görevlendireceği il müdürü veya il müdür yardımcısı ya da şube müdürü başkanlığında, en az üç sosyal çalışma görevlisinden oluşur. Komisyonda kararlar oy çokluğu ile alınır. Oyların eşitliği halinde, komisyon başkanının kullandığı oy yönünde çoğunluk sağlanmış sayılır. (3) Kuruluş, (Mülga ibare:RG-8/9/2016-29825) (...) en az altı ayda bir denetlenir ve ek-17’deki Denetim Formu doldurulur; denetim sonuçlarını gösteren bir denetim raporu hazırlanır. Denetim raporu üyelerce imzalanır. Raporun tamamına veya belirli bir kısmına muhalif olanlar, şerh koymak suretiyle kararı imzalar. Muhalif görüş gerekçesinin raporda, karar altında veya ekinde belirtilmesi zorunludur. (4) Denetim sonucu tespit edilen hususlar il müdürlüğü tarafından yazılı olarak kuruluşa bildirilir. Kuruluş, en fazla bir ay içinde belirtilen eksiklikleri gidermek zorundadır. (5) Denetim sonucu tespit edilen eksikliklerin verilen süre içinde giderilip giderilmediği (Mülga ibare:RG-8/9/2016-29825) (...) tekrar denetlenir. Bu kapsamda; a) Açılış izin belgesinde yer almayan yaş grubunda çocuk kabulü yapılması, b) Kuruluşun belirlenmiş kapasitesi üzerinde çocuk kabulü ve bakımı yapılması, c) Binanın odaları, grupları, bölümleri, katlarında il müdürlüğünden onay alınmaksızın değişiklik yapılması, ç) Çalışma izni olmayan personel çalıştırılması, d) Zorunlu çalıştırılması gereken personel sayısından eksik personel çalıştırılması, e) Çocuklara yönelik bu Yönetmelikte belirtilen eğitim programlarının uygulanmıyor olması, f) Kuruluş müdürünün görevden ayrılışının zamanında bildirilmemesi; yeni kuruluş müdürünün görevlendirilmesinin zamanında teklif edilmemesi veya göreve başlatılmaması, g) Binada, kazalara neden olabilecek merdiven, radyatör, kapı, pencere, kaygan zemin, oyun materyali ve benzeri unsurlara karşı Güvenlik Önlemleri Bilgilendirme Formunda belirtilen şekilde kuruluşun iç ve dış güvenliği için gerekli önlemlerin alınmamış olması, ğ) Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik hükümlerine uyulmaması, h) Sivil savunma planının hazırlanmaması veya kuruluşun iç mekânında kolay görülebilen bir yere asılmamış olması, ı) Kuruluşta bulunan gıda, yangın tüpü, ilaç ve tıbbi malzemenin son kullanma tarihinin geçmiş olması, i) Çocuklara gıda rasyonuna uygun olmayan yemek verilmesi, j) Kuruluşun ortam sıcaklığının bu Yönetmelik hükümlerine uygun olmaması, k) Ücretsiz bakılması uygun görülen çocuğun kuruluşa kabul edilmemesi, l) Kuruluşlarca belirlenmiş ücret dışında ücret alınması, m) Denetim esnasında yetkili merci tarafından istenen bilgi ve belgelerin zamanında teslim edilmemesi, n) Kuruluşun açılışına, çalışma şartlarına, yönetimine, hizmetin etkin sunumuna ilişkin olarak bu Yönetmelikle belirlenen diğer koşullarda eksiklik veya aykırılıkların tespit edilerek kuruluşa bildirilmesine rağmen giderilmemesi, hususları denetlenir. (6) Kuruluşta yapılan denetim sonucunda, beşinci fıkrada belirtilen eksiklik veya aykırılıkların tespit edilmesi halinde, 2828 sayılı Kanunun 35/A maddesinin birinci fıkrası uygulanır. Söz konusu eksiklik veya aykırılıkların giderilmesi ve idari para cezasının yatırılması için otuz günü geçmemek üzere uygun bir süre verilerek kuruluşa yazılı olarak ihtar edilir. (7) Belirlenen süre içinde kuruluş tarafından söz konusu eksiklik veya aykırılığın giderilmemesi halinde, altıncı fıkra uyarınca verilen idari para cezasının iki katı tutarında tekrar idari para cezası uygulanır ve eksiklik veya aykırılığın giderilmesi için otuz günü geçmemek üzere ek süre verilir. Bu süre içinde de söz konusu eksiklik veya aykırılıkların giderilmemesi halinde kuruluş kapatılır. (8) Eksiklik veya aykırılıkların giderilmesi için verilen süreler içinde kuruluşa yeni bir çocuk kabulü yapılmaz. (9) Bu Yönetmelik kapsamında verilen idari para cezaları, tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Bu süre içinde ödenmeyen idari para cezaları kesinleşmesini müteakiben vergi daireleri tarafından 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre takip ve tahsil edilir. (10) Bir yıl içinde beş defa idari para cezası uygulanan kuruluş, il müdürlüğü tarafından kapatılır. (11) Kuruluşta bakılan çocuklara yönelik tehdit veya baskı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, fiziksel, cinsel, tıbbi, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar veren her türlü tutum ve davranışın gerçekleşmesi ve bu tutum ve davranışların engellenmesine yönelik gerekli tedbirleri almayan kurucu veya sorumlu müdüre ilişkin 2828 sayılı Kanunun 35/B maddesinin birinci fıkrası uygulanır. (12) Kuruluşun doğrudan kapatılması aşağıda belirtilen hususlardan birinin tespit edilmesi halinde yapılır: a) Kurucu veya kuruluş müdürünün kuruluşta hizmet verilen kişilere yönelik tehdit veya baskı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren fiziksel, cinsel, tıbbi, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar veren eylemlerinin tespit edilmesi, b) Kurucu veya kuruluş müdürünün onbirinci fıkra hükümleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş olması, c) Kuruluşun açılış izin onayı olmadan hizmete başlaması, ç) İzinsiz devir ve nakil işlemi yapılması, d) Açılış işlemleri esnasındaki ibraz edilen belge ve beyanların gerçeği yansıtmadığının sonradan ortaya çıkması. (13) Kuruluşun kapatılması aşağıda belirtilen esaslar çerçevesinde gerçekleştirilir: a) Kuruluşların kapatılması il müdürlüğünün teklifi ve valilik onayı ile gerçekleştirilir. b) Kapatılan kuruluşlar, il müdürlüğü tarafından, o kuruluşun bağlı bulunduğu ilin Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğü ile defterdarlığa veya vergi dairesine bildirilir. c) Kuruluşun kapatılması kararı, on iş günü içinde kuruluşa bildirilerek velilere bilgi verilmesi sağlanır. ç) Kuruluşun kapatılması halinde, açılış izin onayı, Açılış İzin Belgesi aslı, kütük ve denetim defterleri on beş gün içinde kurucu tarafından il müdürlüğüne teslim edilir. d) Zor kullanılmasını gerektiren durumların varlığı halinde, 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İşyerlerinde İşin Durdurulmasına Dair Yönetmelik hükümlerine göre kolluktan yardım talep edilir. (14) Kuruluşta bakılan çocuklara yönelik ihmâl veya istismar da bulunduğu, suç işlediği ya da işlenen suçu gizlediği tespit edilen veya şüphelenilen kişiler hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur ve durum il müdürlüğüne bildirilir." " düzenlemesi yer almıştır. Davacı tarafından, denetim sonucunda verilecek idari para cezalarında kamu otoritesine sınırsız yetki tanındığı, Valilik onayı ile kurulacak idari para cezası uygulaması ve eğitim kurumlarının kapatılmaları ile ilgili karar almak üzere oluşturulacak denetim komisyonunun yetkilerinin sınırlarının açıkça belirlenmediği ileri sürülmektedir. Anayasa’nın 124. maddesi uyarınca, kendi görev alanına giren kanunların uygulanmasını sağlamak üzere yönetmelikler çıkarma yetkisine sahip olan idarenin sosyal hizmetler ve çocuk bakımı gibi doğrudan "yaşam hakkı" ve "devletin koruma yükümlülüğü" ile ilgili alanlarda denetim mekanizması kurması anayasal bir zorunluluktur. Dava konusu Yönetmeliğin 51. maddesi ile idarenin izni ile faaliyet gösteren kuruluşlar üzerindeki denetim yetkisinin usul ve esasları hukuki belirlilik ilkesine uygun olarak düzenlenmiştir. Çocukların fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişimlerinin sağlandığı alanların devlet tarafından denetlenmesinin tartışılmaz bir zorunluluk olduğu, dava konusu Yönetmeliğin 51. maddesinde de denetimin kimler tarafından, hangi kriterlere göre ve hangi periyotlarla yapılacağının düzenlenerek kuruluşlar açısından belirlilik sağlandığı, denetimin usulünün netleştirilmesinin keyfiliği önleyen ve kuruluşu hukuki güvence altına alan bir mekanizma olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde dava konusu Yönetmeliğin 51. maddesinin üst hukuk normlarına, hizmetin gereklerine, hakkaniyete ve kamu yararına uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.30/04/2015 tarih ve 29342 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özel Kreş ve Gündüz Bakımevleri ile Özel Çocuk Kulüplerinin Kuruluş ve İşleyiş Esasları Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendinde yer alan "bir yıllık" ibaresi ile (d) bendi ve 6. fıkrasının; 15. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (c), (ç) ve (d) bentlerinin; 16. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan "0-36" ibaresi ve (2) numaralı alt bendinde yer alan "37-66" ibaresi dışında kalan kısımlarının; 17. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "uyku, çalışma" ibaresi dışında kalan kısımlarının, (n) ve (o) bentlerinin “0-36” ve "37-66" ibaresi dışında kalan kısımlarının; 18. maddesinde yer alan "ve İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından onaylanan" ibaresinin; 29. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "kuruluşun temizlik ve diğer işlerinde çalıştırılamaz" ibaresinin; 32. maddesinin; 47. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin; 49. maddesinin; 51. maddesinin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE, 2. Dava konusu Yönetmeliğin 16. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan "0-36" ibaresi ile 16. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendinde yer alan "37-66" ibaresi, 16. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ve 17. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "uyku, çalışma" ibaresi yönünden konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 3.Sonuç itibarıyla dava kısmen iptal, kısmen ret, kısmen karar verilmesine yer olmadığı kararı ile sonuçlandığından, ödemede ve tahsilde tekerrüre sebebiyet vermemek üzere Dairemizin 05/10/2020 tarih ve E:2015/4216, K:2020/3450 sayılı kararında hükmedilen yargılama giderlerinin kaldırılmasına, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...TL yargılama giderinin haklılık oranına göre ...TL'sinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,... TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı olarak belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, ... TL vekâlet ücretinin de davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra aidiyetlerine göre taraflara iadesine, 6. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 04/02/2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.