Danıştay · 10. Daire
Danıştay 10. Daire 2022/281 E. 2025/2305 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 10. Daire
- Esas No
- 2022/281
- Karar No
- 2025/2305
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/281 Karar No : 2025/2305
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Üniversitesi Rektörlüğü / ... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
DAVANIN KONUSU : Davacılar tarafından, müşterek çocukları ...'in 17/08/2018 tarihinde kalbi delik, atar damarı dar, iki eli baş parmaksız, damağı yarık ve kulağı düşük olarak dünyaya geldiği ve sonrasında vefat ettiği, hamilelik sürecinde tespit edilme olanağı bulunan bebekteki anomalilerin tespit edilemediği ve hastayı aydınlatma sorumluluğunun yerine getirilmediği, bebeğin sağlık problemleri ile doğmasında idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık ayrı ayrı 150.000,00 TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL manevi tazminatın vefat tarihi olan 14/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
YARGILAMA SÜRECİ : İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, savcılık dosyasında daha önce görüş bildiren bilirkişilerden tekrar rapor alındığı, kendilerinin amniyosentez konusunda gelen öneriyi kabul etmediklerine dair imzalı bir metin olmadığı, kendilerine böyle bir seçenek sunulmadığı, bebekteki anomalilerin kendilerine bildirilmemesinin hizmet kusuru oluşturduğu, kürtaj hakkının veya bebeklerinin ağır engelli olarak dünyaya geleceğini bilme haklarının ellerinden alındığı, hamilelik sürecinde bebekteki anomalilerin saptanması için titiz ve özenli bir inceleme yapılmadığı, sorun olmadığı belirtilmesine rağmen bebeklerinin doğumu ile durumun farkına vararak manevi yıkım yaşadıkları, en iyi ve doğru kararı verebilme haklarının ellerinden alındığı, teknolojinin geldiği noktada ayrıntılı inceleme ile bebeklerdeki tüm anomalilerin anne karnında tespit edilebildiği, ilgili doktorun hastanede çalıştığı dönemde kadın doğum kliniğinde tek uzman ve tek yetkili doktor olduğu ifadesinin dahi hizmet kusuruna gidilebilmesi için yeterli olduğu, Namık Kemal Üniversitesi Hastanesinin bölgedeki en büyük hastane olduğu, hasta sayıları araştırılarak doktorun her hastası ile yeterli zaman geçirip geçirmediğinin belirlenmesi ile karar verilmesi gerektiği, ilgili doktorun söz konusu organ kusurlarının bir hastalığa ilişkin olmadığı ve yaşamı tehdit eden bir durum olmadığı yönündeki beyanlarının da ayrıca kusurun kanıtı olduğu iddialarıyla temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz isteminin REDDİNE, 2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 29/04/2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Uyuşmazlıkla ilgili olarak bilirkişiliğine başvurulan İstanbul Adli Tıp Kurumu 8. Adli Tıp İhtisas Kurulunun tanzim ettiği ... tarih ve ... sayılı raporda, "... bebekte doğumla birlikte farkedilen kardiyak ve fenotipik anomalilerin prenatal sonografik (USG) tetkiklerde her türlü dikkat ve özene rağmen tespit edilemeyebileceğinin tıbben bilindiği cihetle sağlık çalışanlarının uygulamalarının tıp kurallarına uygun olduğu ..." yönünde görüş bildirilmiş olup, bu bağlamda, uyuşmazlıkta davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu açıkça ortaya konulamamıştır. Bununla birlikte, davacı...'in gebelik sürecindeki kilosu sebebiyle ultrasonda bebekle ilgili ayrıntılı inceleme yapılamaması ile ikili ve üçlü tarama testi sonuçlarının özel sağlık kuruluşunda orta riskli olarak değerlendirilmesi birlikte gözetildiğinde davalı idareye bağlı hastanede daha ileri tetkik olan amniyosentez tetkiki önerisinde bulunulmamasının sağlık hizmetinin kusurlu işletildiği ve gerektiği gibi yürütülmediği noktasında davacılarda şüphe, endişe ve üzüntü oluşturduğu, bu suretle manevi zarara yol açtığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda, davacılarda oluşan manevi zararın karşılanmasına yönelik makul bir tutarın ödenmesine karar verilmesi gerekmekte iken, manevi tazminat isteminin reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına bu yönden katılmıyorum.