Danıştay · 10. Daire
Danıştay 10. Daire 2022/1600 E. 2025/1342 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 10. Daire
- Esas No
- 2022/1600
- Karar No
- 2025/1342
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/1600 Karar No : 2025/1342
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, arabulucular siciline kayıt olmak amacıyla yapılan başvurunun reddine ilişkin Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü Arabuluculuk Daire Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacı, her ne kadar 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılmışsa da hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içerisindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan açılan davada, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının beraatine karar verildiği, bu durumda, davacının terör örgütüyle irtibat veya iltisaklı olmadığının anlaşıldığı dikkate alındığında dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: Davacı Gençlik ve Spor Bakanlığı bünyesinde avukat olarak çalışmakta iken 01/09/2016 tarih ve 29818 (mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye ekli listede adına yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkartılmıştır. Sonraki süreçte Konya Barosuna kayıtlı olarak avukatlık mesleğini icra eden ve 2019 yılında yapılan Arabuluculuk Sınavında başarı olan davacı tarafından arabulucular siciline kayıt olmak amacıyla yapılan başvuru, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 20. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde belirtilen "terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak" şartını taşımadığından bahisle Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü Arabuluculuk Daire Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemi ile reddedilmiştir. Bunun üzerine, 05/02/2020 tarihinde kayda giren dilekçe ile anılan işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: 22/06/2012 tarih ve 28331 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun; "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, (1) Bu Kanunun amacı, hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yoluyla çözümlenmesinde uygulanacak usul ve esasları düzenlemektir. ... hükmüne; "Arabulucular siciline kayıt şartları" başlıklı 20. maddesinde, "(1) Sicile kayıt, ilgilinin Daire Başkanlığına yazılı olarak başvurması üzerine yapılır. (2) Arabulucular siciline kaydedilebilmek için; a) Türk vatandaşı olmak, b) Mesleğinde en az beş yıllık kıdeme sahip hukuk fakültesi mezunu olmak, c) Tam ehliyetli olmak, ç) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık, gerçeğe aykırı bilirkişilik yapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin suçlarından mahkûm olmamak, d) Terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak, e) Arabuluculuk eğitimini tamamlamak ve Bakanlıkça yapılan yazılı ... sınavda başarılı olmak, gerekir. ..." hükmüne; "Arabulucular sicilinden silinme" başlıklı 21. maddesinde, "(1) Daire Başkanlığı, arabuluculuk için aranan koşulları taşımadığı hâlde sicile kaydedilen veya daha sonra bu koşulları kaybeden arabulucunun kaydını siler. ..." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu işlemde, davacının 6325 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 2. fıkrasının (d) bendindeki şartı sağlamadığı ifade edilmiş; davalı idarenin savunma dilekçesinde bu şartın sağlanamamasına neden olarak davacının kamu görevinden çıkartılması ve terör örgütü içerisindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında yürütülen kovuşturma gerekçe gösterilmiş; İdare Mahkemesince, anılan kovuşturma sonucunda davacının beraat ettiği dikkate alınarak terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak şartını taşıdığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş; Bölge İdare Mahkemesi de bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunu reddetmiştir. Davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içerisindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan açılan davada, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile beraat kararı verilmiş ve bu karar temyizde onanarak 04/10/2023 tarihinde kesinleşmişse de 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye ekli listede adına yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istemiyle açılan dava sonucunda; ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu ise ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilmiş, bu karar davacı tarafından temyiz edilmiş ve Danıştay Beşinci Dairesi esasına kaydedilmiştir. Bu durumda, davacının kamu görevinden çıkarılması sonrası Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan dava sonucunda verilen kararlar dikkate alındığında, kamu görevinden çıkartılan ve mevcut yargısal süreç itibarıyla kamu görevine iade edilmesi bakımından hakkında bir karar verilmeyen davacının, arabulucular siciline kayıt şartlarından biri olan "terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak" şartını mevcut yargılamaların varlığı karşısında taşımadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, anılan davada temyiz incelemesi sonucunda verilecek karar da dikkate alınmak suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin KABULÜNE, 2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 04/03/2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinde, bölge idare mahkemelerinin maddede sayılan davalar hakkında verdikleri kararların Danıştay'da temyiz edilebileceği, aynı Kanun'un 45. maddesinin 6. fıkrasında ise bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu hüküm altına alınmıştır. İdari yargıda istinaf kanun yolunu düzenleyen 6545 sayılı Kanun'un (20/07/2016 tarihinde) yürürlüğe girmesiyle birlikte, ilk derece idari yargı mercilerince verilen kararlara karşı temel başvuru yolu (ikinci derece mahkeme sıfatıyla) "istinaf kanun yolu" olarak ortaya çıkmış bulunmaktadır. Kanun koyucu bu temel belirlemenin ardından, 2577 sayılı Kanun'un 46 ncı maddesinde yer verilen sınırlı sayıdaki davalara karşı temyiz yolunun da açık olduğu düzenlemesini öngörmüştür. Yapılan bu yasal düzenlemelerden sonra ilk derece mahkemelerince verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine verilen kararlar için temyiz yoluna gidilebilmesi için, davanın konusunu oluşturan hususun Kanun'un 46 ncı maddesinde sayılan dava türlerinden birine ilişkin olması gerekir. Temyizen incelenmekte olan davanın konusunu "uzlaştırmacı sicilinden ve listesinden çıkarılma" işlemi oluşturmaktadır. Belirtilen nitelikteki dava ile ilgili Bölge İdare Mahkemesi kararına karşı temyiz yolunun açık olup olmadığının saptanabilmesi için, davanın konusunun 46 ncı maddede sayılan temyiz edilebilecek kararlardan hangisi ile ilgili olabileceğinin saptanması gerekir. 2577 sayılı Kanun'un 46 ncı maddesinde yer verilen dava türleri bağlamında yapılacak hukuki değerlendirme çerçevesinde, davanın konusunu oluşturan hususun, maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer verilen "belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemler" şeklindeki düzenleme ile ilgili olma olasılığı söz konusu olabilir. Fakat metni yazılı bentte yer verilen düzenlemede belli bir meslekten çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan davalarda verilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilmesine olanak sağlanmaktadır. Oysa gerek 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nda arabuluculuğun bir meslek olduğuna dair herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bilirkişilik Kanunu'nda gerçek kişilerden seçilecek arabulucular için mesleklerinde en az beş yıl kıdeme sahip hukuk fakültesi mezunu olma şartı getirilmek suretiyle mesleki yeterliliği haiz olma koşulu öngörülmüştür. Dolayısıyla esasen belli bir mesleği ya da uzmanlık alanı bulunmakla birlikte, bu kişilere tevdi edilen arabuluculuk görevi bir meslek değildir. Bu itibarla; arabuluculuk görevinin yargılamaya yardımcı olma vasfı göz önünde bulundurulduğunda, bu görev ya da görevlendirmenin bir "meslek" olarak değerlendirilemeyecek olması nedeniyle, arabulucular sicilinden ve listesinden çıkarılma işlemlerinin ya da bu sicile ve listeye kaydolma istemlerinin reddine ilişkin işlemlerin de, usul kanunumuzda yer verilen düzenlemeler çerçevesinde "meslekten çıkarılma sonucunu doğuran bir işlem" olarak kabul edilebilmesine hukuken imkan bulunmamaktadır. Bakılan uyuşmazlık, yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde değerlendirildiğinde, konusu itibarıyla 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesi kapsamında olmadığından, Bölge İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, temyiz isteminin esasının incelenmesi suretiyle karar verilmesine yönelik Daire kararına katılmıyorum.