Danıştay · 10. Daire

Danıştay 10. Daire 2021/6476 E. 2025/1930 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2021/6476
Karar No
2025/1930
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/6476 Karar No : 2025/1930

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi adına asaleten; ... ve ... adlarına velayeten ... VEKİLLERİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü / ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

DAVANIN_KONUSU : Davacılar tarafından, yakınları ...'nin 13/10/2015 tarihinde Türkiye-İzlanda milli maçı sebebiyle Konya Büyükşehir Torku Arena Stadyumunda görev yaptığı sırada tribünden kafasına gelen yabancı cisim nedeniyle yaralandığından ve görmüş olduğu tedavi sonucu 05/06/2018 tarihinde hayatını kaybettiğinden bahisle uğradıkları iddia edilen zararlarına karşılık davacıların her biri için şimdilik ayrı ayrı 100,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından; dava konusu olayın meydana gelmesinde yakınlarının kusurunun bulunmadığı, bilirkişi raporu ile zararlarının hesaplanması ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, eksik inceleme ile hüküm kurulduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Dava dilekçesinde davanın kendi adına asaleten, ... ve ... adına velayeten ... vekili tarafından açıldığı, İdare Mahkemesi ve Bölge İdare Mahkemesi kararlarında davacı olarak sadece ...'nin ismi yer almışsa da, her iki kararda da çoğul olarak davacılar ifadesinin yer alması nedeniyle hükmün ..., ... ve ... adına kurulduğu sonucuna varıldığı, ayrıca temyize konu kararın kendi adına asaleten, ... ve ... adına velayeten ... vekili Av. ... tarafından temyiz edildiği dikkate alındığında, işbu temyiz kararının davacılar kısmında ..., ... ve ...'nin isimlerine yer verilmesinde usule aykırılık bulunmadığı gibi temyize konu kararda sadece ...'nin isminin yer almış olması da kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bir usul eksikliği olarak görülmemiştir. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz isteminin REDDİNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının ONANMASINA, 3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 09/04/2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararlarda bulunacak hususlar" başlıklı 24 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; "Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları yahut unvanları ve adreslerinin" kararlarda belirtileceği hükme bağlanmıştır. Dosyanın incelenmesinden; davacılardan ...'nin kendi adına asaleten çocukları ... ve ...'ye velayeten davayı açtığı, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında davacı kısmında sadece ...'nin isminin yazılı olduğu bu durumun yukarıda metnine yer verilen usul kuralına aykırılık oluşturduğu, kararın başka bir yerinde de diğer davacıların isimlerine yer verilmemiş olması nedeniyle sadece ... hakkında hüküm kurulduğu şeklinde bir sonucun ortaya çıkmakta olduğu, bu itibarla kararlarda bulunması gereken önemli bir hususa riayet edilmeksizin verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında usul hükümleri yönünden hukuka uygunluk bulunmadığından kararın bu yönden bozulması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum.

(XX)-KARŞI OY: Dosyanın incelenmesinden; davacılar yakını ...'nin İzmir İl Emniyet Müdürlüğünde ... olarak görev yapmakta iken, 13/10/2015 tarihinde Türkiye-İzlanda milli maçı sebebiyle Konya Büyükşehir Torku Arena Stadyumunda görevlendirildiği, görevli personelin tribündeki yerlerinin planlanması sırasında kale arkası hizasındaki noktada yürümekte iken kendiliğinden yere düştüğü ve gerekli müdahale yapılarak hastaneye kaldırıldığı, yoğun bakım tedavisinin ardından 05/06/2018 tarihinde evinde vefat ettiği, davacılar tarafından görev yaptığı sırada tribünden kafasına gelen yabancı cisim nedeniyle yaralandığından bahisle uğradıkları iddia edilen zararlarına karşılık her biri için şimdilik ayrı ayrı 100,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İdare Mahkemesince; müteveffa ...'nin 13/10/2015 tarihinde yaralanmasından sonra 05/06/2018 tarihinde gerçekleşen ölümü olayında, kişinin ölümünün kalp hastalığı (Akut Myokard Enfarktüsü) ve gelişen komplikasyonları sonucu meydana geldiği, idarenin yürüttüğü hizmet ile ölüm olayı arasında nedensellik bağının kurulamadığı, olayda idareye atfedilebilecek hizmet kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen karara karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Kusursuz (objektif) sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, hukuka uygun olarak yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, istisnai bir risk sonucu oluşan, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazmin etmekle yükümlüdür. Kusursuz sorumluluk sebepleri arasında yer alan "risk ilkesi", idarenin hiçbir kusuru olmasa bile, yürüttüğü tehlikeli faaliyetler veya kullandığı tehlikeli araçlar nedeniyle ortaya çıkan zararı tazmin etmekle yükümlü olmasını ifade etmektedir. Mesleki risk ise, risk ilkesinin iş kazası ve meslek hastalığı alanındaki tezahürü olup, temelde idarenin, istihdam ettiği kamu görevlisini, görevin içerdiği riskten koruması yükümlülüğüne dayanmaktadır. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevlerini yaparken, görevleri nedeniyle uğramış oldukları zararların da kusursuz sorumluluk (mesleki risk) ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, davacılar yakınının olay günü stadyumda görevlendirildiği, daha önceden bazı rahatsızlıklarının bulunduğunun bilindiği, polis memurluğu görevinin özelliği gereği çalışma koşullarının olumsuz etkisi dikkate alındığında olayda davacılar yakınının görevini ifa ederken görevinin neden ve tesiri sonucu hastaneye kaldırılarak yoğun bakım süreci sonrasında vefat ettiğinin anlaşıldığı, her ne kadar davacılar tarafından kafasına yabancı cisim çarpması sonucu vefat ettiği iddiası dosyada bulunan bilgi ve belgelerle ispatlanamamış olsa da görevi başında görevinin etkisi ve tesiri ile vefat ettiğinden davacıların uğradığı zararların kusursuz sorumluluk (meslek risk) ilkesi uyarınca tazmini gerekmekte olup davacıların temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulması gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 10. Daire, E. 2021/6476, K. 2025/1930, T. 09.04.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-10-daire-2021-6476-e-2025-1930-k-52c8cd6396fe