Danıştay · 10. Daire

Danıştay 10. Daire 2021/6218 E. 2025/1487 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2021/6218
Karar No
2025/1487
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/6218 Karar No : 2025/1487

TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av....

DAVALI YANINDA MÜDAHİL :... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

DAVANIN_KONUSU : Davacı vekili tarafından, müvekkilinin eşi ...'nın... tarihinde rahatsızlanarak göğüs ağrısı şikayetiyle başvurduğu ... Devlet Hastanesi acil servisinde uygulanan hatalı tıbbi müdahale ve tedavi nedeniyle hamile eşinin ve henüz doğmamış bebeklerinin ölümüne sebebiyet verildiğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık 500,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, hastanede yeterli hizmetin sağlanamadığı, 112 acil servis komuta merkezinin de dava konusu olayda ağır kusurunun olduğu, aciliyeti olan bir durumda hastanın gerekli imkanları olan hastaneye sevkinin gerçekleştirilmeyip yeni gelecek personelin beklenilmesinin hayatın olağan akışına aykırı bir tutum ve davranış olduğu, Mahkemece eksik inceleme yapılarak hukuka ve hakkaniyete aykırı karar verildiği, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup, davalı yanında müdahilce savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin REDDİNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 10/03/2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY :

İdare yasalarla kendisine görev olarak verilen kamu hizmetinin gereğiyle işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, araç, gereç ve personeli hizmetin gereklerine uygun bir şekilde hazırlamak ve gereken önlemleri almakla yükümlüdür. Başka bir ifadeyle olayda idarenin hizmet kusurunun varlığından söz edilebilmesi için idarenin yürütmekle görevli olduğu kamu hizmetinde kuruluş, işleyiş ya da personel yönünden gerekli emir ve talimatların verilmemesi, denetimin yetersiz olması, hizmete tahsis edilen araç, gereç ve personelin hizmet gereklerine yeterli ve uygun olmaması, gereken önlemlerin alınmaması veya geç alınması gibi sebeplerle bozukluk, dengesizlik, eksiklik veya sakatlık meydana gelmesi ve oluştuğu öne sürülen zararın da bundan kaynaklanmış olması gerekir. Dava konusu olayda, dava dosyasına sunulan kayıtlardan 28/04/2019 tarihinde saat 08.16'da davacının 35 haftalık gebe olan eşi ...'nın rahatsızlanması üzerine...Devlet Hastanesi acil servisine ambulans ile götürüldüğü, acil serviste yapılan muayene sonrası tetkiklerinin (EKG) yapıldığı, çekilen EKG'nin şüpheli bulunması nedeniyle sevk işlemleri için 112 ile görüşüldüğü esnada kardiyak arreste girdiği, kardiyopulmoner resüsitasyon başlanıp ilk müdahalesinin hastanede yapıldığı, kardiyopulmoner resüsitasyon devam ederken bebeğin alınabileceği başka bir merkeze doktor eşliğinde sevk kararı verildiği, spontan solunum ve dolaşımının dönmemesi sonucu anne karnındaki bebeği kurtarmak amacıyla doktor eşliğinde annenin müdahalesi devam ettirilerek Eskişehir Şehir Hastanesine sevkinin gerçekleştirildiği, sevk edildiği hastanede bebeğin öldüğünün söylendiği, müdahale sonrası annenin de vefat ettiği anlaşılmaktadır. Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile olayla ilgili olarak düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesi sonucunda, hastanede görevli nöbetçi veya icapçı nöbetçi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanının bulunmadığı, hastanenin sezaryen için uygun koşulları taşımadığı ve başka bir hastaneye sevk karar verildiği zaman ile sevkin gerçekleştiği zaman arasında yaklaşık 1 saatlik bir zaman dilimi bulunduğu ve sağlık hizmetinin niteliği gereği çok küçük zaman dilimlerinin dahi önemli olduğu hususları göz önüne alındığında hastalık halinde her türlü sağlık hizmetinin ve bakımının sağlanması için gerekli şartları sağlamakla ve hastayı uygun standartlarda yeterli tıbbi bakımı alabileceği bir merkeze makul süre içerisinde sevk etmekle yükümlü olan davalı idare tarafından sağlık hizmetinin gereği gibi işletilmediği anlaşıldığından, sağlık kamu hizmetinin işleyişinde organizasyon eksikliği bulunduğu kuşkusuzdur. Bu haliyle, sağlık hizmetinin sunumundaki organizasyon eksikliği olarak ortaya çıkan davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu anlaşıldığından davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik davacının istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, davacının temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 10. Daire, E. 2021/6218, K. 2025/1487, T. 10.03.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-10-daire-2021-6218-e-2025-1487-k-ba65b370900d