Danıştay · 10. Daire

Danıştay 10. Daire 2021/6195 E. 2025/1321 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2021/6195
Karar No
2025/1321

T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/6195 Karar No : 2025/1321 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...'ye velayeten ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Üniversitesi Rektörlüğü VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı vekili tarafından, Ordu Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde gördüğü kanal tedavisi sırasında müvekkili ...'nin cildinde meydana gelen yanık nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık 1.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; maddi tazminat yönünden; 16/05/2019 tarihli ara kararı ile davacı vekiline talep edilen maddi tazminatın hangi sebep ya da sebeplerden dolayı istenildiğinin sorulduğu, davacı vekilince 01/06/2019 tarihli dilekçe ile tazminat taleplerinin geçici işgöremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli işgöremezlik nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplardan oluştuğunun belirtildiği, yukarıya alınan rapor ve dosyadaki tüm bilgi ve belgelere göre sürekli maluliyet ve geçici iş göremezliğin söz konusu olmaması nedeniyle maddi tazminat açısından davanın reddi gerektiği, manevi tazminat yönünden, 16/05/2019 tarihli ara kararı ile davalı idareye davacının tedavisine ilişkin onam belgesinin bulunup bulunmadığının sorulduğu, davalı idarece 29/07/2019 havele tarihli dilekçe ile davacının kendisinden ve yasal temsilcisi olan annesinden yapılacak tedavi ve olası komplikasyonları kabul ettiğine ilişkin sözlü onam alındığının belirtildiği, bu itibarla yazılı onam belgesinin bulunmadığı görülmekle, oluşabilecek riskler hususunda önceden bilgilendirilmeyen davacının tedavi sırasında cildinde meydana gelen tahribat nedeniyle manevi zarara uğradığı, oluşan zararın mahiyeti ve ağırlığı, olayın oluş şekli, davacıya olan etkileri ile davalı idarenin kusurunun ağırlığı nazara alınarak, uğradığı manevi zarara karşılık olmak üzere 30.000,00 TL manevi tazminatın davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat açısından davanın reddine, manevi tazminat açısından tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 12/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; manevi tazminat açısından, olayda hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle değil davacı ...'ye uygulanan tedaviye ilişkin yazılı onam formu olmadığından bahisle manevi zararın tazmin edilmesi gerektiği yönünde değerlendirme yapılmış ise de, hizmet kusurunun bulunduğu açık olan bir durumda, manevi tazminat isteminin hizmet kusuruna göre değerlendirilmesi gerektiğinden ayrıca yazılı onam formunun olmadığına ilişkin bir değerlendirme yapılmasına gerek bulunmadığına karar verilmiş, ancak hükmedilen manevi tazminat miktarının, manevi tazminatın amaç ve niteliği ile olayın oluş şekline göre makul ve ölçülü olduğunun anlaşıldığı, kararın manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmında da sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının gerekçeli olarak reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı vekili tarafından, müvekkilinin yüzünde meydana gelen sabit iz dolayısıyla yüksek gelir getiren bazı meslek kollarına dahil olma imkanının azaldığı, hatta tamamen ortadan kalktığı, yüzündeki yaranın kalıcı nitelikte olduğu, bu yara izinin giderilebilmesi için bir dizi operasyona ve medikal tedavilere ihtiyaç duyacağı, bu tedavilerin maliyetinin de oldukça yüksek olduğu, ileride gerçekleşebilecek maddi kayıplarının maliyetinden davalı idarenin sorumlu olması gerektiği, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğu ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, dava konusu olayda idarenin kusurunun bulunmadığı, davacının fiilinin zararın oluşmasına sebep olduğu, davanın reddi yönünde karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: A) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Maddi Tazminat İsteminin Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, davacı tarafından ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Bununla birlikte, davacının davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle yanağında oluşan yanık izinin tedavisi amacıyla estetik operasyon geçirmesi halinde ödemek zorunda kaldığı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararlarının tazminini davalı idareye başvurarak talep edebileceği açıktır. B) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Manevi Tazminat İsteminin Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacı ... 10/04/2017 tarihinde dişinde ağrı şikayeti ile davalı idareye bağlı Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesine başvurmuş, burada yapılan muayenenin ardından öğrenci kliniğinde nöbetçi asistan gözetiminde kök kanal tedavisi yapılmış, bu işlem için kullanılan el aletini ısıtmak için ısı kaynağı çalıştırıldığı sırada davacının yanağında yanık oluşmuş ve meydana gelen olayın hizmet kusurundan kaynaklandığı iddiasıyla da bakılmakta olan dava açılmıştır. Olayda davacının cildinde meydana gelen zarar nedeniyle yüzündeki izin kalıcı olup olmadığı, iş gücü kaybı varsa bunun sürekli nitelikte olup olmadığının ve uğramış olduğu iş gücü kaybı oranının belirlenmesi amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezince hazırlanan ... tarih ve ... karar sayılı raporda; -özetle- "Ordu Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Anabilim Dalı Başkanlığı'nın ... tarih ... sayılı raporda, davacının 10/04/2017 tarihinde 16 nolu dişinde ağrı şikayeti ile başvurduğu, kendisine öğrenci kliniğinde nöbetçi asistan gözetiminde kök kanal tedavisi yapıldığı, bu işlem için el aletini ısıtmak için ısı kaynağını çalıştırdığında davacının istemsiz şekilde başını çevirdiği ve yanağında yanık oluştuğu bilgisinin kayıtlı olduğu, yapılan muayenesinde sağ yanakta çevresindeki cilde göre koyu renkte ve önemli derecede cilt seviyesini almış 2x1,5 cm boyutlarında nedbe dokusu olduğunun görüldüğü, sonuç olarak davacının 10/04/2017 tarihinde meydana gelen yaralanmasında yüzünde tarif ve tespit edilen lezyonun kalıcı nitelikte olduğu, kişi üzerindeki arızalar değerlendirildiğinde sürekli maluliyetine neden olmadığı, geçici iş göremezliğine neden olmadığı" yolunda görüş bildirilmiştir. İdare Mahkemesince, anılan rapor hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, bu karar üzerine taraflarca yapılan istinaf başvuruları Bölge İdare Mahkemesince gerekçeli olarak reddedilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır. Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli olması ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir. Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Manevi tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının duyulan elem ve ızdırabı giderecek bir oranda olması gerekmektedir. Dava konusu olayda, olayın gerçekleşme şekli ve zararın niteliği dikkate alındığında, Bölge İdare Mahkemesince takdir edilen manevi tazminat miktarının, uğranılan zarara göre düşük kaldığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, davacının temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının maddi tazminat isteminin reddine yönelik kısmının yukarıda belirtilen açıklama ile ONANMASINA, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik kısmının BOZULMASINA, 3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 03/03/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Danıştay 10. Daire, E. 2021/6195, K. 2025/1321, www.arakarar.com/karar/danistay-10-daire-2021-6195-e-2025-1321-k-bf449ef4e48a