Danıştay · 10. Daire
Danıştay 10. Daire 2021/3947 E. 2024/2257 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 10. Daire
- Esas No
- 2021/3947
- Karar No
- 2024/2257
T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/3947 Karar No : 2024/2257 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : ... ve ...'a velayeten, kendisine asaleten ... VEKİLLERİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri Yrd. V. ... İSTEMİN KONUSU : Davacılar tarafından, yakınları ...'ın, 04/04/2009 tarihinde Şanlıurfa ili, Birecik ilçesi, ... Köyü'nde terör örgütü PKK lehine yapılan etkinliklerde meydana gelen olaylarda kolluk güçlerinin orantısız müdahalesi sonucunda ateşli silah yaralanmasına bağlı beyin kanaması sebebiyle hayatını kaybetmesinde davalı idarenin sorumluluğu bulunduğu ileri sürülerek müteveffanın eşi ... için 10.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi, çocukları ... ve ... için ayrı ayrı 10.000,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan dava sonucunda ... İdare Mahkemesince, Mahkemelerinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı süre ret kararının Danıştay Onuncu Dairesinin 12/12/2019 tarih ve E:2019/8726, K:2019/10313 sayılı kararıyla bozulması üzerine bozma kararına uyularak, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, Savcılık soruşturma dosyası ve ilgili mevzuat hükümleri ile idarenin hukuki sorumluluğunu gerektiren tazminat hukukunun ilke ve esasları birlikte incelenip değerlendirildiğinde; Birecik-Halfeti-Bozova üçgeni arasında kalan alanın Genelkurmay Başkanlığı'nın 13/03/2009 tarihli kararı ile 16/03/2009 ve 10/04/2009 tarihleri arasında geçici güvenlik bölgesi olarak ilân edildiği, yine Şanlıurfa Valiliği'nin 18/03/2009 tarihli kararı ile söz konusu operasyon bölgesine girişlerin yasaklandığı, bu kararlara rağmen davacının da içinde bulunduğu 19 ayrı ilden, TUHAD-FED, DTP, DÖKH, Barış Anneleri İnsiyatifi, İHD, ÖTP ve yasa dışı örgüt üyesi ve yanlısı yaklaşık 10.000 kişilik bir grubun, PKK terör örgütü liderinin sözde 60. doğum yıl dönümünü kutlamak amacıyla 04/04/2009 tarihinde Ömerli Köyü'ne intikale başlayarak geçici güvenlik bölgesi olarak ilân edilen ve bölgeye girişin yasaklandığı söz konusu alana geldiği, burada yüzlerini puşilerle kapatmak suretiyle, ellerinde bölücü terör örgütü bayrakları ile Anayasa ve Kanuna aykırı olarak toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde bulunduğu ve aynı zamanda olay yerinde güvenliği sağlamakla yükümlü olarak konuşlandırılmış olan güvenlik güçlerine taşlamak suretiyle saldırdıkları, idare kolluk güçleri tarafından mevzuatta belirtilen usul ve esaslara uygun şekilde ihtar edilmelerine ve uyarılmalarına rağmen eylemlerine devam ettikleri, olay esnasında güvenlik güçlerince talimatlar doğrultusunda grubun dağılmasını sağlamak amacı ile topluluğun sağına, soluna ve önüne olmak üzere gaz bombası atıldığı, tazyikli su ve göz yaşartıcı gaz ile kalabalığa müdahale edildiği, Savcılık soruşturma dosyasından alınan bilirkişi raporunda da "güvenlik güçlerinin topluluğun dağıtılmasında uygulanacak esasları tam anlamıyla uyguladığı, gaz atışlarını uzak mesafeden mevzuata uygun olarak yaptığı" hususunda görüş ve tespitlerde bulunulduğu, idare tarafından Anayasa ve Kanunda sınırları çizilen hükümlere aykırı fiil ve yaptırımların kullanıldığının ise ortaya konulamadığı, sorumluluk hukuku hükümleri işletilmek surettiyle Anayasa ve Kanuna aykırı gösteri ve toplantı yürüyüşünde bulunanlara karşı kamu düzenini tesis etmeye çalışan idarenin tazmin sorumluluğu altında tutulamayacağı, buna göre davacı yakınının da içerisinde bulunduğu eylemci gruba, davalı idare personelinin yasal yetkiler çerçevesinde müdahalede bulunulduğu, davacılar yakınının eylemlere destek vermek amacıyla kendi isteğiyle protesto gösterilerine katılmış olduğunun açık olduğu, bununla birlikte, davalı idare personelinin kasıtlı ve yasal sınırları aşar mahiyette müdahalesi nedeniyle davacılar yakınının vefat ettiği hususunu ispatlar hiçbir bilgi ve belgenin de dosyaya ibraz edilmediği, dolayısıyla güvenlik hizmetini yerine getiren idarenin kamu düzenini tesis etmek amacıyla Anayasa ve Kanundaki normlara uygun olarak hareket etmekteyken kendi isteğiyle protesto gösterilerine katılarak tüm ihtar ve uyarılara rağmen eylemlerine devam eden davacılar yakının hayatını kaybetmesinde uygun illiyet bağının ve davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, dava konusu olayda yakınlarının güvenlik güçlerince eylemlere müdahale esnasında kullanılan gaz kapsülünün başına isabet etmesi neticesinde ateşli silah yaralanmasına bağlı beyin kanaması sebebiyle hayatını kaybettiğinin otopsi raporuyla sabit olduğu, idarenin hizmet kusuru bulunduğu, davanın kabulü gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının temiyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz isteminin REDDİNE, 2. Davanın reddi yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının ONANMASINA, 3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29/05/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.