Danıştay · 10. Daire
Danıştay 10. Daire 2021/3015 E. 2024/6225 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 10. Daire
- Esas No
- 2021/3015
- Karar No
- 2024/6225
T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/3015 Karar No : 2024/6225 KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının kısmen gerekçeli onanması, kısmen bozulmasına dair Danıştay Onuncu Dairesinin 20/11/2019 tarih ve E:2019/1743, K:2019/8364 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Şırnak ili, Merkez ilçesi, ... köyü, Akit (Agit) mezrasında ikamet etmekte iken yaşanan terör olayları nedeniyle göç eden ve 1993-2005 yıllarına ilişkin zararları tazmin edilen davacının, köye halen dönüş yapamadığından bahisle 2005 yılı ve sonrasına ilişkin devam eden zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini istemiyle 05/07/2013 tarihinde yaptığı başvurunun zımnen reddine ilişkin Şırnak Valiliği Zarar Tespit Komisyonu kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi kararıyla; 5233 sayılı Kanuna, 5666 sayılı Kanun ile eklenen geçici 4. madde uyarınca, 19/07/1987 tarihi ile 5666 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 30/05/2007 tarihi arasında işlenen 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 1inci, 3üncü ve 4üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya anılan tarihler arasında terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle meydana gelen zararlar nedeniyle en son 30/05/2008 tarihine kadar başvuruda bulunulabileceği, diğer bir ifadeyle söz konusu başvuru süresine ilişkin kısıtlamanın sadece 30/05/2007 tarihinden önceki yıllara ilişkin zararları kapsadığı, 30/05/2007 tarihinden sonra malvarlığına ulaşamama nedeniyle meydana gelen zararlar için ise böyle bir kısıtlamanın bulunmadığı, bu duruma göre davanın 30/05/2007 tarihinden önceki döneme ilişkin zararlar ile söz konusu tarihten sonrasına yönelik zararlar olarak iki kısımda irdelenmesi gerektiği; uyuşmazlığın, 30/05/2007 tarihinden önceki döneme ilişkin olarak uğranıldığı iddia edilen zararlar yönünden yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; davacının 30/05/2007 tarihinden önceki döneme ilişkin olarak uğradığını iddia ettiği zararlar nedeniyle 5233 sayılı Kanun’un geçici 4. maddesi uyarınca en son 30/05/2008 tarihine kadar idareye başvuruda bulunması gerekirken, bu tarihten çok sonra 05/07/2013 tarihinde yapılan başvurunun süresinde olmadığı, anılan başvurunun 30/05/2007 tarihinden önceki döneme ilişkin kısmının reddine ilişkin dava konusu zımni ret işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı; uyuşmazlığın, 30/05/2007 tarihinden sonraki dönemde uğranıldığı iddia edilen zararlar yönünden yapılan incelemede ise; söz konusu döneme ilişkin olarak malvarlığına ulaşamamadan kaynaklı zararlar açısından, anılan köyün girişe yasak bölge ilan edilip edilmediği, yerleşime açılıp açılmadığı, köyde ikamet eden veya etmek isteyen kişilerin güvenliklerinin sağlanıp sağlanmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması amacıyla E:... sayılı dava dosyasında yapılan 13/05/2014 tarihli ara karara istinaden sunulan Şırnak İl Jandarma Komutanlığının 04/06/2014 günlü yazısı eki tutanakta özetle Akit köyünün halen boş durumda olduğu, bazı ailelerin günü birlik gelip geri döndükleri, yerleşik bir hayatın olmadığı, mezraya giden köy yolunun stabilize bir yol olduğu, bölgenin terör örgütü mensuplarınca geçiş güzergahı olarak kullanıldığı, yine bölgenin dağlık ve Cudi dağı eteklerinde yer aldığı ve bölgede soruşturması halen devam eden terör olaylarının yaşandığının belirtildiği, öte yandan 13/05/2014 ve 17/06/2014 tarihli ara kararları ile davalı idareden istenilen belgelerin incelenmesinden ise, Şırnak Valiliği Proje Koordinasyon Merkezi Köye Dönüş Bürosunun ... tarihli, ... sayılı yazısı ve eki listede Akit köyünün güvenlik yönünden yerleşime uygun olmadığının belirtildiği, anılan yazının ve ara karara istinaden dosyaya sunulan diğer tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden davacının 30/05/2007 tarihinden başvuru yaptığı tarihe kadar olan dönemde malvarlığına ulaşamama nedeniyle uğradığı zararların tazminine karar verilmesi gerekirken, bu dönem zararlarını da kapsayan başvuru konusu zararların tazmini istemiyle yapılan başvurunun tamamının zımnen reddine ilişkin dava konusu işlemin bu kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu zımni ret işleminin, davacının 30/05/2007 tarihinden önceki döneme kadar olan zararlarının tazmini isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden davanın reddine, 30/05/2007 tarihinden başvuru tarihine kadar olan dönemde oluşan zararların tazmini isteminin reddine ilişkin kısmının ise iptaline karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Davalı idarenin temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onuncu Dairesinin 20/11/2019 tarih ve E:2019/1743, K:2019/8364 sayılı kararıyla; İdare Mahkemesi kararının dava konusu zımnen ret işleminin iptali isteminin kısmen reddine ilişkin kısmı yönünden, davacının 27/07/2004 tarihinden önce uğradığını iddia ettiği ve tazminini istediği bir zararının bulunmaması nedeniyle, 2005 yılı ile 30/05/2007 tarihleri arasındaki dönem zararının 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesinde öngörülen süreler içinde idareye başvurulmadığı gerekçesiyle sözü edilen dönemlerde uğranıldığı iddia edilen zararlar yönünden davanın kısmen reddine karar verilmesi gerektiğinden, kararın bu kısmının belirtilen gerekçeyle onanmasına; dava konusu zımnen ret işleminin kısmen iptaline ilişkin kısmı yönünden, davacının, malvarlığı zararlarının karşılanması amacıyla idareye yaptığı 05/07/2013 tarihli başvurunun, 30/05/2007 tarihinden idareye başvurduğu 05/07/2013 tarihine kadar olan dönemdeki zararının, başvuru tarihi olan 05/07/2013 tarihinden geriye doğru bir yıllık zararının 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında kaldığı, davacının idareye başvurduğu tarihten en fazla bir yıl önceki tarihe, bir başka ifade ile 05/07/2012 tarihine kadar olan dönemdeki mal varlığına ulaşamama nedeniyle oluşan zararının tazminine karar verilebileceği, 30/05/2007 - 05/07/2012 dönem zararının ise davacının 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesinde belirtilen süre içerisinde bir başvurusu olmaması nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğinden kararın bu kısmının bozulmasına karar verilmiştir. KARAR DÜZELTME TALEP_EDENİN_İDDİALARI :Davacı tarafından, temyize konu Mahkeme kararının hukuk güvenliği ilkesine, eşitlik ilkesine, hak arama hürriyetine ve mahkemeye erişim hakkına, hakkaniyete ve 5233 sayılı Kanun'un ruhuna aykırı olduğu ileri sürülerek Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın düzeltilmesi istenilmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Düzeltilmesi istenen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Karar düzeltme isteminin kabulü ile temyize konu Mahkeme kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin 20/11/2019 tarih ve E:2019/1743, K:2019/8364 sayılı kararı kaldırılarak temyiz istemi yeniden incelendi: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Şırnak ili, Merkez ilçesi, ... köyü, ... (...) mezrasında ikamet etmekte iken yaşanan terör olayları nedeniyle göç eden ve 1993-2005 yıllarına ilişkin zararları tazmin edilen davacının, köye halen dönüş yapamadığından bahisle 2005 yılı ve sonrasına ilişkin devam eden zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini istemiyle 05/07/2013 tarihinde yaptığı başvurunun zımnen reddine ilişkin Şırnak Valiliği Zarar Tespit Komisyonu kararının iptali istenilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: 17/07/2004 tarihinde kabul edilip, 27/07/2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, Kanun'un amacının, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemek olduğu; 2. maddesinin 1. fıkrasında, Kanun'un, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsadığı belirtilmiş; 7. maddesinde ise, hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar; yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri; terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararların, bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla idarece ödeneceği kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bakılan uyuşmazlıkla aynı konuda Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru üzerine verilen Anayasa Mahkemesinin ... tarih ve ... Başvuru Numaralı kararında, "...Somut olayda zarar konusu olay başvurucunun mülküne ulaşmasına izin verilmemesidir. Mülke ulaşamama süregelen bir müdahale niteliğindedir. Diğer bir ifadeyle mülke erişimin kısıtlanması devam ettiği sürece başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahale de varlığını koruyacaktır. Anlık müdahalelerde 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesinde belirtilen sürelerin müdahale tarihinden itibaren başlatılması makuldür. Buna karşılık süregelen müdahalelerde müdahale için spesifik ve tek bir tarihten söz edilemez. Süregelen müdahale -kesinti söz konusu olmadıkça- her an devam eden müdahaledir. Bu sebeple süregelen müdahalede zarar konusu olay için somut bir tarih belirlenemez (demir yolu hattından kaynaklanan titreşimler sebebiyle evde hasar oluşmasına ilişkin olarak yapılan benzer bir değerlendirme için bkz. Atay Elden, B. No: 2019/16301, 3/2/2022, § 53). Dolayısıyla bu tür müdahalelerde 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesinde belirtilen sürelerin müdahalenin kesildiği tarihten itibaren başlatılması gerekir." denilmektedir. Buna göre, süregelen müdahale (uyuşmazlık bakımından davacının mülküne ulaşmasına izin verilmemesi) ile bu müdahale nedeniyle uğranılan zarar kesintiye uğramadığı sürece, zararın tazminine yönelik başvuru için nihai bir tarih bulunduğundan söz edilemeyeceğinin kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, süregelen müdahaleler sonucu oluşan ve buna bağlı olarak süregelen nitelik arz eden zararlarda, 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesinde belirtilen sürelerin (60 gün - 1 yıl) uygulanması, ancak kesinti meydana gelmesi halinde mümkün olabilecek; başka bir anlatımla, müdahale ve zarar devam ettiği sürece başvuru süresinin geçirildiğinden bahisle süre aşımı söz konusu olmayacaktır. Davacı tarafından, davalı idareye yapılan 05/07/2013 tarihli başvuru ile meydana gelen terör olayları nedeniyle köyünü terk etmek zorunda kaldığı, 1993-2005 yıllarına ilişkin zararlarının karşılandığı belirtilerek halen köyüne geri dönemediğinden bahisle 2005 yılı ve sonrasında oluşan zararlarının da 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmininin istenildiği; dosyada bulunan bilgi ve belgelerden, davacının mal varlığına ulaşamama durumunun başvuru tarihi itibarıyla devam ettiği, diğer bir ifadeyle davacının mülküne ulaşmasına izin verilmemesine yönelik müdahalenin kesintiye uğramadığı, dolayısıyla davacının talep ettiği zararın devam eden / süregelen zarar olduğu dikkate alındığında; söz konusu zararının tazminine yönelik başvurusunun süresinde olduğunun kabulü gerekmektedir. Davacının talep ettiği zarar süregelen zarar olarak kabul edilerek süresinde kabul edilen başvuru üzerine davalı idare tarafından malvarlığı zararının olup olmadığı yolunda inceleme yapılarak varsa zararın tazmini gerekmektedir. Öte yandan, kadastro çalışması tamamlanan yerlerde yapılmış ya da yapılacak keşiflerde, tespit edilen taşınmazların tapu kayıtlarının davacı taraftan isteneceği, tapu kayıtlarının bulunmaması halinde ise zilyetlik ve kadastro sonucu arasındaki farkın hangi sebeplerden kaynaklandığını açıklayıcı bilgi ve belgelerin (dava, belge, sözleşme vs.) davacı tarafından sunulması gerektiği, aksi takdirde keşifte tespit edilen tapusuz taşınmazların değerlendirilemeyeceği ve taşınmazlar için mükerrer ödemelerin söz konusu olamayacağı açıktır. Bu durumda, dava konusu zımnen ret işleminin 30/05/2007 tarihinden başvuru tarihine kadar oluşan zararlarının tazmini isteminin reddine ilişkin kısmının iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, 2. Dava konusu işlemin kısmen iptaline, davanın kısmen reddine ilişkin ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyize konu dava konusu işlemin kısmen iptaline ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 11/12/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.