Danıştay · 10. Daire
Danıştay 10. Daire 2020/1642 E. 2024/2892 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 10. Daire
- Esas No
- 2020/1642
- Karar No
- 2024/2892
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/1642 Karar No : 2024/2892
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3- ... 4- ... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının kabule ilişkin kısmının davalı idare ve müdahil tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
DAVANIN_KONUSU : Davacılar tarafından, yakınları ...'nun göğsünde ağrı şikayetiyle götürüldüğü Sinop Atatürk Devlet Hastanesinde gerekli müdahale ve tedavinin yapılmaması nedeniyle vefat etmesine sebep olunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık 1.000,00 TL (miktar artırımı ile 140.029,79 TL) maddi ve 110.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne, davanın kısmen reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince davalı idare ve davalı yanında müdahilin istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, bilirkişi raporunda hekimin kusurlu eylemi ile meydana gelen ölüm olayı arasında kesin illiyet bağı kurulamayacağı kanaatine varıldığı, sağlık hizmetini icra eden sağlık personeli hakkında kamu davasında beraat kararı verildiği ve bahse konu kararın kesinleşmiş olduğu, hastanın acil tedavisinin yapılması akabinde ileri bir merkeze sevk edilmesi halinde de ölüm olayının gerçekleşmesinin kuvvetle muhtemel olduğu, olayda ağır hizmet kusuru bulunmadığından tazminat sorumluluğunun da bulunmadığı, harçtan muaf oldukları halde yargılama giderine hükmedildiği, davacı taraf lehine hükmedilen vekalet ücreti miktarının hatalı olduğu, davanın reddi yönünde karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare yanında müdahil tarafından, yapılan hatalı bir işlemi bulunmadığından sorumluluğuna da gidilemeyeceği, davaya konu olayda, tıbbi kötü uygulama mı yoksa komplikasyon mu olduğunun tespiti için denetime elverişli bir rapor alınması gerektiği, tazminat taleplerinin dayanaksız ve fahiş olduğu, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılmaması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından, temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davalı yanında müdahilin temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddi, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
1) Davalı idarenin temyiz isteminin incelenmesi Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2) Davalı yanında müdahilin temyiz isteminin incelenmesi: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle değişik 46. maddesinde, Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin maddede sayılan davalar hakkında verdikleri kararların kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde Danıştayda temyiz edilebileceği; 48. maddesinin 6. fıkrasında, temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapılması veya kesin bir karar hakkında olması halinde kararı veren merciin, temyiz isteminin reddine karar vereceği; ilgili merciin bu kararlarına karşı, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği; aynı maddenin 7. fıkrasında, temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapıldığının anlaşıldığı hallerde de 6. fıkrada sözü edilen kararın dosyanın gönderildiği Danıştay'ın ilgili dairesi ve kurulunca kesin olarak verileceği hükümlerine yer verilmiştir. Öte yandan, aynı Kanun'un 31. maddesinin, "elektronik işlemler" konusunda yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Elektronik işlemler" başlıklı 445. maddesinde; "(1) Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP), adalet hizmetlerinin elektronik ortamda yürütülmesi amacıyla oluşturulan bilişim sistemidir. Dava ve diğer yargılama işlemlerinin elektronik ortamda gerçekleştirildiği hâllerde UYAP kullanılarak veriler kaydedilir ve saklanır. (2) Elektronik ortamda, güvenli elektronik imza kullanılarak dava açılabilir, harç ve avans ödenebilir, dava dosyaları incelenebilir. Bu Kanun kapsamında fizikî olarak hazırlanması öngörülen tutanak ve belgeler güvenli elektronik imzayla elektronik ortamda hazırlanabilir ve gönderilebilir. Güvenli elektronik imza ile oluşturulan tutanak ve belgeler ayrıca fizikî olarak gönderilmez, belge örneği aranmaz. (3) Elektronik ortamdan fizikî örnek çıkartılması gereken hâllerde tutanak veya belgenin aslının aynı olduğu belirtilerek hâkim veya görevlendirdiği yazı işleri müdürü tarafından imzalanır ve mühürlenir. (4) Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter. (5) Mahkemelerde görülmekte olan dava, çekişmesiz yargı, geçici hukuki koruma ve diğer tüm işlemlerde UYAP’ın kullanılmasına dair usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir." hükmü yer almaktadır. Bununla birlikte 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "Elektronik Tebligat" başlıklı 7/a maddesinde, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen maddede sayılan gerçek ve tüzel kişilere tebligatın elektronik yolla yapılmasının zorunlu olduğu, elektronik yolla tebligatın, beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı" hükmüne yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının davalı yanında müdahil vekilinin sistemde kayıtlı UETS adresine 30/12/2019 tarihinde gönderildiği ve aynı tarihte anılan adrese ulaşarak mesaj kutusuna bırakıldığı, 7201 sayılı Kanun'un 7/a maddesi uyarınca bu tarihi izleyen beşinci gün olan 04/01/2020 tarihi itibarıyla kararın tebliğ edilmiş sayıldığı, davalı yanında müdahil vekili tarafından 17/02/2020 tarihinde UYAP üzerinden temyiz dilekçesinin Bölge İdare Mahkemesine gönderildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, davalı yanında müdahil vekili tarafından en geç temyize konu kararın tebliğini izleyen 30 gün içinde, 03/02/2020 tarihi gün sonuna kadar temyiz isteminde bulunulması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra yapılan temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle incelenmesine olanak bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, davalı yanında müdahilin temyiz isteminin SÜREAŞIMI NEDENİYLE REDDİNE, 2. Davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyize konu kabule ilişkin kısmının ONANMASINA, 3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 11/09/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.