İlk Derece Mahkemesi · Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/1682 E. 2025/1636 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/1682
Karar No
2025/1636
Karar Tarihi

TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO :2025/ KARAR NO :2025/

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

DAVACI : VEKİLİ :Av. DAVALILAR:1- VEKİLİ :Av. :2-

DAVA : Adi Ortaklığın Tespiti/ Fesih ve Tasfiyesi DAVA TARİHİ : 05/10/2023 KARAR TARİHİ : 24/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan adi ortaklıktan kaynaklanan alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA: Davacı vekili, müvekkilinin iki ortaklı ... Otomotiv İnşaat..Ltd Şti’nin kurucu ortaklarından olduğunu, davalının şirketin müdürü olduğunu, davalının ... 3. ATM 2023/ E. numaralı dava dosyasında şirketin haklı nedenle feshi istemli dava açıp akabinde şirketin faaliyet yürüttüğü işyerini boşaltarak işyerindeki taşınır malları, malzemeleri ve boyasız göçük ve düzeltme işleri imalatını başka bir adrese taşıyarak merdiven altı olarak faaliyet yürüttüğünü, davalının şirkete ait olan taşınır mal ve malzemeleri faturasız olarak aldığını, böylece vergi ödemekten kaçtığı gibi müvekkil ile ortak alınan bu malzemeleri kayıt altına almadığını, yani ticari defterlere davalı tarafından şirket malları, kazançları vb. belgeler hiç yazılmamış olup ticari defterler ve envanter defteri tutulmadığını, şirkete ait olan malzemelerin bilirkişi vasıtasıyla ... 12. Sulh Hukuk mahkemesince tespit edildiğini, şirkette bulunan söz konusu eşyaların ücretleri şirket ortağı olan müvekkil tarafından ödendiğini, bu ödemelerin taraflar arasındaki ... görüşmelerinde ve müvekkile gönderilen ... ve mesaj kayıtları ile sabit olduğunu, davalı tarafından gönderilen "ödemeler" ve "..." isimli ... kayıtları incelendiğinde; Ödemeler isimli ... kaydının 1. sayfasında söz konusu şirkete dair yapılan harcamalar detaylı şekilde ... olmak üzere başlıklar atında belirtildiğini, sayfanın alt kısmında şirkete dair yapılan harcamaların toplam değeri belirtilmiş olup müvekkilin davalıya 647.601,00 TL verdiğinin de net şekilde görülmekte olduğunu, müvekkil tarafından taahhüt edilen 250.000-TL sermaye nakdi olarak davalı müdüre verildiğini, müvekkil tarafından taahhüt edilen 250.000-TL sermaye müvekkilin davalıya vermiş olduğu 647.601,00 TL tutarın içerisinde olduğunu, değişik iş dosyasında alınan bilirkişi raporunda, şirkette bulunduğu tespit edilen eşyalarla ... kayıtlarındaki eşyaların birbiriyle uyumlu olduğunun görüldüğünü, davalı müdür hakkında açılan azil davasında, davalı müdür cevap dilekçesinde; karar defterinde bir tek karar bulunmadığı gibi, demirbaş defterinde de tek bir mal varlığını bulunmadığını, şirketin kurulduğu adreste bulunan malların üretim araç gereçleri, mobilyalar tümüyle faturalı olarak müvekkili eşine ait olduğunu beyan ettiğini, böylece davalının ticari ve envanter defterini tutmadığını ikrar ettiğini, ayrıca davalı şirkete ait olan malların, faturalı olarak aynı iş kolunda faaliyet yürüten eşine ait olduğunu iddia etmişse de, davalı eşine ait olduğunu iddia ettiği eşyaların faturalarını sunamadığını, dolayısıyla davalının ticari defterlere şirketin mallarını, kazançlarını vb. kayıtlarını geçirmediğini, gerçekte faal olan şirketi resmiyette gayrıfaal olarak göstererek şirketin durumunu farklı gösterdiğini, dava konusu şirket iş potansiyeli olan ve oldukça kazanç sağlayan bir şirket olmasına rağmen müvekkil şirket gelirlerinden herhangi bir pay alamadığı gibi davalının şirket mallarını başka bir adrese kaçırıp ticari faaliyete devam ettiğinden müvekkil şirket kazancından mahrum kaldığını, şirketin adres değişikliği yaptığına dair herhangi bir kayıt da bulunmadığını, şirketin faaliyet yürüttüğü taşınmazdan şirkete ait malları kaçıran davalı taraf güncelde müvekkilden gizli şekilde internet üzerinden açmış olduğu ... isimli satış sayfasıyla şirkete ait kaçırmış olduğu malzemelerin internet üzerinden satışını yaparak rekabet yasağına ve bağlılık yükümlülüklerine aykırı hareket ettiğini, internet satışlarına ek olarak davalı şirket faaliyetlerine de .../... adresinde yeni bir taşınmazda devam etmekte olduğunu, dolayısıyla şirketin ismini ve eşyalarını kullanarak ticarete devam ettiğini, şirkete ait malların satışını yaptığı alenen ortada olduğunu, davalı müdürlüğün azil davasında ikrar ettiği gibi şirkete ait banka hesabı mevcut olmayıp şirket gelirleri davalı müdürün eşine ait hesaplardan işlem gördüğünü ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, belirsiz alacak davası olarak kabulüyle öncelikle; tespit edilecek zararın sonra arttırılmak üzere davalıdan yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine olmadığı takdirde şirkete tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekilinin 18.12.2025 tarihli davanın tamamen ıslah dilekçesinde; taraflar her ne kadar kağıt üzerinde ... Otomotiv İnşaat Gıda Bilişim San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ortağı olarak görünseler de, dosya kapsamındaki bilirkişi incelemeleriyle sabit olduğu üzere; işletmedeki makine, ekipman ve malzemelerin hiçbiri şirket envanterine ve bilançosuna kaydedilmediğini, söz konusu malların birçoğu da şirketin resmi kurulmasından önce ortaklar tarafından alındığını, ... 12. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2023/ D.İş sayılı dosyasında düzenlenen 05.10.2023 tarihli rapor ile dosyaya mübrez 23.03.2025 tarihli kök ve 15.11.2025 tarihli ek bilirkişi raporlarında tespit edilen ve rayiç değeri 2.100.060,00 TL (ve yargılama sürecinde artacak olan) menkul kıymetler, davalı ... tarafından "KDV'den kaçınmak" ve "mal kaçırmak" saikiyle faturasız olarak alındığını, limited şirket tüzel kişiliğinin malvarlığına bilinçli şekilde dahil edilmeyen, resmi defter ve kayıtlarda yer almayan, buna rağmen tarafların ortak iradeleri ve fiilî sermaye katkılarıyla edinilen bu iktisadi kıymetler bakımından; taraflar arasında Türk Borçlar Kanunu m. 620 ve devamı hükümleri uyarınca bir adi ortaklık ilişkisinin kurulduğunu, kaldı ki, ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/ E. ve 2025/ K. sayılı dosyasında, limited şirketin gayri faal olduğunun tespitiyle fesih ve tasfiyesine karar verilmiş olması, fiili ticari faaliyetin bu "gizli adi ortaklık" üzerinden yürütüldüğünü doğruladığını, davalı tarafından ortaklığa ait menkul mallar kaçılarak kendi şahsî ticari faaliyetinde halen kullanılmakta olduğunu, müvekkil ...’ın, taraflar arasındaki adi ortaklık kapsamında davalı ...’e toplamda 647.601,00 TL tutarında nakdi sermaye ödemesi yaptığını, bu hususun davalı tarafından bizzat tutulduğu anlaşılan ve ... uygulaması üzerinden müvekkile gönderilen “Ödemeler” başlıklı ... kaydı ile sabit olduğunu, anılan kayıtlarda, müvekkilin 2023 yılı içerisinde farklı tarihlerde birden fazla ödeme yaptığı, ayrıca ortaklığa ait menkul malların hangi tarihlerde temin edildiğinin ayrıntılı şekilde yer aldığı açıkça görülmekte olduğunu, taraflar arasındaki güven ilişkisi, davalının ortaklık malvarlığını kayıt dışı bırakması, gelirleri gizlemesi, hesap vermekten sistematik biçimde kaçınması ve malvarlığı kaçırmaya yönelik eylemleri nedeniyle telafisi imkansız şekilde ortadan kalktığını belirterek tam ıslah yoluyla dönüştürülen davada taraflar arasında, resmi şirket kayıtlarında yer almayan malvarlığı değerleri ve ticari faaliyetler yönünden adi ortaklık ilişkisinin bulunduğunun tespitine, söz konusu adi ortaklığın haklı nedenlerle feshine ve tasfiyesine, tasfiye işlemlerini yürütmek üzere mahkemenizce resen bir tasfiye memuru atanmasına, davalının kaçırdığı mallar, gizlediği gelirler, eşine aktardığı paralar ve müvekkilin sermaye katkısı dikkate alınarak yapılacak tasfiye hesabı sonucunda belirlenecek tasfiye payı alacağının ilk davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkile ödenmesine (fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak şimdilik 4.000,00 TL), davalı ortağın sorumluluğundan dolayı maddi tazminatın ilk davanın açıldığı dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkile ödenmesine, (şimdilik 500,00 TL olarak, belirsiz alacak davası hükümlerine göre artırılmak üzere), davacının alacağının ilk davanın açıldığı dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, (Şimdilik 500,00 TL olarak, belirsiz alacak davası hükümlerine göre artırılmak üzere) karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, adi ortaklığın tespiti ile fesih ve tasfiyesi talebine ilişkindir.Davacı başlangıçta yöneticinin sorumluluk davası olarak ikame ettiği davasını yargılama sırasında tam ıslah etmiş ve ıslah dilekçesinde; davalı ile aralarında ortağı oldukları ... Otomotiv İnşaat..Ltd. Şti.'nin kuruluşundan önce, taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisinde işletmeye makine, ekipman ve malzemelerin alındığını, davalının adi ortaklığa ait menkul mallar kaçılarak kendi şahsî ticari faaliyetinde kullandığını, ayrıca adi ortaklık kapsamında davalı ...’e toplamda 647.601,00 TL tutarında nakdi sermaye ödemesi yapıldığını belirterek adi ortaklık ilişkisinin bulunduğunun tespitine, söz konusu adi ortaklığın haklı nedenlerle feshine ve tasfiyesine, tasfiye payı alacağının ilk davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. 6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir:(i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4/1 hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır.(ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4/1-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür.(iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4/1 hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez.Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; uyuşmazlık taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisinden kaynaklanmakta olup, davalı sermaye şirketi tacir ise de, davacı ve davalı gerçek kişilerin tacir olmadığı, davalı şirketin ortağı olmuş olmaları da, davacı ve davalı gerçek kişiyi kendiliğinden tacir yapmadığı, bu durumda dava tarihi itibariyle davacının tacir sıfatını haiz olmadığı anlaşılmakla davacının tacir olduğuna dair bir bilgiye dosya içerisinde rastlanmamıştır. Diğer taraftan taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisinin 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı açıktır (... 3. HD.nin 2022/ Esas, 2023/ Karar sayılı ilamı).Bu durumda, uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu, davanın ticari dava olmadığı ve dolayısıyla adi ortaklığın tasfiye davasına bakma görevinin genel yetkili Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanına girdiği anlaşılmakla; mahkememizin görevsizliğine ve dosyanın görevli ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM ; Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Davanın Görev Dava Şartı Yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, Davanın konusu itibariyle davaya bakmaya görevli mahkeme ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğundan HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli ... NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 2-Harç, masraf, avans ve vekalet ücreti hususlarının görevli mahkemece karara bağlanmasına, herhangi bir sebeple görevli mahkemede yargılamaya devam olunmaması halinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile yargılama giderlerine hükmedilebileceğine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ... açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/12/2025

Başkan e-imza Üye e-imza Üye e-imza Katip e-imza

Atıf: Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/1682, K. 2025/1636, T. 24.12.2025, www.arakarar.com/karar/bursa-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-1682-e-2025-1636-k-c52eb2dec888