İlk Derece Mahkemesi · Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/662 E. 2024/1248 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/662
- Karar No
- 2024/1248
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO :2024/ KARAR NO :2024/ BAŞKAN :... ... ÜYE :... ... ÜYE :... ... KATİP :... ... DAVACI : VEKİLİ :Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 10/07/2024 KARAR TARİHİ : 04/12/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil ile davalı şirket arasında 2020 yılı aralık ayında yapılan adi ortaklık sözleşmesi mevcut olduğunu, sözleşme uyarınca “...” adlı ticari işletme kurulduğunu, davalı şirket adına kaydedilen işletmenin tüm resmi işlemlerde ve ticari ilişkilerde davalı şirket muhatap gösterildiğini, işletmenin kurulması aşamasında nakdi sermayenin büyük çoğunluğu, makine, mobilya, ofis malzemeleri, tesisat, yardımcı malzemeler ve ham maddenin büyük çoğunluğunun müvekkili tarafından tedarik edildiğini, müvekkilinin nakdi ve gayri nakdi sermaye sağlamasının yanında ticari işletmenin faaliyetlerinin devamı ve büyümesi için aktif olarak rol oynadığını, herhangi bir iş akdi olmaksızın işletmenin ortağı olarak yeni ürünlerin tasarlanması, üretimin takip edilmesi ve yönetilmesi, işletmenin finansal durumunun takip edilmesi, e-ticaret ve muhasebe sisteminin geliştirilmesi, otomotiv parça üretimi ve müşterilerle iletişim kurulması hususlarında karar verici pozisyonda fiilen çalıştığını, işletmenin net karının ortaklar arasında %50-%50 paylaşılacağı şeklinde anlaşılmışsa da bugüne kadar ortaklar aylık asgari ihtiyaçlarını karşılayacak kadar bir miktar haricinde gerçek manada bir kar paylaşımı yapmayarak karın büyük kısmı işletmeye sermaye olarak bırakıldığını, ancak 2023 yılı Nisan ayında şirketin yetkili temsilcisi ve ortağı ...’ın müvekkiline mobing uygulamaya başladığını, devam eden süreçte şiddetini artırarak ortaklığı çekilmez hale getirdiğini, taraflar arasında yazılı bir adi ortaklık sözleşmesi olmasa da davacı müvekkil ile davalı şirket yetkilisi dayısı ... arasındaki ... yazışmaları yazılı delil başlangıcı kabul edilerek tanıklarının dinlenilmesi gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla adi ortaklıktan haksız bir şekilde çıkarılan müvekkilin adi ortaklık payının ve sermaye olarak vermiş olduğu değerlerin iadesi için şimdilik 9.000,00 TL, müspet zararının tazmini için şimdilik 1.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle (3095 SK) birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkile ödenmesine, mahkemez aksi kanaatte ise adi ortaklık sözleşmesinin feshi üzerine tasfiye işlemlerinin mahkeme tarafından yürütülmesine ve fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla adi ortaklıktan haksız bir şekilde çıkarılan müvekkilin adi ortaklık payının ve sermaye olarak vermiş olduğu değerlerin iadesi için şimdilik 9.000,00 TL, müspet zararının tazmini için şimdilik 1.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle (3095 SK) birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, adi ortaklık iddiasının kabul edilmediğini, müvekkil şirketin yetkilisi ... olup, ablasının ısrarı doğrultusunda yeğeni olan davacıyı işi öğrenmesine yardımcı olduğunu, kendisine harçlık verdiğini, davacının, mezkûr ihtarında bahsettiği ağaç torna eğitimleriyle alakalı işlemler de bizzat müvekkil firma yetkilisi tarafından yürütüldüğünü, davacının müvekkil şirkete arada bir gelerek işlere yardımcı olduğunu, ancak olumsuz davranışları ve işyerinde diğer çalışanlar arasında huzursuzluk çıkarması nedeniyle davacının müvekkil firmadan ayrıldığını, davacının iddialarını yazılı deliller ile ispatlaması gerektiğini, tanık dinletme taleplerine muvafakat edilmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, adi ortaklık sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir.Davacı, davalı ile aralarında "...” isimli işyerinin işletilmesi hususunda ve elde edilecek gelirin yarı yarıya paylaşılması hususunda adi ortaklık ilişkisi kurulduğunu, kurulan adi ortaklık sözleşmesinin davalı şirket yetkilisinin eylemleri nedeniyle sürdürülmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi ile alacak talebinde bulunmakta olup davalı taraf, adi ortaklık ilişkisini inkar etmektedir. 6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir:(i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4/1 hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır.(ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4/1-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür.(iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4/1 hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez.Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; uyuşmazlık taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisinden kaynaklanmakta olup, davalı tacir ise de, davacının bilanço esasına göre defter tutmakla yükümlü 1. Sınıf tüccar olduğu ve fakat 31.12.2010 tarihi itibariyle işi terk ettiği, dava dışı ...Ltd Şti'nin yetkilisi ve ortağı olduğu anlaşılmışsa da, şirket ortağı olmasının davacı gerçek kişiyi kendiliğinden tacir yapmadığı, bu durumda dava tarihi itibariyle davacının tacir sıfatını haiz olmadığı anlaşılmakla davacının tacir olduğuna dair bir bilgiye dosya içerisinde rastlanmamıştır. Diğer taraftan taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisinin 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı açıktır (... 3. HD.nin 2022/ Esas, 2023/ Karar sayılı ilamı).Bu durumda, uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu, davanın ticari dava olmadığı ve dolayısıyla adi ortaklığın tasfiye davasına bakma görevinin genel yetkili Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanına girdiği anlaşılmakla; mahkememizin görevsizliğine ve dosyanın görevli ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. KARAR; Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Davanın Görev Dava Şartı Yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, Davanın konusu itibariyle davaya bakmaya görevli mahkeme ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğundan HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli ... NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 2-Harç, masraf, avans ve vekalet ücreti hususlarının görevli mahkemece karara bağlanmasına, herhangi bir sebeple görevli mahkemede yargılamaya devam olunmaması halinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile yargılama giderlerine hükmedilebileceğine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzünde, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.04/12/2024 Başkan ... e-imza Üye ... e-imza Üye ... e-imza Katip ... e-imza