İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/407 E. 2025/106 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/407
Karar No
2025/106
Karar Tarihi

TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024 KARAR NO : 2025 HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Alacak) DAVA TARİHİ : 24/04/2023 KARAR TARİHİ : 03/02/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 06/02/2025 Mahkememizde görülmekte olan 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Temlik eden Denizbank A.Ş. lehine imza edilen 07.05.2009 tanzim, 08.07.2009 vade tarihli 250.000.00-TL bedelli bononun tahsili amacıyla borçlu Sebahattin Mergaz aleyhine İstanbul 14. İcra Müdürlüğü ... esas(Eski Esas ... esas) sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus genel haciz yolu ile takip başlatılmış olduğunu, takip borçlusu Sebahattin Mergaz İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile icranın geri bırakılması talepli dava ikame etmiş olduğunu, mahkemece "DavanınKABULÜNE, İstanbul 14. İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının zaman aşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasına, İİK'nun 71 maddesinin yollaması ile 33/a maddesi gereğince alacaklının icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğiden sonra zaman aşımının vaki olmadığını ıspat saadetinden ve 7 gün içinde umumi mahkemede dava açma hakkının saklı tutulmasına" kararları verildiğini ve kararın kesinleşmiş olduğunu, müvekkilinin 27.09.2011 tarihli alacağın temliki sözleşmesi kapsamında davalı Sebahattin Mergaz'dan alacaklı olduğunu ve işbu alacağın tahsili için alacak davası açılması zarureti hasıl olduğunu, işbu davaya ve icra takibine konu alacak, kredi sözleşmesinden kaynaklanmakta olup 5411 sayılı kanun gereği 20 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, dava konusu alacak miktarı, borçlu tarafından herhangi bir itiraza maruz kalmadan ikrar edilmiş olduğunu, borçlu tarafından imza edilen, icra takibine konu bono usul ve yasaya uygun olarak tanzim edilmiş ve İcra takibi başlatılmış olduğunu, borçlulara usulüne uygun şekilde ödeme emri ve 103 tebligatları yapılmış olmasına rağmen borçlular tarafından İcra takibine, borca-fer'ilerine, veya imzaya herhangi bir itirazda bulunmadıklarını, alacağın varlığının borçlu tarafından ikrar edildiğinin kabulü gerekmekte olduğunu, bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilerek, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı yanın yerinde olmayan soyut ispatlanamayan tüm alacak, kredi sözleşmesine dair alacak iddialarının reddini, İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesinde açılan 2022/394Es. Ve (2022/437Es) s sayılı takibin iptali veya icranın geri bırakılması talepli şikayet davalarında; "İstanbul 14. İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının zaman aşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasına," ve "-Davacının şikayetinin KABULÜ ile İİK.nun 71/son maddesi göndermesi ile uygulanması gereken aynı yasanın 33/a maddesi gereğince şikayetçi borçlu yönünden icranın geri bırakılmasına" karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, davaya konu icra takibinin sebebi olan borcun zaman aşımına uğradığına karar verilmiş olduğunu, haksız ve hukuki mesnetlerden uzak davanın konusunu oluşturan icra takibi sebebi olan borç hem 10 yıllık genel zaman aşımına hemde kambiyo takiplerine mahsus 3 yıllık zaman aşımlarına uğramış olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilerek, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine talep etmiştir. Mahkememizce ''5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 141. maddesinde TMSF’nin alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi 20 yıl olarak öngörülmüştür. Aynı Kanunun 143/4. maddesine göre TMSF’nin en az yüzde yirmi hissedar olduğu varlık yönetim şirketleri, TMSF’den devraldığı alacaklarla ilgili olarak aynı Kanunun 132. maddesinin sekizinci fıkrasında TMSF’ye tanınan hak ve yetkileri kullanabileceği düzenlenmiş olup Bankacılık Kanunu’nun 132/8. maddesinde ise “Bu Kanunun 107 nci maddesi uyarınca bir bankanın alacaklarının devralınması hâlinde bu alacaklar, devir tarihi itibarıyla Fon (TMSF) alacağı haline gelir ve bu alacaklarla ilgili olarak borçlu aleyhine 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre başlatılmış bulunan takipler ile alacağın tahsiline yönelik davalara kaldığı yerden devam edilir.” hükmü yer almaktadır. Bankacılık Kanunu’nun 107. maddesinde TMSF’ye devredilen bankalarla ilgili hükümler yer almakla birlikte TMSF’nin kendisine devredilen bankanın alacaklarını da devralabileceği düzenlenmiştir. Sonuç olarak, bir alacağın Bankacılık Kanunu’nun 132/8. maddesi kapsamında TMSF alacağı haline gelebilmesi için bu alacağın, hisselerinin çoğunluğunun veya tamamının TMSF’ye intikal eden bankadan TMSF’nin kendisine devralmış olması gerekir. Bu şekilde TMSF’ye intikal eden alacaklar Bankacılık Kanunu’nun 141. maddesi uyarınca 20 yıllık zamanaşımına tabidir. Varlık yönetim şirketlerinin zamanaşımına ilişkin hükümden faydalanabilmesi için ise alacağın TMSF’den temlik alınmış olması ve hisselerinin en az yüzde yirmisinin TMSF’ye ait olması şarttır.Her ne kadar davacı tarafça dava dışı bankadan temlik alınan alacağa istinaden davalıya karşı alacak davası açılmış ise de takip konusu alacağın temlik eden banka tarafından 27/09/2011 tarihli temlik sözleşmesiyle davacı şirkete devredildiği, bu hali ile alacağın TMSF’den temlik alınmadığı anlaşılmakla alacağın TMSF alacağı niteliği taşımadığı sabittir.Alacağın dayanağı kambiyo senedi olduğundan , üç yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine ''karar verilmiştir. Mahkememiz kararının davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması neticesinde Bursa BAM 5. HD'nin 2023/2608 Esas 2024/528 Karar sayılı ilamıyla '' 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 143. maddesindeki düzenlemede “muaflıktan” değil “istisna”dan söz edilmekte olup, varlık yönetim şirketlerinin yaptıkları işlemleri ve bununla ilgili olarak düzenlenen kağıtları, 492 sayılı Harçlar Kanunu’na göre ödenecek harçlardan, maddede sayılan diğer vergilerden ve kesintilerden istisna tutmuştur. Görüldüğü üzere, bu hüküm varlık yönetim şirketlerinin vergiden istisna olacağı halleri istisna kurumunun doğasının da gereği olarak kendilerinin yaptıkları işlemlerden ve bu işlemlerle ilgili olarak düzenlenen kağıtlardan dolayı, hükümde sayılan kanunlar uyarınca vergi, harç veya kesinti borçlusu durumunda bulunacakları hâllerle sınırlamıştır. Bu açıklamalar ışığında, davacı varlık yönetiminin temlik aldığı alacağın bu kapsamda olmadığı gibi fon alacağı niteliğini de haiz olmadığından harçtan muaf olduğundan söz edilemez. Dava harçları kamu düzeni ile ilgili olduğundan, 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 32. Maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapıla mayacağından ilk derece mahkemesince öncelikle davacıya dava konusu değer üzerinden alınması gereken nispi harcın tamamlanması için usulünce ihtarat yapılarak süre verilmesi, bu sürede harç tamamlanır ise işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, bu yönler nazara alınmaksızın hüküm kurulmuş olması usul ve kanuna aykırı olmuştur. Öte yandan, zamanaşımına uğramış bonodan dolayı temel ilişkiye dayalı olarak alacak talebinde bulunulmuş olup, davalının süresi içerisindeki zamanaşımı defi yönünden temel ilişkinin dayanağı hukuki ilişkinin niteliğine göre zamanaşımı süresi belirlenip zamanaşımının kesen ve/veya durduran nedenler olup olmadığı da tartışılarak zamanaşımı definin değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde kambiyo senetlerine mahsus zamanaşımına dayalı gerekçeyle karar verilmesi de doğru olmamıştır. Açıklanan bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353/1.a.4-6 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına'' karar verilerek Mahkememiz kararı kaldırılmıştır. Mahkememizce dava dosyası yeniden esasa kaydedilerek , davacı tarafa ilgili BAM ilamı dikkate alınarak dava açılırken alınması gerekli 269,85 TL başvuru harcı ve dava değeri üzerinden belirlenen 9.324,59 TL peşin harç toplamı olan 9.594,44 TL harcın tamamlanması amacıyla davacı tarafa iki haftalık kesin süre verildiği ve verilen kesin sürede davacı tarafça harçların tamamlandığı anlaşılmıştır. Toplanan tüm deliller ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde açılan dava; dava dilekçesinde gösterilen ve dava dışı bankadan temlik alınan (07/05/2009 tanzim 08/07/2009 vade tarihli 250.000,00 TL bedelli bononun tahsili amacıyla başlatılan İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası (Eski esas ... Esas) alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir. Dava dışı banka tarafından davalı aleyhine İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla 07/05/2009 tanzim tarihli 08/07/2009 vade tarihli 250.000,00 TL bedelli bonoya istinaden 29/07/2009 tarihinde icra takibi başlatıldığı ve davacı tarafça davalı bankadan alacağın 27/09/2011 tarihinde temlik sözleşmesi ile temlik alındığı tespit edilmiştir. Davalı vekili tarafından cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunulmuştur. Türk Borçlar Kanunu'nun 146. Maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.'' hükmü yer almaktadır. Somut olayda da davacının dava dışı bankadan, alacağı 27/09/2011 tarihinde temlik sözleşmesi ile temlik aldığı tespit edildiğinden,davanın 24/04/2023 tarihinde açıldığı, işbu davada TBK'nın 146. Maddesi göz önünde bulundurularak zamanaşımının dolduğu kanaatine varılarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere, 1-Davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın peşin alınan 9.324,59 TL'den mahsubu ile artan 8.709,19 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı yararına ölçümlenen 85.902,44 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı , gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde mahkememize veya mahkememize iletilmek üzere verilecek dilekçe ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi’nde istinaf kanun yoluna başvurma hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03/02/2025 Katip ¸¸ Hakim ¸¸

Atıf: Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/407, K. 2025/106, T. 03.02.2025, www.arakarar.com/karar/bursa-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-407-e-2025-106-k-bf10b84e7b52