İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/1617 E. 2019/1340 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/1617
- Karar No
- 2019/1340
- Karar Tarihi
T.C. BURSA "Türk Milleti Adına" 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR Esas No : 2018 Karar No : 2019 Hakim : ... ... Katip : ... ... Davacı : ... - ... Vekili : Av. ... Davalı : ... Vekili : Av. Dava : Menfi Tespit (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan) Dava Tarihi : 11/12/2018 Karar Tarihi : 04/10/2019 Kararın Yazım Tarihi : 04/11/2019 Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydı yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı dava dilekçesinde özetle; müvekkilin davalı ... ile 06/11/2017 tarihinde imzalanan protokol otogaz lpg sözleşmesi ile Bursa ilinde faaliyet göstermek üzere bayilik anlaşması yaptığını, ülkenin içinde bulunduğgu ekonomik koşullardan etkilenen müvekkil ödeme sıkıntısı çekmiş olup dağıtıcı davalı ise elinde teminat mektubu bulunmasına rağmen ürün göndermeyerek müvekkilin davacı- bayi gaz ve yakıt satamaz hale getirdiğini, bankalardaki ilişkisii zedelenmesi neticesinde müvekkilin ticari faaliyeti sürdüremez noktaya geldiğini, görmüş bulunduğu zorunluluk üzerine müvekkil firmanın çektiği ihtarname ile sözleşmeyi feshettiklerini, dağıtı firma işlemlerinin daha da ileriye götürerek alacaklarına ve ariyetlerine karşılık olmak üzere eline müvekkil tarafından verilen teminat mektubu bulunmasına rağmen davalı taraf kötü niyetli olarak müvekkil tarafından imzalanıp boş olarak kendilerine bırakılan dava konusu Qnb Finansbank A.ş Garajlar şubesine ait ............ seri nolu çeki 04/08/2018 keşide tarihli olarak 121.593,61 TL çeki Bursa 8. İcra Müdürlüğü ... E. Nolu dosyası ile takibe geçtiğini ve müvekkili çalışamaz duruma getirdiğini, bu nedenle davalı tarafndan Bursa 8. İcra Müdürlüğü kanalı ile ... esas sayılı dosyası ile takibe konu edilen 121.593,61 TL çek ile İstanbul 22. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile takibe konu edilen 12.500,00 TL'nin karşılığının teminat mektuplarının davalı tarafından nakte dönüştürelerek tahsil edilmesi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu çeklerin kaynağını, cari hesaplarda yer alan ürün kredisi alacağı, ürün alımına ilişkin alacak ve cezai şart alacağını oluşturduğunu, davacının müvekkil şirket tarafından ürün gönderilmediği ve çeklerin teminat için verildiği iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacının sözleşmenin süresinde önce feshinde tamemin kötüniyeli olduğunu, davacı bayinin teminet mektubunu veriliş amacına ilişkin açıklamalarının hem sözleşmelerin içeriğine hem de teminat mektuplarının metninde yer alan gerekçelere açıkca aykırı olduğunu, davacının TTK'nın 17. Maddesi uyarınca bir tacir olup, 22. Maddesi kapsamında gereken özeni göstermeyerek ticari iş ve işlemlerinde basiretli bir iş adamı gibi davranmadığını, davacı müvekkil şirketin yaptığı ciddi boyutlara varan ekonomik yatırımları ile sözleşmeden beklediği fayda yönünden uğradığı kar mahrumiyetini göz ardı etmediğini, davacının menfi tespit talebinin gerçekçi olmayıp, davacının kendi edimlerini yerine getirmemesi sebebiyle, müvekkil şirkete olan sözleşmesel borçlarını ifadan kaçınamayacağını, bu nedenlerle davanın yetkisizlik nedeniyle reddiyle dosyanın sözleşme ve protokol kapsamında tayin olunan kesin yetkili İstanbul (Çağlayan) Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine, davacının iddialarının ve taleplerinin mesnetsiz odlduğunu, sübuta ermeyen haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Dava, taraflar arasında akdedilen bayilik sözlşemesinin haklı nedenle fesh edilip edilmediği, bayilik sözleşmesi gereği davacı tarafça verildiği iddia edilen 121.593,61 TL bedelli 04/08/2018 keşide tarihli çek ve teminat mektupları karşılığında borçlu olmadığının tespiti ve kötü niyet tazminat istemine ilişkindir. Mahkememizce yargılama yapılmış, Bursa 8. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ve İstanbul 22.İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyası celp edilmiştir. Bilindiği üzere tüm davalar için uygulanan yetki kuralı, genel yetki kuralı olup; buna göre genel yetkili mahkeme davalının ikametgahı mahkemesidir. (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.6/1; mülga 1086 sayılı HUMK m.9/1) Bazı davalarda ise genel yetkili mahkeme yanında başka yer mahkemeleri de yetkili kılınmıştır ki bu da özel yetki kuralıdır. Öte yandan davacının genel yetki ile özel yetki kuralı arasında seçimlik hakkı vardır. 6100 sayılı HMK'nun 10.maddesinde (mülga 1086 sayılı HUMK m.10) sözleşmeden doğan davalar için özel yetki kuralı öngörülmüş olup; sözleşmeden maksat ise konusu mal varlığı hakkı olan Borçlar Hukuku'na ilişkin sözleşmelerdir. (Yargıtay HGK 23/10/2013 gün ve 2013/65 E. 2013/1480 K.) Diğer yandan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun yetki sözleşmesi başlıklı 17. maddede ise "(1) Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır" denilerek yetki sözleşmesinde gösterilen mahkemenin de yetkili olduğu düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere, yetki sözleşmesi düzenleyebilecek şahıslar sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri olarak belirlenmiştir. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, yapılan yetki sözleşmesi, münhasır yetki sözleşmesi olacaktır. Taraflar, yetkili kıldıkları mahkemenin ve icra dairelerinin yanında, kanunen yetkili kılınan genel veya özel yetkili mahkeme ve icra dairelerinin de yetkisinin devam etmesini istiyor ise, diğer bir anlatımla, münhasır olmayan yetki sözleşmesi yapmak istiyorlarsa, bu durumun yetki sözleşmesinde ayrıca belirtilmesi gerekir. Bu yetki kuralları kesin olmadığından, HMK'nın 19. maddesinde belirlenen süre ve yöntemle yetkisizlik itirazında bulunulmaz ise davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir ve mahkemece kendiliğinden yetkisizlik kararı verilemez. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Yetki itirazının ileri sürülmesi" başlıklı 19/2. maddesinde; "Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz." hükmünü içermektedir. Yine, 116/1-a maddesinde "Kesin yetki kuralının bulunmadığı hâllerde yetki itirazı"nı "ilk itiraz" olarak düzenlemektedir. 117/1. madde ise; "ilk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenemez." hükmünü içermektedir. Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, davalı taraf süresinde yetki itirazında bulunmuş olmakla yapılan incelemede taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesi ve protokol incelendiğinde 27. Maddesi, 6.8 maddesi ve 7.5 maddesi İstanbul/Çağlayan Mahkemelerinin yetkili olduğu belirtildiğinden münhasır yetki sözleşmesi gereği yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemelerinin olduğu anlaşıldığından yetki itirazının kabulü ile mahkememizin yetkisizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-İstanbul(Çağlayan) Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkili mahkeme olması nedeniyle mahkememizin yetkisizliğine, dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, HMK 20.md.gereği kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde mahkememize başvurulduğunda dosyanın yetkili ve görevli İstanbul (Çağlayan) Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, 2-HMK 331.maddesi uyarınca yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin görevli mahkemece nazara alınmasına, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, hükmün tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde BAM'da istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/10/2019 Katip ... ¸e-imzalıdır. ... Hakim ... ¸e-imzalıdır.