İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/1047 E. 2020/505 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2018/1047
Karar No
2020/505
Karar Tarihi

TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2018 KARAR NO : 2020 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/08/2018 KARAR TARİHİ : 06/10/2020 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/11/2020 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA VE SAVUNMA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Dekoratif doğal taş üretimi yapmakta olan müvekkili davalı firmanın pazarlamacıları aracılığıyla davalı firmadan Ü-K00073 ürün kodlu 32.743,52 TL değerinde 750 kg kalıp silikonu satın aldığını, taraflar arasındaki ticari sözleşme müvekkilinin işyerinde kurulduğunu, silikonların teslimatının 16/03/2018 tarihinde tamamlandığını, davalı firmadan satın alınan kalıp silikonlarla dekoratif doğal taş kültür taşı üretimini yapıldığını ve bu taşlar piyasada birçok yere satıldığını, ancak müvekkilinin müşterileri tarafından müvekkilinin satışı ve uygulamasını yaptığı işbu dekoratif taşların kuruduktan sonra renk attığı beyazladığı gerekçesiyle şikayetler geldiğini, yapılan incelemeler neticesinde kimyasal kalıp silikonlarını bozuk olduğu dolayısıyla davalı firma ürünlerin gizli ayıplı ürünler olduğunun anlaşıldığını, satılan kimyasal maddelerin ayıplı olduğu, davalı firma pazarlama sorumlusu ... Bey'in şirket telefonuna arama yoluyla bildirildiğini, ürünlerin fotoğraflarını da 24/03/2018 tarihinde whatsapp mesajları yoluyla iletildiğini, yapılan görüşmeler neticesinde davalı firma tarafından gizli ayıp kabul edildiğini ve satılan ürünlerin kısmi olarak iade alınacağını, iade alınan ürülerin peyderpey başka firmalara satılacağı o nedenle iadenin birkaç sevkiyat ile ancak gerçekleşebileceğini, davacı satıma konu emtiadaki ayıbın gizli ayıp olduğunu ileri sürdüğünü, bu konuda delillerini ibraz ettiğini, ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı hususunun tanıkla dahi kanıtlanabilir olduğunu, müvekkili firma tarafından davalı tarafın talebi üzerine 26/03/2018 tarihli iade fatura düzenlendiğini, 8.2012,80 TL tutarında kalıp silikonun davalı firmaya iade edildiğini, ancak davalı firma tarafından taahhüt edilmesine rağmen müvekkilinin diğer zararlarının karşılanmadığını, müvekkili sürekli olarak oyalandığını, davalı yanın sürekli ertelemeleri üzerine Bursa 10.Noterliğinin 28/05/2018 tarihli 021027 yevmiye nolu ihtarnamesiyle zararın giderilmesinin talep edildiğini, söz konu kalıp silikonların kimyasal madde olması hasebiyle satılan malın ayıplı olup olmadığının anlaşılması için üretim ve uygulama yapılması gerektiğini, işbu uygulama kuruduktan birkaç gün sonra uygulaması yapılan taşların renginden anlaşıldığını, müvekkili tarafından satılan ürünlerdeki ayıbın derhal ve zamanında davalı tarafa bildirildiğini, müvekkili firmanın kalıp silikonlara birçok yere uygulama yaptığı taş kaplama uygulamalarını kırıp yenisini yapmak zorunda kaldıklarını, bu durumun malzeme ve işçilik gibi maddi kayıpların yanı sıra, müvekkilinin piyasada ciddi bir itibar kaybına neden olduğunu, müvekkilinin şahsi ticari itibar olarak zor bir durum içerisine düştüğünü, davalı şirket merkezinin her ne kadar İstanbulda olsa da ürünlerin sözlü satış sözleşmesi, şirket pazarlamacıları tarafından müvekkili firma merkezinde gerçekleştiğini, ürünlerin müvekkilinin işyerine teslim edildiğini, yapılan ihbar üzerine şirket yetkilileri, ayıplı ürünlerin incelemesi müvekkilinin üretim yerinde yaptıklarını, müvekkilinin zararının temini adına işbu davayı Bursa Mahkemelerinde açma zorunluluğu hasıl olduğunu, bu nedenlerle 24.000 TL maddi ve ticari itibar kaybı nedeniyle 20.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı tarafın taleplerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının ürünlerin ayıplı olduğuna ilişkin iddialarının gerçeği yansıtmadığını, yasanın öngördüğü şekil ve süre şartının da yerine getirilmediğini, vaki olayda satışı gerçekleştirilen ürünler ile ilgili gizli ayıp niteliğinden bahsedilemeyeceğini, taraflar arasında gerçekleşen ticari alım satım işlemine konu silikon kalıp niteliğindeki ürünlerdeki ayıbın basit bir muayene ve deneme ile ortaya çıkabilecek nitelikte olduğunu, kalıp silikonlar ile uygulama yapıldıktan 1 gün sonra üründe ayıp olup olmadığının ortaya çıkacağını, nitekim davacının da dava dilekçesinde birkaç gün sonra bu durumun ortaya çıktığını teyit ettiğini, dava konusu olayda müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, müvekkili şirketin sektörde uzun süredir kalıp silikon satışı gerçekleştirmekte olup, satışını yaptığı ürünler ile ilgili bugüne kadar kendisine ayıp iddiası ile müşteri şikayeti gelmediğini, bu durumun tedarik edilen ürünlerin kullanımı ile ilgili davacı tarafın kusuru olduğu şüphesini uyandırdığını, yine üretilen mamullerde müvekkili şirketçe satışı gerçekleştirilen kalıp silikonlarla yapılıp yapılmadığının net olmadığını, sektörde satılan tüm kalıp silikonların hemen hemen aynı olduğunu, ayırt ediciliğinin bulunmadığını, talep edilen manevi tazminatın hukuka uygun olmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, tarafların karşılıklı beyan dilekçeleri, ürün fatura ve sevk irsaliyeleri, Bursa 10. Noterliğinin 28/05/2018 tarihli 021027 yevmiye nolu ihtarnamesi, Çerkezköy 2. Noterliğinin 14/06/2018 tarih ve 05084 yevmiye nolu ihtarnamesi, Yargıtay kararları, whatsapp mesajları, keşif, bilirkişi raporu, tanık beyanları, yazılan müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ: Dava, ticari satımdan kaynaklanan ayıp sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davaya konu silikon kalıplar üzeinde 1 kimya mühendisi ve 1 inşaat mühendisi bilirkişi heyeti ile keşif yapılarak, mallar üzerinde gizli ya da açık bir ayıp bulunup bulunmadığı, kullanıcı ya da üretim hatasından kaynaklanıp kaynaklanmdığı, ayıp var ise beklenen faydaları azaltan ya da ortadan kaldıran nitelikte olup olmadığı, tamir ile giderilmesinin mümkün olup olmadığı varsa zarar miktarı hususunda rapor hazırlanması talep edilmiştir. Bilirkişi heyetinin mahkememize sunmuş olduğu 01/08/2019 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle: Dava konusu malın gizli ayıplı mal olduğu, kültür tuğlasında meydana gelen beyazlamanın kullanıcı ya da üretim hatasından kaynaklanmadığını, kültür tuğlasındaki beyazlama ile oluşan ayıbın beklenen faydaları azaltan nitelikte olduğu, temizlenmesi ve boyanması amacıyla yapılacak müdahalenin kültür tuğlasının doğal görünümünü bozacağı tamir ile ayıbın tamamen giderilmesinin mümkün olmadığı, silikon bedeli ve üretilen kültür tuğlasından kaynaklanan toplam zararın 50.034,66 TL olduğu mütalaa edilmiştir. Davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı yapmış olduğu itirazları değerlendirir önceki bilirkişi heyeti dışında 2 kimya mühendisi, 1 inşaat mühendisi bilirkişiden oluşan bilirkişi heyeti ile birlikte dava konusu silikonların olduğu mahalde yeniden keşif yapılarak, dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Bilirkişi heyetinin mahkememize sunmuş olduğu 06/04/2020 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle: Dava dosyası ve keşif anında yapılan incelemelerde dava konusu olan silikon ile ilgili ayıplı mal olması veya olmaması hakkında dava dosyasına ve taraflarca somut delil verilmediği, ... Kimya .. Ltd. Şti internet sitesinde Poltem RTV-2 kalıp silikonu teknik bilgi formunda raf ömrünün ürünün 25 derecede kendi orjinal ambalajıyla 10-12 ay muhafaza edilebilir bilgisi bulunduğu, davalı tarafından davacıya verilen silikonların fatura üzerinden değerlendirildiğinde 15/03/2018 tarihinde teslim edildiğinin anlaşıldığını, silikonların raf ömrünün en fazla 1 yıl olduğuna göre 10/07/2019 ve 31/01/2020 günü yapılan keşiflerde silikonların raf ömürlerinin dolmuş olduğunun belirlendiğini, bu durumda keşif günü davacı tarafından hazırlanarak inceleme yapmak üzere her iki bilirkişi heyetine verilen silikon kalıplara, yine davacı tarafından hazırlanmış harç dökülerek hazırlanan kültür tuğlalarında 7 günden itibaren belirgin şekilde olmak üzere 15 ve 20.günde meydana gelen renk değişimlerinin, dava konusu silikonların son kullanma tarihinin geçmesi sebebiyle özelliğini kaybetmiş olmasından kaynaklanmış olabileceği, keşif tarihinde davacı işyerinde boş silikon varili ve üst kapağında bulunan etiketin okunmayacak durumda olduğu, sahada bulunduğu 532 m2 renk değiştiren tuğlaların ve keşif anında davacı tarafından yapılan kültür tuğlası üretimi ile ilgili üretimin ne zaman yapıldığı, silikon kalıplar yapılırken hava durumunun da göz önünde bulundurularak, ne kadar silikon ve priz hızlandırıcı olarak hangi oranda katalizör karıştırıldığı ve tuğla için yapılan karışım hakkında kayıt veya tutanaklar bulunmadığı, davalı tarafından davacıya kesilen fatura üzerinden silikonların değerlendirildiğinde 15/03/2018 tarihinde teslim edildiğinin anlaşıldığı, silikonların raf ömrünün en fazla 1 yıl olduğuna göre 10/07/2019 ve 31/01/2020 günü yapılan keşiflerde silikonların raf ömürlerinin dolduğunu ve aynı zamanda tarafların analiz sonuçlarına yapılabilecek itirazların çözümünde kullanılacak analiz numunesi ile tamamen aynı koşullarda ve aynı nitelikte eş zamanlı olarak alınan numune ile birebir aynı özelliği gösteren tanık numunelerin taraflarca alınıp saklanmadığının görüldüğü, bu durumda davacı tarafından bilirkişi heyetine verilen silikon kalıpların dava konusu silikonlar olup olmadığının kesin olarak belirlenmesinin mümkün olamadığı, ileride aralarında oluşabilecek hukuki davalarda karşılaştırma yapmak üzere taraflarca saklanması gereken tanık numune bulundurma yükümlülüğünü hem davacı hem de davalı tarafın yerine getirmemiş olduğu, ayıplı olduğu iddia edilen ürünle karşılaştırma yaparak ürün hakkında karar verilmesi gerekirken bu olanağın ortadan kalktığı için dava konusu ürün hakkında ayıp, gizli ayıp veya ayıplı, gizli ayıplı ürün olmadığı mütalaa edilmiştir.Uyuşmazlık noktaları; dava konusu 16 BUT 76 plakalı araca ait taraflar arasındaki 21/02/2017 tarihli satım sözleşmesi kapsamında teslim edilen kumandanın ayıplı olup olmadığı, ayıbın açık ayıp mı, gizli ayıp mı olduğu, ayıp ihbarının zamanında yapılıp yapılmadığı, sözleşmenin feshinin gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır. Davacı vekili 27/08/2019 havale tarihli ıslah dilekçesi ile; dava dilekçesinde talep etmiş olduğu maddi tazminat talebini 30.034,66 TL arttırarak 50.034,66 TL olarak ıslah etmiştir. Taraflar arasındaki ilişki ticari satım sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Ticari satım sözleşmesinin düzenlendiği, ürünlerin teslim edildiği 16/03/2018 tarih itibariyle yürürlükte bulunan hükümler değerlendirildiğinde, 6098 Sayılı TBK'nun 219.maddesine göre, satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmamasından da sorumludur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur. Ticari satımlarda, 6102 Sayılı TTK 23/1-c bendine göre, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda TBK 223.maddesi 2.fıkrası uygulanır. 6098 Sayılı TBK'nun 223/1 fıkrasına göre, alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. 6098 Sayılı TBK'nun 223/2. fıkrasına göre ise , alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Ayıpları bildirmenin içeriğini ve zamanında yapıldığını ispat külfeti, alıcıya düşer. TBK'nun 223. maddesindeki ihbar süreleri hak düşürücü süre olup, hakim tarafından re'sen gözönünde tutulur. Ayıp ihbarının süresinde yapılmamış olması halinde, satıcı ayıplı maldan sorumlu olmaz. Diğer yandan 6102 Sayılı TTK.18 maddesinin 3 fıkrasında "tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığı ile taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır" düzenlemesi bulunmaktadır. Satılan maldaki ayıpların ihbarı herhangi bir şekle tabi tutulmamıştır. Ancak, uyuşmazlık halinde ayıp ihbarının kanıtlanması şekle tabidir. Tacirler arası ticari satımlarda ayıp ihbarının 6102 Sayılı TTK.'nun 18/3 maddede öngörülen şekilde yapıldığı kanıtlanmalıdır. Diğer bir anlatımla bu yön ispat koşuludur. O halde toplanan delillerden yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda, taraflar arasında Poltem RTV -2 sıvı halde kalıp silikon satışına ilişkin satış sözleşmesi kurulduğu, sözleşme konusu ürünün teslim edildiği sabit olup davacı tarafından ticari satıma konu ürünün, uygulaması yapıldıktan sonra renk attığı beyazladığı, üründen beklenen faydanın sağlanamadığı ve ayıplı olduğunun ileri sürüldüğü, davalı tarafından ise teslim edilen ürünün ayıplı olmadığı, ayıp ihbarının süresi içinde yapılmadığı savunulmuş olup uyuşmazlık taraflar arasında davalının sıvı halde teslim ettiği kalıp silikon ürününün ayıplı olup olmadığı ayıplı ise ayıp ihbarının süresi içinde yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. Dava konusu Poltem RTV -2 sıvı halde kalıp silikonun uygulamasının yapıldığı tuğlalar üzerinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 01/08/2019 tarihli bilirkişi raporuna, itirazlar üzerine yeniden yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmış ve sonucunda bilirkişi heyetinin 06/04/2020 tarihli raporunun gerekçeli, denetime açık hüküm kurmaya elverişli olup bu rapora itibar edilmiştir. Bu kapsamda ayıbın varlığı ve niteliğinin belirlenmesi teknik incelemeyi ve bu nedenle bilirkişi raporu alınmasını gerektirdiğinden alıcının ayıbın varlığını ve niteliğini kanıtlama yükümlülüğü nedeniyle kendisine teslim edilen ürüne ilişkin bilirkişi inceleme yapılabilmesini mümkün kılacak şekilde davranmalıdır. Aynı zamanda ayıbın varlığı ve niteliği konusunda algı kişiden kişiye değişebildiğinden, objektif bir bakış açısının yapılması gerekli olup bu değerlendirmeyi de ancak teknik bilirkişinin incelemesi ile ortaya çıkabileceğinden tanık beyanı ile ispatın güç olup ayıbın varlığı halinde davadan önce delil tespiti yaptırılması ispat kolaylığı sağlamaktadır. Bu durumda davacı tarafından ayıplı olduğunu ileri sürdüğü ürünlerin 15/03/2018 tarihinde teslim alındığı, teslimden sonra davalıya ürünlerin ayıplı olduğuna dair 24/03/2018 tarihinde whatsapp uygulaması ile mesaj gönderildiğinin beyan edildiğinden bu tarih itibariyle ayıbın ortaya çıktığının öğrenildiği ancak 28/05/2018 tarihi itibariyle noter yoluyla davalıya ihbarda bulunduğu anlaşılmakla yukarıda açıklandığı üzere 6102 sayılı TTK ' nın 18/3. Maddesi uyarınca ayıp ihbarının yasal şekle uygun olarak 24/03/2018 tarihinden sonra süresinde yapılmadığı gibi ayıbın ortaya çıkmasından sonra davacı tarafça yapılmış delil tespitinin bulunmadığı, ürünlerin raf ömürlerinin geçmiş olduğu, kültür tuğlası üretiminde, hava durumu dikkate alınarak ne kadar silikon ve priz hızlandırıcı olarak hangi oranda katalizör karıştırıldığı ve bu karışıma ait tutanakların bulunmadığı yine tanık numunelerin saklanmadığından bilirkişi heyetinin 06/04/2020 tarihli raporununa itibar edilerek ve ibraz edilen delilller kapsamında satıma konu ürünün ayıplı olduğunun ispat edilemediği anlaşılmakla ( Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/11212 Esas 2017/6354 Karar sayılı Kararında vurgulandığı üzere)d avanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere, 1-Davanın subut bulmadığından reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 54,40 TL nispi karar ve ilam harcının peşin alınan 751,41 TL ile 444,61 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.196,02 TL'den mahsubu ile bakiye 1.141,62 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan bilirkişi gideri 2.400,00 TL, keşif harcı 384,90 TL, keşif araç ücreti 180,00 TL olmak üzere toplam 2.964,90 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı vekil ile temsil edildiğinden maddi tazminat yönünden AAÜT' 13/4. göre belirlenen 3.400 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davalı vekil ile temsil edildiğinden manevi tazminat yönünden AAÜT'ye 10/3-4. maddesine göre belirlenen 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-HMK'nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekiline ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 06/10/2020 Katip ... ¸e-imzalıdır. Hakim ...

Atıf: Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/1047, K. 2020/505, T. 06.10.2020, www.arakarar.com/karar/bursa-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2018-1047-e-2020-505-k-7fd4427c70bd