İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/553 E. 2018/1495 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2016/553
Karar No
2018/1495
Karar Tarihi

TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2016 KARAR NO : 2018 HAKİM : KATİP : DAVACI : 1- 2- 3- 4- VEKİLLERİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) DAVA TARİHİ : 22/04/2016 KARAR TARİHİ : 20/11/2018 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/12/2018 Mahkememize tevzi edilen Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA VE SAVUNMA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilleri ...'ün kontrolündeki ... plakalı araçta 14/12/2007 tarihinde tek taraflı olarak meydana gelen trafik kazasında vefat eden ...'in eşi ve kızları ve oğulları olduğunu, trafik kazası 14/12/2007 tarihinde Erzurum - Muş devlet karayolunun Körsu Köyü mevkiinde sürücü dava dışı ...'ün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde gerçekleştiğini, kaza tarihinde destek ... ve sürücüsü ...'ün içerisinde bulunduğu ... plakalı aracın ... Sigorta A.Ş. Tarafından ZMMS ile sigortalandığını, ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar şeklinde olduğunu, Tekman Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama neticesinde araç sürücüsü ...'ün kazanın meydana gelişinde kusurlu olması sebebiyle taksirle ölüme sebebiyet vermek suçundan mahkumiyetine karar verildiğini, davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından müteveffanın desteğinden yoksun kalan müvekkillerinin başvurusu üzerine destekten yoksun kalma tazminatı kapsamında 20/01/2009 tarihinde, 52.899,00 TL ödeme yapıldığını, eksik ödenen tazminatın bakiye miktarının ödenmesi maksadıyla davalı sigorta şirketince 25/01/2016 tarihinde tebellüğ edilen başvuruya cevap verildiğini, müvekkillerinin bu kapsamda uğradıkları destekten yoksun kalma zararlarının davalı sigorta şirketince poliçe kapsamında tazmin edilmesi gerektiğini, bu nedenlerle kaza tarihnden itibaren işleyecek avans faizi ile ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müteveffanın desteğinden yoksun kalan ... için 250,00 TL, ... için 250,00 TL, ... için 250,00 TL, ............ için 250,00 TL olmak üzere toplam 1.000,00 Tl maddi tazminatın davalı sigorta şirketinden tazmin ve tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacıların ikametgahının İstanbul olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davanın zaman aşımına uğradığını, sigortaya karşı yöneltilecek davalarda zaman aşımı süresinin 2 yıl olduğunu, olayda dava dilekçesinden anlaşılacağı üzere hatır taşımacılığının söz konusu olduğunu, davacılara miras bırakan ...'in ölümünden dolayı ölüm aylığı bağlanıp bağlanmadığının açık olmadığını, davacıların SGK'dan ölüm aylığı alıyor ise SGK tarafından ödenen peşin sermaye bedellerinin müvekkili şirketten talep edilmesinin söz konusu olacağından peşin sermaye bedellerinin düşülmesi gerektiği, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, tarafların karşılıklı beyan dilekçeleri, kaza tespit tutanağı, tarihli sigorta poliçesi ve araç ruhsat örneği, Tekman Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma sayılı iddianamesi, 04/02/2009 tarihli kusur durumunu gösteren bilirkişi raporu, 25/06/2009 tarihli Trafik İhtisas Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen kusur durumunu gösteren rapor, bilirkişi raporu, yazılan müzekkere cevapları. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ: Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminat istemine ilişkindir. Davacının destekten yoksun kalma tazminatı, ödemeler, ödemelerin faizleri hususunda rapor tanzim edilmek üzere aktüer bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişinin mahkememize sunmuş olduğu 07/05/2018 tarihli bilirkişi raporunda özetle: Kazalının varsayımsal kazancının 423.718,40 TL olarak hesaplandığı, garameten dağılım sonucaunda davacınındul eşinin destek zararının 100.701,05 TL, çocuk .......'ün 3.745,46 TL, Çocuk ...........'un 643,39 TL, çocuk .............nın 44.023,20 TL alacağının hesaplandığını, 2007/2 yılı trafik sigortası teminatları kişi başına 80.000 Tl olduğu, davalı şirketin 20/01/2009 tarihinde davacılara toplam 52.899,00 TL ödeme yaptığı, bakiye limitin 27.101 Tl olduğunun tespit edildiğini, bu sebeple söz konusu meblağın davacılar arasında garameten dağılım yoluyla dağıtıldığında 8.001,13 Tl talep miktarının hesaplandığı mütalaa edilmiştir. Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu 18/09/2018 havale tarihli dilekçesi ile davasını 26.234,07 TL arttırarak toplam 27.234,07 TL ıslah etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş.' vekili tarafından cevap dilekçesi ve cevaba cevap dilekçesinde yetki ilk itirazında bulunduğu ve İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğu bildirildiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere mahkemelerin yetkisi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 5 ila 19. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi genel yetkili mahkeme olarak belirlenmiştir(m.6). HMK’da davalının ikametgahı mahkemesinin yanında, özel yetki kuralları ile başka yer mahkemeleri de yetkili kılınmıştır.. Öğretide ve uygulamada özel yetki kuralları olarak adlandırılan ve bazı dava çeşitleri için kabul edilen bu istisnai nitelikteki yetki kuralları, ilke olarak kamu düzenine ilişkin değildir. Kamu düzenine ilişkin olmayan özel yetki kuralları, genel mahkemenin (m.6) yetkisini kaldırmadığından, eş söyleyişle onunla birlikte uygulandığından, davacı davasını genel veya özel yetkili mahkemede açmak hususunda bir seçim hakkına sahiptir. Zira özel yetki genel yetkiyi ortadan kaldırmaz, onun yanında varlığını sürdürür; dolayısıyla dava veya icra takibi, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. Davalıların birden fazla olması halinde yetki ise 6100 Sayılı HMK’nın 7. maddesinde düzenlenmiş olup, madde metni; “(1) Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır. (2) Birden fazla davalının bulunduğu hâllerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir” şeklindedir. Uyuşmazlığa konu eldeki davanın haksız eylemden kaynaklanması nedeniyle HMK 16. maddesinin de açıklanması ve HMK 7. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. HMK’nın “Haksız fiilden doğan davalarda yetki” başlıklı 16. maddesi; “Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir” düzenlemesini içermektedir. Yine 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi ile ZMSS Genel Şartlarının C.7. maddesinde, motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vukuu bulduğu yer mahkemesinde de açılabileceği düzenlenmiştir. Anılan bu düzenlemeler ve HGK'nun 25.12.2002 tarih ve 2002/11-1105 karar sayılı ilamı ile "birden fazla (genel ve özel) yetkili mahkeme varsa, davacının bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda seçimlik hakkına sahip olacağını" belirtmiştir. Ayrıca HGK'nun 16.04.2014 gün,2013/17-2098 E, 2014/541 K sayılı ilamında “merkez veya şubenin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerini yetkili kabul eden Kanun'un, acente ve şubeyi denetleyen, üst mercisi olan, genel merkezin emir ve talimatı doğrultusunda çalışan ve yetkisi şubeye göre daha fazla olan bölge müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğunu kabul etmek gerekir. Ayrıca davalı sigorta şirketi tarafından yetki itirazının ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması olarak da kabul edilmesi mümkündür.” denilmek suretiyle sigorta şirketlerinin bölge müdürlüklerinin bulunduğu yer mahkemelerinin yetkili olduğu benimsenmiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: -Dava konusu trafik kazası Tekman/ Erzurum, İlçe ve İlinde gerçekleşmiştir. -Davacıların yerleşim yeri adresi Ümraniye/İstanbuldur. -Davalının merkezi adresi Şişli/İstanbuldur. -Kazaya karışan ... plaka sayılı aracın davalı ... Sigorta A.Ş şirkette ZMMS ile sigortalı olduğu, poliçenin Levent Ayçiçek-İstanbul da düzenlendiği anlaşılmaktadır. -Davalı sigorta şirketin bölge müdürlüğünün olup olmadığı hususunda davalı sigorta şirketinin genel müdürlüğü ve Türkiye Sigortalar Birliğine ayrı ayrı müzekkereler yazılmış müşterek cevaplarında, Bursa İlinde temsilciliklerinin olduğu, Bölge Müdürlüklerinin ayrı sicil kayıtları olmadığını, satış direktörlüğünün yetkileri itibariyle Bölge Müdürlüğü niteliğinde olmadığı ve genel müdürlüğünün İstanbul İlinde olduğu bilgisi verilmiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda, 14/12/2007 tarihinde Tekman/Erzurum da meydana gelen trafik kazasında davacıların destekten yoksun kalma tazminat isteminde genel yetki kuralı ve özel yetki kuralları gereği yetkili mahkemenin Bursa Mahkemesi olmadığı gibi HGK'nun 16.04.2014 gün,2013/17-2098 E, 2014/541 K sayılı kararında açıklandığı üzere davalı sigorta şirketinin şubeleri denetleyici şubeye göre yetkisi fazla olan bir bölge müdürlüğünün Bursa İlinde olmadığı, sadece satış direktörlüğünün bulunduğu bildirilmiş olduğundan mahkememizin yetkisizliğine, davalı vekilinin müvekkilinin şirket merkezinin Şişli / İstanbul'da olması nedeniyle yetkili mahkemenin İstanbul Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğu savunmuş, genel yetkili mahkeme olan davalının ikametgahının (şirket Merkezi) bulunduğu yerin Şişli / İstanbul olması nedeniyle usulune uygun yapılan yetki ilk itirazının kabulu ile mahkememizin yetkisizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere, 1-Davalı vekilinin yetki itirazının kabulü ile mahkememizin yetkisizliğine, İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğuna, 2-HMKnun 20 maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde talep halinde dosyanın İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, talep olmadığı takdirde dosya üzerinden davanın açılmamış sayılmasına dair karar verilmesine, 3-HMK'nın 331. Maddesine göre yargılamanın yetkili mahkemede devam etmesi halinde yargılama giderlerin yetkili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesince taktirine, yargılamanın yetkili mahkemede devam etmediği taktirde talep üzerine mahkememizce dosya üzerinden yargılama giderlerinin tespiti ve hükmedilmesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 20/11/2018 Katip ¸e-imzalıdır. Hakim ¸e-imzalıdır.

Atıf: Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2016/553, K. 2018/1495, T. 20.11.2018, www.arakarar.com/karar/bursa-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2016-553-e-2018-1495-k-839a67719082