İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1008 E. 2018/270 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2016/1008
- Karar No
- 2018/270
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2016/ KARAR NO : 2018/ HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : VEKİLİ : Av. ... DAVALI : DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/07/2016 KARAR TARİHİ : 22/02/2018 KARAR YAZIM TARİHİ : 06/03/2018 Mahkememize tevzi edilen İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA VE SAVUNMA : Davacı dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin davalıdan alacağının tahsili amacıyla Bursa 19. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız takip yapıldığını, ödeme emrinin 30/06/2016 tarihinde borçluya tebliğ edildiğini, davalı borçlunun haksız ve dayanaksız olarak takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu, davalı borçlunun itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacının müvekkilinin alacağına dayanak teşkil eden sevk irsaliyelerinde teslim alan olarak isim ve imzası bulunan .........................r'ın celbedilerek SGK kayıtlarından da anlaşılacağı üzere davalı şirketin çalışanları olduğunu, faturalara konu malların karşı tarafça teslim alındığını, bu çalışanların imzaları ile sabit olduğunu, davalı tarafın faturalar, sevk irsaliyeleri gereği sabit olan borcunu tüm şifahi taleplere karşı ödemediğini, bu nedenle aleyhinde icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirketin takip konusu bedelde alacaklı olduğunu, dosya kapsamında toplanacak deliller ve taraflara ait defter ve kayıtların incelenmesi neticesinde netlik kazanacağını, her iki tarafın da tacir olduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin ticari ilişkiden kaynaklandığını, davalının haklı neden olmaksızın borcunu ödemeyerek icra takibi yapılmasına sebep olduğunu, takibe konu icra takibine haksız ve dayanaksız itiraz ettiğini, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, bu nedenlerle Bursa 19. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmiş ancak davalı tarafından savunmada bulunulmamıştır. DELİLLER: Dava dilekçesi, tarafların beyanı, Bursa 19. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takip dosyası, sevk irsaliyeleri, sgk kayıtları, vergi dairesi kayıtları, ticari defterler, faturalar, bilirkişi raporu, yazılan müzekkere cevapları. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ: Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. Maddesine göre açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafından faturaya dayalı olarak 27/06/2016 tarihinde ilamsız takip talebinde bulunmuştur. İcra Dairesi tarafından davalı borçluya ilamsız takiplerde ödeme emri 30/06/2016 tarihinde tebliğ edilmiş ve davalı tarafından yasal süre içinde 08/07/2016 tarihinde borca itiraz etmiştir. Tarafların ticari defterleri talep edilmiş davacı tarafça ibraz edilen ticari defteler bir mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiştir. Mali müşavir bilirkişinin 10/10/2017 tarihli raporunda özetle: defter kayıtları ve cari hesap ekstrelerine göre davacı 27/06/2016 takip tarihi ve 28/07/2016 dava tarihine göre davalıdan takip tutarındaki asıl alacak ve dava tarihindeki dava tutarı kadar 10.649,20 TL alacaklı olduğunu, 2016 yılı kapanış fişine de davalı 10.649,20 TL borçlu durumda olduğunu, davacının takip öncesi işlemiş faiz talebinde bulunduğunu, temerrüt oluşmadığı için işlemiş faiz talebinin de yerinde olmadığını, aylık bilidrim sınırı 2016 yılı Nisan ayında geçildiğini, o aya ait satıcının BS formu il edavalı alıcının BA formları incelendiğinde o ay kesilen 14 adet toplam 8.381,00 TL + KDV = 9.889,58 TL tutarındaki faturanın her iki taraf tarafından da maliyeye beyan edildiğinin görüldüğünü, mayıs ayında kesilen tek faturanın KDVli 759,63 TL olduğunu, davacının davalıdan 10.649,20 TL alacaklı olduğu mütalaa edilmiştir. Davalıya ticari defterlerini sunmak üzere 27/04/2017 tarihli celse de yasal sürenin verildiği, davetiye gönderildiği ancak, davalının ticari defterlerini sunmadığı anlaşılmaktadır. Davacının tarafların ticari defterlerine dayandığı anlaşılmakla ticari defterlerin delil olması yönünden bilindiği üzere Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.03.2012 tarih ve 2011/11-862 Esas, 2012/51 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 6100 sayılı HMK'nın 219. (1086 sayılı HUMK’nın 326.) maddesine göre her iki taraf kendi ellerindeki vesikaları (belgeleri) mahkemeye ibraz etmek zorundadır. Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, diğer anlatımla, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da, uyuşmazlığa 6100 sayılı HMK'nın 222/5. (6762 sayılı TTK’nın 83/2.) maddesindeki özel hükmün uygulanamayacağı durumlarda; karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar, HMK'nın m. 220 (HUMK'nın 330.) maddesindeki genel düzenlemelere tabidir. HMK'nın 220. (HUMK'nın 332.) maddesi, bir tarafın, mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi halinde, mahkemenin, o tarafın maksadını gözeterek, diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğini öngörmektedir. Önemle vurgulanmalıdır ki; HMK'nın 220. (HUMK'nın 332.) maddesindeki bu hüküm, taraflardan birinin delillerini salt karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hallerde, ticari defterlerin mahkemeye sunulması bakımından da uygulanır. Diğer anlatımla, belirtilen bu durumda ticari defterler de, HMK m. 220. madde (HUMK'nın 330 ve sonraki maddeleri) anlamında “vesika” niteliğindedir. Öte yandan, ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 82.) maddesindeki hüküm, “I Kati delil” şeklindeki kenar başlığı ile birlikte değerlendirildiğinde ve aynı Kanun’un 1474. maddesi uyarınca kenar başlıklarının metne dahil bulunduğu da gözetildiğinde; ticari işlerden dolayı tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin (maddede gösterilen koşulların mevcut olması kaydıyla), kesin delil niteliğinde bulunduğunu öngörmektedir. 6102 sayılı TTK'nın 64. (6762 sayılı TTK'nın 69. vd.) maddeleri uyarınca da defterlerini yöntemince Tasdik ettirmeyen tacirin bu gibi defterleri lehine delil olamaz. Ancak kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır. (HMK. m. 222/4, 6762 sayılı TTK'nın 84,85) O halde yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davacı tacirin davalı şirkete mal ve ürün sattığı ve faturaların düzenlendiği, taraflar arasında TTK m. 87/2 anlamında yazılı bir cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin uygulamada sıkça karşılaşılan “açık hesap” ilişkisinin olduğu, davacının ticari defterlerinin usulune uygun tutulduğundan, ticari defterin kesin delil olduğu, davalı tarafın süresi içinde ticari defterlerini sunmadığından , davacının defterlerinin HMK' nın 220. Maddesi gereğince kabul edilebileceği anlaşılmakla dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden hüküm kurmaya elverişli kabul edilen 09/10/2017 tarihli bilirkişi raporu, malların teslimine ilişkin sevk irsaliyelerde teslim alanların davalı şirket çalışanları olduğu, davalının dava konusu faturaları maliyeye beyan ettiği anlaşılmakla, malların teslim alındığı ancak ödendiğinin ispat yükünün davalı tarafında olduğu ve ödendiğinin ispat edilemediğinden, usulune uygun düzenlenen bilirkişi raporuna itibar edilerek davalının takip tarihi itibariyle 10.649,20 TL davacıya borçlu olduğunun ispat edildiğinden asıl alacak yönünden talebin kabulune, davalı borçlunun icra takip tarihinden önce TBK'nın 117. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmediğinden asıl alacak yanında takip tarihine kadar olan dönem içerisinde işlemiş faize yapılan itirazın iptaline yönelik talebin reddi ile davanın kısmen kabulune, icra inkar tazminatı yönünden alacağın fatura alacağı olduğu, likit olduğu, davalının asıl alacak yönünden itirazında haksız olduğundan koşulları oluşmakla, icra inkar tazminatı talebinin kabulu ile aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere, 1-Davanın kısmen kabul, kısmen reddine, Davalının Bursa 19. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takip dosyasına yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 10.649,20 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek (yıllık %10,5 oranını aşmamak kaydıyla) ticari reeskont avans faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-İİK 67. Maddesi gereğince icra inkar tazminatının koşulları oluştuğundan 10.649,20 TLnin %20'si olan miktarın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 727,45 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 181,87 TL'nin mahsubu ile bakiye 545,58 TL nispi karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan bilirkişi gideri 350,00 TL, posta, talimat ve tebligat gideri 135,90 TL olmak üzere toplam 485,90 TL yargılama giderinden kabul ve red oranlarına göre hesaplanan 475,88 TL yargılama gideri ve 181,87 TL peşin harç olmak üzere toplam 657,75TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen 2.180,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-HMK' nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/02/2018 Katip ... ¸e-imzalıdır. Hakim ... ¸e-imzalıdır.