İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/499 E. 2018/1672 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2015/499
- Karar No
- 2018/1672
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2015 KARAR NO : 2018 BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... MAHKEMEMİZE AİT ... E SAYILI ASIL DAVADA: DAVACI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. DAVALILAR : 1- ... 2- ...- ... 3- ... - ... VEKİLİ : Av. ... - DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 14/10/2010 BİRLEŞEN BURSA 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ... E SAYILI DAVADA: DAVACILAR : 1- ... - 2- ... - ... VEKİLİ : Av. ... - DAVALI :... - ... ... VEKİLİ : Av. DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 01/11/2010 KARAR TARİHİ : 19/12/2108 YAZIM TARİHİ : 22/01/2019 Mahkememizde görülmekte bulunan Alacak davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, MAHKEMEMİZE AİT ... E SAYILI DAVADA: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili ile davalı gerçek kişilerin uzun yıllar dost olduklarını ve aralarında güvene dayalı bir ilişki bulunduğunu davalı ..., ... ve ... ortaklığında ... Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd Şti ünvanlı bir şirket kurulduğunu daha sonra vaki hisse devirleri neticesinde şirketin ortaklarının müvekkili ... (%38,5 hisse) ve ... olduğunu, şirket müdürünün ... olduğunu, davalılardan ...' ın sahte imzalarla kendisini müdür tayin ettiğini alınan kararlarda müvekkilinin imzalarının olmadığını, şirketin 31/12/1998 tarihi ile 31/12/2009 tarihleri arasında 1.175.705,10 TL birikmiş kar payının olduğunu ancak müvekkilinin tüm ısrarlarına rağmen hakim ortak davalılar tarafından kar dağıtımı yapılmayıp kendi özel işlerine kullanıldığını, Beyoğlu 3.Noterliğinden düzenlenen 20/08/2010 tarih ... nolu ihtarname ile hisselerine ait kar payını talep ettikleri halde dağıtımın yapılmadığını, şirket kayıtlarında gözüken paraların fiilen şirkette bulunmadığını ve nerede olduğunun bilinmediğini, taraflar arasında karşılıklı güven ortamının kalmadığı iddia olunarak şirket yönetiminin kayyuma tevdi edilmesi, şirketin TTK 549/4 üncü maddesi uyarınca haklı nedenlerle fesih ve tasfiyesine karar verilmesi, TTK 552 ve TTK 441 ve devamı maddeleri gereğince tasfiye memuru atanması, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşulu ile 467.000,00 TL kar payı alacağını ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı yanın kusurlu olup, dava açma hakkı bulunmadığını, şirketin fesih ve tasfiyesinin koşullarının oluşmadığını ve davacının 467.000,00 TL alacak talebinin dayanağının bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. BİRLEŞEN BURSA 1.ASLİYE TİCAET MAHKEMESİ ... E SAYILI DAVADA DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı ...'nın 1999 yılında ... Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd Şti' ni kurduklarını ve ... Sigorta A.Ş.' nin yetkili acentesi olarak faaliyete başladıklarını, davalının hissedar olduğu tarihten bu güne kadar İstanbul şube faaliyetlerinden doğan kararlarını Bursa kasaya göndermediğini şirketin maliyeye olan sorumluluklarından hiçbirini yerine getirmediğini, davalının bu güne kadar şirkete ait olan 1.000.000 TL üzerinde alacağı tahsil ettiğini ancak bu tahsilatı şirket kasasına göndermediğini, davalı ... zimmetinde bulunan şirket alacağının her türlü sorumluluk bakımından belirlenmesi ve şirkete ödenmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı iddialarının yerinde olmadığını, müvekkili davalının davacı şirketten alacaklı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. KANITLAR: Şirket ana sözleşmesi, ticaret sicil kaydı, ihtarname, bilirkişi incelemesi, tanık anlatımları vs. KANITLARIN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME : Asıl dava; davalı şirketin fesih ve tasfiyesi ile kar payı alacağı, birleşen dava ise şirket alacağının tahsili talebine ilişkindir. Yapılan yargılama sonunda, asıl davanın reddine ,birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11 HD'nin , 16/12/2014 tarih ve 2014/674-2014/19885 E/K sayılı ilamı ile "....Mahkemece, şirket ortakları arasında geçimsizlik bulunduğu, ancak davacının şirkete ait paraları uhdesinde tutması ve usulsüz harcamalar yapması nedeniyle daha fazla kusurlu olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, gerek bilirkişi raporu ve gerekse tanık beyanlarına göre, davacının ve davalı ...’ın başında bulundukları şubelerden elde edilen karların doğrudan kendilerine kaldığı, kar payı dağıtımının hiç yapılmadığı, giderlerin de her bir şube tarafından kendi kazancından ödendiği, şirketin kuruluşundan beri işlerin bu şekilde süregeldiği, acentesi olunan ... Sigorta A.Ş'ye her bir şubenin üretimi yaptığı poliçelere göre merkez şube tarafından yapılan hesaplama sonucu prim ödemesi ve komisyon kesintisi yapıldığı, davacının başında bulunduğu şubenin gelir ve gider kayıtlarının merkez şubede tutulduğu anlaşılmakta olup, her ne kadar bilirkişi tarafından davacının yaptığı giderlerin bir kısmının gerçek gider olmadığı belirtilmiş ise de bu giderlerin şirket merkezinde tutulan defterlerde kayıtlı olup olmadığı anlaşılamamaktadır.Bu itibarla, mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları, tanık beyanları ve davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı yapmış olduğu itirazlar gözönüne alınarak, bilirkişiden ek rapor veya yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak alınacak rapor sonucu ortaklar arasındaki anlaşmazlıkta hangi ortağın daha fazla kusurlu olduğunun belirlenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. Ayrıca, birleşen dava, davacı-birleşen davalı ...'nın zimmetine geçirdiği iddia edilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, iddia edilen paranın şirkete ait olması nedeniyle davacı ...'ın aktif dava ehliyeti bulunmamaktadır. Bu itibarla, mahkemece anılan davacı yönünden aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle, anılan davacı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle mahkememiz hükmü bozularak dosya iade edilmiştir. Mahkememizce usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Taraflarca sunulan tüm deliller toplanmış, tanıklar dinlenmiş, şirket kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Ticaret sicil dosyasından davalı-karşı davacı şirketin 2 ortaklı bir şirket olup davacının şirkette %38,5 pay sahibi oldukları anlaşılmıştır. SMM bilirkişi ... tarafından hazırlanan 15.02.2013 havale günlü bilirkişi raporunda şirketin yıllar itibarıyla yevmiye defterlerinin açılış tasdiklerinin mevcut olduğu ancak kapanış tasdiklerinin olmadığı, şirketin hesaplarının merkez ve şube olarak ayrı ayrı tutulmadığı, tamamının tek yevmiye defterinde tutulduğu merkez ve şube olarak ayrıştırılmadığı; kar zarar hesaplanırken merkez ve şube ayrıştırılmasının yapılmadığı, şirketin 2002-2010 yıllarına ait net satış gelirlerinin (merkez ve şube dahil olmak üzere) 5.155.958,07 TL olduğu, ... Sigorta A.Ş.'nin AS400 sigorta programı kayıtlarından alınan bilgilere göre İstanbul Şubesinin 2002-2010 yılları arasında 8.647.652,96 TL tutarında poliçe ürettiği ve bunun karşılığında 1.379.214,81 TL komisyon geliri elde ettiği, bu gelirin şirketin gelir kayıtlarının içerisinde yer aldığı, şirketin İstanbul Şubesinin 2002-2010 yılları arasında 1.007.273,23 TL gider yaptığı, bu giderlerin şirketin şirketin yasal defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafın bu giderlerin 588.926,91 TL'lik kısmının gerçek olmadığı iddiasında olduğu, davalı tarafın gerçek olmadığını iddia ettiği ve raporda ayrıntılı olarak dökümü verilen 2002-2010 yıllarına giderlerin toplam tutarının 588.926,91 TL olduğu, bu giderlerin gerçek olup olmadığına ilişkin karar verme yetkisinin mahkemeye ait olduğu, davacı vekilinin beyanına göre İstanbul Şubesinde üretilen primlerin 01/2008 tarihine kadar olan kısmının Bursa Merkeze gönderildiği, 02/2008 tarihinden itibaren ise direk ... Sigortaya gönderildiği, ayrıca gelir vergileri ile poliçelere ait %5 BSMV lerin Bursa Merkez' e gönderildiği, ancak üretilen poliçelere ait komisyon gelirlerinin Bursa Merkeze gönderildiğine ilişkin herhangi bir beyan ya da belge ibraz olunmadığı,dosya münderecatındaki belgeler kapsamında bu raporun 5.maddesinde hesaplanan 2002-2010 yıllarına ait 1.379.214,81 TL komisyon bedelinin davacının uhdesinde kaldığı ve merkeze transfer olunmadığı, komisyon bedellerinden iş bu raporun 7 a bölümünde belirtilen şirketin İstanbul Şubesinin 2002-2010 yılları arasında yapmış olduğu giderler toplamı olan 1.007.273,27 TL nin tenzil olunması sonucunda 371.941,58 TL nin şirketin İstanbul Şubesinin uhdesinde kaldığı kanaatine varıldığı, şirketin dava tarihi itibarıyla dağıtılacak kar toplamının 1.124.233 Tl olduğu, bu karın 31.12.2009 yılına kadar elde edilen geçmiş yıllar karı olduğu, bu raporun 10.maddesinde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere bu karın TTK ve vergi mevzuatına uygun dağıtımının yapılması halinde ...' nın hissesine (%38,5) 331.482 TL isabet ettiği, davalı tarafın iddiaları doğrultusunda fiili durum göz önüne alınarak yedek akçe ve vergi prosedürü ihmal olunarak hesaplanan alternatif kar dağıtım hesabı sonucunda ... nın hissesine (%35,5) 659.566 TL isabet ettiği bildirilmiştir. Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda 2.bilirkişi kurulundan aldırılan rapor ve ek raporda; davacının kar payının ödenmesi hususunda genel kurula herhangi bir talepte bulunmadığından kar payı ödenmesini dava yoluyla talep edemeyeceği,davacı ve davalının işletmekte oldukları şubelerde elde ettikleri satış gelirlerinin yaklaşık %73 ü oranında gider gösterdikleri, iddialarının yerinde olmadığı ve ortaklar arasındaki anlaşmazlıkta her iki ortağın %50 oranında kusurlu olduğu,haklı fesih koşullarının oluşmadığı,genel kurulda alınmış bir kar payı dağıtım kararı olmadığı için davacının kar payı dağıtımını talep edemeyeceği,birleşen davada ise;davacı şirketin davalının 2002-2010 yılları arasında yapmış olduğu giderleri defterlerine kaydettikten yaklaşık 8 yıl sonra bu giderlerin 588.926,91 TL'lik kısmının gerçek olmadığını iddia etmesi iyiniyet kurallarına uymadığı gibi,her iki şubenin de hasılatının yaklaşık %73 ünü gider olarak göstermesi nedeniyle bu hususta tarafların birbirlerinden talepte bulunamayacakları, davacı ...'ın ise aktif dava ehliyeti olmadığını beyan etmişlerdir. Her ne kadar tanık beyanları ve dosyadaki delil ve belgelerden şirket ortakları arasında geçimsizlik bulunduğu ve husumet boyutuna ulaştığı anlaşılmakta ise de, şirketin feshine karar verilebilmesi için haklı fesih sebeplerinin ortaya çıkmasında davacı ortağın kendisinin eylem ve işlemlerinin katkısının bulunmaması gerekir.Aldırılan 1.bilirkişi raporunda ortaklar arasındaki uyuşmazlıkta davacının kusurlu olduğu,ikinci raporda ise ortakların %50 oranında kusurlu oldukları belirtildiğinden, enaz davalı kadar kusurlu olan davacının (ilk raporda davacı tamamen kusurlu bulunmuştur) şirketin feshi talebi yerinde görülmemiştir. Davacı genel kuruldan kar payı dağıtılmasını talep etmediğinden ve genel kurulca bu yönde verilmiş bir kararda olmadığından davacının kar payı dağıtılması talebi yerinde görülmemiştir. Birleşen dosyada ise, davacı şirketin, davalının 2002-2010 yılları arasında yapmış olduğu giderleri defterlerine kaydettikten yaklaşık 8 yıl sonra bu giderlerin 588.926,91 TL'lik kısmının gerçek olmadığını iddia etmesi iyiniyet kurallarına uymadığı gibi,her iki şubenin de hasılatının yaklaşık %73 ünü gider olarak göstermesi nedeniyle, bu hususta tarafların birbirlerinden talepte bulunamayacakları kanaatine varıldığından davacı şirketin davasının bu gerekçeyle,diğer davacı ...'ın ise davalı ...'nın zimmetine geçirdiği iddia edilen paranın tahsilini talep ettiğinden, iddia edilen paranın şirkete ait olması nedeniyle bu davacının davalıdan tazminini isteme hakkı yani aktif dava ehliyeti bulunmamaktadır. Bu davacı yönünden de aktif husumet yönünden davanın reddi gerekir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı gerekçeye göre; Mahkememizin ... e sayılı asıl davada, 1-Davanın REDDİNE 2-Harçlar yasası gereği alınması gereken 35,90 TL harcın peşin alınan 6.934,95 TL den mahsubu ile fazla yatırıldığı anlaşılan 6.899,05-TL harcın karar kesinleştiğinde istem halinde yatıranına iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri cüzi miktar olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalılar yararına ölçümlenen 32.630,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Birleşen Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ... e sayılı davada; 1-Davacı ... yönünden, aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, 2-Diğer davacı ... .... Sigorta Ltd.Şti. yönünden ise davanın esastan reddine, 3-Harçlar yasası gereği alınması gereken 35,90-TL harçtan peşin alınan 148,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 112,60-TL harcın karar kesinleştiğinde istem halinde yatıranına iadesine, 4-Davacılar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-Davalı yararına ölçümlenen 2.180,00 TL maktu, ( husumet yönünden ) 2.180,00 TL nispi (esas yönünden) olmak üzere toplam 4.360,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde taraflarca yatıralan avansın kullanılmayan kısmının HMK 333.md.uyarınca yatıranlarına iadesine Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde Yargıtay yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 19/12/2018 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... ¸E-imzalıdır. ¸E-imzalıdır. ¸E-imzalıdır. ¸E-imzalıdır.