İlk Derece Mahkemesi · Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/1055 E. 2025/235 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1055
- Karar No
- 2025/235
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR KONKORDATO ESAS NO : 2024/ KARAR NO : 2025/ BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : TALEP EDENLER : 1- 2- VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h) KARAR TARİHİ : 26/02/2025 Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde; Davacıların gelir gider dengesi ve nakit akışlarındaki bozulmaların faaliyetini sürdürdüğü işletmesinde ekonomik güvenliğini tehlikeye soktuğunu bu nedenle geçici mühlet talebinde bulunmuştur. DELİLLER ve GEREKÇE: Talep, konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir.Adi konkordato, iflasa tabi olup olmadığına bakılmaksızın, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun borçlarını proje ile belirli bir vade veya indirim yoluyla yeniden yapılandırabilecekleri bir hukuki imkandır. Konkordato hükümlerinden yararlanmak isteyen borçlu veya borçlunun iflasını isteyebilecek alacaklılardan biri, Asliye Ticaret Mahkemesine vereceği dilekçesine İİK m. 286’ da sayılan belgeleri de ekleyerek konkordato mühleti talebinin kabul edilmesi hususunda bir başvuru yapabilir. Konkordato talebine eklenecek belgeler Madde 286 da sayılmıştır, bunlar aşağıda belirtilenlerdir;a) konkordato ön projesi.b) Borçlunun malvarlığının durumunu gösterir belgeler;, tüm alacak ve borçları vadeleri ile birlikte gösteren liste ve belgeler.c) Alacaklıları, alacak miktarlarını ve alacaklıların imtiyaz durumunu gösteren liste.d) Konkordato ön projesinde yer alan teklife göre alacaklıların eline geçmesi öngörülen miktar ile borçlunun iflâsı hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktarı karşılaştırmalı olarak gösteren tablo.e) makul güvence veren denetim raporu ile dayanakları. Mahkeme talep ile birlikte İİK m. 286’ daki belgelerin eksiksiz olduğunu tespit ettikten sonra borçluya derhal üç aylık geçici bir mühlet verir. Verilen bu geçici mühlet, borçlunun veya komiserin talebiyle iki ay daha uzatılabilir (İİK m. 287/4). Davacının konkordato başvurusu ve başvuruya eklediği İİK m. 286 da sayılan belgelerin eksiksiz olduğu görüldüğünden davacı borçluya üç aylık geçici bir mühlet verilmiştir. İİK m. 289/3 gereği, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde, borçluya bir yıllık kesin mühlet süresi verilir hükmü uyarınca geçici mühlet içerisinde yapılan incelemeler ve konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığı denetlenmiştir.Komiserden davacı borçlunun işletmesel durumu ve borç yapısı ile ilgili denetleme yapması istenilmiş ve bu hususta rapor düzenlenmiştir.Rapor içeriği dikkate alındığında geçici mühlet içerisinde duruşma günü açılması ve borçlu şirket yetkilisinin beyanları alınmak üzere duruşmaya davet edilmesi gerektiği görülmüştür.Davacı şirketin iştigal konusunun dava dilekçesinde de belirtildiği tarım yemi üzerine olduğu anlaşılmaktadır. Davacı şirketin geçici mühlet içerisinde satışlarının konkordato projesinde öngörülenden 3,6 kat fazla olduğu, geçici mühlet içerisindeki satışlarının 136.337.057,11 TL olduğu komiser raporunda belirtilmiştir. Her ne kadar davacı şirketin geçici mühlet içerisindeki karlılığı belirtilmemiş ise de davacı şirketin duran varlıklarının da toplam 158.327.700,00 TL olduğu komiser raporunda belirtilmiştir. Davacı şirketin rayiç bilançoya göre borca batık olmadığı ve 20.868.404,72 TL aktifte olduğu belirtilmiştir.Konkordato kurumu; borca batık olmayan sermaye şirketinin konkordato kurumunun geçici mühlet hükümlerinden faydalanıp taşınmazlarını rahat bir ortamda satması ve bu suretle ucuz kredi kullanması kurumu değildir. Nitekim, ... 6. Hukuk Dairesinin 05/12/2024 tarih ve 2024/ E.- 2024/ K. sayılı ilamında da açıkça hukukumuzda mahkeme dışı konkordato kurumunun olmadığı belirtilmiştir. Ayrıca, ... 6. Hukuk Dairesi Esas ve 2023/ ve 2023/ Karar sayılı ilamında aynen, "Konkordato vade verilmesi, tenzilat yapılması ve bu ikisinin birlikte istendiği karma konkordato şeklinde olabilir.İİK’nın 305/1-b maddesi uyarınca borçlunun teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile uyumlu olması gereklidir.Konkordato mehli talebi ile birlikte mahkemelerce kanundan kaynaklanan birtakım tedbirler alınmakta ve bu tedbirler tasdik kararı verilmesine kadar devam etmektedir. Bu süreler kanun koyucu tarafından oldukça kısa tutulmuş olup, kesin olarak belirlenmiştir. Mahkemelerce tasdik kararı verilmesinden sonra uzun bir süre ödemesiz dönemin kabul ediliyor olması tedbirlerin bu süre kadar uzamasına sebep olacaktır ki böyle bir sonuç kanun koyucunun amacına uygun düşmez. Mahkemelerin projeye alacaklıların lehine müdahale etmesi mümkün olduğundan bu süreye müdahale edilmemesi konkordatonun ruhuna aykırı düşecektir.Projede faizsiz ödeme talep edilmesi tipik tenzilat konkordatosunun bir örneğidir. Borca batık olmayan, malvarlığı ile borçlarını ödeyebilecek olan şirketin tenzilat talep etmesi İİK 305/1-b maddesi kapsamında değerlendirilerek teklif edilen projenin davacının malvarlığı ile uyumlu olmadığı sonucuna varılmalıdır.Konkordato ucuz kredi temini yolu olarak kullanılmamalıdır." şeklinde, ucuz kredi temininin teklif edilen faiz ile ilişkisini açıklamıştır.... söz konusu bu kararı ışığında somut dosyamız değerlendirildiğinde; davacının 28 ay vade ve % 10 yasal faizle ödeme planı içeren projesi söz konusudur. Geçici mühlet tarihi itibariyle dahi ülkemizde yasal faiz oranı % 24 iken projede teklif edilen % 10 faizin bir tenzilat konkordatosu olduğu ve borca batık olmayan şirketin bu şekilde borcunu 24 aydan fazla bir süreye yayıp yasal faizin altında faiz teklifi, tipik bir ucuz kredi teminidir. ... son dönem istikrar bulmuş kararlarında, bu şekilde projelerin tasdik edilemeyeceği ve bu durumun kaynaklarla orantılı olmadığı belirtilmiştir. Sonuç olarak; borca batık olmayan ve duran varlığı borçlarından fazla olan davacı şirketin satış rakamları ve 28 ay vade ile yasal faizin altında % 10 faiz teklifi ucuz kredi temini olduğundan davacının konkordatoya ihtiyacı olmadığı kanaati ile aşağıdaki şekilde davanın reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1- Davacılar ... TARIM YEM SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ (... Mersis No. ) (... Ticaret Sicil No.), ... (...)'nin konkordato taleplerinin AYRI AYRI REDDİNE, 2-Davacı şirket borca batık olmadığından iflas kararı verilmesine YER OLMADIĞINA, 3-Davacılara verilen kesin mühletin sonuçlarının kendiliğinden sona erdiğinin ve mahkememizce alınan TEDBİRLERİN KALDIRILDIĞININ AÇIKLANMASINA, 4-Konkordato komiseri ... görevinin SONLANDIRILMASINA, 5-Kararın İİK 288.maddesi uyarınca ilanına ve ilgili yerlere bildirilmesine, 6-Davacı tarafça yapılan muhakeme masrafının kendi üzerinde bırakılmasına 7-Mahkememizce konulan tüm tedbirlerin KALDIRILMASINA, 8-Kararın İİK 288.maddesi uyarınca ilanına ve ilgili yerlere bildirilmesine, 9-Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli 615,40 TL harcın başlangıçta alınan 427,60 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 187,80 TL karar ve ilam harcın davacılardan ayrı ayrı tahsili ile hazineye irat kaydına, Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine, Dair davacı vekili ile duruşmaya katılan feri müdahil vekillerinin yüzüne karşı davacı bakımından kararın tebliğinden itibaren, itiraz eden diğer alacaklılar yönünden ise kısa kararın ilanından itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesinde ... açık olmak üzere oy çokluğuyla verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/02/2025 Başkan (Muhalif) e-imzalı Üye e-imzalı Üye e-imzalı Katip e-imzalı Muhalefet Şerhi; davacıların gerek işletmesel gelirleri gerekse işletmesel faaliyeti dışında bulunan duran varlıkları ile rehinli alacaklının aşkın rehninin bulunması dikkate alındığında kesin mühlet verilmesi gerekirken kesin mühlet verilmesinin reddine dair çoğunluk görüşüne katılmıyorum Muhalefet Gerekçesi; Eldeki dava İİK 285.maddesinde düzenlenen adi konkordato istemine ilişkindir.Buna göre; borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için konkordato talep edebilir.Davalı şirketin Tekstil alanında faaliyet gösterdiği ve dış ticaret firması olduğu anlaşılmaktadır. Davacı şirketin borç yükünün bir kısmı rehinli finansman borç yükünden oluştuğu, yine bir kısmının ise konkordatoya tabi adi alacak niteliğinde alacaklardan oluştuğu görülmektedir.Konkordatonun amacı alacaklı ve borçlu arasında bir uzlaşı sağlanarak özellikle alacaklıların yararına borçlunun borçların ödeyebilmesi amacı gütmektedir. Davacı şirketin işletmesel yapısı değerlendirilirken faaliyetlerinden elde ettiği satış rakamları ile karlılıkların yanında maddi varlıkların da konkordato projesinin başarı şansına etkisinin bulunduğu dikkate alınmalıdır. Davacının konkordato projesine gelince komiser raporunda da belirtildiği üzere işletmesel gelirleri itibariyle şirketin önemli ölçüde gelir elde ettiği, şirketin 5 aylık net satışlarının 136.337.057,11 TL olduğu, mühlet içerisinde aylık ortalama 27.267.411,42 TL satış yaptığı ve hedeflenen 5 aylık toplam net satışlarının yaklaşık 3,60 kat fazlasıyla gerçekleştiği, ancak; süreç içerisinde satılan mal maliyetleri henüz kesinleşmediğinden şirketin net karlılığının ne miktarda olduğunun belirlenemediği görülmektedir. Davacı şirketin bir kısım borçları rehinli borçlar olup yaklaşık olarak 100 Milyon TL değerindeki duran varlıkların rehinli olduğu anlaşılmaktadır. Rehinli alacaklı Promar vekilinin duruşmadaki beyanlarında davacı şirketin rehinli sayılan bu borcunun güncel olarak 32 Milyon TL düzeyinde olduğu sözlü olarak bildirilmiş olup, bu husus komiser görüşünde de vurgulanmıştır. Dolayısıyla mevcut rehinlerin aşkın rehin niteliğinde olduğu, rehinli borçtan artan kısmın projede kaynak olarak kullanılabileceği görülmektedir. Burada önemli olan diğer hususta rehinli alacaklı olan Promar vekili konkordato sürecine destek olduklarını açıklamışlardır. Bu kapsamda raporda da rehinli malların değerinde satılması suretiyle rehinli borçların sona ermesinden sonra şirket üzerinde bulunan finansman yükü azaldığında şirketin mevcut karlılığı konkordato projesinin başarılı olmasına önemli ölçüde etken olacaktır. Davacının konkordato projesi hem %10 faiz hem de düşük sayılabilecek 24 ay vade içermektedir. Öngörülen faiz ve vade süresi davacıya alacaklıların zararına olacak şekilde olup olmadığı, alacaklılar toplantısında alacaklıların kullandığı kullandığı kabul oyundaki çoğunluğa ve bakış açısına göre gerektiğinde mahkemenin müdahalesiyle revize edilebilecek niteliktedir. Bu şekilde süreç içerisinde alacaklıları da zarara uğratmaksızın menfaatler dengesine uygun bir hal ortaya çıkabilecektir. Ancak bunun için komiser raporunda da belirtildiği üzere şirketin faaliyet karının tam olarak tespit edilebilmesi gerekmektedir. Ancak 3 aylık geçici mühlet süresi içerisinde şirketin istenilen satış rakamlarına ulaşsa da maliyetler kesinleşmeden net karlılık hesaplanamamıştır. Dolayısıyla şirketin kesin mühlet verilmek suretiyle net karlılığı belirlendikten sonra gerekirse mahkeme müdahalesiyle projenin revize edilip edilmeyeceği tartışılarak bir değerlendirme yapılması daha uygun olacaktır. Yoksa henüz verilerin net olmadığı ve aşkın verilerin bulunduğu bir ortamda davacının kesin mühlete ihtiyacı olmadığı düşüncesi bu aşamada sağlıklı ve doğru olmayacaktır. Bu durum kesin mühlet içerisinde işletmesel faaliyet gelirlerinin belirlenmesiyle ortaya çıkabilecektir.Borçlarını ödemede güçlük ile şirketin aktif varlığının borçlarını karşılayıp karşılamadığı aynı şey değildir. Dikkat edilecek olursa İİK konkordatonun borçlarını ödemekte güçlük çeken ve vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan kimseler için konkordato talep edilebileceğini ön görmüştür. Konkordatoda amaç bir yandan alacaklıların alacaklarına kavuşmasını sağlamakken diğer yandan işletmesel faaliyetin devamlılığını sağlamaktır. Yasa koyucu bu şekilde alacaklılar ile borçlular arasındaki menfaati korumak istemiştir. Konkordato süreci ne alacaklıların zararına işletilmeli yalnızca borçluyu korumalı ne de borçlunun durumunu hangi hale sokarsa soksun yalnızca alacaklıları düşünülmesi gerektiği kabul edilen bir müessese değildir. Dolayısıyla davacının projesinin tamamıyla alacaklıların zararına mı olduğu yoksa konkordatoya ihtiyacı varken alacaklı ve borçlunun menfaatler dengesine uygun bir biçimde konkordato sürecinin mi yürütülmesinin gerektiği dosya kapsamı itibariyle kesin mühlet içerisinde netleşecektir.Çoğunluk görüşünde davacının taşınmazlarının bulunduğu işletmesel gelirleri de dikkate alındığında konkordatoya ihtiyacı olmadığı vurgulanmışsa da; davacının taşınmazlarında rehinli alacaklıların öncelik hakkı bulunmaktadır. Bu taşınmazlar üzerinde aşkın rehin vardır. Davacının aktif fazlasını oluşturan kısımlar içerisinde işletmesinde bulunan makine, ekipman ve demirbaşları da bulunmaktadır. Dolayısıyla konkordatoda asıl amaç bir yandan işletmenin faaliyetine devam edebilmesine olanak sağlarken diğer yandan alacaklıların da alacaklarına kavuşmasına imkan yaratmaktır. Topyekün bir bakış açısıyla borca batık olmayan ve aktif fazlası bulunan ancak nakit ihtiyacında dar boğaza girmiş şirketlerin nakit sıkıntısı nedeniyle borçlarını ödemede güçlük çekmesinden dolayı nasıl olsa varlığın var, bu varlıkların cebren paraya çevrilsin, ister kıymetinde satılsın ister kıymetinden daha aşağı bir bedelle hem alacaklıların hem de borçlunun zararına satılsın bakış açısıyla konkordatoya ihtiyacı olan şirketlerin kesin mühlete ihtiyacı bulunmadığının tespiti doğru olmayacaktır. Kaldı ki konkordato sadece borca batık şirketler için getirilmiş bir müessese olmayıp iflas ertelemeden farklı olarak talep etmek için borca batık olma şart değildir. Bunun mefhumu mualifinden borca batık olmayan borçlunun da konkorato isteyebileceği çıkacağı gibi zaten yasada açıkça borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun konkordato isteyebileceği açıkça düzenleme altına alınmıştır. Çoğunluk görüşünde mahkeme dışı konkordato olgusuna vurgu yapılmış ise de; davacının da amacı mahkeme dışı konkordato olmayıp özü itibariyle konkordatonun dışında tutulan rehinli borçların bertaraf edilmesi sonucu işletmesel faaliyetten elde edilen karlılıkla alacaklıların da menfaatine olabilecek biçimde projede öngörülen vadelerde borçlarını ödemektir. Dolayısıyla kesin mühlet verilerek bu sürecin denetlenmesi davacı bakımından gereklidir. Bu mahkeme içi konkordatodur. Mahkeme dışı konkordato ise yasamızda bulunmamakla birlikte doktrinde tarafların TBK hükümleri uyarınca uzlaşısına dayanmakta olup doktrinde kabul edilmiş olan bir müessesedir. Eldeki davadaki proje ile de ilgisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla davacının geçici mühlet içerisinde yapılan denetimler ve komiser raporu içeriği ve yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alındığında kesin mühlete ihtiyacı olduğu ortadadır. Reddine ilişkin çoğunluk görüşüne katılmak mümkün görülmemiştir.Aksi takdirde bu şekilde bir bakış açısı günümüz ekonomik koşullarında projesinin başarı ihtimali bulunmayan konkordato taleplerine ilişkin dosyalar yanında projesinin başarı ihtimali olan dosyaların da reddedilmesi sonucu ilk derece mahkemelerinden istenen tüm konkordato taleplerinin reddedilmesi gibi bir sonuç doğuracaktır ki bu da yasanın fiilen uygulanmasının önlenmesine neden olacaktır. Oysa ki; yasa koyucu halen konkordatoya ilişkin düzenlemeleri yürürlükten kaldırmamıştır, mevzuatımızda hükümleri itibariyle mevcut bulunmaktadır.Bu nedenle kesin mühlete ihtiyacı bulunun ve tüm şartları oluştuğu eldeki davada davacılara kesin mühlet verilmesi gerekirken talebin reddine karar verilmesine katılmak mümkün olmamıştır. Başkan e-imzalıdır