İlk Derece Mahkemesi · Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/1053 E. 2018/1638 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2017/1053
Karar No
2018/1638
Karar Tarihi

TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2017/ KARAR NO : 2018/ HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/08/2017 KARAR TARİHİ : 11/12/2018 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/01/2019 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili beyanlarında özetle ; davacının davalı şirketin eski ortaklarından olduğunu şirketteki hissesini devrederek şirketten ayrıldığını, şirket ortaklığından ayrıldıktan sonra 28/10/2014 ve 11/01/2014 tarihlerinde 150.000,00'şer TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL borç para verdiğini bu paraların ... Bankası ... Şubesindeki hesaplarından gönderildiğini, söz konusa alacağa ilişkin olarak kısmi dava actıklarını şimdilik 20.000,00 TL talep edildiğini, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak kısmi dava açılmasında herhangi bir yasal engelde olmadığını belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalı vekili beyanlarında özetle ; davanın kısmi dava olarak açılamayacağını davanın miktarı tam ve kesin olarak belli olduğunu, davacının gönderdiğini iddia ettiği paraların borç olarak değil ortak olduğu dönemde şirket hesabından kendi şahsi harcamaları için çektiği paraların geri ödenmesi amacıyla transfer edilen paralar olduğunu, davalının davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacının hissesinin söz konusu transferlerden önce devrettiğini, şirketten ayrılan ve hissesini devreden bir kimsenin ayrıldığı şirkete borç para vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, borç para verdiği konusunda ispat külfetinin davacıda olduğunu, borç olarak verdiğini iddia etmesine rağmen 2014 yılından beri hiç bir talepte bulunmamasının da davacının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe: Davacı taraf davalıya 28/10/2014 tarihinde 150.000,00 TL, 11/11/2014 tarihinde de 150.000,00 TL olmak üzere toplamda 300.000,00 TL para gönderdiğini, bu paranında TBK 336.maddesine göre borç para olarak verildiğini, bu havaleler dolayısıyla davacıdan dava dilekçesiyle toplam 20.000,00 TL, ıslah dilekçesiyle birlikte 300.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmişlerdir. Davacı taraf davasını 300.000,00 TL'ye ıslah etmiş ancak dava değeri 300.000,00 TL'yi aşmadığından yargılamanın heyet tarafından yapılmasına gerek olmadığı ve tek hakimli mahkemenin görevli olduğu kabul edilmiştir. Tüketim Ödüncü Sözleşmesi TBK'nın 386. maddesinde düzenlenen bir sözleşme türüdür, buna göre ödünç verenin bir miktar parayı yada tüketilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanında aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir. Bu kapsamda davacı taraf davalıya 28/10/2014 tarihinde 150.000,00 TL, 11/11/2014 tarihinde de 150.000,00 TL olmak üzere toplamda 300.000,00 TL havale işleminin ödünç sözleşmesi kapsamında verildiğini ispatla yükümlüdür. Davalı taraf davacının davalıya ödünç para vermediğini, şirket hissedarı ve yöneticisi olduğu dönemde şirket hesabından şahsi harcamaları için kullandığı paraların geri iadesi olduğunu ileri sürmüştür. Yani davalı havalenin bir borcun ödemesi niteliğinde olduğunu savunmuştur.Taraflar arasında 300.000,00 TL'nin banka aracılığıyla davalı tarafa gönderilmesi konusunda ihtilaf yoktur. Taraflar arasındaki ihtilaf para gönderme işleminin TBK 386.maddesinde düzenlenen Ödünç Sözleşmesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı noktasındadır. Banka dekontlarında paranın gönderiliş nedeninin yazılı olmadığı ve bu konuda bir açıklama içermediği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere açıklama içermeyen havaleler varolan bir borcun ödendiği noktasında karine teşkil ederler. Bunun aksi havaleye ilişkin işleme konulacak bir açıklama ile ortaya konulabilecek iken gönderilen havalelerde buna ilişkin bir açıklama yoktur. Davalı tarafın savunmaları da ve ispat külfetine ilişkin beyanları da bu nokta üzerinde toplanmaktadır. Taraflar arasında yazılı bir Ödünç Sözleşmesi bulunmadığı gibi yukarıda belirtildiği üzere toplamda gönderilen 300.000,00 TL'nin havalesinde herhangi bir açıklama da yer almamaktadır. Tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde aralarındaki iddia olunan hukuki ilişkinin varlığının araştırılması bakımından davalının ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması yoluna gidilmiştir. Davalı defter kayıtları incelendiğinde; 31/10/2014 tarihinde ve 30/11/2014 tarihinde 150.000,00'er TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL miktarında davacının davalıya gönderdiği paralara ilişkin kaydın bulunduğu, 31/10/2014 tarihinde kasa bakiyesinin 4.806,91 TL olduğu, gelen 150.000,00 TL havale ile 314.002,24 TL olduğu, 30/11/2014 tarihinde kasa bakiyesinin 1.012,73 TL olduğu, gelen 300.000,00 TL ile birlikte kasa bakiyesinin 282.771,47 TL olduğu tespit edilmiştir. Davacının davalı şirketteki hisselerini devrederek şirketten ayrıldığı, ayrılmadan önce şirkette Müdür olduğu, davacı ... adına şirket hesaplarından 2008-2009-2010-2011 ve 2012 yıllarında toplamda 564.000,00 TL'nin aktarılmış olduğu anlaşılmıştır. TBK 555.maddesine göre; '' havale , havale edenin , kendi hesabına , para , kıymetli evrak yada diğer bir nisbi eşyayı havale alıcısına vermek üzere havale ödeyicisinin, bunları kendi adına kabul etmek üzere havale alıcısını yetkili kıldığı bir hukuki işlemdir.'' TBK 556.maddesine göre; '' havale, havale edenin havale alıcısına borcun ifası amacıyla yapılıyorsa bu borç ancak havale ödeyicisinin borcu ifa etmesiyle sona erer.'' Anılan yasal düzenleme havale işleminin bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığına karine teşkil etmektedir, bu yasal bir karinedir ve yasal karinenin aksini davacı taraf ispatla mükelleftir. Davalı tarafın ödemeyi davacının bir borca yönelik yaptığı savunması ise bu karinenin tekrarından ibarettir. Esasında burada davalının savunmasının vasıflı ikrar niteliğinde olup olmadığı değerlendirildiğinde buradaki hukuki olguyu vasıflı ikrara değil yasal karinenin savunma olarak öne sürülmesine ilişkin kabul etmek daha yerinde olacaktır. Kaldi ki davalının bu savunması vasıflı ikrar niteliğinde olduğu düşünülse dahi ... 20/04/2016 tarihli 2016/- esas 2016/ karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere somut olayımızda da adi veya bileşik ikrar sözkonusu olmayıp vasıflı ikrar ( gerekçeli inkar ) bulunduğundan ve bu ikrarda bölünemeyeceğinden ispat yükü burada yer değiştirmeyecektir. Buna göre vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğü davalı tarafa değil iddiasını ileri süren davacı tarafa aittir. Ancak mahkememiz davalının bu savunmalarının vasıflı ikrardan başka TBK 555, 556 .maddelerinde düzenlenen havaleye ilişkin yasal karinenin öne sürülmesi niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. Bunun sonucu olarakta davalı tarafın somut olayda ispat yükümlülüğü yoktur. Ödünç sözleşmesi ilişkisinin varlığı noktasında ispat yükümlülüğünün davacı taraf üzerinde olduğu kabul edilmiştir.Somut uyuşmazlığa tarafların durumu bakımından değerlendirecek olursak davacı taraf davalı şirketteki hisselerini 15/10/2014 tarihinde devretmiştir. Davacının hisselerini devrettiği bir şirkete borç para vermesi de hayatın olağan akışına aykırı bulunmuştur. Diğer yönüyle bilirkişi raporuyla da tespit edildiği üzere davacıya hissedar ve şirket Müdürü olduğu dönemde şirketten aktarılan tutarlarda dikkate alındığında arada 300.000,00 TL havale bakımından ödünç ilişkisinin ( ödünç verenin davacı, ödünç alanın davalı olduğu ) bulunduğunu kabul etmekte mümkün değildir. Tüm dosya kapsamına göre davacı taraf iddialarını ispatlayabilmiş değildir. Davacı taraf yemin deliline de dayanmadığından toplanacak başka bir delil kalmamıştır. Bu sebeple ispatlanamayan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ve nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli 35,90 TL harcın başlangıçta ve ıslah yoluyla alınan toplam 5.123,25 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 5.087,35 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 23.950,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Kesinleşme süreci tamamlana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal sürede ... Bölge Adliye Mahkemelerinde ... açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/12/2018 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı

Atıf: Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/1053, K. 2018/1638, T. 11.12.2018, www.arakarar.com/karar/bursa-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2017-1053-e-2018-1638-k-bb9c804da5ed