Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/4106 E. 2025/3040 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4106
- Karar No
- 2025/3040
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/447 E., 2024/1564 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/417 E., 2022/436 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin, davalı şirkete 24.10.2017 tarihinde 50.000,00 USD, 03.11.2017 tarihinde 20.000,00 USD ödünç para verdiğini, karşılığında davalı şirketin o tarihte çalışanı olan dava dışı ...'nin aynı tarihli belgeleri düzenleyip müvekkiline verdiğini ve paraları davalı şirketin hesabına yatırdığını, ancak davalının borcunu geri ödemediğini, bu sebeple davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu beyanla davalının itirazının iptali ve takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının icra takibinde dayanmadığı bir delile itirazın iptali aşamasında dayanamayacağından sunulan dekontların delil olarak değerlendirilemeyeceğini, davanın genel merkeze karşı açılması gerekirken şubeye karşı açıldığını, banka dekontunda dava dışı üçüncü kişi "..." isminin kullanılması nedeniyle davanın husumetten reddi gerektiğini, alacağın muaccel hale gelmediğini, davacının hukuki yararının bulunmadığını, yetkili bir icra dairesinde takip yapılmadığından davanın reddi gerektiğini, davanın açılmasından önce davacının akrabası olan dava dışı ...'na dava değerinin 50.000,00 USD'lik kısmının ödendiğini, davanın reddine ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 24.10.2017 ve 03.11.2017 tarihli belgelerin o tarihte şirket çalışanı olan dava dışı ... tarafından şirket kaşesi ve imzasıyla davacıya verildiği, söz konusu belgelerde alınan paranın davalı şirket adına borç olarak alındığının ifade edildiği, belgelerin borç ilişkisinin varlığını ispata yeterli olduğu, isticvaben dinlenen davalı şirket yetkilisi ... ile şirket çalışanı dava dışı ...'nin de paranın borç alarak alındığını ikrar ettikleri, alınan paraların şirket hesabına geçirildiği ve halen ödenmediğinin beyan edildiği, borcun 50.000,00 USD'sinin ödendiği yönündeki soyut beyanlara ise itibar edilmediği, davalı şirketin ticari defterlerinde geri ödeme kaydına rastlanmadığı, dava konusu alacağın TBK 312, 387 ve 392 maddeleri uyarınca muaccel olduğu ve alacağın ödenmediği, alacağın likit niteliği taşıdığı, bu sebeple icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu gerekçesiyle açılan davanın kabulüne, itirazın iptaline, davalı borçlu tarafından icra dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacak üzerinden hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının davasını dava dışı ... tarafından imzalanmış ve davalı şirket kaşesinin bulunduğu 24.10.2017 ve 03.11.2017 tarihli belgelere dayandırdığı, ayrıca davacı tarafça sunulan dekontlarda davalı şirketin banka hesabına ''... teslimatı'' açıklamasının bulunduğu, belgeleri imzalayan ...'nin, belirtilen tarihlerde şirket yetkilisi olmadığından şirket çalışanınca düzenlenmiş belgelerin başlı başına yazılı delil mahiyeti taşımadığı açık olmakla birlikte bu haliyle belgelerin yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu, isticvap edilen davalı şirket yetkilisi ...'in duruşmada alınan beyanında söz konusu belgelerin kendi bilgisi dahilinde düzenlendiğini, paraların davalı şirket adına dava dışı ... tarafından teslim alındığını kabul ve ikrar ettiği, dava dışı ...'nin de belgelerdeki imzanın kendisine ait olduğunu beyanla söz konusu paraları davalı şirket adına borç olarak aldığını ikrar ettiği, paraların davalı şirket hesabına yatırıldığı, davacının iddiasını ispatladığı, davalının ise borcun 50.000,00 USD'lik kısmını ödediğini ileri sürerek buna dair dosyaya whatsap yazışmaları ve 27.08.2020 tarihli adi yazılı belgeyi dosyaya sunduğu, sunulan whatsap yazışmalarının davacı ile davalı şirket yetkilisi arasında yapıldığının davacının da kabulünde olduğu, whatsap yazışmalarının içeriğine yönelik davacı tarafın herhangi bir itiraz veya inkarı bulunmadığı, whatsap yazışmaları incelendiğinde ise; 50.000 USD'nin davacının bildirdiği ... isimli şahsa ödenmesi yönünde görüşmelerin yapıldığı, görüşmelerin sonunda davacının 28.08.2020 tarihli mesajında "teşekkür ederim, bozdurup bana gönderdiler. İşimi gördüm şimdilik." şeklinde ifade kullandığı, söz konusu whatsap yazışmaları bu haliyle yazılı delil başlangıcı mahiyetinde olmakla, davalı tarafça dinletilen tanıkların ödeme iddiasını destekler şekilde beyanda bulunduğu, söz konusu ödemenin davacının başka bir alacağından kaynaklandığına yönelik dosya kapsamında delil de bulunmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 392. maddesi kapsamında borcun muaccel hale geldiği, davacının kötü niyetli olduğuna dair dosya kapsamında delil bulunmadığından koşulları oluşmamakla davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, kararının kaldırılarak, esas hakkında aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabul kısmen reddine, davalının icra dosyasına yönelik itirazının 20.000,00 USD alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, hüküm altına alınan alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden faiz işletilmesine, alacak likit olduğundan 20.000,00 USD alacağın takip tarihi itibariyle TL karşılığı olan 141.280,00 TL'nin %20'si oranındaki 28.256,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, koşulları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, taraflar arasında birden fazla alacak verecek ilişkisi olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde her ne kadar whatsapp yazışmalarının içeriğine yönelik davacı tarafından herhangi bir itiraz ya da inkar bulunmamaktadır denilse de bu değerlendirmenin yanlış olduğunu, taraflarınca 05.04.2023 tarihli beyan dilekçesi ile whatsapp kayıtlarında davalı tarafından yapıldığı iddia edilen 50.000,00 USD ödemenin konuşmalarda "Bursa'nın parası" olarak geçtiği, dava konusu alacak ile ilişkili olmadığı itirazında bulunulduğu, yine davalı tarafından sunulan 27.08.2020 tarihli alındı belgesi incelendiğinde davalı şirketin ticari unvanı, kaşesi bulunmadığı, bu adi yazılı belgenin davalı şirketin borcuna istinaden düzenlenmediğinin açık olduğunu, davalının cevap dilekçesinde dayanmadığı whatsapp konuşmalarının delil başlangıcı kabul edilerek tanık ifadelerinde bahsi geçen 50.000,00 USD alacağa mahsuben davalı tarafından ödendiği yönünde hatalı değerlendirme yapıldığını, yapılan 50.000,00 TL ödemenin dava konusu alacak ile ilgili olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ödünç sözleşmesine dayalı alacağın tahsili talebiyle başlatılan itirazın iptali istemine ilişkindir. 1.6098 sayılı Kanun'un 386. maddesine göre; "Tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin, bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir." 2. Kural olarak belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini, tarafların ispat etmesi gerekir. 4721 sayılı Kanun’un "İspat yükü" başlıklı 6. maddesi uyarınca; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." Aynı yöndeki düzenleme 6100 sayılı Kanun'un 190. maddesinin birinci fıkrasında, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre ispat yükü, ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatla mükelleftir. 3.Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacının, davalı şirkete 70.000,00 USD ödünç para verdiği yönündeki iddiasını o dönemde şirket çalışanı olan dava dışı ... tarafından imzalanmış ve davalı şirket kaşesinin bulunduğu delil başlangıcı niteliğinde olan ve yargılama sırasında davalı şirket temsilcisi tarafından ikrar edilen belgelerle ispat ettiği, ispat külfeti kendisine geçen davalının ise borcun 50.000,00 USD'lik kısmını ödediğine dair dosyaya whatsap yazışmaları ve 27.08.2020 tarihli adi yazılı belge sunduğu, ödemenin,davacının başka bir alacağından kaynaklandığına yönelik dosya kapsamında delil de bulunmadığı dolayısıyla davalının da 50.000,00 USD tutarındaki geri ödemeyi ispat ettiği anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.