Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/785 E. 2026/1183 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/785
Karar No
2026/1183
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/785 KARAR NO : 2026/1183

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/06/2025 NUMARASI : 2023/784 Esas - 2025/511 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 03/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 03/07/2026

İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/06/2025 tarih 2023/784 Esas 2025/511 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili, 29.09.2006 günü davalı sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın dava dışı sürücünün sevk ve idaresindeyken geri geri manevra yaptığı sırada müvekkiline çarpması sonucu müvekkilinin yaralandığını, kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, davacının geçici ve daimi iş göremezlik, tedavi, bakım ve yol giderlerine ilişkin zararlarının karşılanmadığını ileri sürerek, belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL geçici iş göremezlik, 1.000,00 TL daimi iş göremezlik, 1.000,00 TL tedavi, bakım, yol giderleri zararına ilişkin maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 22.02.2025 tarihli dilekçesi ile dava değerini toplam 85.636,91 TL'ye yükseltmiştir. CEVAP : Davalı vekili, dava konusu trafik kazası 29.09.2006 tarihinde meydana geldiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, TCK 89. maddesine göre yaralanma nedeniyle ceza zamanaşımının 8 yıl olduğunu, tazminat talebinin zamanaşımına uğradığından davanın reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun ancak sigortalı araç sürücünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, sakatlık oranının ve kusur durumunun Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesince tespiti ve davacıya ödenen gelir ve tazminatların düşülmesi gerektiğini, tedavi giderlerinin 6111 sayılı Yasa uyarınca SGK'nın sorumluluğunda olduğunu, zarar görenin faiz hakkının ancak temerrüt tarihinden itibaren doğabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince, davalı tarafın süresi içerisinde verdiği cevap dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunduğu, TCK'nın 89. ve 66/1-e maddesi gereğince zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, 8 yıllık zamanaşımı süresinin 29.09.2014 tarihinde dolduğu, davacının faili ve fiili kaza tarihi itibariyle bildiği, davacının buna rağmen KTK 109/2 maddesinde öngörülen kaza tarihi olan 29.09.2006 tarihinden itibaren 8 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde dava açmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. DAİREMİZİN (1.) KALDIRMA KARARI: Dairemizin 10.02.2020 tarihli 2017/1633 E. 2020/205 K. Sayılı kararı ile, kısa süreli zamanaşımının başlaması için zarar görenin, zarar ile birlikte zararın sorumlusunu öğrenmesi gerektiği, birinin öğrenilmemesi hâlinde zamanaşımı süresinin işlemeye başlamayacağı, zarar ve tazminat sorumlusundan hangisi daha sonra öğrenilirse, zamanaşımı süresinin son öğrenme gününden itibaren işlemeye başlayacağı, zararın öğrenilmesinden amacın, zarar verici olayı değil, zararın varlık ve niteliğini, unsurlarını, kapsamını öğrenmek olduğu, bedensel zararlarda, uğranılan zararın tespit edilebilmesi için, meydana gelen yaralanmanın niteliği de nazara alınarak, öncelikle zarar nedeniyle gerekli tedavi sürecinin bitmiş olması gerektiği, zira, tedavi devam ederken zarar gören kişinin sürekli ve geçici işgöremezlik durumunun tam olarak tespit edilemeyeceği, zararın niteliği ve kapsamının sonradan öğrenildiği hallerde zamanaşımının zararın kesin miktarının öğrenildiği tarihten başlayacağının Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bir çok kararında belirtildiği; somut olayda, 29.09.2006 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda davacının sol kalçasında oluşan kırık ve hareket kısıtlılığı nedeniyle tedavi gördüğü, protez ve bir süre sonra protez revizyonu uygulandığı, bu tedavi sürecinin bir süre devam ettiği, 11.12.2015 tarihli engelli raporunda sol alt extremite 4 cm kısalık belirtildiği, davacının maluliyet durumu ile ilgili olarak gelişen bir durum olup olmadığı hususunun, konusunda uzman bilirkişi heyetinin değerlendirmesi ile netlik kazanabilecek bir olgu olduğu, bu nedenle, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü hükümlerine göre Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi'nden, trafik kazası nedeniyle davacının işgücü kaybı oranının kesin olarak belirlenmesi ve davacının işgücü kaybı ve maluliyetinde kaza tarihinden sonraki süreç içerisinde gelişen bir durum olup olmadığı, olmuş ise gelişen bu durumun ne zaman son bulduğu ve maluliyet oranının hangi tarihte netleşmiş olduğu hususlarının da irdelendiği bir rapor alınarak sonucuna göre zamanaşımı def'i hakkında değerlendirme yapılması ve karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğu sonucuna varılarak HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. DAİREMİZİN (1.) KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu'ndan alınan 10.02.2021 tarihli raporda, davacının trafik kazası nedeniyle Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü gereğince %37,2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği ve 6 aya kadar iyileşme süresinin uzayabileceğinin tespit edildiği, davacı vekilinin rapora itirazı üzerine alınan 25.10.2021 tarihli ek raporda maluliyet başlangıcının iyileşme süresinin bitiminden itibaren olacağı, kaza tarihinden itibaren 6 ay olarak iyileşme süresinin bulunduğu, buna göre 29.03.2007 tarihinden itibaren maluliyete ilişkin zamanaşımının başladığının tespit edildiği, 8 yıllık zamanaşımı süresinin 29.03.2015 tarihinde dolduğu, her ne kadar davacı vekili davadan sonra 09.12.2021 tarihli dilekçesiyle müvekkilinin yargılama sırasında yeni bir durumunun ortaya çıktığı ve 16.09.2021 tarihinden sonra müvekkilinin ameliyat olduğunu belirtmiş ise de; dava açıldığı tarih itibariyle ve Adli Tıp Rapor tarihi itibariyle davacının gelişen zararının bulunmadığı bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olduğundan bu talebinin reddedildiği gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. DAİREMİZİN (2.) KALDIRMA KARARININ ÖZETİ : Dairemizin 28.09.2023 tarihli 2023/126 E. 2023/1301 K. sayılı ilamı ile, Dairemizin ilk kaldırma kararı uyarınca ilk derce mahkemesince ATK 2. İhtisas Kurulu'ndan alınan 10.02.2021 tarihli raporda, davacının dava konusu trafik kazası nedeniyle %37,2 oranında sürekli iş göremezliğinin oluştuğu, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 6 ay olduğunun tespit edildiği, 25.10.2021 tarihli ek raporda, davacı hakkında düzenlenmiş yeni herhangi bir tıbbi belge bulunmadığı, maluliyete etki edecek yeni bir durumun oluşmadığı, davacının maluliyet başlangıcının iyileşme süresinin bitiminden itibaren 6 ay olarak belirlendiği, buna göre maluliyet başlangıcının kaza tarihinden itibaren 6 ay sonrası olan 29.03.2007 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğinin bildirildiği, davacı vekili ATK raporuna karşı itirazlarını içerir 09.12.2021 tarihli dilekçesinde müvekkilinin ATK raporunun düzenlenmesi aşamasında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Ortopedi Servisinde ameliyat olduğunu, böylece ATK raporunda belirtilen yeni bir tıbbi belge koşulunun gerçekleştiğini belirterek yeniden rapor alınmasını talep ettiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik kararlarında belirtildiği üzere, bedensel bütünlüğün zarar gördüğü ve tedavinin uzunca bir süreye yayıldığı durumlarda, oluşan zararın miktarı tıbbi bakım ve tedavi sonucunda düzenlenen hekim raporuyla belirli bir açıklığa kavuşmakta olduğu, gelişen bir durumun bulunduğu, zararın niteliği ve kapsamının bu nedenle sonradan öğrenildiği hallerde zamanaşımının zararın kesin miktarının öğrenildiği tarihten başlayacağı (Yargıtay HGK 21.03.2001 gün ve 2001/4-258 E., 2001/276 K.; 05.06.2002 gün ve 2002/4-470 E., 2002/477 K.; 15.05.2015 gün ve 2013/21-2035 E., 2015/1345 K. ve 01.03.2017 gün ve 2014/21-2372 E., 2017/379 K. Sayılı ilamları), ilk derece mahkemesince Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinden davacının sözü edilen operasyonuna ilişkin tüm belgeler getirtilerek, bu ameliyatın dava konusu kaza nedeniyle oluşan yaralanmaya bağlı olup olmadığı, davacının tedavisinin tamamlanıp tamamlanmadığı ve söz konusu ameliyatın davacının maluliyet durumuna bir etkisinin bulunup bulunmadığı hususlarında Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan yeniden rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. DAİREMİZİN (2.) KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece; Dairemizin (2.) kaldırma kararı uyarınca ATK 2. İhtisas Kurulundan alınan 29.05.2024 tarihli raporda, davacının geçirmiş olduğu ameliyatın dava konusu kaza ile bağlantısı olduğunun belirtildiği, buna göre meslekte kazanma gücünün ameliyat sonrasında %54 kaybettiği, iyileşme süresinin 6 aya kadar uzatabileceğinin tespit edildiği, aktüerya ve kusur bilirkişilerinden alınan 30.01.2025 tarihli raporda dava dışı ....'ın sürücüsü olduğu ... plakalı aracın iki şeritli bölünmüş tek yönlü yolda yolun sağında park halinde iken sürücünün dikiz aynasını yeterli bir şekilde tetkik etmeden yolun karşısına geçmeye çalışan davacıya geri geri manevra yaptığı sırada çarptığı, KTK'nın 84/j, 67/b md gereğince kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğu, davacının kusurunun bulunmadığı, tedavi masraflarının toplam 2.110,00 TL olduğu, yol masrafının 700,00 TL, koltuk değneği masrafının 130,00 TL, geçici iş göremezlik tazminatının 29.09.2006 - 29.03.2007 arasında geçen 6 aylık süre için 2.350,44 TL, ameliyat tarihi olan 18.11.2021 tarihinden itibaren 6 aylık süre için 22.846,47 TL olmak üzere toplam 25.196,91 TL olduğu, sürekli iş göremezlik tazminatının ise TRH 2010 yaşam tablosu ve progressif rant yöntemi ile kaza tarihi ile ameliyat tarihi olan 18.11.2021 tarihi arasındaki dönem için %34, 18.11.2021 tarihinden sonra ise %54 oranında hesaplama yapıldığı, kaza tarihi ile ameliyat dönemi arasındaki dönem için 63.215,91 TL, ameliyat tarihi olan 18.11.2021 tarihinden sonraki dönem için ise %54 maluliyet oranına göre 2.201.279,52 TL olmak üzere toplam 2.264.495,43 TL olduğu yönünde görüş bildirildiği; somut olayda davacının uğradığı zararın tespiti açısından zamanaşımının gerçekleşmediği, davalı sigorta şirketinin sigorta poliçesinde ölüm ve sakatlık halleri için kişi başı 57.500,00 TL, tedavi gideri için kişi başı 57.500,00 TL teminatının olduğu, meydana gelen zarar nedeniyle tedavi giderleri toplamının 2.940,00 TL, geçici iş göremezlik zararının ise toplam 25.196,91 TL olduğu, daimi iş göremezlik tazminatının ise toplam 2.264.495,43 TL olduğu, davacının talep ettiği 1.000,00 TL daimi iş görmemezlik zararını 22.02.2025 tarihli ıslah dilekçesi ile 57.500,00 TL'ye yükseltmiş olduğu için bu miktar üzerinden talebinin kabul edilmesi gerektiği, davalı sigorta şirketinin sürekli iş göremezlik tazminatından poliçenin ölüm / sakatlık teminatı limiti olan 57.500,00 TL ile sorumlu olduğu ve yine davalı sigorta şirketinin geçici iş göremezlik tazminatı (25.196,91 TL) ve tedavi gideri (2.940,00 TL) toplamı 28.136,91 TL'den poliçede yer aldığı üzere tedavi gideri sorumluluk miktarı olan 57.500,00 TL ile sınırlı olarak sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 57.500,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının (ölüm ve sakatlık kişi başına gösterilen teminattan karşılanmak ve bu limitle sınırlı olmak üzere) dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2.940,00 TL tedavi gideri ile 25.196,91 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam ‭28.136,91 TL'nin (poliçede tedavi gideri olarak gösterilen kısımdan karşılanmak ve 57.500,00 TL ile sınırlı olmak üzere) dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, kazanın 29.09.2006 tarihinde meydana geldiğini, davacının uğradığını öne sürdüğü her türlü zararın 8 yıllık ceza zamanaşımı süresine tabi olduğunu, zamanaşımı süresinin başlamasında aranan "zararın öğrenilmesi şartı" için zararın varlığının öğrenilmesinin yeterli olduğunu, kapsamının öğrenilmesinin gerekli olmadığını, ilk derece mahkemesi ilamının dayanağını oluşturan ATK 2. İhtisas Dairesi'nin 29/05/2024-10239 karar numaralı maluliyet raporunda, davacının 29.09.2006 tarihi ile ameliyat tarihi olan 18.11.2021 tarihi arasında %37,2 oranında maluliyeti olduğu ve ameliyat tarihinden sonra %54 oranında maluliyeti olduğunun tespit edildiğini, davacının maluliyet oranındaki artışa neden olan ameliyatı davayı açtıktan beş yıl sonra olduğunu, maluliyet raporuna göre, davacının 29.09.2006 ile 18.11.2021 tarihleri arasındaki maluliyet oranının, zamanaşımı süresi içerisinde sabit olduğunu, kapsamının belirlenebilir durumda olduğunu, geçici iş göremezlik zararının sakatlık teminatı kapsamında olduğunu, KTK'nın 98. maddesinin 1. Fıkrası ve 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Trafik Poliçesi Genel Şartları'nın A.5.b maddesi gereğince müvekkili şirketin geçici iş göremezlik zararından ve tedavi giderinden sorumlu olmadığını, hükme esas alınan 03.02.2025 tarihli aktüerya bilirkişi raporunda; TRH-2010 yaşam tablosu ve progresif rant hesaplama yöntemi üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, kazanın meydana geldiği tarihte Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının henüz yürürlükte olmadığını, bu nedenle PMF-1931 yaşam tablosu üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, hükme esas alınan 29/05/2024-10239 karar numaralı ATK 2. İhtisas Dairesi raporunda, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre davacının 29.09.2006 tarihi ile ameliyat tarihi olan 18.11.2021 tarihi arasında %37,2 oranında maluliyeti olduğu ve ameliyat tarihi olan 18.11.2021 tarihinden sonra %54 oranında maluliyeti olduğunun belirlendiğini, bu oranların gerçeğin üzerinde olduğunu, müvekkili şirket tarafından alınan 11.08.2024 tarihli uzman mütalaasında davacının maluliyet oranının %48 olduğunun tespit edildiğini, maluliyet raporu ile uzman mütalaası arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, mahkemece hükmedilen tüm tutarlar için dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedildiğini, oysa davanın fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak açıldığını, dava dilekçesinde talep edilen tutarlar için dava tarihinden, ıslah edilen tutarlar için ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile tedavi, bakım, yol giderleri istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Toplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; yerleşik uygulamada belirlenen ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan incelemede, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan kusur, maluliyet ve aktüerya bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, ilk derece mahkemesince kusur oranlarının maddi olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak tespit edilmesine; dava belirsiz alacak davası olarak açıldığından, dava dilekçesinde talep edilen tutarlar ve ıslah edilen tutarlar için dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin yerinde bulunmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamıştır. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine, HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 5.849,86 TL'den peşin alınan 1.462,47 TL'nin mahsubu ile bakiye 4.387,39 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 03/07/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/785, K. 2026/1183, T. 03.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-785-e-2026-1183-k-c79dd688ef29