Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/549 E. 2026/909 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/549
- Karar No
- 2026/909
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2026/549 Esas
KARAR NO:2026/909 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:10/03/2026
NUMARASI:2026/36 E. - 2026/51 K.
DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:04/06/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Türkiye merkezli olarak faaliyet gösteren, televizyon ve dijital medya sektöründe içerik üretimi, yayın hakları yönetimi ve marka lisanslama alanlarında etkin bir medya kuruluşu olduğunu, şirketin televizyon ve dijital platformlarda yayınlanan çok sayıda yapımın marka ve lisans haklarını elinde bulundurduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... başvuru numarasıyla "..." ve ... başvuru numarasıyla "..." ibareli markaların yasal sahibi olduğunu, söz konusu markaların 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) kapsamında korunmakta olup, markanın her türlü ticari, yayınsal ve dijital ortamda kullanım hakkının münhasıran ... ŞİRKETİ’ne ait olduğunu, müvekkili şirket tarafından yapılan inceleme ve dijital araştırmalar sonucunda, anılan markaların müvekkili şirketin bilgisi ve rızası dışında yukarıda
belirtilen platformlarda, farklı kullanıcı hesapları aracılığıyla yayınlandığını, müvekkili şirkete ait ... başvuru numaralı "..." marka isimli ve ... başvuru numaralı "..." ibareli markaların izinsiz biçimde kullanıldığını beyan ederek, bağlantılarda yer alan içeriklerle, Noterlik tarafından tespit edilen ihlale konu içeriklerin kaldırılmasına ve işbu internet sitelerine erişimin engellenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraflar üzerinde bırakılmasına karar
verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI:İstanbul 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 10.03.2026 tarihli 2026/36E. - 2026/51 K. sayılı kararıyla; "...Dosyamızda görülen işbu dava ile İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2026/17 esas sayılı dosyasında görülen davalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu, birisi hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği, birlikte görülmesinde hukuki yarar ve zorunluluk bulunduğu kanaatine varıldığından işbu dosyanın İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2026/17 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur. Araştırılacak başka bir husus kalmadığı anlaşıldı.
HÜKÜM:Yukarıda ayrıntısı ve gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin işbu dava dosyası ile İstanbul 2. FSHHM'nin 2026/17 Esas sayılı dosyası arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu anlaşılmakla davaların BİRLEŞTİRİLMESİNE, yargılamaya birleşen dosya üzerinden devam olunmasına, esasın bu şekilde kapatılmasına,
2-Esasımızın bu şekilde kapatılarak yargılamanın birleştirilen İstanbul 2. FSHHM'nin 2026/17 Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülmesine..." karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Mahkemenin birleştirme kararının yerinde olmadığını, söz konusu davaların esas itibariyle birbirinden tamamen farklı davalar olduğunu, davaların birleştirilmesinde herhangi bir hukuki yarar bulunmadığını, dolayısıyla davaların ayrılmasının yargılamanın daha sağlıklı yürütülmesini sağlayacağının açık olduğunu, bu yönünde karar verilmesi gerektiğini,Her ne kadar iki davanın da müvekkili şirkete ait marka ile ilişkisi bulunsa da, ileri sürülen iddialar, talepler ve konu itibariyle söz konusu davaların birbirinden tamamen ayrıldığını, zira müvekkili şirket tarafından İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2026/36 E. sayılı dosyasından ikame edilen dava erişimin engellenmesi, marka hakkına tecavüzün tespiti ile önlenmesi/ içeriklerin kaldırılması talepli iken, karşı tarafça İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2026/17 E. sayılı dosyasından ikame edilen davanın müvekkil şirkete ait markanın hükümsüzlüğü ile karşı taraf adına tescili talepli olduğunu, her iki davada ileri sürülen iddiaların ve taleplerin birbirinden farklı olduğunu, bu kapsamda yapılacak incelemenin de farklılık arz ettiğini, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 167. maddesi; "Mahkeme, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için, birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden karar verebilir." şeklinde olup,yargılamanın daha iyi bir şekilde yürütülmesi için davaların ayrılması yönünde karar verilebileceğinin düzenlendiğini, kaldı ki, davalar arasında ilişki bulunması halinde başvurulacak tek yolun davaların birleştirilmesi olmadığını, HMK'nın 165. maddesine göre, bir davada hüküm verilebilmesi başka bir davaya bağlı ise mahkemece o davanın bekletici sorun yapılmasına ve davanın sonuçlanmasının beklenmesine karar verilebileceğini belirterek, açıklanan ve Hakimlikçe re'sen nazara alınacak nedenlerle; istinaf başvurularının kabulü ile İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2026/36 E. sayılı dosyasından verilen birleştirme kararının kaldırılmasına, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2026/36 E. sayılı dosyası ile İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2026/17 E. sayılı dosyasının ayrılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
G E R E K Ç E :Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın aynı mahkemede yargılaması devam eden ve tarafları aynı olan 2026/17 Esas sayılı dava ile birleştirilmesine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.HMK’nın 168/1. maddesi uyarınca aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme ve ayırma hususundaki ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna ancak hükümle birlikte gidilebilir.Dosya incelendiğinde; davanın aynı mahkemede görülen başka bir dava ile birleştirildiği anlaşılmakla, HMK’nın 168/1. maddesi uyarınca birleştirme kararına karşı ancak hükümlü birlikte istinaf yoluna başvurulabileceğinden, bu aşamada istinaf yoluna başvurulamaz.Bu nedenle, davacı vekilinin istinaf talebinin HMK’nın 341/1-a ve 346/1. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan gerekçe ile:
1-6100 sayılı HMK.'nın 341/1-a ve 346/1. maddeleri gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin USULDEN REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
4-İstinaf yargılama giderleri olarak; Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 04/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.