Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/465 E. 2026/528 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/465
- Karar No
- 2026/528
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/465
KARAR NO:2026/528
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:02/03/2022
NUMARASI:2019/439 Esas - 2022/159 Karar
DAVA:Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/03/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı ... A.Ş. arasında sözleşme imzalandığını, sözleşme çerçevesinde ..., Antalya İli, Serik İlçesi, ... Mah., ... mevkiinde, 272 ada 2 parsel; 272 ada, 4 parsel ve Antalya ili, Serik ilçesi, ... Mahallesi, 278 ada, 3 parselde kayıtlı taşınmazlara ilişkin olarak 20.12.2017 ile 29.12.2017 arasında geçerli alım opsiyonu sattığını, ..., taşınmazları davacı bankadan 20.12.2017 tarihinden itibaren başlamak üzere 29.12.2017 saat 18:00’e kadar satın almayı kabul, beyan ve taahhüt ettiğini, davacı banka tarafından davalı tarafa bu yönde 1.250,000.00 USD opsiyon primi ödeme yapıldığını, söz konusu sözleşmeye ilişkin ... tarafından 26.02.2016 tarihinde alınmış yönetim kurulu kararı ile ... tarafından taşınmazların müvekkil bankadan dilediği bedel ve dilediği şartlarla alım vaadinde bulunma hususunda Genel Müdürlüğe yetki verildiğini, davacı tarafından sözleşme hükümlerine uygun şekilde taşınmazları satın alınması ve 3 ay içerisinde taşınmazların mülkiyetinin ... devrine yönelik işlemlere başlanılması hususunun usulüne uygun şekilde ihbar edildiğini, ancak, söz konusu bu ihtarnameye rağmen sözleşmede kararlaştırılan sürenin 21.03.2018 tarihinde sona erdiğini, fakat ... tarafından taşınmazların satın alınmamış olduğunu, taşınmazların mülkiyetlerinin devir işlemleri yerine getirilmeyerek taraflar arasındaki ticari anlaşma şartları uygulanmamış olduğunu, söz konusu ihtarname sonrasında ... ile davacı banka sözleşme süresinin farklı bir bedel ve davacı banka zararını tazmin koşulu ile uzatılabileceği ihtimaline istinaden görüşmelerini sürdürdüğünü ve fakat yazılı olarak anlaşma sağlanamadığını, ... ortaklarının beş yıllık vergi avantajının sona ermesi nedeniyle yeni bir tüzel kişilik ... A.Ş altında organize olunduğunun öğrenildiğini, bu doğrultuda ... ile benzer şekilde diğer davalı ... ile de aynı uyuşmazlık kapsamında doğmuş alacaklarının tazmin edilmesi talebiyle arabuluculuk görüşmesi yapıldığını ve tek oturumda tamamlanan süreç de taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını belirterek, davacı tarafından davalı... ödenmiş opsiyon bedeli primi olarak 1.250.000,00-USD’nin 11.03.2016 tarihinden itibaren işlemeye başlayacak ticari işlere uygulanan en yüksek temerrüt faiziyle ve 22.03.2018- 13.02.2019 tarihleri arasında fonlama maliyeti olarak 1.267,539,58 USD’nın
13.02.2019 tarihinde işlemeye başlayacak en yüksek temerrüt faiziyle olmak üzere asıl alacak bakımından toplam 2.517.539,58-USD‘nin, 6100 sayılı HMK'nın 109. Maddesi anlamında şimdilik 500.000,00-USD dava değeri üzerinden davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilmesine, davacı bankanın telafisi imkânsız zararlara duçar olmaması için her iki davalı şirket hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile; Huzurdaki davanın dava dilekçesi ile ortaya konduğu üzere 6100 sayılı HMK'nın 109'uncu maddesi kapsamında ikame edilmiş kısmi dava olduğunu, dava dilekçesinin "sonuç ve istem" başlıklı bölümünde taleplerinin "müvekkili BANKA tarafından davalı... ile imzalanmış Sözleşmenin ifa edileceğine dair duyulan güven çerçevesinde ödenmiş opsiyon bedeli primi olarak 1.250.000,00USD’nin 11.03.2016 tarihinden itibaren işlemeye başlayacak ticari işlere uygulanan en yüksek temerrüt faiziyle ve 22.03.2018-13.02.2019 tarihleri arasında fonlama maliyeti olarak; 1,267,539.58 USD’nın 13.02.2019 tarihinden itibaren işlemeye başlayacak en yüksek temerrüt faiziyle olmak üzere asıl alacak bakımından toplam 2.517.539,58USD‘nin, 6100 sayılı HMK'nın 109. Maddesi anlamında şimdilik 500.000,00-USD dava değeri üzerinden davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilmesine" şeklinde olduğunu, bu güne kadar söz konusu bu maddi tazminat talebinin açıklattırılmasının Mahkemece talep edilmediğini, bu sebeple, hükme esas olacak şekil maddi tazminat talebinin açıklanması gerektiğini, dava dilekçesi ile bildirilen 500.000,00USD dava değerinin 499.500,00USD'nin müvekkili banka tarafından davalı ... ile imzalanmış sözleşmenin ifa edileceğine dair duyulan güven çerçevesinde ödenmiş opsiyon bedeli primine, kalan 500,00USD tutarındaki değerin ise 22.03.2018-13.02.2019 tarihleri arasında işlemiş fonlama maliyeti bedeline ilişkin olarak kabulünü talep ettiğini, dosya kapsamında mübrez 20.12.2021 tarihli Bilirkişi Ek Rapor'u başta olmak üzere tüm bilirkişi raporlarında müvekkili bankanın kendisi ile davalı... arasında imzalanmış dava konusu Sözleşmenin ifa edileceğine dair duyulan güven çerçevesinde ödenmiş opsiyon bedeli primi olarak 1.250.000,00USD bedelin müvekkil Banka'ya ödenmesi noktasında birleştiğini, bu hususun bilirkişi raporları nezdinde çekişmesiz hale geldiğini beyanla, 22.03.2018-13.02.2019 tarihleri arasında fonlama maliyeti olarak 1.267.539,58 USD'ye yönelik haklarını ve ek dava açma hakkını saklı tutarak, davacı banka tarafından davalı ...ile imzalanmış Sözleşmenin ifa edileceğine dair duyulan güven çerçevesinde ödenmiş opsiyon bedeli primi yönünden davayı kısmi şekilde ıslahı ile, bu talebini 1.250.000,00USD 'ye artırarak bu bedelin 11.03.2016 tarihinden itibaren işlemeye başlayacak ticari işlere uygulanan en yüksek temerrüt faizi uygulanarak toplam tutarın müvekkili bankaya ödenmesine, yargılama gideri ile vekâlet ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin 2014 yılında devir ve temlik aldığı alacakların teminatında bulunan; “Antalya İli, Serik İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde, 272 Ada, 2 Parsel; 272 Ada, 4 Parsel; Antalya İli, Serik İlçesi, ... Mah., 278 Ada, 3 Parselde kayıtlı taşınmazların cebri icra ihalesinden alacağa mahsuben satın alındığını ve taşınmazların mülkiyetinin kendilerine geçtiğini, daha sonra davacı ile davalı arasında varılan anlaşma doğrultusunda taşınmazların, davacı ...bank’a satıldığını, taşınmazların satış işleminin Tapu Sicil Müdürlüğü nezdinde 09.03.2016 tarihinde gerçekleştiğini, davacı bankanın, taşınmazların mülkiyetini davalı şirketten 57.250.000-TL bedelle satın aldığını, davacının toplam 57.250.000-TL bedel ödemek suretiyle satın aldığı taşınmazlara ilişkin olarak, 26.02.2016 tarihli “Alım Vaadi Taahhüdü” ve 11.03.2016 tarihli “Alım Vaadi Sözleşmesi” imzalandığını, işbu davaya konu edilen “Alım Vaadi Taahhüdü” ve “Alım Vaadi Sözleşmesi”ne göre; ...bank tarafından 20.12.2017- 29.12.2017 tarihleri arasında yazılı bir bildirim yapılması halinde, ... tarafından taşınmazlar 26.250.000-USD bedelle satın alınacak,sözleşmenin imzası ile birlikte ...bank, ...’a 1.250.000-USD opsiyon bedeli ödeyecek, 1.250.000-USD’lik alım vaadi opsiyon bedeli, alım hakkının kullanılmaması halinde şirketimiz tarafından Davacı Banka’ya iade edilmeyecektir” hükümlerinin yer aldığını, bundan sonraki süreçte, en başından beri son derece iyi ticari ilişkileri olan davacı ...bank ile Müvekkil Şirket arasında görüşmeler yapıldığını, taşınmazlara 3. şahıs bir müşteri bulunarak satılması hususunda ortak hareket edilmesi yönünde prensip kararı alındığını, bu nedenle davacı ...bank’ın yaklaşık 1 sene süresince herhangi bir hukuki yola başvurmadığını, davalı şirketin de taşınmazların satışı hususunda alıcı adayları ile yaptığı görüşmelerde kullanılmak üzere, davacıdan yetki belgesi talep edildiğini, yetki belgesi metni üzerinde dahi mutabık kalınmasına ve yetki belgesinin verileceğinin söylenmesine karşın, davacı tarafça müvekkilin zararına olacak şekilde söz konusu yetki belgesi verilmediğini, davacının 3. şahıs alıcı adaylarından gelen yüksek meblağlı teklifleri geri çevirdiğinin, satışı kabul etmediğinin daha sonra davalı şirket tarafından öğrenildiğini, davacı bankanın davalı ... AŞ ile davalı ... AŞ arasında kurduğu bağ ve tüzel kişilik perdesinin kaldırılması talebinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ..A.Ş. cevap dilekçesinde özetle; davacı ile davalı ... AŞ arasında ticari/hukuki/sözleşmesel hiçbir ilişki bulunmadığını, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması terorisinin uygulanabilmesi için doktrinin ve Yargıtay’ın kabul ettiği şartların oluşmadığını belirterek, davanın davalı ... AŞ yönünden tefrik edilerek, esasa girilmeksizin husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Satış ve alım vaadine konu Antalya İli, Serik İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde, 272 Ada, 2 Parsel; 272 Ada, 4 Parsel; Antalya İli, Serik İlçesi, ... Mah., 278 Ada, 3 Parselde kayıtlı taşınmazların davacı ile davalı arasında varılan anlaşma doğrultusunda 09.03.2016 tarihinde davacıya satışının gerçekleştiği, toplam 57.250.000,00TL bedelle satın aldığı, davacının satın aldığı taşınmazlara ilişkin olarak, 26.02.2016 tarihli Alım Vaadi Taahhüdü ve 11.03.2016 tarihli Alım Vaadi Sözleşmesi imzalandığı, işbu Alım Vaadi Taahhüdü ve Alım Vaadi Sözleşmesi'ne göre davacı ...bank tarafından 20.12.2017- 29.12.2017 tarihleri arasında yazılı bir bildirim yapılması halinde, ... tarafından taşınmazların 26.250.000-USD bedelle satın alınacağı,...bank'ın ... şirketine 1.250.000-USD opsiyon bedeli ödeyeceği, 1.250.000,00 USD’lik alım vaadi opsiyon bedelinin, davacı banka tarafından satım hakkının kullanılmaması halinde opsiyon priminin iadesi gerektiği anlaşılmıştır. Sözleşmelerde, opsiyon primi iadesi dışında bir yaptırım veya cezai şart düzenlenmemiştir. Davacının davalıya alım vaadine uyması için noterden ihtarname gönderildiği ve verilen süre sonunda da 21/03/2018 tarihinde davalının temerrüdü nedeniyle sözleşmenin feshedildiği anlaşılmış, davacının bu tarihten itibaren fesih tarihine kadar fonlama maliyeti hesaplayarak tazminat talep ettiği anlaşılmıştır. Davacının taşınmazları varlığında tutarak, bu taşınmazlar için ödenen bedelin kullanılamaması nedeniyle katlandığı fonlama maliyeti olacağı kesin olup, bilirkişi tarafından bu maliyet (müsbet zarar) 1.054.048,97 USD olarak hesaplanmıştır. Fonlama maliyeti 1.054.048,97USD olmasına rağmen, taşınmazların 13.02.2019 tarihindeki değerinin 190.825.050,50 TL olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda hem kur artışındaki fark hem de taşınmazların değerindeki artışın fonlama maliyetinin çok üstünde olması nedeniyle davacının bir zararının olduğu kabul edilemez. Davalının geri alım taahhüdüne uymaması davacıya zarar değil, yarar sağlamıştır. Bu nedenle davacının kısmi olarak istediği 500,00USD tazminata ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.Davacının yaptığı opsiyon primini davalı iade etmediğine göre, nakit olan ve sözleşmeye aykırı olarak iade edilmeyen bu miktarın da ödendiği tarihten itibaren işleyecek mevduat faiziyle birlikte iadesi gerekir. Bu yönüyle dava haklı olup, davanın kısmen kabulüne , ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; opsiyon priminin iadesine ilişkin hukuka aykırı kararın kaldırılması gerektiğini, kusurlu olan ve hakkını açıkça kötüye kullanan davacının, “opsiyon primi” iadesi adı altında zarar talep edemeyeceğini ki, sözleşmenin ifası için gerekli tüm çabayı göstermiş olan davalı şirkete atfedilecek herhangi bir kusur da bulunmadığını, davaya konu taşınmazları, satın aldığı tarihten, “alım vaadi” tarihine kadar geçen 21 aylık süre içinde, fevkalade yüksek kazanç elde etme beklentisi ile taşınmazı satmayarak nezdinde tutan davacı banka’nın, hiçbir kusuru olmayan davalı şirketten “zarar” talep etmesi açıkça tmk m. 2'ye aykırı olduğunu, opsiyon primi bakımından 3095 sayılı yasa hükümleri uyarınca faiz hesaplamasını kabul edilemeyeceğini, TL bazında hesaplama yapılması gerektiğini, yerel mahkeme kararı ile de sabit olduğu üzere; davacı, dava konusu alım-satım işleminden zarar değil, aksine yüklü meblağda kar sağladığını, davacı tarafından ıslah yoluyla yapılan dava değeri arttırımı da hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkemece bu husustaki itirazlarının değerlendirmeksizin hüküm kurulduğunu, 500.000,00 USD üzerinden ikame ettiği davanın, ne kadarlık kısmının "opsiyon primi" olarak, ne kadarlık kısmının da "fonlama maliyeti" olarak talep edildiği hususunda dava dilekçesinde herhangi bir açıklama yapmadığını, bu husus dava dilekçesiyle açıklanmadığı gibi, yargılamanın son aşamasına kadar da davacı tarafça kötüniyetli olarak sessiz kalınmış, son aşamada davasının reddedileceğini düşündüğü kısmı için değer arttırımına gitmeyen davacı; oysa ki, 500.000 usd olarak açtığı işbu dava için alacak kalemlerini; 1.250.000,00 usd: opsiyon bedeli primi 1.267.539,38 usd: fonlama maliyeti şeklinde ayrıştıran davacının, dava değerinin neredeyse tamamının (499.500,00 usd) kabul edileceğini düşündüğü alacak kalemine ilişkin, yalnızca 500 usd 'lik kısmının fonlama maliyeti kalemine ilişkin olduğu yönündeki açıklaması, açık bir biçimde aleyhine doğacak vekalet ücreti ve yargılama giderinden kaçınmak ve kanunu dolanmak maksatlı olduğunu, bu doğrultuda, davacının bir nevi davasını geri alma mahiyetinde olan alacak kalemlerine ilişkin açıklaması mk.m.2 uyarınca dürüstlük kuralarına aykırı olduğunu,bu nedenle, dava dilekçesindeki 500.000,00 usd'lik dava değerini, dava dilekçesinde belirtilen alacak meblağları oranında/ garamaten hesaplanacak kısmının "opsiyon bedeli primi" diğer kısmının da "..." ne ilişkin olduğu şekilde kabul edilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava, sözleşmeye aykırılık nedeniyle uğranılan zararın tazmini davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının sözleşme şartlarına aykırı davranıp davranmadığı noktasındadır. Davalı, Beşiktaş ... Noterliğinin 26/02/2016 Tarih ve ... YN'lu "düzenleme şeklinde sözleşme" başlıklı taahhüdün 1. Maddesinde, davacı ... Bank A.Ş.'den Antalya İli, Serik İlçesi, ... Mahallesi, 272 ada 2 ve 4 parsel ile aynı yer 278 ada 3 parsel sayılı taşınmazların 20/12/2017 tarihinden 29/12/2017 tarihi saat 18:00'e kadar satın almayı; 3. Maddesinde işbu vaad ile 20/12/2017 tarihinden itibaren başlamak üzere 29/12/2017 tarihi saat 18:00'e kadar olan dönem içinde ... Bank'ın usulünce yapacağı bir yazılı bildiril ile taşınmazları ... Bank'tan tapuda devralmayı kabul ve taahhüt etmiş, 4. Madde de ise devir bedelinin 26.250.000 USD olduğu ifade edilmiştir. Taraflar arasında 11/03/2016 tarihinde tarihinde adi yazılı şekilde imzalanan "düzenleme şeklinde alım vaadi sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin 2. Maddesinde, sözleşmenin konusunun (almayı) vaad edenin(...) bir kısım bankalardan temlik aldığı alacaklarının teminatında bulunan ve ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip neticesinde cebri icra ihalesinde alacağa mahsuben satın aldığı taşınmazları 20/12/2017 tarihinden itibaren başlamak üzere 29/12/2017 tarihi saat 18:00'e kadar malikten(davacı ... Bank) devralmasına ilişkin olduğu; sözleşmenin 4. Maddesinde alım bedelinin 26.250,000,00 USD olduğu; 5 maddesinde ise, malikin kendisine taşınmazlar üzerinde alım vaadi opsiyonu verilmesi karşılığında (almayı)vaad edene işbu sözleşmenin nakden ve tek seferde 1.250.000,00 USD(alım vaadi opsiyon bedeli) vaad edenin banka hesabına ödeneceği, bu bedelin alım bedelinden bağımsız olduğu ve alım vaadi opsiyon bedelinin alım hakkının kullanılmaması halinde iade edilmeyeceği hususları düzenlenmiştir.Sunulu dekonta göre, davacı banka tarafından davalıya 11/03/2016 tarihinde 1.250.000,00 USD ödemiştir.Davacı tarafça, davalının yapılan ihtara rağmen taşınmazları devralmak için işlemlere başlamadığı ve ödenen opsiyon primi ve fonlama maliyeti nedeniyle zarara uğradığı iddiasıyla zararın tazminine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi heyeti raporunda taraflar arasındaki sözleşmenin finansal anlamda bir opsiyon sözleşmesi olduğu ifade edilmiştir. Ancak, opsiyon sözleşmesi olsa dahi sözleşme taşınmaz devrini ön gördüğünden taşınmazlara ilişkin şartların da sağlanması gerekir.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu(TMK)'nın 706. maddesine göre, taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır. Buna göre resmi şekilde yapılmayan taşınmazın devrini amaçlayan sözleşmeler geçersiz olup taraflar arasında hiçbir bağlayıcılıkları yoktur. Bu kapsamda taşınmaz satış vaadi sözleşmesi de ileride taşınmaz mülkiyetinin tapuda devrini yapmayı taahhüt eden bir ön sözleşmedir. Taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri de resmi senet şeklinde düzenlenmesi ve noter huzurunda iki tarafça imzalanması suretiyle geçerlilik kazanır (TBK md. 29 ve 237, Noterlik K. md. 60/3). Sözleşmenin şekil şartı kamu düzeni ile ilgili olup noter tarafından düzenleme şeklinde yapılması zorunludur.Beşiktaş... Noterliğinin 26/02/2016 Tarih ve ... YN'lu "düzenleme şeklinde sözleşme" başlıklı taahhüt davalı ... A.Ş. tarafından yapılmış olup, opsiyon primi ödenmesine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Opsiyon primi taraflar arasında 11/03/2016 tarihinde tarihinde adi yazılı şekilde imzalanan "düzenleme şeklinde alım vaadi sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin 5 maddesinde düzenlenmiştir. Opsiyon priminin düzenlendiği bu sözleşme ise, taşınmaz devrini öngören bir önsözleşme niteliğinde bulunduğundan resmi şekilde yapılmaması nedeniyle geçerli değildir. Geçersiz sözleşmeye göre yapılan edimlerin bulunması halinde, herkes aldığını geri vermekle yükümlüdür. Bu durumda, davalı tarafça sözleşmenin uygulanmadığı ve bu haliyle bir karşılığının bulunmadığı da nazara alındığında davacının opsiyon primi adı altında yaptığı ödemenin davalı tarafından davacıya iadesi gerekir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın opsiyon primi zararına ilişkin olarak kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davalı taraf, ıslahın usulüne uygun olmadığını ileri sürmüştür.Davacı dava dilekçesinde opsiyon primi ödenmesi ve fonlama maliyetine ilişkin zarar kalemlerini ayırmadan talepte bulunmuş ise de, 01/01/2022 tarihli dilekçesi ile dava dilekçesinde talep edilen 500.000,00 USD'nin 499.500,00 USD'sinin ödenen opsiyon primi nedeniyle oluşan zarara, kalan 500,00 USD'nin ise fonlama maliyetine ilişkin zarara ilişkin olduğu açıklandıktan sonra aynı dilekçe ile opsiyon primi zararı yönünden talebini 1.250.000,00 USD olarak ıslah etmiştir. Bu haliyle davacının davasını ıslah etmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır.Davacının davalıya ödemesi USD cinsinden olup, davalının iade yükümlülüğü de USD cinsindendir. Bu halde, yabancı para alacağına 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince faiz uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 121.890,66 TL harcın, alınması gerekli olan 487.562,62 TL harçtan mahsubu ile bakiye 365.671,96 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26/03/2026