Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/408 E. 2026/541 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/408
Karar No
2026/541
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/408

KARAR NO: 2026/541

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:11/11/2025

NUMARASI:2022/479 Esas - 2025/812 Karar

DAVA:Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/03/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı şirket tasfiye memuru vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin davalı şirketten birtakım inşaat malzemeleri satın almak üzere anlaştığını, bu anlaşma gereği davalı yanca davacıya toplamda 101.023,02TL değerinde toplam 2 tane fatura kesildiğini, işbu faturalarda anlaşma konusu ürünlerin ad, tür ve miktarları görüldüğünü, davacı şirketçe anlaşmaya istinaden davalıya verilmiş olan 80.000 TL değerindeki çek de davalı tarafından icra dosyası ile icra takibine konulduğunu, haricen edinilen duyumlara göre bakiye miktar da cari hesap alacağı olarak icra takibine konu edildiğini, ayrıca davalı yanca davacı şirket yetkilisi aleyhine de yine kötüniyetli şekilde İstanbul Anadolu 2. İcra Ceza Mahkemesi 2022/63 E. sayılı dosyası ile karşılıksız çek şikayeti yapıldığını, ancak davalı her ne kadar 2 tane fatura kesmiş ve davacıdan aldığı çeki icra takibine konu etmişse de davalı, sözleşme gereği yüklendiği edimi yerine getirmediğini, yani davalı fatura kesmiş olmasına rağmen faturalarda yazılı ürünleri davacıya teslim etmediğini, o halde kendi edimini yerine getirmemiş olan davalının, davacıdan da bu faturalara istinaden ödeme yapmasını talep edemeyeceğini, dolayısıyla davalı tarafından açılan İstanbul Anadolu 14. İcra Müdürlüğünün .... sayılı icra takibi başta olmak üzere faturalara istinaden açılan ve açılacak olan tüm icra takiplerinin haksız ve kötüniyetli olduğunu ifade etmeleri gerektiğini, Yargıtay içtihatları gereğince de davanın ispat yükü satıcı/davalı taraf üzerinde olmakla, ispat yükünü haiz olan davalı yaptığı satışı ve teslimatı yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğini, bu noktada talep edilen alacağa istinaden kesilen faturaların yalnızca satıcı/davalının ticari defterlerinde bulunmuş olması da teslimatın yapıldığına karine teşkil etmeyeceğini, davacının takip alacaklısına karşı hiçbir borcunun bulunmadığını, sözleşme davalının üzerine düşen edimi yerine getirmemesi sebebiyle hükümsüz kaldığını, bu nedenle davalı tarafından davacıya kesilen ekte sunulan 2 adet faturaya da itiraz ettiklerini, davalının davacıya karşı haksız icra takiplerine girişmesi nedeniyle davacının takip alacaklısına karşı hiçbir borcunun bulunmadığını, %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, konusuz kalan çekin davacıya iadesine, tüm yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkilini kötüniyetli takip alacaklısı olmakla itham etmesinin yanı sıra ileri sürdüğü tüm iddialar; gerçeklere, yasaya, içtihatlara, Yargıtay Genel Kurul kararlarına ve hukuka açıkça aykırı olduğunu, haksız ve mesnetsiz ve yargılamayı sürüncemede bırakmaktan başka amacı olmayan davanın reddine karar verilmesini, davacı/borçlunun ispat yükü ile ilgili beyanının yerinde olmadığını, davanın ispat yükü davacı/borçluya ait olduğunu, davacı/borçlu tarafından bu borç karşılığı müvekkil alacaklı şirkete, keşidecisi olduğu,... Bankası’nın 25.01.2022 tarih ve ... hesap ,...çek nolu, 80.000TL tutarlı çeki 10.09.2021 tarihinde, ... nolu tahsilat makbuzu ile teslim edildiğini, haksız ve kötüniyetli bedelsizlik talebinin reddini, alacağın tahsilini bilerek geciktiren davacı/borçlunun %20 tazminat ödemesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı/borçluya yüklenmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişilerden alınan denetime elverişli rapor içeriklerine göre; davalı/takip alacaklısının davacı/takip borçlusu hakkında ticari ilişki kapsamında kıymetli evraka dayalı olarak takip başlattığı, davacı/takip borçlusunun tebliğ edilen ödeme emri üzerine takibe borca ve fer'ileri yönünden süresinde itiraz etmediği, eldeki menfi tespit davasının açtığı, taraflar arasındaki ihtilafın sözleşme ilişkisi bulunup bulunmadığı, var ise taraflar arası anlaşma gereği düzenlenen faturaya konu mal ve/veya hizmetin teslim edilip edilmediği ve/veya sunulup sunulmadığı hususundan kaynaklandığı, uyuşmazlığın halli ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin tespiti için defter incelemesine karar verildiği, davacının ticari defterlerinde davalıya dava tarihi itibariyle 21.023,02 TL borçlu olduğu, davalının ticari defterlerine göre ise 98.353,02 TL alacaklı göründüğü, tarafların defter kayıtları arasındaki 77.330,00 TL tutarlı uyumsuzluğun; davalı şirketin kendi defterlerinde davacı aleyhine 27.01.2022 tarihinde “...” açıklaması ile 80.000,00 TL borç, 23.02.2022 tarihinde ise davacı lehine “...” açıklaması ile 2.670,00 TL tutarında alacak kaydetmiş olduğu işlem kayıtlarından kaynaklandığı tespit edildiği, davacı şirketin keşide ettiği ... nolu 25.01.2022 keşide tarihli 80.000 TL tutarlı çekin ...Bankası müzekkere cevap yazısında karşılıksız işlem gördüğünün anlaşıldığı, davacı şirketin BA bildirim formları incelendiğinde; 2021 yılında davalı şirketin davacı ... Şti'den 2021 Ağustos döneminde 1 adet fatura karşılığı KDV hariç 35.722,64 TL ve 2021 Eylül döneminde 1 adet fatura karşılığı 50.348,73 TL tutarında alım yaptığına ilişkin BA formu ile bildirimde bulunduğu, davacının BA bildirimine konu etmiş olduğu 2 adet faturanın davacı şirketin incelenen kendi defterlerinde davalı lehine alacak kaydetmiş olduğu faturalardan ibaret olduğunun tespit edildiği, hiç kimsenin başkasına ait faturayı sebepsiz yere kendi defterlerine kendi borcu olarak yazmayacağı, alım olarak kendi aleyhine vergi dairesine beyan etmeyeceğinden işbu fatura içeriği malların davacı şirkete teslimine ilişkin karinelerin oluştuğu, bu kez ispat yükünün davacı tarafa geçtiği, davacının yazılı delil ile iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmakla davacının davasının reddine dair karar vermek gerekmiş, davalı/ alacaklının ise kötüniyet tazminatı talebinin ise açılan takibin durmaması ve diğer yasal koşullar oluşmadığından davacının davasının reddine," karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı şirket tasfiye memuru vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirketin; inşai ve mekanik işler, mimarî ve inşaat malzemeleri ithalatı, ihracatı ve tedarik zinciri alanlarında faaliyet gösteren bir firma olduğunu, davacı şirket bu faaliyetleri doğrultusunda davalı şirketten birtakım inşaat malzemeleri satın almak üzere anlaştığını, bu anlaşma gereği davalı yanca davacıya toplamda 101.023,02-TL değerinde toplam 2 tane fatura kesildiğini, davacı şirketçe anlaşmaya istinaden davalıya verilmiş olan 80.000-TL değerindeki çekin de icra takibine konduğunu, ancak davalı her ne kadar 2 tane fatura kesmiş ve müvekkilinden aldığı çeki icra takibine konu etmişse de önemle belirtmek gerekir ki davalının, sözleşme gereği yüklendiği edimi yerine getirmediğini, davalının fatura kesmiş olmasına rağmen faturalarda yazılı ürünleri müvekkiline teslim etmediğini, kendi edimini yerine getirmemiş olan davalının, müvekkilinden de bu faturalara istinaden ödeme yapmasını talep edemeyeceğini, bu nedenle davalı tarafından başlatılan icra takiplerinin haksız ve kötüniyetli olduğunu, Yargıtay içtihatları gereğince de davalarında ispat yükünün satıcı/davalı taraf üzerinde olmakla, ispat yükünü haiz olan davalı yaptığı satışı ve teslimatı yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğini, Mahkemenin eldeki dosyada oluşturduğu kararın bu haliyle usul ve yasaya aykırı olduğundan, istinaf incelemesine tabi tutulmasını, talepleri doğrultusunda ortadan kaldırılmasını, istinaf incelemesi sebebiyle oluşacak tüm yargılama giderleri ile duruşma sebebiyle takdir olunacak vekalet ücretinin ise davalı yan üzerine bırakılmasını talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE:Dava, fatura ve icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti(menfi tespit) davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, faturaya konu malların teslim edilip edilmediği ve davacının borçlu olup olmadığı noktasındadır.Davacı ... Şirketi tarafından 25/01/2022 tarihinde davalı ... lehine 80.000,00 TL bedelli çek keşide edilmiştir.Davalı takip alacaklısı tarafından, davacı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu 14. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında, "25/01/2022 günlü ... Seri No lu çeki 80.000,00 TL" sebebine dayalı olarak 77.330,00 TL asıl alacağın, 1.986,74 TL işlemiş faiz, 7.733,00 TL çek tazminatı, 154,66 TL çek komisyonu ile birlikte tahsili istemiyle 31/03/2022 tarihli takip talebi ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatılmıştır.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir(TTK m. 4/2). Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır.(TTK'nın 83/1,2) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Bilirkişi aracılığıyla incelenen davalı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davacıdan 98.353,02 TL alacaklı durumdadır. Davacı ticari defterlerine göre ise, davalının faturaları davalının kayıtlarında yer almakta olup, takip tarihi itibariyle davalıya 21.023,02 TL borçlu görünmektedir. Takibe konu çek ise her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlıdır. ... Bankası cevabi yazısına göre bu çek karşılıksız işlemi görmüştür.Taraf ticari defterlerindeki mutabakatsızlık, davalının karşılıksız kalan çeki bu kez davacı aleyhine borç kaydetmesinden ve 2.670,00 TL(çek yaprak bedeli) davacı lehine alacak kaydetmesinden kaynaklanmaktadır. Buna göre, davacının keşide ettiği çek fiilen ödenmediğinden davacı, ticari defterindeki borç bakiyesi yanında bu çek bedeli kadar da davalıya borçludur.Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Yani TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK'nın 222. maddesi (TTK'nın 84. ve 85. maddeleri) uyarınca ispatlamış olur(Yargıtay 23. HD'nin 09.07.2015 Tarih ve 2014/5678 E. - 2015/5377 K sayılı kararı). Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Bu durumda davacı davalının faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir. Davacının davalıya keşide ettiği çek karşılıksız çıktığı ve davacının kendi ticari defterlerindeki kayıtların aksi ispat edilemediği hususları değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı şirket tasfiye memurunun yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

1-Davacı şirket tasfiye memurunun istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı şirket tasfiye memuru tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davacı şirket tasfiye memuru tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 26/03/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/408, K. 2026/541, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-408-e-2026-541-k-f6160ed8989a