Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/410 E. 2026/421 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/410
- Karar No
- 2026/421
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2026/410
KARAR NO: 2026/421
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 27/11/2025
NUMARASI : 2016/528 (E) - 2025/919 (K)
DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat
KARAR TARİHİ: 02/04/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 09/04/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralandığını, kazada müvekkilinin yaya olduğunu, ... plakalı araç sürücüsü davalı ...'nin hız limitlerine uymadığından kusurlu olduğunu, kaza nedeniyle müvekkilinin yaralanarak malul kaldığını, söz konusu kaza nedeniyle müvekkilinin üzüntü ve acısına karşılık 10.000 TL manevi tazminatın talebinin sigorta şirketi hariç diğer davalılardan tahsiline, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 100 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 15/10/2025 tarihli bedel belirleme dilekçesiyle geçici iş göremezlik zararını 8.124,67 TL, sürekli iş göremezlik zararını ise 16.181,09 TL olmak üzere toplam maddi tazminat talebini 24.305,76 TL olarak belirlemiştir.
Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; trafik poliçesinin 30/03/2016 tarihinden itibaren satıştan dolayı iptal edildiğini, buna ilişkin zeyilnamenin sunulduğunu, 09/04/2016 tarihli kazanın poliçenin feshedildiği tarihten sonra meydana geldiğini, bu sebeple tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, husumet itirazlarının bulunduğunu, şirketin temerrüde düşmediğini, davanın kaza tarihinde geçerli bulunan trafik poliçesinin bulunduğu sigorta şirketine ihbar edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde; ... plakalı aracı 11/04/2016 tarihinde noter satışıyla satın aldığını, eski ruhsat sahibinin karıştığı kazadan dolayı davalı olarak göründüğünü belirterek gereğinin yapılmasını talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır.
İlk derece mahkemesince; "1-Davanın kısmen kabul kısmen reddine, 8.124,67 TL geçici iş göremezlik ve 16.181,09 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 24.305,76 TL maddi tazminatın davalılar ... AŞ (Eski ünvanı:... AŞ) ile ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, (ZMMS poliçe limiti olan 310.000 TL ile sınırlı olmak üzere),
2-Bu asıl alacağa davalı ... AŞ (Eski ünvanı:... AŞ) yönünden dava tarihi olan 12/05/2016 tarihinden, diğer davalı ... yönünden kaza tarihi olan 09/04/2016 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,
3-2.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 09/04/2016 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine,
4-Davalı ... bakımından açılan davanın feragat nedeniyle reddine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı ... AŞ vekili dilekçesinde özetle; poliçenin 30/03/2016 tarihinden itibaren iptal edildiğini, bunu ispatlayan zeyilnamenin dilekçe ekinde yer aldığını, söz konusu aracın iptal nedeniyle müvekkili şirket nezdinde kaza tarihini kapsar nitelikte trafik poliçesi bulunmadığından davanın reddi gerekmekteyken tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, poliçe olay tarihinde iptal edilmiş olduğundan ve olay tarihini kapsayan herhangi bir poliçe mevcut olmadığından müvekkili şirketin hiçbir sorumluluğunun doğmadığı ve doğmayacağının da açık olduğunu, bu nedenle işbu davanın tarafları açısından husumet yokluğu nedeni ile reddi gerektiğini, 05/03/2021 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda davacı ...'nın sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı tespit edilmişken 30/01/2019 tarihli Adli Tıp Kurumu raporundaki %1 maluliyet oranının esas alınarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, hükme esas alınan hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatı talebinin ZMSS poliçe teminatı kapsamında olmadığını, davacı vekili lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:
Dava trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davada tarafların taraf ehliyetine sahip bulunmaları HMK'nin 114/1-d maddesi uyarınca dava şartlarındandır. Bu nedenle, davanın taraflarından birinin taraf ehliyetine sahip olup olmadığı mahkemece kendiliğinden incelenecektir.
Taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir. Taraf ehliyeti, medeni (maddi) hukuktaki hak ehliyetini medeni usul hukukunda büründüğü şekildir. Gerçekten, kimlerin taraf ehliyetine sahip bulundukları 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 8. ve 48. maddelerine göre belirlenir. Buna göre hak ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişi, davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir. Aynı Kanunun 28/1. maddesine göre gerçek kişilerin kişiliği ve bununla hak (medeni haklardan istifade) ehliyeti ölümle sona erer.
Bu nedenle ölmüş olan kişinin taraf ehliyeti yoktur. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Yalnız öleni ilgilendiren, yani mirasçılara geçmeyen haklara ilişkin davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalır. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların mal varlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara ölen tarafın mirasçılarına karşı devam edilir. Dava devam ederken davacı ölürse, davacının mirasçıları, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip edebilirler.
Dava dosyasının incelenmesinde, davacı ... ...'nın nüfus kaydı içeriğine göre, ilk derce mahkemesince karar verildikten, davalı ... şirketince nihai karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmadan önce 31/12/2025 tarihinde öldüğü anlaşılmıştır. Eldeki davada, nihai karar verilmiş olmakla birlikte istinaf kanun yolu incelemesi devam ettiğinden hüküm henüz kesinleşmemiştir. Bu itibarla ölen davacı ... ...'nın mirasçılarının davaya dahil edilerek, taraf teşkilinin sağlanmasından sonra oluşacak sonuca göre nihai karar verilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/4. maddesi uyarınca kaldırılmasına,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
3-İstinaf başvurusu için yatırılan karar ve ilam harcının istek halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Davalı ... AŞ vekili tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf talep eden tarafından istinaf aşaması için yatırılan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.02/04/2026