Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2026/252 E. 2026/401 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/252
- Karar No
- 2026/401
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/252
KARAR NO:2026/401
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:15/09/2025
NUMARASI:2025/127 Esas - 2025/682 Karar
DAVA:Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/03/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalıya elektronik sayaç satışı yaptığını, gönderilen teklife davalının yazılı olarak teklif onay yazısı gönderdiğini, davalının ilk peşinat ödemesini 03.05.2024 tarihinde yaptığını, 25.06.2024 tarihinde mal teslimatının yapıldığını ve fatura tanzim edildiğini, ancak bakiye 44.000,64 EURO borcun bu güne kadar ödenmediğini, bakiyenin ödenmesi için davalıya 21.11.2024 ve 27.11.2024 tarihlerinde yazı ile bildirildiğini ancak sonuç alınamaması üzerine İstanbul Anadolu 8. İcra dairesinde 19.12.2024 tarihinde ... ile başlatılan icra takibine borçlunun sadece "itiraz ediyoruz" ibaresi ile takibi itirazla durdurduğunu, arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını belirterek itirazın iptali ile 44.000,64 EURO alacağın ihtar tarihinden itibaren ticari faiz, icra inkar tazminatı ve dava masrafları ile birlikte tahsiline, takdir olunacak teminat karşılığında alacak icin ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı, davaya süresinde cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporu bir arada değerlendirildiğinde; 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesinde 22/7/2020 tarihinde 7251 sayılı kanunun 23. Maddesi ile yapılan değişiklik gereği ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği, yapılan yargılama sırasında davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesinde takibe konu alacağa dayanak faturanın davacı taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı tarafın 27.06.2024 takip tarihinden itibaren ve 20.12.2024 dava tarihi itibariyle de 1.614.643,09 TL (44.000,64 EUR) alacağının bulunduğu, davacı tarafça kesilen 27.06.2024 tarihli numaralı 54.961,22 Euro (1 EUR = 35,1801 TL döviz alış kuru = 1.933.541,22 TL) tutarlı e-faturanın merkezi platform (GİB) üzerinden elektronik ortamda davalı şirkete usulüne uygun tebliğ edildiği, dava dosyası içeriğinde davalı tarafından davacıya kesilmiş herhangi bir iade faturasının görülmediği, ... Bankası'nın 03.05.2024 tarihli dekontunda ... Şti. hesabından davacıya 380.000,00 TL tutarında “... 11.000,-EUR” açıklaması ile EFT havale yapıldığı, davacının davalıya kestiği faturanın döviz alış kuru ile kesildiği, davalı tarafından davacıya yapılan ödemenin de döviz alış kuru ile EUR para cinsinden hesaplanması halinde, davacının davalıdan 43.980,88 EUR alacaklı olacağı, davacı tarafça bilirkişi raporuna karşı itiraz edilmediği anlaşılmakla davacının 43.980,88 EUR lik asıl alacak talebine ilişkin davasında haklı olduğu anlaşılmakla likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle davalı yan aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilerek davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur. Davalı tarafın bilirkişi raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmesinde; Her ne kadar davalı tarafça bilirkişi raporuna karşı itiraz edilmişse de HMK m. 222 gereği "mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir." Bununla birlikte; takip talebinde yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmediği ve harca esas Türk Lirası karşılığının da yazılmadığı, usulüne uygun icra takibi yapılmadığından İİK'nın 67. ve HMK 114-(2) maddeleri uyarınca usulüne uygun yapılmış icra takibinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi talep edilmişse de 6098 sayılı TBK’nın 99. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesinin üçüncü fıkrasında ise; alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarının ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı günün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin ve faizinin, takip talebinde belirtilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Buna göre; alacaklı, yabancı para alacağının TL karşılığını, takip talebinde göstermek zorunda olup, buna bağlı olarak bu zorunluluğun ödeme emrinde de yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu noksanlık kamu düzeni ile ilgili olup, takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulmalıdır (HGK'nın 12/05/1999 tarih ve 1999/12-271 E. - 99/301 K.sayılı kararı). Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacı tarafça taraflar arasındaki mal alım satım ilişkisine dayalı olarak teslim edilen mallar karşılığı olarak ödemesi gereken tutarları ödemediği iddiasıyla ödenmeyen bedelin tahsili için icra takibi başlatıldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar takip talebinde yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmediği ve harca esas Türk Lirası karşılığının da yazılmadığı, usulüne uygun icra takibi yapılmadığından İİK'nın 67. ve HMK 114-(2) maddeleri uyarınca usulüne uygun yapılmış icra takibinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi talep edilmişse de davacı tarafından oluşturulan icra/ödeme emrinin gönderilmesi talebinde ve ödeme emrinde yabancı paranın tahsilini istendiği, talep edilen alacağın Türk Lirası miktar üzerinden hesaplanan icra harcını yatırdığı görülmektedir. Esasen alacağın TL karşılığının gösterilmesi zorunluluğunun konuluş amacının icra dairesinde takip başlatıldığında borcun dolayısıyla icra harçlarının hesaplanması ile ilgilidir.Dayanak icra dosyasının incelenmesinde 44.000,64 EUR alacak talebinin takip tarihindeki kur esas alınarak hesaplanan TL karşılığı üzerinden peşin harcın tahsil edildiği anlaşılmakla usul ekonomisi ve hakkaniyet ilkeleri dikkate alınarak davalı tarafın bu yöndeki itirazlarına itibar edilmemiştir. (Sakarya 5 HD 2025/989 Esas 2025/1041 Karar) İcra inkar tazminatı talebinin değerlendirilmesinde; (...) Somut olayda; dava konusu alacağın faturadan kaynaklandığı bu haliyle borç miktarının olayda olduğu gibi davalı şirket tarafından hesaplanıp belirlenmesinin mümkün olduğu anlaşılmakla 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 67/2.maddesi gereğince davacı lehine koşulları oluşan icra inkar tazminatı talebinin kabulüne, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İİK m.58/3’E aykırı icra takibi nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, davaya konu icra takibinde ise yabancı para alacağına dayanılmış olmasına rağmen, takip talebinde ve ödeme emrinde alacağın TL karşılığı açık ve tereddütsüz biçimde gösterilmediğini, bu eksikliğin İİK m.58/3 hükmüne açık aykırılık teşkil etmekte olup, Yargıtay’ın istikrar kazanmış içtihatlarında kamu düzenine ilişkin kabul edilmekte ve takibin her aşamasında re’sen gözetilmesi gereken bir hukuka aykırılık olarak değerlendirilmekte olduğunu, takip talebindeki ve ödeme emrindeki bu noksanlık kamu düzeni ile ilgili olup süresiz şikayete tabi olduğunu, davacı tarafça delil olarak ticari defterlere dayanılmamış olup buna rağmen yapılan ticari defter incelemesine muvafakatinin bulunmadığını, bu bilirkişi raporunun hükme esas alınması ve delil olarak kullanılması mümkün olmamakla birlikte bu durumun davacı lehine yorumlanmak suretiyle davanın ispatlandığında dair karine oluşturması mümkün olmayıp buna dayanılarak davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, 11.07.2025 tarihli SMMM bilirkişisinin yaptığı hukuki yorumunda, alanının sadece hesap uzmanlığı olan bilirkişinin "ticari defterlerin sunulmaması halinde sunan tarafın kayıtlarına delil olarak dayanılacağı hususundaki takdirin sayın mahkemeye ait olduğu;" şeklindeki yorumuna açık bir şekilde itiraz ettiğini, davacının dava dilekçesinin delil bölümünde "ticari defterlere" dayanmadığını, buna rağmen mahkemece ticari defter incelemesi yapıldığını, bilirkişi tarafından dayanılmayan delile dayanılarak yapılan defter incelemesini kabul etmediklerini, bu rapora dayanılarak hüküm kurulmasının mümkün olmadığını, davalının davacı şirkete işbu davaya konu icra takip konusu fatura alacağı iddiasına ilişkin herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı şirketçe, davalıya herhangi bir mal teslim edilmemiş olup davacı firma tarafından kötü niyetle davalı aleyhine itiraza konu icra takibi başlatıldığını, işbu nedenle ilgili icra takibine itiraz edildiğini, davalı tarafça faturada belirtilen mal gönderilmeden usulsüz şekilde gerçek dışı olarak sanki ürün teslim edilmiş gibi kime teslim edildiği dahi bilinmeyen ürünün faturası davalıya gönderilerek haksız kazanç elde edilmeye çalışıldığını, davaya konu faturadaki ürünün teslim edildiği anlamına gelmemek kaydıyla, davalı şirket usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmediğini,
beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, takip talebinde yabancı paranın Türk Lirası karşılığının gösterilmesinin zorunlu olup olmadığı ve davacı alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında, "vaki ticari ilişki" sebebine dayalı olarak 44.000,64 Euro asıl alacağın tahsili istemiyle 19/12/2024 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 4949 sayılı Kanunun 12. Maddesi ile değiştirilen 58/3 Maddesinde, alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizinin takip talebinde gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Aynı durum, İİK.nun 60/1. maddesi gereğince ödeme emri için de söz konusudur. Anılan değişikliğin gerekçesinde, yabancı para alacaklarının takip talebinde nasıl istenebileceği yönündeki tereddütün uygulamadaki kararlar da esas alınarak giderildiği ve yapılan yeni düzenlemede alacaklının yabancı para alacağının Türk Parası karşılığını takip talebinde göstermesi yanında bu alacağının hangi tarihteki kur üzerinden tahsilini istiyorsa bunu da açıkça göstermesi ve yine yabancı para alacağına ilişkin faiz alacağına ilişkin talebini belirtmesi esası getirildiği ifade edilmiştir.Yabancı para alacağın karşılığı Türk Lirası’nın gerek takip talepnamesinde gerekse ödeme emrinde gösterilmesi yasaca zorunlu kılınmıştır. Kamu düzeni ile ilgili bulunan bu hususun mahkemece re’sen gözönüne alınması gerekir (HGK’nun 12.05.1999 tarih ve 1999/12-271 E, 1999/301 K. sayılı kararı).İtirazın iptali davalarında usulüne uygun bir icra takibinin bulunması dava şartıdır. Somut olayda, takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığı gösterilmemiştir. Bu sebeple, davalılar hakkında açılan işbu dava yönünden "usulüne uygun bir icra takibinin bulunması" şeklindeki dava şartı gerçekleşmemiştir(Yargıtay 11. HD'nin 01.10.2025 Tarih ve 2025/943E. - 2025/5833 K. sayılı kararı).6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 114/2. maddesinde diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklı olduğu ve HMK'nın 115/2. Maddesinde de, mahkemece giderilmesi mümkün olmayan bir dava şartı noksanlığı tespit edilirse davanın usulden reddine karar verileceği düzenlenmiştir. Usulüne uygun bir icra takibinin bulunması kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olup, HMK'nın 115/1. Maddesine göre ise, mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın kendiliğinden araştırır. Takip talebi ve ödeme emrinde bulunması zorunlu olan yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığının bulunmaması nedeniyle ilk derece mahkemesince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiştir.Davacı tarafça karar duruşmasında "Uyap sistemi üzerinden takip talebinde bulunduğumuzda, euro alacağını talebinde bulunurken TL karşılığını istediğimiz belirtiyoruz ancak bu husus görülmemiştir" şeklinde beyanda bulunmuş ise de, söz konusu eksikliğin Uyap sisteminden kaynaklandığına ilişkin dosyada herhangi bir yazı ve delil bulunmadığı ve ayrıca bu hususta bir başvuru yapıldığı da iddia ve ispat edilmediği gibi nazara alındığında, davacının söz konusu beyanlarına itibar edilmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince takip tarihindeki kur esas alınarak hesaplanan TL karşılığı üzerinden peşin harcın tahsil edildiğinden bahisle işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
1-Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE,
2-Başlangıçta peşin olarak alınan 19.165,55 TL harcın işin hitamında alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan fazla olduğu anlaşıldığından, fazla alınan 18.433,55 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davanın ret sebebine göre arabuluculuk ücreti hakkında bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına,
4-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'nin 7/2. maddesi uyarınca 45.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacıya iadesine,
7-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;
a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 1.683,10 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.05/03/2026