Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi 2026/157 E. 2026/220 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/157
Karar No
2026/220
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/157

KARAR NO:2026/220

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:05/09/2024

NUMARASI:2022/839 Esas - 2024/609 Karar

DAVANIN KONUSU:Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))

KARAR TARİHİ:11/02/2026

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacıların ödeme güçlüğüne düştüğünden bahisle, İİK 285 ve TTK 286 maddeleri hükümleri gereği müvekkili hakkında alacaklarıyla konkordato akdetmesini sağlamak amacı ile konkordato mühleti verilmesini ve konkordatonun tasdikini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesince; "..Somut olayda, konkordato talep edenlerin durumunun, Mahkememizin 2021/485 Esas, 2023/409 Karar sayılı konkordato dosyası ile birlikte değerlendirmek gerekmektedir. Anılan yargılama dosyasında ... Şirketi, ... Şirketi, ... Şirketi lehine mahkememizce konkordato tasdik kararı verilmiştir. Huzurdaki yargılama dosyasının davacıları ise anılan şirketlerin hissedarları ve bu şirketlerin bir kısım borçlarının kefili konumundadır. Anılan şirketler, üç aylık dönemlerde 12 eşit taksitle borç ödeme taahhüdünde bulunmuş olup işbu dosyanın tasdik tarihi itibarıyla anılan şirketlerin ilk 3 taksit ödemesinin tamamlandığı anlaşılmaktadır. Davacıların konkordato taksit ödemeleri ise 30.09.2024 tarihinde başlamaktadır. Davacıların, dava dışı şirketlerin hisseleri ve bu şirketlerden elde ettikleri huzur hakkı gelirleri dışında, kefil oldukları borcu karşılamaya yeterli gayri nakdi malvarlıkları bulunmaktadır. Asıl borçluların taksit ödemeye başlamış olması ve kefillerin borçlarının sistematik olarak azalması, bu kişiler yönünden konkordatonun başarıya ulaşmasını güçlendiren bir etken olarak değerlendirmiştir. Nitekim, komiser nihai raporunda da aynı görüş benimsenmiştir. Bu durumda, davacıların konkordato taleplerinin kabul edilerek projenin onaylanması, alacaklıların eş zamanlı olarak hem asıl borçludan hem de kefillerden ayrı ayrı ödeme almak suretiyle alacaklarına daha hızlı şekilde kavuşmalarına ve borcun projede öngörülenden daha erken sürede ödenmesine imkan sağlayan bir durum ortaya çıkardığı ve bu durumun alacaklılar lehine olduğu değerlendirilmiş; konkordato projesinin her bir davacı yönünden ayrı ayrı tasdikine ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerektiği kanaatine varılmıştır." gerekçeleri ile,"Konkordato talep eden ..., ..., ...'ın konkordato projelerinin tasdik talebinin KABULÜNE, ... T.C. Kimlik Numaralı ..., ... T.C. Kimlik Numaralı ..., ... T.C. kimlik Numaralı ...'ın konkordatoya tâbi borçlarının; 30.09.2024 tarihinden itibaren başlamak üzere 36 ay eşit taksitler halinde ÖDENMESİNE.." dair karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:Asli müdahil ... Bankası Anonim Şirketi vekili tarafından süresinde sunulan istinaf dilekçesinde; konkordato projesi hazırlanırken bankanın kayıtları incelenmeksizin sadece davacıların beyanları esas alınmak suretiyle konkordato projesinin hazırlandığı, bir kısım alacakların kabul edilmeyerek çekişmeli hale geldiği belirtilerek mahkeme kararının kaldırılması talep edilmiştir. Asli müdahil ... Bankası A.Ş. Vekili tarafından süresinde sunulan istinaf dilekçesinde; bankanın alacaklı konumda olması itibariyle davacıların bankaya olan borçlarını ödemesi veya yapılandırması konusunda herhangi bir başvuru olmaksızın kötü niyetli konkordato talebinde bulunulduğu, bir kısım alacakların çekişmeli hale geldiği, çekişmeli hale gelen alacaklar konusunda herhangi bir değerlendirmenin yapılmadığı, alacaklı-borçlu menfaat dengesinin sağlanmadığı, ödemelerin başlayacağı tarihinde oldukça uzun olduğu belirtilerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, İİK'nin 285 ve devamı maddelerince açılan konkordato talebine ilişkindir.Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda 2021/810 E. 2021/774 K. sayılı ilam ile davanın reddine dair karar verilmiş ve iş bu karara yönelik istinaf yasa yoluna başvurulması nedeniyle daire tarafından yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda 2022/339 E 2022/1211 K sayılı ilam ile ''...Mahkemece alınan geçici komiserler heyeti raporuna karşı beyan ve itirazlarını bildirmesi için davacılara süre verilmesi gerekirken bu husun göz ardı edilerek davanın esası hakkında karar verilmesinin HMK'nin 27. maddesine açıkça aykırılık teşkil ettiği açıktır. Aynı zamanda konkordato projesinde görülen eksikliklerin yargılamanın aşamasında revize proje ile tamamlanabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.Varılan sonuç itibariyle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçelerle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına,'' dair karar verilmiştir.Daire kaldırma kararından önce düzenlenen raporlar: Konkordato projesi: davacıların projenin tasdik tarihinden itibaren 4 yıllık vadede borçlarının tamamını ödemeyi teklif ettiği, 4 yıllık süre içerisinde sahip oldukları gayrimenkullerin gerektiğinde satılması neticesinde elde edilen kaynağın borçların ödenmesinde kullanılacağı, aynı zamanda gelir ve yönetici maaşı ile şahsi borçlarını ödenebilecek nitelikte olduğu, davacıların iflasa tabi olmadığı, pay sahibi ve ortağı olduğu şirketlerin banka borçlarına aynı zamanda müteselsil kefil oldukları belirtilmiştir...Geçici Konkordato komiser heyetince düzenlenen 07.12.2021 tarihli raporda özetle; davacıların, dosyası tefrik olunan ... Şti, ... Şti.'nde pay sahibi ve ortak oldukları her 3 davacının da iflasa tabi kişi olmadığı, ticaret sicilinde tacir olarak kayıtlarının bulunmadığı, konkordato projelerinin başarıya ulaşmasının davacı şirketinin projelerinin başarıya ulaşmasına bağlı olduğu, her ne kadar komiser heyetince konkordatonun başarıya ulaşma ihtimali bulunduğu kanaatine varılmış ise de, bu değerlendirmenin teklifin projedeki projeksiyonla aynı olacağı anlamına gelmediği ve ayrıca borçlu gerçek kişilerden;

- Davacı ...'ın konkordato ön projesinin temel dayanağı kefil olduğu şirketlerin ödemelerine bağlı olup, bu nedenle şirketlerin konkordatosu başarılı olduğunda ve borçlar ödendiğinde davacının borçları da sona ereceği, borçlunun her ne kadar şahsi mülkiyetinde bulunan taşınmaz malları olsa da sahip olduğu taşınmazları için bilirkişi tarafından 21.465,83-₺ değer takdir edilmiş olup, söz konusu taşınmazların satılması ile kefalet borçlarının ödenmesi mümkün olmamakla birlikte, şahsi borçlarını huzur hakkı gelirleri ve taşınmaz satışı yoluyla ödemesi mümkün göründüğü, projede somut olarak huzur hakkı dışında herhangi bir geliri ve konkordato kaynağı olmadığı,

-Davacı ...'ın konkordato ön projesinin temel dayanağı kefil olduğu şirketlerin ödemelerine bağlı olduğu, bu nedenle şirketlerin konkordatosu başarılı olduğunda ve borçlar ödendiğinde davacının borçları da sona ereceği borçlunun her ne kadar şahsi mülkiyetinde bulunan taşınmaz malları olsa da sahip olduğu taşınmazları için bilirkişi tarafından 3.670.799,16-₺ değer takdir edilmiş olup, söz konusu taşınmazların satılması ile kefalet borçlarının ödenmesi mümkün olmamakla birlikte, şahsi borçlarını huzur hakkı gelirleri ve taşınmaz satışı yoluyla ödemesi mümkün göründüğünün projede somut olarak huzur hakkı dışında herhangi bir geliri ve konkordato kaynağı olmadığı,

-Davacı ...'ın konkordato ön projesinin temel dayanağı kefil olduğu şirketlerin ödemelerine bağlı olup bu nedenle şirketlerin konkordatosu başarılı olduğunda ve borçlar ödendiğinde davacının borçları da sona ereceği borçlunun her ne kadar şahsi mülkiyetinde bulunan taşınmaz malları olsa da sahip olduğu taşınmazları için bilirkişi tarafından 781.465,83-₺ değer takdir edilmiş olup, söz konusu taşınmazların satılması ile kefalet borçlarının ödenmesi mümkün olmamakla birlikte, şahsi borçlarını huzur hakkı gelirleri ve taşınmaz satışı yoluyla ödemesi mümkün göründüğü projede somut olarak huzur hakkı dışında herhangi bir geliri ve konkordato kaynağı olmadığı belirtilmiştir. Ayrıca komiser heyeti raporunda davacı ...'ın, toplam 244.511,12-₺ şahsi borcunun, 10.416.916,59-₺ kefalet borcunun olduğu, davacı ...'ın toplam 234.292,87-₺ şahsi borcunun, 10.416.916,59-₺ kefalet borcunun olduğu, davacı ...'ın toplam 87.510,92-₺ şahsi borcunun, 10.416.916,59-₺ kefalet borcunun olduğu kefaletten doğan borçların fer'i niteliği gereği ve kefil olduğu şirketlerin konkordatosu ve İİK'nin 308-h çerçevesinde rehinli alacaklılarla müzakere, yeniden yapılandırma çalışmaları çerçevesinde şirketler tarafından ödeme yapıldıkça borçlarının azalacağı dolayısıyla davacının borçluluğunu kefil olduğu şirketlerin ödemelerine bağlı olduğu, konkordato başarılı olduğunda ve borçlar ödendiğinde davacıların borçlarının daha sona ereceği, davacıların şahsi ve kefalet borçlarını 4 yıl içinde eşit taksitlerle ödemeyi teklif ettiği, kefalet borcu ve gerektiğinde davacının hissedar olduğu gayrimenkullerin 4 yıllık süre içerisinde değer kazancı neticesinde gerçek rayiç değerlerine ulaşması sonucunda sağlanacak nakit kaynak ile borçların tasfiye edileceği, bunun yanı sıra şahsi borcun ödenmesinde de elde edilecek kardan sağlanacak gelir ve yönetici maaşıyla şahsi borçlarının da ödenebilecek nitelikte olduğu belirtilmiştir. Taşınmazın değerinin tespitine yönelik düzenlenen bilirkişi raporlarında, davacılardan ... yönünden toplam 21.465,83 TL ,davacılardan ... yönünden toplam 3.670.799,16 TL ve davacılardan ... yönünden toplam 781.465,83 TL değer tespitinde bulunulmuştur.Kaldırma kararından sonra düzenlenen raporlar:Konkordato komiseri tarafından düzenlenen 10.08.2024 tarihli raporda özetle;

-Davacılardan ...'ın, borçlarının tamamına yakınının dava dışı konkordato talebinde bulunan şirketlerin borçlarına olan kefaletten kaynaklı olduğu, davacının borçlarını ödemeye yeter miktarda konkordato kaynağı bulunduğu, bankalara kefil olduğu tutarın 7.988.583,99 TL olduğu, bu kefalet borcunun şirketlerin tarafından ödenmemesi halinde gerektiğinde gayrimenkullerin ( 14.775.145,77 TL) 3 yıllık süre içinde değer kazanacağı neticesinde gerçek rayiç değerlerine ulaşması ile sağlanacak nakit kaynakla borçları tasfiye edebileceği, bunun yanı sıra kendi şahsi borçlarının ödenmesinde ortağı olduğu şirketlerin ticari faaliyetlerinden elde edilecek kardan sağlanacak gelir ve yönetici maaşı ile kendi şahsi borçlarını ödeyebilecek durumda olduğu belirtilmiştir.

-Davacılardan ...'ın, borçlarının tamamına yakınının dava dışı konkordato talebinde bulunan şirketlerin borçlarına olan kefaletten kaynaklı olduğu, davacının borçlarını ödemeye yeter miktarda konkordato kaynağı bulunduğu, bankalara kefil olduğu tutarın 7.988.583,99 TL olduğu, bu kefalet borcunun şirketlerin tarafından ödenmemesi halinde gerektiğinde gayrimenkullerin 3 yıllık süre içinde değer kazanacağı neticesinde gerçek rayiç değerlerine ulaşması ile sağlanacak nakit kaynakla borçları tasfiye edebileceği, bunun yanı sıra kendi şahsi borçlarının ödenmesinde ortağı olduğu şirketlerin ticari faaliyetlerinden elde edilecek kardan sağlanacak gelir ve yönetici maaşı ile kendi şahsi borçlarını ödeyebilecek durumda olduğu belirtilmiştir.Davacılar yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılarak her üç davacı yönünden de, konkordato tekli,finin tasdik kararından sonra başlamak kaydı ile 36 ay eşit taksitler halinde olmak üzere toplam 3 yılda (36 ay) eşit taksitler halinde ödemeninin taahhüd edildiği, imtiyazlı borç olmadığından teminat şartı oluşmadığı, teklif edilen tutarın borçluların kaynakları ile orantılı olduğu, alacaklılar toplantısı ve iltihak süresi içinde karar nisabının sağlandığı, projenin başarıya ulaşma ihtimalinin bulunduğu belirtilmiştir.Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair karar verilmiş olup, alacaklılar T.C. ... Bankası A.Ş. İle ... Bankası A.Ş. Vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi:Alacaklı ... Bankası A.Ş. yönünden inceleme: İstinaf yasa yoluna başvuran alacaklı vekili tarafından sunulan 12/03/2025 tarihli beyan dilekçesinde istinaf başvurusundan feragat edildiği belirtilmiştir. Dairemizce, iş bu alacaklı vekilinin istinaf yasa yolundan feragat ettiğine dair beyanın hukuki yönden hüküm doğurabilmesi için , feragat yetkisinin mevcut olduğu vekaletnamenin sunulması amacıyla dosyanın mahal mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ise de, gerek geri çevirme kararından önce ve gerekse geri çevirme kararından sonra sunulan belgeler ve beyan dilekçeleri incelendiğinde, feragat yetkisinin bulunduğu vekaletnamenin dosyaya ibraz edilmediği anlaşılmıştır. İş bu nedenle, dairemizce alacaklı ... Bankası A.Ş. yönünden de istinaf incelemesi yapılmıştır. İstinaf yoluna başvuran alacaklıların istinaf başvurusunun süresinde olup/ olmadığına ve istinaf hakkı olup /olmadığına ilişkin inceleme;7499 sayılı Yasa'nın 37/1.maddesi ile değişen 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'na eklenen "Kanun Yolları" başlıklı 308/a maddesinde "Konkordato hakkında verilen karara karşı borçlu veya konkordato talep eden alacaklı, kararın tebliğinden; itiraz eden diğer alacaklılar ise tasdik kararının ilânından itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. İstinaf ve temyiz incelemeleri, Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılır." düzenlemesi ile itiraz eden alacaklıların tasdik kararının ilanından itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurabilecekleri düzenlenmiştir. İİK'nın konkordatonun mahkemede incelenmesi başlıklı 304/1. maddesinde "(Değişik: 28/2/2018-7101/32 md.) Komiserin gerekçeli raporunu ve dosyayı tevdi alan mahkeme, konkordato hakkında karar vermek üzere yargılamaya başlar. Mahkeme, komiseri dinledikten sonra kısa bir zamanda ve her hâlde kesin mühlet içinde kararını vermek zorundadır. Karar vermek için tayin olunan duruşma günü, 288 inci madde uyarınca ilân edilir. İtiraz edenlerin, itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak bildirmek kaydıyla duruşmada hazır bulunabilecekleri de ilâna yazılır." hükmü yer almaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22/05/2024 tarihli 2024/6-148 E. 2024/273 K. sayılı kararında ve bir çok emsal kararında konkordato talebi hakkında verilen karara karşı İİK 308/a maddesi uyarınca itiraz eden alacaklıların kanun yoluna başvurabileceğinin ifade edilmiş, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 30/05/2024 tarihli 2024/1497 E. 2024/1871 K., 04/06/2024 tarihli 2024/1309 E. 2024/1961 K. sayılı kararında da YHGK kararında belirtilen hususlara yer verilmiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda kabul edilen görüş; alacaklıların İİK'nın 304.maddesi uyarınca yapılacak ilan uyarınca duruşmadan en az üç gün önce yazılı olarak itirazlarını bildirmek koşuluyla tasdik kararına karşı kanun yoluna başvuru hakları olduğu yönündedir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi de yukarıda yer verilen kararları ile önceki uygulamasından dönerek, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda kabul edilen görüşü benimsemiş, yani alacaklılar toplantısında red oyu kullansa dahi İİK'nın 304.maddesi uyarınca yapılacak ilan uyarınca duruşmadan en az üç gün önce yazılı olarak itirazlarını bildirmeyen alacaklıların, karara karşı kanun yoluna başvuru haklarının olmadığını kabul etmiştir. Benzer olaylara aynı hukuki sonuçlar bağlanması anlamına gelen yargısal kararlardaki istikrar, adil yargılanma hakkının, hakkaniyete uygun yargılama ilkesinin gereğidir. İstikrarlı karar verme, hukuki belirliliği ve öngörülebilirliği sağladığı gibi, kişilerin yargı sistemine ve mahkeme kararlarına güvenini de tesis eder. Bu nedenle Dairemizce, İİK'nın 304.maddesi uyarınca yapılacak ilan uyarınca duruşmadan en az üç gün önce yazılı olarak itirazlarını bildirmeyen ancak alacaklılar toplantısında red oyu kullanan alacaklıların istinaf yoluna başvurabileceği yönündeki önceki uygulamasından dönülmüş, gerek Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda, gerekse konkordato konusunda görevli Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nde kabul gören görüş nazara alınarak, alacaklıların İİK'nın 304.maddesi uyarınca yapılacak ilan uyarınca duruşmadan en az üç gün önce yazılı olarak itirazlarını bildirmek koşuluyla tasdik kararına istinaf yoluna başvurabileceği kabul edilmiştir.Mahkemece İİK'nın 304.maddesi uyarınca "itiraz edenlerin itiraz sebeplerini duruşma gününden en az üç gün önce yazılı olarak mahkemeye bildirmek kaydı ile duruşmada hazır bulunabilecekleri" ihtarını içerir şekilde tasdik yargılamasına ilişkin metin 12/07/2024 tarihinde Basın İlan Kurumu İlan Portalında ve 12/07/2024 tarihinde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmiştir.Konkordato tasdik kararının Basın İlan Kurumu İlan Portalında 13/09/2024 tarihinde ilan edildiği ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde 13/09/2024 tarihinde ilan edildiği, istinaf yoluna başvuran alacaklı... Bankası Anonim Şirketi vekilinin 11/09/2024 tarihinde, alacaklı ... Bankası A.Ş. Vekilinin 27/09/2024 havale tarihli dilekçesi ile yani yasal süre içerisinde istinaf yoluna başvurdukları tespit edilmiştir. Esasa Dair İnceleme:Konkordato, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için başvurabileceği kendine özgü bir cebri icra kurumudur. Konkordatoda amaç, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen, mali durumu bozulmuş olan ve borçlarını ödeyip faaliyetlerini devam ettirmek isteyen dürüst borçluyu koruyarak mali durumunun iyileşmesini sağlamak ve alacaklıların, borçlunun muhtemel bir iflasına nazaran, daha fazla ölçüde alacaklarına kavuşma olanağı yaratmaktır. Konkordato ile alacaklılar, alacaklarının bir kısmından vazgeçerler ve/veya borçluya, ödeme konusunda belirli bir vade tanırlar. Bu durumdaki bir borçlunun iflas etmesi, faaliyetlerinin tümüyle sona ermesine ve alacaklıların alacaklarını büyük oranda tahsil edememelerine neden olur. İçinde bulunduğu mali koşullara göre borçluya borçlarını belirli bir oran veya vadeyle ödeme imkanı verilmesi hem borçlu bakımından ve hem de alacaklılar bakımından olumlu sonuçlar doğurur. Alacaklılar arasında eşitlik esasına dayalı bir ödeme sağlanır ve borçlu iktisadi faaliyetlerine devam eder. Böylece borçlu, piyasadaki varlığını sürdürürken, piyasadaki istikrar ve istihdam imkanları da korunmuş olur. (Yargıtay 23.Hukuk Dairesi 2020/1165 E 2021/123 K sayılı ilam)Borçlu hakkında kesin mühlet verilmesinden sonra komiser tarafından İİK'nin 288. maddesinde; yapılacak ilanla alacaklılar alacaklarını bildirmeye davet olunacağı (İİK.m.289), İİK'nin 300. maddesinde; komiser, iddia olunan alacaklar hakkında borçluyu açıklamada bulunmaya davet edeceği, İİK'nin 302/6. maddesinde; çekişmeli alacakların hesaba katılıp katılmamasına ve ne oranda katılacağına mahkemenin karar vereceği düzenlenmiştir. Burada konkordatoyu inceleyecek olan mahkemenin bu talep üzerine vereceği karar, sadece konkordatonun nisabına dahil olmak bakımından bir sonuç doğuracaktır. Mahkemenin çekişmeli alacağın konkordatoya dahil olmasına ilişkin kararı maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyecektir. Nitekim İİK 302/6 maddesinde çekişmeli alacaklılar bakımından ileride mahkemenin vereceği hükümlerin saklı olduğu ifade edilmiş olup bu bağlamda İİK 308/b bendinde alacakları itiraza uğramış olan alacaklıların, tasdik kararının ilan tarihinden itibaren bir ay içinde dava açabileceği hüküm altına alınmıştır.Somut davada, maliyetlerin artması, piyasa genelindeki talep düşüklüğü, yüksek faiz giderlerinin müvekkili şirketleri finansal dar boğaza soktuğunu, Covid-19 salgını ile dünya ve ülke genelinde yaşanan olağanüstü durumun küresel çapta bir kriz meydana getirdiğini belirterek tüm bu sebeplerden dolayı 2004 sayılı İİK'nun 285 ve devam eden maddeleri gereğince konkordato talebinde bulunulduğu, davacı gerçek kişilerin tasdikten sonra başlamak kaydıyla 3 yılda (36 ay) eşit taksitler halinde ödeme yapmayı taahhüt ettiği, alacaklılar toplantısı ve iltihak süresi sonunda konkordato teklifinin İİK 'nun 302 maddesinde aranan çoğunluk ile kabul edildiği, teklif edilen tutarın borçluların kaynakları ile orantılı olduğu anlaşılmaktadır. Davacılar yönünden dosyaya sunulan konkordato tasdik koşullarına ilişkin nihai komiser raporunda, kefili ve ortağı olduğu şirketlerin konkordato teklifinin kabul edildiği ve borçların düzenli olarak ödendiği belirtilmiştir. Sunulan istinaf başvurusunda sadece borçlu beyanları nazara alınmak suretiyle konkordato tasdik projesi hazırlandığı belirtilmiş ise de, yukarıda açıklandığı üzere İİK'nin 300. maddesinde; komiser, iddia olunan alacaklar hakkında borçluyu açıklamada bulunmaya davet edeceği, İİK'nin 302/6. maddesinde; çekişmeli alacakların hesaba katılıp katılmamasına ve ne oranda katılacağına mahkemenin karar vereceği düzenlenmiş olup, İİK 308/b bendinde alacakları itiraza uğramış olan alacaklıların, tasdik kararının ilan tarihinden itibaren bir ay içinde dava açabileceği yasanın amir hükmünden anlaşılmaktadır. Yukarıda yer alan tespit ve bilgiler ışığında değerlendirme yapıldığında, mahkeme tarafından her üç davacı yönünden konkordato tasdik talebinin kabulüne dair karar vermesinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, alacaklı ... Bankası A.Ş. ve ... Bankası A.Ş vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b.1 gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Alacaklı ... Bankası A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1.b.1.bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Alacaklı ... Bankası A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

3-Alacaklı ... Bankası A.Ş. ve Alacaklı ... Bankası A.Ş vekili tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,

4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar harcından, alacaklı ... Bankası A.Ş. tarafından yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL'nin ... Bankası A.Ş'den ilk derece mahkemesince tahsiline,

5-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar harcından, alacaklı ... Bankası A.Ş tarafından yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL'nin ... Bankası A.Ş'den ilk derece mahkemesince tahsiline,

6-İstinaf yargılama giderlerinin tarafların kendi üzerinde bırakılmasına,

7-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iadesine,

8-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

9-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nin 361/1. Maddesi, 7499 sayılı Yasa'nın 37/1.d maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK'nın 308/a maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 11/02/2026

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, E. 2026/157, K. 2026/220, T. 11.02.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-45-hukuk-dairesi-2026-157-e-2026-220-k-6b7967c54bc8