Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1551 E. 2026/1517 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1551
- Karar No
- 2026/1517
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1551 KARAR NO : 2026/1517
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2026/334 Esas - (Derdest) KARAR TARİHİ : 07/04/2026 İTALEP : İhtiyati Tedbir KARAR TARİHİ : 25/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 25/06/2026
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosya incelendi; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin davaya konu ".... İli, .... İlçesi,... Mahallesi .... ada ... nolu ve ... nolu parsellerde" kain fabrikanın kiracısı konumunda olduğunu, fabrikanın maliki davadışı ... ile kiracısı sıfatında olan davacı arasında akdedilmiş olan 01/01/2024 tarihli kira sözleşmesi bulunduğunu, davalı ....nin davaya konu 011...sıra nolu 23/12/2025 tarihli Çevre Şube Müdürlüğü Denetim Tutanağı işlemi ile işyeri bina kapısı, üretim alanı ön ve arka kapısı, parsel dışa açılan kapının mühürlendiğini, anılı mühürleme işlemlerine konu tutanakta "Firmanın talebi üzerine alandaki malların ve makinaların güvenliği için kendileri tarafından görevlendirilecek bir bekçinin işyeri alanında bulunmasına izin verilmiştir." ifadesi geçtiğini, işletmesinin üretiminin durmasına sebebiyet verdiğinden bahisle ....'nin 11/12/2025 tarihli Yönetim Kurulu kararının iptaline, yönetim Kurulu kararına dayanılarak düzenlenen 01175 nolu 23/12/2025 tarihli KOSBİ Çevre Şube Denetim Müdürlüğü tutanağı ile mühürleme işleminin geçersiz olduğunun tespitine ve iptaline, dava konusu işlemlerin durdurulmasına yönelik taminatlı veya teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin faaliyet gösterdiği .... Mahallesi, .... ada ... ve... numaralı parseller üzerinde yapılan ilk denetimlerde, taşınmazın yapı kullanma izninin bulunmadığı somut olarak tespit edildiğini, davacı, temel yapı belgeleri olmaksızın faaliyet göstererek hem yasal düzeni hiçe saymış hem de bölgedeki diğer katılımcıların güvenliğini tehlikeye attığını, müvekkili OSB, 4562 sayılı Kanun'un kendisine verdiği denetim yetkisini kullanarak, ruhsatsız faaliyetin devamını engellemekle yükümlüdür. Davacının ruhsatsızlığı "çekişmesiz" bir gerçeklik olup, bu durum mühürleme işleminin en temel hukuki dayanağını oluşturduğunu, davacının ruhsatsız ve kontrolsüz faaliyetleri, çevre sakinleri ve diğer hak sahipleri tarafından da şikayet konusu edildiğini, müvekkiline iletilen türlü şikayetler, davacının faaliyetlerinin kamuoyunda yarattığı rahatsızlığı belgelediğini, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın müvekkil OSB'ye gönderdiği CİMER yazıları, konunun üst kademelere dahi yansıdığını ve müvekkili kurumun denetim görevini yerine getirmesinin önem derecesini de gösterdiğini, müvekkilce yapılan işlem hukuka uygun olup 4562 sayılı kanun kapsamında osb'nin denetim sorumluluğu kapsamında olduğunu, davaya konu işlem bölge içindeki sanayi disiplini için zorunluluk arz ettiğini, ihtiyati tedbir talebinin reddi yerinde olduğunu, davacı tarafın hukuki dayanaktan yoksun, haksız ve mesnetsiz davasının usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince verilen 07/04/2026 tarihli ara kararda özetle; davacıya ruhsat verme koşullarının tam olarak oluştuğu hususunun bu aşamada yaklaşık olsa da ispat edilebildiğinin söylenemeyeceği, OSB yönetim kurul kararlarının iptali isteminin yargılamayı gerektirdiği ve deliller toplanmadan ara karar ile nihai hüküm sonucu doğuracak şekilde tedbir kararı verilemeyeceği değerlendirildiğinde, netice olarak organize sanayi bölgesi sınırları içinde bulunan işyerlerine işyeri açma ve çalışma ruhsatı verme ve bu işyerlerini denetleme yetkisinin organize sanayi bölgesi tüzel kişiliğine ait olduğu değerlendirildiğinde davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu işlemin esas yönünden hukuka aykırı olduğunu, davaya konu mühürleme işleminin davalı kurumun yetkisinde olmadığını, bu nedenle yetkisiz bir şekilde yapılan haksız mühür işlemi nedeniyle müvekkil şirketin zararını tazmin etme hakkını saklı tutarak dayanak işlemin iptalini talep ettiğini, OSB'lerin ruhsata ilişkin işlemlere ilişkin yetkilerinin kanunen denetlemek ile sınırlı olup, mühürleme yetkisini haiz olmadıklarını, davalı OSB'nin denetleme yetkisini aştığını, gerekçe ile karar arasındaki çelişkinin tedbir taleplerimizin haklılığını sabit hale getirdiğini, denetleme yetkisi ile icrai mühür işlemi tesis edilmesi farklı işlemler olduğunu söz konusu yetkisiz mühür işlemi nedeniyle işlem dosyası dahi celp edilmeden tedbir kararı verilmesi gerekirken, kabul ettiğimiz anlamına gelmemesi kaydıyla en azından sayın yerel mahkeme tarafından yerinde inceleme kararı alınarak tutanağın uygunluğunun denetlenmesi ve akabinde tedbire yönelik karar verilmesi gerektiğini, müvekkil şirket ve dava dışı .... AŞ'nin Haziran 2026 tarihinde davaya konu taşınmazdan taşınarak .... İli .....İlçesi ... Mahallesi ... Ada... parselde yaptırdıkları fabrikaya taşınacaklarını, bu süreçte taşınmazı iyiniyetle kiraladıklarını beyanla ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP : Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun istinaf başvurusunun esastan reddine, verilen 07.04.2026 tarihli ihtiyati tedbirin reddine dair ara kararın onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. G E R E K Ç E Uyuşmazlık, davalı .. Yönetim Kurulunun 11/12/2025 tarihli kararının iptali ve bu karara dayalı 23/12/2025 tarihli 011175 sayılı KOSBİ Çevre Şube Denetim Mdürlüğü tutanağı ve işleminin geçersizliğinin tespiti ile iptali istemli davada ihtiyati tedbir isteminin reddinden kaynaklanmaktadır. İDM'nce yukarıda gösterilen gerekçelerle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; aynı Kanunun 357. maddesine göre de; İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemeyeceği ve istinafta yeni delillere dayanılamayacağına ilişkin maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır. 6100 Sayılı HMK'nın 389/1. fıkrası gereğince; Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. 390/3.fıkrasına göre; tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. 391/1.fıkra gereğince; mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir. Ancak, davacı vekili dava konusu Yönetim Kurulu kararı ve buna dayalı mühürleme işleminin tedbiren durdurulmasını talep ederken davanın sonunda elde edilebilecek bir hakka şimdiden ihtiyati tedbir yoluyla ulaşmak istemektedir. Dava konusu uyuşmazlığın esasını çözümleyecek veya böyle bir sonuç doğuracak nitelikte, diğer bir anlatımla davanın sonucunu öne alacak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemez. Ciddi zarar tehlikesi doğduğu hususu yargılama sonucuna bağlı olup ihtiyati tedbir talebinin içeriğinin esas karar kapsamında yargılamayı gerektirdiğinden; talebin reddine karar verilmiş olması neticeten yerinde olup; davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerektiği anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince geçici hukuki koruma tedbirinin değerlendirilmesi bakımından, taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığından ve davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından peşin yatırılan 2.002,00 TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, harç iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 25/06/2026 tarihinde, 6100 Sayılı HMK'nun 362. maddesi (1-f) bendi ve 394/son fıkrası gereğince KESİN olarak oy birliği ile karar verildi.