Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1224 E. 2026/1766 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1224
- Karar No
- 2026/1766
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1224 KARAR NO : 2026/1766
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/04/2026 NUMARASI : 2026/346 Esas 2026/291 Karar DAVANIN KONUSU : Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımsız)) BAM KARAR TARİHİ : 14/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 14/07/2026
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Menemen Şubesi’nden 30.06.2024 tarihinde keşide edilen ve bedeli 650.000 TL olan E1-9800065 seri numaralı çekin sahibi olup, çek bedelinin müvekkili tarafından ödendiğini, dava konusu çekin, davacı tarafından cirantaya verildiğini ancak ciranta tarafından kaybedildiğini ve davacıya iade edilmediğini, çekin, mevcut durumda bulunmadığını, nitekim cirantanın tanıklık yapmaya hazır olduğunu, .. mesajlarından da görüleceği üzere çekin ödenmiş olduğu hususunda da ikrar mevcut olup- ihtilaf bulunmadığını, ilgili çekin kaybolması nedeniyle, davacının mağduriyetinin giderilmesi, çekin geçerliliğinin ortadan kaldırılması ve üçüncü kişilerin bu çeki tahsil etme girişimlerinin önlenmesi gerektiğini, bu nedenle iş bu davanın ikamesinin zorunlu hale geldiğini, açıklanan nedenlerle; fazlaya ilişkin dava, ek dava, talep, beyan ve diğer tüm haklar saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulü ile, ileride telafisi imkânsız zararlara uğranılmasının önlenmesi bakımından, 30.06.2024 tarihli, Menemen Şubesi’nden keşide edilen 650.000 TL bedelli, E1-9800065 seri numaralı çekin zayi olduğu hususunda mahkemece hüküm verilmesini, çekin icra konusu yapılmaması, protesto ettirilmemesi, ciro edilmemesi, tahsile verilmemesi için üzerine ihtiyati tedbir niteliğinde T.T.K.’nun 669 ve 711. maddeleri gereği ödeme yasağı konulmasına, ilgili banka şubesine iş bu çek bedelinin ödenmemesi amacıyla ödeme yasağı konulduğu hususunu bildirir müzekkere yazılmasına, çekin üçüncü kişilerce tahsil edilmesinin önlenmesini, akabinde zayi olan dava konusu çekin iptaline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. MAHKEMECE: "...,DELİLLER :Davacı vekili iddiasını ispata yönelik olarak; banka kayıtları, tanık beyanları, çek fotokopisi ve her türlü yasal delile dayandığı görülmüştür. DEĞERLENDİRME : Dava; zayi nedeniyle çek iptali istemine ilişkin olduğu, yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere, Türk Ticaret Kanunu'nun 818/1-b maddesi yollaması ile Türk Ticaret Kanunu'nun 757 ile 763 maddeleri ve 764. maddesinin birinci fıkrasına göre, iradesi dışında çeki elinden çıkan hak sahibinin çekin iptalini isteyebileceği, Türk Ticaret Kanunu'nun 759/2 maddesine göre de, iptal isteminde bulunan kişinin, çek elinde iken ziyana uğradığını inandırıcı bir şekilde gösteren delilleri mahkemeye sağlamak ve çekin bir suretini ibraz etmek veya çekin esas içeriği hakkında bilgi vermekle yükümlü olduğu düzenlenmiş olup, somut uyuşmazlıkta ise, davacının iptalini istediği çekin lehtarı veyahutta ciro veya temlik yolu ile çeki devir alan yetkili çek hamili olduğuna dair herhangi bir açıklamada bulunmadığı gibi, iptali istenen çekin çek numarası dışında keşideci, lehtar, keşide tarihi, keşide yeri, bedeli gibi çekin esası hakkında bilgi vermediği, çek keşidecilerinin boş çek yapraklarına ilişkin iptal isteminde bulunamayacaklarına dair Yargıtay'ın yerleşik içtihatları da dikkate alınarak, davanın reddine karar verilerek aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile; "Davanın REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece dava dilekçesinde çekin esaslı unsurlarının bildirilmediği yönünde kendi içinde çelişen ve gerçeğe aykırı bir gerekçe kurduğunu, yerel mahkemenin gerekçeli kararında, müvekkili davacının çekin numarası dışında keşideci, lehtar, keşide tarihi, keşide yeri ve bedeli gibi çekin esası hakkında bilgi vermediğini iddia ettiğini, oysa aynı gerekçeli kararın "DAVA" başlıklı özet kısmında da açıkça yazıldığı üzere; dava dilekçelerinde çekin 30.06.2024 keşide tarihli olduğu, Menemen Şubesi'ne ait bulunduğu, 650.000 TL bedelli olduğu ve E1-9800065 seri numarasını taşıdığının mahkemeye eksiksiz olarak bildirildiğini, ilk derece mahkemesince, müvekkilinin yetkili hamil olduğunu kesin delillerle ispatlayamadığı yanılgısına düştüğünü, oysa hasımsız olarak açılan zayi nedeniyle çek iptali davalarında kesin ispat kuralının uygulanmayacağını, yerel mahkemenin, tensip zaptı dahi düzenlemeden, ilgili muhatap bankaya müzekkere yazıp çekin akıbetini, ibraz edilip edilmediğini veya kimin adına kayıtlı olduğunu sormadan davayı dosya üzerinden reddettiğini, bu durumun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi kapsamında ağır bir usul ihlali olduğunu, mahkemenin gerekçesinde, müvekkilinin boş çek yaprağı iptali isteyen bir keşideci olabileceği imasında bulunulmuş ise de, dava dilekçelerinde açıkça müvekkilinin çek bedelini ödediği ve çeki cirantadan geri alması gerekirken zayi edildiğinin belirtildiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: 492 sayılı Harçlar Kanununun 27. ve 30. maddeleri uyarınca davacı, dava harçlarını ödemek zorundadır. Anılan kanun maddelerinde, harcın ödenmemesi halinde yargılamaya devam olunamayacağı ve müteakip işlemlerin yapılamayacağı öngörülmüştür. Dava açılırken peşin olarak ödenmesi gereken harcın eksik ödenmesi halinde, eksik harcın ne şekilde tamamlatılacağı 492 sayılı Harçlar Kanununun 30. maddesinde açıklanmıştır. Buna göre; dava harçlarının eksik ödendiğinin yargılama sırasında anlaşılması halinde, yalnızca o celseye devam olunur ve davacı tarafa eksik harcı tamamlaması için uygun bir mehil verilir. Harç tamamlanmadıkça yargılamaya devam olunmaz. Mahkemece verilen süre içinde eksik harcın tamamlanmaması halinde, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar vermek gerekir. Eldeki davada; 492 Sayılı Harçlar Kanununun 27. ve 30. maddesi hükümleri gereğince işlem yapılarak başvurma harcı ile peşin harç alınması gerekirken, yasanın emredici hükümlerine aykırı davranılarak harç alınmadan karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu itibarla; istinaf incelemesine konu ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 355. ve 353/(1)-a-4. ve 6. maddeleri gereğince re'sen kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın kaldırılma sebep ve şekline göre istinaf yoluna başvuran davacı vekilinin istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/04/2026 tarih, 2026/346 Esas ve 2026/291 Karar sayılı hükmünün, 6100 sayılı HMK’nın 355. ve 353/1-a-4. ve 6. maddeleri uyarınca RE'SEN KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-Kararın kaldırılma sebep ve şekline göre davacı vekilinin istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA, 4-İstinaf başvurusuna konu kararın kaldırılması nedeniyle başvuru sırasında alınan 732,00 TL peşin harcın başvuru sahibi tarafa iadesine, 5-İstinaf başvurusu aşamasında başvuru sahibi davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK’nın 353/(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 14/07/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.